Güncel Haberler:

Av. Jale Soydan: “Yaşamam tamamen bir mucize”

09.09.2016

Röportaj: Seher DENİZ


Eski eşi tarafından 12 kurşuna dizilen Av. Jale SOYDAN

“Yaşamam tamamen bir mucize”



Kadına şiddet haberlerine her geçen gün yenisi eklenirken, ‘Modernizmin kenti’ İzmir’de, hukukçu bir kadının başına gelenler, ülkemizde kadını korumaya yönelik kanunların yeterli olmadığını gözler önüne seriyor…



O, bir avukat… Geçtiğimiz yıl, iki çocuğunun babası ve eski eşi tarafından 12 kurşuna dizilerek ölümden dönen 54 yaşındaki Av. Jale Soydan yaşadıklarını EGE LIFE’a anlattı:

14 Nisan 2015'te sabah işe gitmek için evden çıktım. Boşandığım eşim otoparkta arabaların arasına saklanmış. Çıktı karşıma ve tartıştık. Elinde silah vardı, bana 13 kurşun sıktı. Beni Karşıyaka Devlet Hastanesi'ne kaldırdılar ve 45 gün komada kaldım. Komadayken kalbim duruyor ve elektroşokla çalıştırıyorlar. Doktorlar, çocuklara çok ümitsiz konuşmuşlar. 10 dakika beynime oksijen gitmediği için beyin hasarı aldığımı söylemişler. Komadan çıkınca doktorlar birkaç soru sordular. Doğru cevap verince bilincimin iyi olduğunu anladılar. Ancak ayaklarım hareket etmiyordu. Benim tedavi sürecim başladı. İki ay Ege Üniversitesi'nde, dört ay Hacettepe'de, sonra Kocaeli'nde tedavi gördüm. Bu arada iç organlarım parçalanmış, böbreklerim parçalanmış beni diyalize bağlamışlar, bağırsağımın ve midemin bir kısmı alınmış. Korkunç ağrılarla bunlarla mücadele ettim. Halen Özel Diafiz Fizik Tedavi Dal Merkezi’nden tedavime devam ediyorum. Onlar sayesinde yürümeye başladım. Bu yüzden mutluyum” dedi.


Jale hanım eşinizle nasıl ve ne zaman tanıştınız? Ne kadar süre evli kaldınız? Ve ilişkinizdeki temel problem neydi?
1989 yılında eşimle evlendik. Kendisi benim halamın oğludur. Evlenip ayrılmıştı. Boşanma davası sürerken ben avukat olduğum için bana dertleşmeye gelirdi. O ara bir yakınlaşma oldu. Boşandıktan sonra da biz evlendik. İki tane oğlumuz var. Büyük oğlum Viyana'da Hukuk üzerine Master yapıyor. Küçük oğlum İzmir Üniversitesi'nde Endüstri Mühendisliği okudu. 27 yıllık evliliğimiz boyunca eşimin huysuzlukları vardı ve hep tartışmalarımız olurdu. Bu tartışmalar sonrası küserdi yemeğe gelmez, benimle ve çocuklarla konuşmazdı. Bunu çok sık yapardı. Minik minik kavgalar beni yıllar içerisinde yordu. Menopoza girdikten sonra da tahammülüm kalmadı. Bana şiddet kullanmadı ama kullanacağını ima ederdi. Bir keresinde tartışırken benim üstüme yürümüştü. Oğlum, ne yapıyorsun diyerek gidip eline yapıştı. Ben de cesaretin varsa vur seni içeri attırayım demiştim. Sözlü şiddete maruz kaldım. Beni başkalarının yanında küçük düşürdü. Üzerinde bir eziklik vardı çünkü o üniversite mezunu değildi. Turizm sektöründe çalışmıştı ve emekli olmuştu.


