Güncel Haberler:

Akademisyen Doç. Dr. Gökçe Özdemir: "Belediyeler Festivallerin Farkına Vardı."

01.06.2017

Akademisyen Doç. Dr.

Gökçe Özdemir

Yerel Değerleri ve Lezzetlerini Tanıtma Atağına Geçen Belediyeler,

"FESTİVALLERİN FARKINA VARDI"


Son yıllarda özellikle Ege Bölgesi'nde bulunan belediyelerin tema olarak yerel değerleri ön plana çıkaran Urla Ot Festivali, Didim Vegan Festivali ve Barabaros Korkuluk Festivali gibi çok sayıda etkinlik yapılmaya başlandı. Artan festivallerin yerel kalkınma, tanınırlık ve marka olma yolunda kazandırdığı ivme hakkında kısacası festivaller nedir, ne işe yarar, ekonomik açıdan neler kazandırır şeklindeki sorularımızı turizmci akademisyen Doç. Dr. Gökçe Özdemir'e sorduk. Özdemir, artan festival çalışmalarını "Belediyeler festivallerin farkına vardı." şeklinde yorumladı.





Festivalin İki Türü



Yaşar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Turizm İşletmeciliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gökçe Özdemir, festivalleri kültürler arası olarak, diğer bir deyişle uluslararası ve yerel festivaller olarak ikiye ayırırken, kentlerin destinasyon imajının festivaller sayesinde gelişebileceğini de ifade etti. Doç. Dr. Özdemir "Bugün Türkiye'de, Ege'de veya İzmir'de düzenlenen festivaller çok farklı amaçlarla düzenleniyor. Yerel halkın gururunu artırmak, bölgesel-yerel değerleri tanıtmak, kültürel etkileşim gibi çok farklı temalarla yapılabiliyor. İzmir Uluslararası Müzik Festivali, İzmir Caz Festivali gibi uluslararası kültürlerin tanıştığı, etkileşimin yoğun olduğu kültür sanat festivalleri vardır. Bir de amacı yerel halka sosyal-kültürel faliyetler sunmak ve yerel ekonominin gelişimine katkıda bulunmak olan yerel festivaller vardır. Festivallerin teması farklı, kapsamı ve içeriği zengin ve bilinirliği yüksek ise turistik açıdan da cazibe unsuru olabiliyor. Veya destinasyonların tanıtım çalışmalarında ciddi rol oynayabiliyor. Festivaller bazen ana seyahat nedeni olabildiği gibi turistlerin karar verme süreçlerinde destekleyici bir rol da oynayabiliyor” dedi.








Yerellik Önem Kazanıyor


Doç. Dr. Özdemir, dünyada artık yerel değerlerin destinasyon imajına olumlu katkı yaptığı ve ekonomik değer kazandırmaya başladığını belirterek "Yerel festivalller, genelde yerel değerlerin tanıtımı ve sunumu şeklinde oluyor. Örneğin Urla Enginar Festivali veya Alaçatı Ot Festivali gibi... Tema açısından ele alındığında sakız enginarı, Urla'yı bir turizm destinasyonu ve enginarı gastronomik bir lezzet olarak tanıtırken, enginar ile yapılan lezzetli yemeklerin tadımı ve sunumu ile sebze olarak enginar kullanımının benimsetilmesi amaçlanır...Bununla beraber yerel değerler ve ürünler, destinasyonun da ekonomik olarak gelişmesini sağlıyor ve bölge olarak tanınır olmasına katkı sunuyor. Uluslararası kültür ve sanat festivallerinde ise, uluslararası sanatçıların katılımları ile farklı kültürlerin bir araya gelmesiyle kültürel bir buluşma ve sinerji yaratılmış oluyor. Son yıllarda ise belediyelerim yaptıkları festivaller genelde bölgesel-yerel değerlerin tanınmasına yönelik olarak düzenleniyor. Nitekim, şunu da eklemek gerekir ki, bir festivalin turistik çekim yaratabilmesi için elbetteki uluslararası olması gerekmez. Aksine yerel değerlerin yansıtıldığı festivaller farklılık ve eşsiz deneyim arayışında olan günümüz turistinin daha çok ilgisini çekebilmektedir. Yerel değerlerin, yerel beslenme ve yemek kültürlerinin konu alındığı festivaller özellikle tercih ediliyor." şeklinde konuştu.




