Güncel Haberler:

Aysun & Alı Kocatepe.. Sanat Dünyasının Olmazsa Olmazları

06.02.2016

Röportaj: Melis YORGANCIOĞLU




“Aşka 22 Durak” isimli yepyeni albümleri

 Ocak ayında piyasaya çıkan duayenlerimiz ile biraz Izmir'den, biraz müzikten..

Projelerinden ve biraz da hayata dair tercihlerinden konuştuk.

Beğeneceğinizi düşündüğüm çok keyifli bi'söyleşimiz oldu..

Kendilerine çok teşekkür ediyorum.


“Aşka 22 Durak” isimli, birer klasik olmuş 22 parçadan oluşan yeni albümünüz; sevgili Aysun Kocatepe'nin değerli yorumu ile geçtiğimiz ay, yani, Ocak ayında piyasaya çıktı.. Içinde, benim de çok severek tekrar tekrar dinlediğim şarkılar var.. Anladım Ki, Pervane, Rüzgar, Ben Sana Vurgunum, O Yaz, Küçük Bir Aşk Masalı... Hepsi, herbiri benim için birer vazgeçilmez, her dönem dinlediğim arşivlediğim özel şarkılardan... Bunca güzel şarkı birarada.. Tek albümde. Bu projenin çıkış noktası neydi?

Aysun: Albümde kullandığımız şarkılar benim de çok sevdiğim, her zaman söylemekten keyif aldığım şarkılar. Halkımızın bildiği ve birlikte söylediği şarkılar. Bu şarkıları bi'araya getirmenin, tek bi'albümde toplamanın çok güzel olacağını düşündük. Ben de huzur verici, yumuşak bi'yorum getirdim.

Ali: Şarkı seçimini yaparken 100’e yakın şarkıyı ayırdık ve son seçimi onların arasından yaptık. Şarkıların birbiriyle uyumu çok önemliydi. Albümü bi'bütün olarak düşündük. Sıralamayı da ona göre yaptık. Bi'de tüm çalgılamaların akustik olmasını arzu ediyorduk.. Onu gerçekleştirdik.



Albüm hazırlığınız, ne kadar zaman sürdü? Oldukça özel şarkılar var içerisinde..

Aysun: Büyük bi'hevesle çalışmaya başladık. Sevdiğim ve güvendiğim bi'arkadaşımızla... Yaklaşık bi'sene sürdü. Son hazırlıklar sırasında teknik olarak bi'hata yapıldığını gözlemledik. Tüm çabalara rağmen albümü kurtaramadık. Çöpe atmak zorunda kaldık. Bi'yıllık maddi, manevi emeklerimiz boşa gitmişti. Kendimi toparlamam bi'süre aldı. Sonra yeni bi'arkadaşla, Celil Yavuz’la çalışmaya başladık. Yine bi'yıl sürdü çalışmalar. Ve, bu albüm ortaya çıktı...

Ali: Verdiğimiz emeğe değer bi'sonuç çıktığına inanıyorum. Yapımı üstlenen Doğan Müzik ve sevgili Samsun Demir de yaşadığımız aksilikler karşısında anlayış gösterdiler. İki sene az zaman değil. Bu arada İlhan Şeşen’den Bora Ayanoğlu’na; Fatih Erkoç’dan Özdemir Erdoğan’a; Kenan Doğulu’dan Mirkelam’a, Hümeyra’dan Emrah’a, Aykut Gürel’den Nino Varon’a kadar eserlerini kullandığımız arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum. Albümde benim klasikleşmiş bestelerimle birlikte bi'de rahmetli Melih Kibar/Çiğdem Talu şarkısı var.



Bildiğim kadarıyla, üç farklı kişiyle düet var albüm içerisinde.. Cemil Demirbakan, Murat Dalkılıç ve Kubat.. Özellikle bu isimleri seçmenizdeki etken neydi?

Aysun: Üç isim de değer verdiğim arkadaşlarım. Hem yorumlarını, hem de kişiliklerini seviyorum.

Ali: Konuk sanatçıların albüme renk katacaklarını düşündük. Üç arkadaşımız da “Seve seve” dediler. Kubat’la “Çocuklar Gibi”, Murat Dalkılıç’la “Adagio” ve “Sessiz Gemi”, Cemil Demirbakan’la da “Küçük Bir Aşk Masalı” düet söylendi...