Bu sorunlar ne zaman başladı?
Evliliğimizin ilk beş yılı mutlu geçmişti. Ondan sonra artarak giden tartışmalar hep oldu. Çocuklarımın babası diye hiçbir gün boşanmayı düşünmedim. Kaderim deyip kabullendim. Hiçbir tartışmamızda ‘evi terk et, seni istemiyorum’ demedim. Ama o bana bunu dedi. Boşanma sürecimiz böyle başladı. Bir gün kavga ettik kapıyı çarptı ve çıktı. Giderken "Boşanma davası aç açmazsan ben açacağım" diye tehdit ederek gitti. İlk davayı ben açtım. Avukat olduğum için bu adliyede dillere düşmek istemedim ve davayı Çeşme'de açtım. Amcam ve oğlumla birlikte gittik. Anlaşmalı boşanma davası açmıştım. Telefonda tamam demesine rağmen mahkemede malların yarısını istediğini söyledi. Yeni medeni kanuna evlendikten sonra edinilen tüm mallarda hakkı vardı. Ama tüm mallar benim üstüme ve ben kazanmıştım. Çünkü o bir devlet memuruydu emekli oldu. Bir maaşı vardı başka hiçbir geliri ve katkısı yoktu. Yazlığımı, arabamı, büromu kendi emeğimle aldım. Onu talep edince ben davadan vazgeçtim. Çok kızdım çıkınca bağırdım. Ondan sonraki 2-3 ay içerisinde barışmak yönünde teklifleri oldu. Tehditleri başladı ve ben koruma kararı aldım. 4 tane uzaklaştırma kararım var. Evi terk ettiğinde 2013 Nisan’dı, Haziran ayında oğlumla beraber ona kahvaltıya gittik. Anlaşmalı boşanma isteğimi söyledim ama o barışmak istedi. Eğer gider psikiyatri tedavisi görürsen, bir 6 ay benden uzak durursan ve belki tekrar bunu konuşabiliriz. Bu şartlarda anlaşmalı boşanmayı kabul etti ve biz 2 saat içinde boşandık. Yazlığı boşaltması şartını öne sürmüştüm ve o kabul etmişti. Biz büyük oğlumla gittik ona bir apart daire tuttuk. Emekli maaş kartımı da ona verdim. O gidip fazladan para çekmiş. Ben de kızdım ve kartımı geri istedim. Bari bana söyle ihtiyacın varsa ben vereyim dedim.  Sonra psikiyatri tedavisine başladı. 6-7 seans tedaviye gitti hatta bir seansa ben de gittim. Gittiğim seansta doktor bana eşiniz kıskançlık durumunu kendi de kabul ediyor dedi. Ben de avukat olduğumu ve erkeklerle iç içe bir mesleğim olduğunu söyledim. Defalarca telefon edip asla inanmayıp evde soğuk bir hava estirip bizi üzüyor. Eğitim farkıyla bir eziklik yaşıyor ve beni başkalarının yanında küçük düşürüyor dedim. Doktor sonra bana telefon açtı ve hak olduğumu, onun değişmesinin zor olduğunu söyledi. Bu arada da çocukları sürekli araya sokup barışmak istedi. Yazlığa gelmek istedi ve kabul etmesem de geldi. Tartıştık, ekmek kabını ve sinekliği kırdı. Çocuklarından uzak tutmakla suçladı. O gün de öyle yapınca ben de Çeşme'den koruma kararı aldım. Medenice yürütmeye çalıştığım ilişkiyi hep bir şeyler yaparak bozdu. Daha sonra beni tehdit ettiği için Karşıyaka Mahkemesi'nden koruma kararı aldım. 