"Festivalin Yereli En Doğrusu"


Son yıllarda yerel belediyelerin düzenlediği festivallerin tema olarak yerel unsurları seçmesinin turizm yaratma becerisi açısından doğru bir yöntem olduğunu söyleyen Özdemir, "Dünya genelinde yerelin önem kazanmasıyla beraber festivallerin kültürel-yerel odaklı olması en doğrusudur. Ayrıca festivaller yerel kültürün tanıtılması, benimsemesi ve yaygınlaşmasına da aracılık etmektedir... Bu açıdan belediyeler kendi yörelerine özgü unsurlara odaklandıkları için doğru bir yaklaşım içindedirler. Bunların yanı sıra, İzmir'de bugün yerel unsurları içermeyen makarna ve peynir festivali de yapılıyor. Makarna İtalyan mutfağına özgüdür ve bu festivalde İzmir'in kültürel alt değerlerini göremezsiniz. Makarna ve peynir festivali ya da İzmir Çay Festivali gibi festivaller ise yerel halkın sosyalleşmesi için genellikle özel organizasyon şirketleri tarafından düzenlenirler. Dediğim gibi festivaller ne kadar yerel değerleri içeriyorsa o kadar doğru, anlamlı ve uzun soluklu olacaktır. En iyi örnekleri Manisa Mesir Macunu Festivali, 477 yıldan beri yapılıyor ve 656 yıldır düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali ile birlikte UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültür Mirası listesinde yer alıyor... Söz konusu festivaller işledikleri kültürel tema ile bugüne kadar gelmiş ve uzun ömürlü olmuşlardır." sözleriyle ifade etti.



Destinasyon İmajı


Doç. Dr. Özdemir festivaller açısından bakıldığında, İzmir'in destinasyon imajını nasıl değerlendirdiği yönündeki sorumuzu ise "İzmir'in sloganı bilindiği gibi “Yaşanacak Şehir“ olarak lanse ediliyor. İnsanların yaşamak istedikleri yerler, aynı zamanda seyahat etmek isteyecekleri yerlerdir. Ancak bu slogan turizm odaklı bir izlenim yaratmamakla birlikte, yaratılan bu imaj yüksek göç oranlarını da beraberinde getirmektedir. Göç ise genel olarak kültürel değerler için bir tehdit unsurudur. Bu yüzden festivaller aracılığıyla kültürel değerlere sahip çıkmak daha da önemli hale gelmektedir. Destinasyon imajı olumlu olan kentler, turizm açısından avantajlıdır ve festivaller de bu imajı iletmek için doğru araçlardır. Ancak festivaller doğru tema ile güvenli bir ortamda profesyonel bir şekilde yapıldığında amacına ulaşarak destinasyon imajını da yukarı çeker. Önemle belirtmek lazım ki festivallerin çok iyi planlanması ve organize edilmesi gerekir. Aksi takdirde festivallerin yaratacağı kaos ortamı hem kaliteyi düşürür, hem de turistlerin tatmin düzeyini aşağı çeke. Amacına ulaşmayan festivaller de destinasyon imajına katkı koyamaz doğal olarak. İzmir yerel değerleri üzerinden, kent kimliğine uygun temalarla yeni festivaller yapmalıdır. Şehirler kültürel değerlerinin varlığı ile turizmde söz sahibi olurlar, onlarla yaşarlar..." şeklinde yanıtladı.



"Festivalin Farkına Vardılar"


İzmir'de destinasyon örgütlenmesi açısından çatı konumunda herhangi bir kurumun olmamasını olumsuz bir durum olarak değerlendiren Doç. Dr. Özdemir, ilçe belediyelerinin son yıllarda düzenlediği Seferihisar Lavanta Hasat Şenliği ve Bayındır Uluslararası Çiçek Festivali gibi etkinlikleri ise, "Belediyeler festivallerin farkına vardı" şeklinde yorumladı.



Öğretim üyesi Özdemir "Kültür ve sanat festivalleri genelde sponsorlar, yerel yönetimler veya sivil toplum kuruluşları tarafından desteklenir. İzmir'de destinasyon temelinde bir örgütlenme olmadığı için festivallerin yönetildiği, pazarlandığı ve denetlendiği bir çatı da maalesef yok. Dolayısıyla hangi festivalin kente ne kadar katkı koyacağı üzerinde değerlendirme yapacak bir karar mekanizması söz konusu değil. Bu yüzden de, düzenlenen festivallerin hangisinin İzmir’e gerçekten faydalı olacağı değerlendirilemiyor. Ancak İzmir’in son yıllarda festivaller konusunda atak yaptığı bir gerçek. Rahatlıkla diyebiliriz ki, son yıllarda belediyeler festivallerin katkısını gördü ve festivallerin farkına vardı." diye konuştu.