Istanbul'da, 7 Ocak tarihinde Zorlu Center'da Zeki Müren anısına düzenlenen "Zeki Müren'i Okumak, Zeki Müren'le Okumak" isimli bu özel gecede sahne aldınız.. Bu özel projeyi kabul etmenizde, sizi, olumlu yönde etkileyen en önemli sebebi neydi?

Aysun: Zeki Müren tartışmasız en büyük müzik sanatçılarımızın başında gelenlerden. On yaşımdayken onunla birlikte çektirdiğim bi'fotoğraf vardır. Böylesine değerli bi'sanatçının gecesi için davet almam ve onun en popüler bestesini seslendirmem benim için büyük bi'onurdur.

Ali: Zeki Müren’le yaşanmış güzel anılarım vardır. “Hayret” isimli şarkımı 1976 yılının yaz aylarında gözyaşları içinde dinlermiş. Benimle paylaşmıştı. Bu konserde onunla ilgili bi'kaç anekdotu da ben seyircilerle paylaştım.


Peki, bu zamana kadar en etkilenerek kabul ettiğiniz proje hangisiydi? Ve, sizi etkilemesindeki sebep ne olmuştu?

Aysun: Katıldığım her projenin ayrı bi'değeri ve heyecanı vardır. BKM’de konser dizisi yaptık. Aşk Tadında Rüya Gibi Şarkılar. Bi'çok ünlü konuğu ağırladık. Sonra bu projeyi Kral TV’ye taşıdık. “Şiirler Şarkı Söyler” ve “Nerden Geldi Bu İlham Perileri” projelerinden de farklı bi'keyif aldık. Ali’nin Açıkhava Tiyatrosu ve Zorlu PSM’de 50’inci yıl konserleri yapıldı. Heyecanı ve duygusallığı bambaşkaydı. Kendi klüp çalışmalarımız da beni heyecanlandırıyor ve mutlu ediyor.

Ali: 50 yıldır hep proje yaratmaya, ya da özel projelerde yer almaya çalıştım. Aysun’un saydığı her projede çok emeğimiz var. Onların dışında stadyum konserlerinden bi'çok dernek projelerine, en küçük çapta klüp projelerine ve hatta konferanslara kadar farklı konseptler tasarlamış biriyim. 41’inci  sanatyılımda Rumeli Hisarı’ndaki konserim yobaz kafalı bi'yönetici yüzünden aksiliklerle geçmişti. Bu nedenle hep aklımdadır. Güzel projelere “Hayır” demiyorum. Son olarak, Onno Tunç’un 20’inci ölüm yıldönümündeki anma konserine katıldık.


Kızınız, Ilkyaz hanım.. Sanatçı bi'aileden gelmesinin dışında.. “Bir Kurabiye Masalı”; 4. Uluslararası Lions Kısa Film Yarışması'nda, en iyi film ödülünü almış olduğu kendisinin yönettiği kısa filmi.. Oldukça başarılı. Eminim, gurur duyuyorsunuzdur..

Aysun: İlkyaz için yönetmenlik ve oyunculuk çok önemli. Tiyatroyu çok seviyor. Şimdi şan dersleri de alıyor. Yakında bi'diziye de oyuncu olarak başlayacak. Çalışkan ve ayakları üzerinde duran bi'evlat. Yolu açık olsun.

Ali: İlkyaz bugüne kadar elini attığı her işi başardı. Hem çok yetenekli, hem de çok disiplinli. Sevdiği işleri yapıyor. Günün birinde zirvelerde dolaşacağına inanıyorum.


Hayatınızdaki en büyük dönüm noktasını bizimle paylaşmanızı istesem...

Aysun: Evliliği hiç düşünmezken genç yaşta evlilik yaptım. Müzikle doğdum, müzikle büyüdüm. Babam ses sanatçısı Çetin İnöntepe. Müziği çok sevdim. Fakat Üniversite’de okurken profesyonelce sahneye çıkacağım hiç aklıma gelmezdi. Düşüncelerim Ali’yle evlendikten sonra değişti. Şimdi mesleğimi çok seviyorum ve en iyi şekilde yol almaya çalışıyorum.