2 yıl boyunca tartışmayla ve koruma kararlarıyla geçti. Bana yazdığı mektuplar var. 3-4 sayfa aşk mektubu yazıp gönderiyor. Hayır dedikçe öfkesi kabarıyordu. Bir gün eve geldi. Kapının deliğinden baktım ve güvenliği arayacağımı söyledim. Yalvardı bir şey söyleyip gideceğim dedi. Ben dayanamadım kapıyı açar açmaz bu ayağını bastı ve salona girdi. Beni koltuğa ittirdi. Elinde bir poşet tutuyor. Poşetin içinde pet şişeye gaz doldurmuş. O gazı başımdan aşağıya döktü ve beni yakacağını söyledi. Sert tepki veremiyorum çakmak elinde. Alttan almaya çalıştım çıkalım konuşalım dedim. Çıktık arabayı ben kullanıyordum o Bostanlı Karakolu'na doğru sürdüğümü anlayınca sahilde durdurdu ve indi. Ben karakola gidip şikâyetçi oldum. Hatta büyük oğlum şikâyetinden vazgeçersem beni affetmeyeceğini söyledi. Ben karakoldayken arkamdan geldi ve barışmaya ikna etmek için yaptığını çakmağı çakmayacağını söyledi. Yargılandı 2.5 yıl hapis cezası almasına rağmen ilk sabıkası olduğu için cezası ertelendi. Yine koruma kararı alındı. Hem mahkeme ve emniyetin verdiği bir koruma kararı vardı. Polisler sürekli beni arar kontrol ederdi. Böyle bir koruma kararı devam ederken 14 Nisan 2015'te sabah işe gitmek için evden çıktım. Otoparkta arabaların arasına saklanmış. Çıktı karşıma ve tartıştık. Elinde silah vardı ve tartışma sürünce bana 13 kurşun sıktı. İkisi arabama sekizi bana isabet etti. İlk üç kurşundan sonrasını hatırlamıyorum. Beni Karşıyaka Devlet Hastanesi'ne kaldırdılar ve 45 gün komada geçirdim. Komadayken kalbim duruyor ve elektroşokla çalıştırıyorlar. Doktorlar, çocuklara çok ümitsiz konuşmuşlar. 10 dakika beynime oksijen gitmediği için beyin hasarı aldığımı söylemişler. Komadan çıkınca doktorlar birkaç soru sordular. Doğru cevap verince bilincimin iyi olduğunu anladılar. Ancak ayaklarım hareket etmiyordu. Çünkü vücudumdaki sekiz kurşundan altısını çıkarıyorlar kolumda olan ve omuriliğime saplananı çıkartamıyorlar. Benim tedavi sürecim başladı. İki ay Ege Üniversitesi'nde, dört ay Hacettepe'de, sonra Kocaeli'nde tedavi gördüm. Bu arada iç organlarım parçalanmış, böbreklerim parçalanmış beni diyalize bağlamışlar, bağırsağımın ve midemin bir kısmı alınmış. Ayaklarımda bası yaraları oluşmuş. Korkunç ağrılarla bunlarla mücadele ettim. İzmir'e geldim Başkent Hastanesi'ne yattım kolostomi kapatıldı. Bir tek yürüyemem kaldı. Omurilikteki kurşun sebebiyle ayaklarımda güçsüzlük var. Ama fizik tedavi alıyorum. Marttan beri devam ediyorum ve başladığım noktadan daha iyi bir durumdayım. Ayaklarımda his var. Hatta sinirlerin hassas olduğundan dolayı aşırı his var. Banyo yaparken lifi sürdüğümde çalıyla dalıyormuşum gibi hissediyorum. Ama Özel Diafiz Fizik Tedavi Dal Merkezi’nden çok memnunum. Çünkü gerçekten çok bilgililer ve ilgililer. Orayı seçmekle iyi bir şey yaptığımı düşünüyorum. Bana bir arkadaşım tavsiye etmişti. Onun önerisiyle gittim. Gayette rahat memnunum. Servisi her sabah beni evden alıp, evime bırakıyor.



