Güncel Haberler:

Bergama’nın Efsane Grubu 48 Yılın Tozunu Aldı

23.01.2017

Haber ve Röportaj: Oben ULU


İzmir’in Bergama İlçesi’nde 1960’ların efsane yerel Türk Pop ve Rock grubu “Çılgınlar Orkestrası” 48 yıl aradan sonra Bergama kültür Merkezi (BerKM)’de konser verdi.

Konserde orgda Erol Canlı, vokalde Atilla Küçükoğlu, saksafon ve flütte Muhsin Kıratlı, ritim gitarda Bülent Şahin, solo gitarda Macit Gönlügür ve solist Ömer Harputlu ile gruba yitirilenlerin yerine sonradan dâhil edilen davulda Onur Yaman ve bas gitarda Tuna Erden yer aldı.

Şimdilerde 60-70 yaş aralığında olan Bergama’nın efsane grubu üyelerinin konser biletleri bir hafta öncesinden tükenirken salonda hiç yer kalmadı. Konserde zor şartlarda ve imkânsızlıklarla dolu bir dönemde ortaya çıkan Çılgınlar Orkestrası elemanlarının müziğe olan tutkuları kısa bir film ile anlatıldı.


Yitirilenler Unutulmadı 

Cem Karaca ve Barış Manço başta olmak üzere Türk pop ve rock müziğinin birbirinden güzel eserlerin seslendirildiği konser izleyenler tarafından ayakta alkışlandı.  Grubun yitirilen üyelerinin unutulmadığı ve fotoğrafları ile sahnedeki yerini aldığı konserde zaman zaman duygu dolu anlar yaşandı.

Grubun anılarını ve tekrardan bir araya gelme hikâyesini anlatan gitarist Macit Gönlügür, grubun Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç’in ricası üzerine tekrar bir araya geldiğini anlattı. Gönlügür (65); “Tabii ilk başta çok şaşırdım. Olur mu ya da nasıl olur diye düşündüm. Sonra solistimiz Ömer Harputlu’yu aradım ve durumu anlattım. Bana, 'dalga geçme ben 45 yıldır ıslık bile çalmadım' dedi.  Ben ve Bülent elimize gitar almayalı çok zaman olmuştu. Doktor, Muhsin’e nefesli çalgılar çalmayı yasaklamıştı. Ama bir baktık ki konuşurken provalara başlamışız ve bugün bu sahnede sizlerin karşısındayız. Bu projenin öcüsü olan başta Belediye Başkanı Mehmet Gönenç'e ve bu konserin verilmesinde emeği geçen herkese sonsuz teşekkür ediyoruz” dedi.

Verilen konserle ilgili görüş belirten Gönlügür; “Çılgınlar, insanlarımıza istediklerinde neleri yapabileceklerini anlatan önemli bir ‘hayata geri dönüş’ projesi. Ve biz 26 Aralık konserimizde sadece müzik yapmadık, güzele varmak için neler yapıldığının hikâyesini de anlattık herkese” ifadelerini kulandı.

Konserin sonunda söz alan Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç, “Bir Bergamalı olarak bu güzel akşamı sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Herkes adına kendilerine çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.


Macit Gönlügür (65), Tekrar Sahneye Çıkış Hikayelerini Anlattı...

“Belediye başkanımız Mehmet Gönenç'in sunduğu bir projeydi bu. Aradan geçen 48 senenin üstüne arkadaşlarımızı bulmak güç olacaktı ama heyecan verici bu fikri hayata geçirmek üzere işe koyuldum. Solistimiz Ömer Harputlu'yu aradım ve durumu anlattım. Bana, 'dalga geçme ben 45 yıldır ıslık bile çalmadım' dedi.  Ben ve Bülent de elimize gitar almayalı çok zaman olmuştu. Doktor, Muhsin'e nefesli çalgılar çalmayı yasaklamıştı. Ama bir baktık ki konuşurken provalara başlamışız. Repertuvarımızı belirleyerek işe koyulduk. O dönem ağırlıklı olarak Cem Karaca ve Barış Manço eserlerini çalmaktan son derece keyif alırdık ve aynen eskiye sadık kaldık, öylesine uzun bir aranın ardından bir araya gelme fikri hepimizde büyük heyecan uyandırdı. Bir ayı aşkın sürede çok sıkı bir çalışma temposu ile hazırlandık. 45 senedir gitar çalmıyordum, zira askerden geldiğimden bu yana Türk Sanat Müziği ile uğraşıyorum. Çaldığım enstrümanlar ise ud ve tamburdur. Solistimiz Ömer sesi açılması için gece gündüz çaba sarf ediyor. Bu uğraşlarımızın günümüzde müzik yapan genç kardeşlerimize örnek olmasını istiyorum. Çünkü biz o yıllarda gerçek anlamda imkânsızlıklarla boğuşarak sevdalısı olduğumuz müziği Bergama insanına dinletmeye çalışıyorduk.

