Güncel Haberler:

Cemiyette Kadın Eli

22.09.2016

Röportaj: Erkan Sevinç


İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Misket Dikmen” Yeni kurulacak hükümetten daha aydınlık bir basın isteyeceğiz. Halka gerçek bilginin aktarılmasını bu konuda engellerin kaldırılmasını isteyeceğiz. Bu dönem insanların düşüncelerinden dolayı ya da aldıkları haberi halkla paylaşmalarından sıkıntıya girmeyecekleri bir dönem olsun” diyor.


 

“Cemiyete kadın elinin değme öyküsü ile başlayalım”

Yönetimde en uzun süre görev alan cemiyet üyelerinden birisiyim 2000 yılında haberim olmadan tamamen yedek listeden yönetime geldim. Cemiyette her kademede görev aldım.Son yıllarda Atilla Sertel ile dava ve yol arkadaşlığı yaptık.Onun başkanlığı özgürlüklerin en çok da basın özgürlüğünün en karanlık, en yerle bir olduğu ,en prestij kaybının yaşandığı, en iç acıtıcı dönemlerdi.İzmir Gazeteciler Cemiyeti olarak sadece İzmir için değil ülkemizdeki basın ifade özgürlüğü konusunda ,baskılar ve  tutuklamalar sürecinde çok dik  bir duruş sergiledik. Sertel’e geçenlerde bir onur ödülü verdik. Ve bu ödülü Sertel’e cemiyet olarak vermedik mesleğin duayenlerinin de içinde yer aldığı büyük jüri verdi. O duruşun devamlılığı gerektiğinden sorumluk duygusu ile başkanlığa aday oldum ve genel kurul sonucu göreve geldim”


“Ve de ilk kadın başkan”

“.Kadın başkan olmanın gururunu duyuyorum tabii ki, ama benim hayat görüşüm içersinde şöyle bir şey var. İşte cinsiyet ayrımcılığı olmaz.”

“Atilla Sertel milletvekili adayı olmayıp cemiyette devam etseydi genel kurulda karşısına liste ile çıkar mıydınız?”

“Ona rakip olmazdım. Siyasete devam etmeseydi bir dönem daha başkanlık yapabilirdi ve benim açımdan asla böyle bir şey söz konusu olmazdı. Daha sonrasını ise bilemiyorum. O günkü durumumu mesleğin, sektörün, basın emekçilerinin ortak panoraması belirlerdi”


“Sertel için belirsizlik sürüyor. Eğer davalarda bir sonuç alınamazsa vefa borcu olarak istifa edip olağanüstü genel kurula gitme durumunuz var mı?”

“Dedikodular var. Açık ve net söylüyorum, bu dönemi sonuna kadar geçireceğiz. Sertel ile 13 yıl omuz omuzaydık. Onu çok iyi tanımıyorum, o da böyle bir şeyin içinde olmaz”

“Bu dönemde fuara bir kompleks projeniz varmış”

“Atilla Sertel ‘in başlattığı bu projeyi hayata geçirmek istiyoruz. Eski fuar alanında yer talebimiz var. İçinde sanat galerisi olacak. Uluslararası basın merkezi olacak. Kafe ve restoranıyla tam bir kompleks. Düşüncemize Aziz bey de sıcak bakıyor. Bu işin takibini meclise gönderdiğimiz gazeteciler Balbay, Özkan ve inşallah Sertel yapacak”


“Sarı basın kartı olmayan gazetecilerin durumu ne olacak?”

“Sarı basın kartı olmayanlara bir şey yapamıyoruz, tüzüğümüz elvermiyor. Genç arkadaşlarımın durumunu biliyorum. Ancak bunu çözecek merci İzmir Gazeteciler Cemiyeti değil. Onları 212’ye tabi çalıştırmayan patronlar ve sendikasızlık nedeniyle bu sorun var. Bizim bir yetkimiz yok ancak cemiyet olanaklarından yararlandırabiliriz. Gümüldür tesislerimizi açtığımız gibi. Üye olmalarına engel dernekler yasası var, tüzüğümüz var”


“Yazılı basından gelmemeniz eleştiri konusu yapılıyor”

“Bazı arkadaşlar gazeteci saymıyorlar bizi. Ben medya kavramını kullanmayı sevmiyorum. Gazetecilik ya da basın yayın kavramlarını kullanıyorum. Teknolojinin çok hızlı işlediği iki alan bilişim iletişim ve tıp. Mesleğimizde teknoloji bu kadar hızlı gelişirken sosyal medya dahil herkes aynı çatı altında iken böyle bir ayrım olamaz. İşin aslı habercilikse ve siz bunu örneğin sosyal medyayı kullanarak yapıyorsanız siz de gazetecisiniz. Ben köşe yazımı sesimle yazdım. Ben köşe yazımı antenle kulaklara yazdım. Kağıda yazmam şart değil. Aslında program yaparken metinleri kağıtlara da yazdım. Gazetenin kültür sayfası var, sağlık sayfası var. Sağlık programı yaparken yazdıklarım işte sağlık sayfası. Benim de anılarım var, benim de röportajlarım var. Çok da iyi bir röportajcıyım ihtisas alanım canlı yayın. Murat Canbay ile birlikte 48 saatlik canlı yayın rekorumuz var. O yayın Türkiye’deki en uzun canlı yayın olarak rekorunu koruyor. Dergilerde yazılarım yayınlandı. Yelken Dünyası’nda, Naviga’da.. Ara ara 9 Eylül’e yazıyorum. Türkçe konusunda çok mükemmeliyetçi olduğum için sadece günlük yazı yazamam.“


“Neden işletme okudunuz da basın yayına gitmediniz?”