Ali: İzmir’de kalsaydım yapmak istediklerimin hiç birini gerçekleştiremezdim. Annemin İzmir’de kalmam konusundaki yoğun baskısına rağmen İstanbul’a yerleşmeye karar verdim. İzmir radyosundan ayrıldım. Şirketimi kurdum ve ver elini İstanbul. Verdiğim karar hayatımın en önemli dönüm noktasıdır...


Peki, hiç pişman olduğunuz veya keşke yapmasaydım dediğiniz bir şey oldu mu?

Aysun: Çok doğal olarak keşkelerim olmuştur. Fakat büyük pişmanlıklarım yok. Şimdi “keşke” lafını hiç kullanmıyorum.

Ali: Hayatımda attığım her adımın ve başıma gelen herşeyin benim hayrıma olduğuna inanırım. Keşkelerim hiç yoktur. Yaşadığım hiç bir şeyden pişman olmadım...


Bizim için, çok değerlisiniz.. Hem severek dinlediğimiz hem de takip ettiğimiz yegane sanatçılarımızdansınız.. Bi'çift olarak; aynı meslekte başarıyı sürdürerek birlikte mutluluğu yakalamak oldukça zor olsa gerek diye düşündüğüm için.. Özellikle bu dönemde... Mutluluğun sırrı sizce nedir? Ya da şöyle diyebilirim :) Mutluluğu ve mutsuzluğu nasıl tarif edersiniz? :)

Aysun: Öncelikle sevgi. Ortak hobilerimiz var. Sahnede uyum içinde birlikteyiz. Hayata pozitif bakıyoruz. Sıkıntıları birlikte göğüslüyoruz ve büyütmemeye çalışıyoruz. Problemleri içimize atmayıp tartışıyoruz. Monotonluğa düştüğümüz anlarda kendi hobilerimiz ve arkadaşlarımızla o monotonluğu kırmaya çalışıyoruz.

Ali: Aysun’un tüm söylediklerine katılıyorum. Mutluluk sizin bakış açınıza bağlı. Neredeyse her şeye sahip gibi görünen nice mutsuz insan tanıdım. Mutsuzluk duygusu bir hastalık gibidir. Tek kurtuluş bakış açınızı değiştirmekte. Ben hayatı ve insanları olduğu gibi kabul ediyorum. Kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Her zaman şükrediyorum. Hiç bir olumsuz gibi görünen gelişmeyi kafama takmıyorum. Bu yüzden de mutluyum...


Hayat felsefenizi sorsam..

Aysun: Ailem ve sevdiklerimle uzun ve sağlıklı yaşamak... Yemekten keyif almak ancak sporu ihmal etmemek... Değişik yerler görmek, değişik insanlar  tanımak... Sevdiğim işi yapmak... Beni üzenleri hayatımdan çıkarmak, kin tutmamak... Elimden geldiğince sıkıntıda olanlara yardım edebilmek...

Ali: “Her işte bir hayır vardır” sözünü çok önemsiyorum. Anlayışlı, affedici ve hoşgörülü olmanın, dürüstlük ve yardımseverliğin çok büyük erdemler olduğuna inanıyorum. Bunların ışığında yaşamaya çalışıyorum. Ayrıca çocukluğumdan beri çok dua ederim...


Peki, olmazsa olmaz dedikleriniz var mı? Vazgeçemedikleriniz?

Aysun: Farkındalık yaşayan ve vefalı olan insanların başımın üstünde yeri var. Ben de onları kaybetmemek için elimden geleni yaparım. Vazgeçemediğim şey özgürlüğümdür. Kısıtlanmaktan nefret ederim. Sınırlarımı da çok iyi bilirim.

Ali: Özgürlüğüm. Bi'de akıl ve beden sağlığım izin verdiği ana kadar üretmeye devam etme isteğim...


Ali bey, sizin Izmir doğumlu olduğunuzu, hatta, Izmir Özel Türk Koleji mezunu olduğunuzu; Aysun hanım, sizin de Istanbul doğumlu olduğunuzu biliyorum.. Izmir veya Istanbul dışında yaşayacak olsanız, şayet... Hayatınızı nerede sürdürmeyi dilerdiniz?

Aysun: Denizi olan bir yerde yaşamayı tercih ederim..

Ali: Önce küçük bi'ekleme. Özel Türk Koleji’nde orta okulu bitirdim, Atatürk Lisesi’nde de liseyi... Sessiz sakin ve deniz kıyısındaki bir Ege kasabasında yılın yarısını geçirmek, diğer sürede de maddi olanaklarım elverirse İstanbul, Paris, New York, Londra gibi şehirlerde kültürümü geliştirmek isterim...