Doğru Tercih Yerel Yemekler


Yerel değerlerin festivallerle nasıl ve neden ön plana çıktığı, neler kazandırdığı yönündeki sorularımıza Doç. Dr. Özdemir "Urla Enginar Festivali, Alaçatı Ot Festivali, Didim Belediyesi Vegan Festivali gibi festivaller, bize raflardaki uzun ömürlü gıdaların sağlığımızı ciddi derecede olumsuz etkilediğini ve katkı maddeli ürünler sebebiyle kanser vakalarının arttığını hatırlattı. Doğal yerel malzemelerle üretilen ürünlerin sağlıklı beslenme kültürünün kaçınılmaz bir parçası olduğunu gösterdi. Sağlıklı beslenmeye olan eğilim arttığı için belediyeler bunu gördü ve yemek, beslenme kültürüne ilişkin festivaller düzenlemeye başladı. Böylece festivaller yerel ekonomide hareketlenme yarattığı gibi; kentin, ilçenin veya köyün tanıtılması ve marka olma yolunda da ivme kazandırıyor." şeklinde yanıtladı.






"Lezzet Envanteri Çıkarılmalı"


Geçtiğimiz yıllarda yapılan “Boyoz Festivali“nin İzmir'e özgü bir lezzeti anlattığı için sahip çıkılması gerektiğini ve festivalin yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade eden Yaşar Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Özdemir, aynı zamanda farklı medeniyetlerin yaşamış olduğu İzmir'de Sübye festivalinin de yapılmasının doğru olabileceğini dile getirerek "Boyoz Festivali İzmir için çok önemliydi. Nedenine gelecek olursak, bu kente özgüdür. Boyoz denince akla İzmir geliyor sadece. Örneğin kavun çekirdeğinden yapılan sübye, midye dolma ve Çeşme kumrusu bu kente özgüdür, Kentin yerel değerleri ve unsurları, öncelikle envanter olarak çıkarılıp bunun üzerinden festival organizasyonlarının yapılması gerektiğini düşünüyorum." dedi.





Barbaros Korkuluk Festivali


Birinicisi geçtiğimiz yıl düzenlenen Barbaros Korkuluk Festivali'ni ise "Yöreye özgü orijinal bir fikir düşünülmüş festival için, başarılı buluyorum." ifadeleriyle değerlendiren turizmci akademisyen Gökçe Özdemir, "Kendim bizzat gitmedim geçen yıl; ancak fotoğraflardan-haberlerden okuduğum ve gördüğüm kadarıyla çok güzel bir festival yapmışlar. İyi bir fikir. Gayet girişimci ve başarılı buluyorum. Örneğin korkuluk teması gibi özellikle yerel değerleri tema edinen ve çocukları hedefleyen, onlara yönelik etkinliklerle değerlerimizin aktarılmasını sağlayan, onları yaşatan festivaller olması çok önemlidir. Çünkü çocuk-genç beyinler kültürümüzü, tarihimizi geleceğe taşıyor. Bunun yanı sıra çocuklarıyla gelen aileler, festivalleri ekonomik açıdan da zenginleştiriyor.



Örneğin Barbaros Korkuluk Festivali'nin programında “Çocuklar Oyuklar“ etkinliği varmış. Bu çok iyi düşünülmüş bir şey festival programında, çocuklarla ilgili daha fazla etkinlik olmalı diye düşünüyorum. Tavsiyem kesinlikle İzmir festivallerine sahip çıkılması ve festivallerin sürdürülmesi. Örneğin, Barbaros Korkuluk Festivali'nde ortaya çıkan eserlerin sergilenmesi, korunması, gerekirse müzeleştirilmesi, kalıcı olması açısından önemlidir. Her yıl yarışmada birinci olan korkulukların sergilenmesi, hem festivali kalıcı kılacak hem de temayı zenginleştirecektir." ifadelerini kullandı.



"İzmir'de seyahat acentaları, rehberler, üniversiteler, turizm dernekleri ve yerel yönetimler festival düzenleyen kurumlar ile bir araya gelmelidir. Yapılan festivallerin yerel toplum ile sınırlı kalmaması ve turistlerle de buluşturulması için çalışmalar yapılmalıdır. Turizm sektörü ile festival düzenleyen kurumlar koordineli çalışmalıdırlar. Hem destinasyonun tanıtımı yapılmış olacak, destinasyon imajı güçlenecek hem de ekonomik bir ivme sağlanmış olacaktır."


Festivallerin Olmazsa Olmazları

-İlgi Çekici tema

-Kapsamlı içerik

-Doğru Zamanlama

-Uygun Süre

-Doğru Planlama

-Etkin Tanıtım

-Çocukları da İçine Alan Bir Hedef Kitle