Şu an mesleğinize nasıl devam ediyor musunuz?
İşlerimi Home Office yürütüyorum. Önemli davalarımdan bir kaç duruşmaya girdim. Tabi bu olay olduktan sonra baro bana bir avukat atadı. O da benim eski stajyerimdi. Onunla paslaşarak bazı duruşmalara girdim. Oğlum adliyeye götürüyor.


O olaydan sonra eşinize ne oldu?
Eşim bana kurşunları sıktıktan sonra yürüyerek kaçmaya çalışırken devriye gezen bir polis arabasını durdurup beni öldürdüğünü söylemiş. Tutuklanıp cezaevine gönderiliyorlar. 7-8 aylık bir yargılama süresinden sonra toplamda 20 yıl ceza verdiler.


Bu olaydan sonra hiç sizinle bağlantı kurmaya çalıştı mı?
Bir mektup daha yazmış küçük oğluma vermiş. 4 sayfalık mektupla olay anını ve sonrası yaşadıklarını anlatmış. Cezaevinde bir şey yemediği ve kimseyle konuşmadığı için Manisa Akıl Hastanesi'ne sevk etmişler. Ben artık buradan sağ çıkamam çocukların başından sen ayrıl demiş. Hala sen nasılsın yok mektup komple "ben" üzerine kuruluydu. Çok egeoistti zaten. Sadece kendi için yaşardı. Bizim sevdiğimiz hiçbir şeye katlanmazdı. Elinde TV kumandası sabaha kadar öyle yaşardı. Yazlığa gittiğimizde denizi sevmez ganyan oynardı. Ben ona kitap verirdim okumazdı.


Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Hayatım boyunca hiçbir şeyi öyle olsun diye yapmadım. İçimden geldiği için yaptım. Bana hep güçlü kadınsın derlerdi. Sanırım tedavi sürecinde de o ruh halim bünyeme yansıdı. Ege'de ve Hacettepe'de konsültasyona gelirlerdi. Yapabilecekleri bir şey olmadığını güçlü bir insan olduğumu istersem sakinleştirici verebileceklerini söylediler. Ben tenezzül etmedim beynimle yeneceğime inandım. Beni ilk ameliyat eden genel cerrah çocuklara her türlü sonuca kendilerini hazırlamaları gerektiğini söylemiş. Ameliyat sonrası benim çok güçlü olduğumu ve direndiğimi anlatmış. Ameliyata girmeden bilincim kapalıyken doktora "Ne olur beni çocuklarım için yaşatın" demişim. İş hayatımda da özel hayatımda da hiçbir şeyi takipsiz bırakmam sonuna kadar giderim.


Bu süreçte çocuklarınızın desteği nasıl oldu?
Gaz döküp yakma olayından sonra küçük oğlumla karakola gittik ve ifade verdik. O kadar büyük bir utanç yaşıyorlardı ki... Büyük oğlum bana anne silahını yanında taşı derdi. Mesleğim gereği ruhsatlı hakkım olan silahı bir kere bile taşımadım.


Sizin durumunuzda olan bir insan için çevrenizin tepkileri nasıl oldu?
Hepsi çok endişeliydi. Benden çok endişelilerdi. Gaz döküp yakma olayından sonra eğer ofiste karanlık vakitlere kadar kalıyorsam eczacı bir komşum vardı onu çağırıp arabama kadar eşlik etmesini istiyordum. Mümkün olduğunca eve erken gelip yürümeyeyim düşüncesi taşıyordum. Ama yakınlarım, arkadaşlarım ve çocuklarım benden çok o düşünceyi taşıyorlardı. Ben bu adam bu kadar kötü olamaz bana değil çocuklarına bunu yapamaz diye düşünürken tüm yakın çevrem bu adamdan bekliyorduk dediler.


Sizce ne yapılması gerekiyordu?
Benim eşim Malatyalı'ydı. Küçüklüğünde yaşadığı bir travma vardı. Bir dişi köpekleri varmış. Bu dişi köpek başka bir hayvanla çiftleşiyor ve hamile kalıyor. Eski eşim daha 11 yaşındayken babası eline bir silah verip köpeği öldürmesini söylemiş. O köpeği vurması onda büyük bir travma yaratmış. Kim bilir o ruhunda neler yarattı. Ama boşandıktan sonra bile aşk mektupları yazdığı beni mahvedecek bir eylemde bulundu. 