Izmir'de bi'proje gerçekleştirecek olsanız, “eksik” olduğunu düşündüğünüz bi'konuda.. Ne olurdu?

Aysun: Bu soruyu Ali yanıtlasın..

Ali: Izmir’de çok arkadaşım, dostum ve akrabalarım var. 100 kişilik nezih bi'kulüpte ayda bi'müzik yaparak onlarla kucaklaşmayı çok isterim. Yazın Çeşme, kışın İzmir...


Bi'konseriniz sırasında.. Sahnede yaşadığınız eğlenceli bi'anınızı bizimle, Ege Life Dergisi okuyucularıyla paylaşmanızı istesem..

Aysun: Aklıma ilk gelen Ali’yle ilgili bi'anı. Onun başına geldi anlatsın.

Ali: Aysun’la yeni evliydik babası Tarabya Oteli’nde müzik yapıyordu. Bi'moral gecesi organize etmişler bizi de davet etti. “Alicim seni sahneye alıcam, ama sahne zemininde bi'noktada ahşap çöktü  dikkat et oraya basma.” diye de tembihledi. Ben sahneye çıktım sanki hiç tenbihlenmemişim gibi doğru deliğin olduğu yere yürüdüm. ‘Bundan böyle düşünerek atın adımlarınızı’ dediğim anda da hop delikten aşağıya!.. Dizlerime kadar sahne altına inmiştim ama, şarkıyı söylemeye devam ediyordum! “Aaahh, eyvah!” feryatları yerini kahkahalara bıraktı. Aysun’un benzetmesiyle Levent Kırca parodilerinin tiplemesi Küçük Hüsamettin’e benzemiştim.. (gülerek)


Çok güzelmiş, bu güzel anınızı bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim.. Ali bey, 2011 yılıydı sanıyorum, “Hey Gidi Dünya Hey Anılarla Piştim, Şimdi Demleniyorum” isimli ilk kitabınız çıkmıştı... Merak ettiğim şu ki; Yeni Asır Gazetesi'nde yazdığınızı biliyorum ki; okuyucularınızdan biri de ben olduğum için... Bunların dışında.. Sizi, yeniden, yeni bi'kitabınızda okuma şansımız olur mu?

Ali: “Nerden Geldi Bu İlham Perileri” adını taşıyacak ikinci kitabım için çalışmalarıma biraz ara verdim. Yerli ve yabancı çok bilinen bazı şarkıların gerçek öykülerini anlatıyorum kitabımda. Amacım her öyküyü ressam arkadaşların da ayrı ayrı resimleyerek anlatmaları.. Onun organizasyonunu henüz gerçekleştiremedim.


Önümüzdeki dönemde, içinde olacağınız veya yapmayı planladığınız yeni bi'projeniz var mı?

Aysun: Yeni değil, ama, var olan bazı projelerimizi turne yapıp tüm Türkiye’de paylaşmak arzusundayız. Bunun için de sponsora ihtiyacımız var. Sponsor arayışımız sürüyor...

Ali: Aynen öyle. Bi'çok proje sponsorsuz yürümüyor. Biz de büyük bi'arzu ve ümitle yolumuzun kesişeceği sponsorları bekliyoruz.


Müzikle ilgilenenlere tavsiyeleriniz ne olur?

Aysun: Öncelikleri para kazanmak olmamalı. Çünkü o zaman kaliteden ödün veriliyor. Kişi kendine güvenmeli ve kendini yansıtmalı. Başka birinin kopyası olmamalı.

Ali: Müzik amaç olmalı. Araç değil. Bi'de kişi sabırlı olmalı ve yıldızının parlayacağı anı beklemeli. Ama o an bi'defa gelir. Kaçırırsa yandı...


Son olarak.. Ege Life Dergisi okuyucularımız için, ne söylemek istersiniz?

Aysun: “Aşka 22 Durak” albümümü alın ve dinleyin mutlu olacaksınız. Sevgiyle kalın...

Ali: Ege’nin güzelliklerini yansıtan bi'dergimiz olduğu için Ege Life’a teşekkürler. Hemşehrilerime içimizi döktük. Teşekkürler...