Çılgınlar Orkestrası olarak düşünün o yıllarda kendi elektrogitarımızı yaptık. O eziyetler amatör ruhun güzelliğini kazandırdı bizlere. Çaldığımız her düğün bir konser havasında geçerdi. Repertuvarımızda, Zagar and Evans'dan In the Year 2525, Beatles'dan Yesterday ve Obladi Oblada, Engelbert Humperdinck’ten A Man Without Love ve Sandy Posey’den Hang Up in Your Green Eyes gibi parçalar vardı. Dünyada yapılan gerçek müziği internet gibi bir kolaylığın olmadığı yıllarda neredeyse eş zamanlı olarak Bergama’da çalıyorduk. Çok büyük bir dinleyici kitlemiz oluşmuştu. Ben buradan aramızdan ayrılan arkadaşlarımızı da saymak istiyorum.1972 yılında ilk solistlerimizden olan Yakup Yıldız'ı, 2001 yılında bateristimiz Halil Gürkaşlar'ı, 2015 yılında bas gitarcımız Erol Karadağ'ı ve geçtiğimiz aylarda en son orgcumuz Tayfun Şensoy'u kaybettik. Ruhları şad olsun. Her biri birbirinden değerli müzisyenlerdi. Hayat devam ederken onların anısı için de bu konseri gerçekleştirmemiz bizleri ayrıca özenli davranmaya sevk etti. Kendileriyle pırıl pırıl günler geçirdik.

Taşradan, Bergama’dan geliyor olmamız şaşkınlık yaratıyordu. Taşradan böyle işlerin çıkmasına inanamıyordu insanlar. Arkadaşlarımızla toplanıp parça çıkarmak bizim için çok güzel bir etkinlikti. Çalışmalarımızı Allah rahmet eylesin Ali İhsan Güngül’un kurduğu düzenle Halk Eğitim Merkezi salonunda gerçekleştirirdik. Bunları o günlerdeki teknik yetersizlikleri ve ailevi baskıları gözler önüne sermek için anlatıyorum. Hele bir ilk sahne alışımız var ki içler acısı. Bizden önce belediye bando grubu düğünlerde çalıyorlardı. Çalışma sistemleri de çok ilginçti. Sahnede kalın bir perdenin arkasından çalarlar, ne onlar davetlileri ne de davetliler onları görürdü. Bir nevi Hacivat-Karagöz oyunu gibi.

Daha 16-17 yaşındaydık. Davetliler bizlerin anneleri, ablaları, kardeşleriydi. Bu duruma bir son vermek için orkestra arkadaşlarımla bir karar aldık. Düğün takvimini açtık, 2 ay sonraki cumartesi günü düğününü milat olarak belirledik ve o gün düğün sahiplerine amacımızı izah ederek perdeyi kaldırma kararı aldık. Düğün günü geldiğinde düğün sahibinden olumsuz yanıt aldık. Kendisine bu kararımızdan vazgeçmeyeceğimizi aksi takdirde düğünü çalmayacağımızı söyledik. Hatta yalvardık perdenin açık çalması için. Israrcı tutumundan vazgeçmeyince biz de anlaşmamızda ki ücretimiz olan 250 lirayı kendisine ödeyip salondan ayrıldık. Arkadaşlarımızla öyle bir plan yapmıştık ki düğünden çıkınca hiçbirimiz nereye gideceğini kimseye söylemeyecekti böylece bizi bir araya yeniden getirip düğünü çaldırtma ihtimalini ortadan kaldırmış olacaktık. Nitekim öyle de oldu. Ertesi gün yine düğünümüz vardı. Yine aynı hamleyi yaptık, düğün sahipleri aynı refleksi gösterdi ve perdeyi açık istemediler. Biz yine düğünü bırakmaya kalkışınca düğün yarıda kalmasın diye isteğimizi yerine getirdiler ve düğünü perde kapanmadan, konuklarla birbirimizi görerek çaldık. O gün Bergama'da reformu gerçekleştirmiştik. O günden sonra düğünlerde perde hiç kapanmadı.