Devletin eksiği neydi?
Devlet bu konuda çok zayıf. Polis 15-20 günlük aralıklarla ofisime ya da evime geliyor ve beni rahatsız edip etmediğini soruyordu. Ediyor desem ne yapabileceklerdi? Bire bir koruma diye bir şey yok zaten. Bence koruma böyle olmamalı. Koruma beni korumak için değil onu engellemek için olmalı. Daha bir suç oluşmadan onu hapse atamazsın ama suç oluştuktan sonra ya karantinaya ya da gözleme almaları lazımdı. Keşke o 2.5 yıllık ceza ertelenmeseydi de hapishanenin tadına baksaydı. Belki o zaman cesaret edemezdi.


Aynı sorunları yaşayan kişilere diyebileceğiniz bir şey var mı?
Kesinlikle ailelerin her bakımdan, gelir durumunun, eğitim seviyesinin denk olması gerekiyor. Olmazsa farklılık yaratıyor. Gençlere önerim denkliğe dikkat etmeleri lazım. Bizim aramızda tüm bu farklar vardı. Bunların onda yarattığı eziklik artarak giden bir tepkiye neden oluyordu. Az önce eczacı arkadaşımın ve eşine bir dükkân kiraladık.
O köyde büyümüş ben şehirde büyüdüm. Ben askılı da giyerim şort da giyerim. Evliliğin ilk yıllarında bunlara karışmaya başladı. Ben kıyafet aldığım zaman yırtmacına bakardı. Ben kendimden taviz vere vere böyle oldu. Kadınlar etrafına tuğlaları dizerek bir hapishane örüyor sonra da yıkmaya çalışıyorlar.


Peki ne yapmak gerekiyor doğru şey nedir?
Doğru şey baştan hayır demektir. Bir de biz kadınlar karşımızdakini yontacağımıza dair umut taşıyoruz. Asla öyle bir şey olmuyor. Değişmemekle kalmıyor yaşananlar onları daha keskinleştiriyor.


Bütün bu yaşadıklarınıza rağmen mutsuz bir evliliğe devam etmek ister miydiniz?
Çok ağır bir bedel ödemiş olmama rağmen istemezdim. Boşandıktan sonra istediğim şey özgürlük duygusuydu. Bu nasıl büyük bir rahatlık olduğunu, yaşattığı streslere rağmen çocuklarım ve ben mutluyduk. Eğer bizi rahat bırakabilseydi tabii... Yarın öbür gün çocukların düğünleri, mezuniyetleri var medenice ayrılsaydık bir araya da gelebilirdik. Ama o bunları düşünmedi. Benim hatam evliyken medeni olamayan bir adamdan boşandıktan sonra medeni olmasını bekledim.


Şu anda karşınıza biri çıksa size hayat arkadaşı olmak istese o güven duygusu nasıl olur?
Çok ön yargılıyım. Eşim mesela büroya gelirdi hep bir arada takılırdık. Boşanma davalarına denk geldiği zaman "Ne karaktersiz adamlar bunlar, ben öyle bir duruma düşsem ceketimi alır giderim" diyen biriydi. Ama boşanırken mallarımın yarısına talip oldu. Bu kadar güvendiğim bir insan bana bunları yapmışken benim başka erkeklere güvenmem çok zor. Zaten iki tane oğlum var onlar bana yetiyor ve hayatımı dolduruyorlar


Ne yapabilirdiniz?
Hiçbir şey yapamazdım. Ne yapayım birilerini tutturup onu mu dövdüttüreyim. Ertesi gün bilenir başka türlü karşıma çıkar. Ben onu hep güzel güzel konuşarak ikna etmeye çalışıyordum. Bu çok yıpratıcı ben de yaşlandım.


Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
O gençlik hevesiyle aşkla başlayan yanlış bir evliliğin sonuçları da böyle de yanlış oluyor. Mantığı göz ardı etmemek gerekiyor. Yaşamam tamamen bir mucize benim. Bunlar benim için çok sevindiricidir. Mucizelere inanmaya başladım ve seviniyorum.