“12 Eylül nedeniyle. O karışık ortamda 78 de İstanbul Hukuk Fakültesi’ni kazandım. Ama babam elimden tutup geriye getirdi. İzmir’de hukuk yoktu. puan fazlalığı ile işletme oldu. İşletmede aldığım eğitim meslek hayatımda çok güzel donanım ve alt yapı sağladı. Ben bu mesleğe geçmeden önce ve bu işin okulu yokken mesleğin hocalarından ders aldım ve mezun oldum. Hala böyle bir eğitim yok ve o eğitimi şimdi ben veriyorum”


“TRT maceranızı niye noktaladınız?”

“TRT nin durumu TRT den ayrılma nedenimdir. Pire için yorgan yaktım.2009 yılında TRT de spikerler için KPSS kondu. O sınavın sorularının çalındığı da daha sonra ortaya çıktı. Bizler spiker olurken öyle bir eğitimden geçtik ki. Diksiyondan cazına popuna kadar ciddi hocalardan eğitim aldık. Her hafta sınavlardan geçtik. Sonunda atanan 8 kişiden biri olmuşsunuz yani almışsınız amirlerinden ders görmüşsünüz kurs. Sonra biri gelmiş KPSS’yi koymuş, bir gecede 3500 TL  maaşlar verilerek kadrolar oluşturulmuş.Böyle kişiler kuruma gelince  onurum zedelendi.Mesleğe başladığım gün ölene kadar mesleğimi yaparım demiştim. Böyle bir aşkla mesleğe bağlıyım. Her bitişin yeni bir başlangıcı oluyor.. Ege Üniversitesi’nde bir radyonun bir televizyonun kurulmasında yer aldım. Yetiştirdiğim öğrencilerimin yerel ya da ulusal kanallarda görev yapmalarıyla gurur duyuyorum.”


“Kaç yıl oldu meslekte?”

“28 artı 5 33 yılım spikerlik.15 yılda diğer görevler. Meslekte 45inci yılım. Ben aslında ekmeğini ana karnına düştüğünden beri TRT’den yiyen biriyim. Küçük bir kız çocuğuyken bütün hedefim mikrofonun başına geçmekti. 6 yaşlarında r harflerini söyleyemiyordum. R harflerini söylersen seni TRT’ye götüreceğiz dediler. Ben de akabinde hemen söylemeye başladım. Ve ardından sınavı geçerek TRT de Çocuk Saati’ne başladım. Eğitmenimiz de Suat Taşer’di”


“Seçimler sonrası döneme ilişkin düşünceleriniz?”

“Mutlaka basının, gazeteciliğin üzerindeki kara bulutların dağılması gerekiyor. Dünyada o kadar kötü durumdayız ki, çok aşağılardayız. Son yıllarda iki alan çok zarar gördü. Bir tanesi basın diğeri hukuk. Basın ve hukuk durumumuz dünyaya bizi kapkara gösteriyor. İkisinde de özgürlükleri kelepçeliyorsanız demokratik bir toplumdan bahsedemezsiniz. Yeni kurulacak hükümetten daha aydınlık bir basın isteyeceğiz. Halka gerçek bilginin aktarılmasını bu konuda engellerin kaldırılmasını isteyeceğiz. Bu dönem insanların düşüncelerinden dolayı ya da aldıkları haberi halkla paylaşmalarından sıkıntıya girmeyecekleri bir dönem olsun”

“Konservatuara gitmediniz ama şarkı söylemeye devam ediyorsunuz?”

“Konservatuvarı da seçebilirdim. Ama beni şan bölümüne vermek istediler ben ise enstrüman çalmak istiyorum dedim. Ben öyle bir ailede yetiştim ki bizde olanaklar sunulur kararı siz verirsiniz. Babam sanatçı olmasına ve konservatuarın kurucusu olmasına rağmen böyle bir karar verdim. Ailemden aldığım bu yaklaşımı oğlumda da sürdürüyorum. Yıllar sonra benim babama yaptığımı oğlum da bana yaptı. Çok istedim tiyatro ile ilgilenmesini o gitti iç mimarlığı seçti. Tiyatronun heyecanını kaldıramayacağını söyleyerek tasarımcı oldu. Bu arada oğlum evlendi, cici bir kızım var. Şarkı söylemeye devam tabii ki. Arkadaşlar arasında söylerim. Ege Tıp mezunlarından bir karma grubumuz var arada sırada bir araya geliyoruz.”


“Hobileriniz”

“Denizi çok seviyorum özellikle güney kıyılarını. Bodrum’da yelken yarışlarına katılıyorum. Kilolarımdan da belli olduğu gibi yemekle aram çok iyi. Mutfak tam bir hobi. Yemek programları, yemek kitapları.. Yöresel yemek yapmayı severim., denemeler de yaparım. Ayakkabı, çanta, otantik takılar ve giysileri seviyorum. Çok yapmak istediğim bir şey de gemi seyahatleri. Kendime döndüğümde yapacağım. Bedenen yaş alsam bile kafa yaşımın değişmeyeceğini biliyorum”

“Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ne okuyor, ne seyrediyor?”

“Tüm basını takip ediyorum. İnternet bütün gün açık. İlk sırada gazetecilerin gazetesi 9 Eylül var. İkinci sırada Ege’de Sonsöz.. Erken uyumuyorum evde de okumaya devam. TV’de dizileri izlerim. Baştan sona izlediğim “kara para aşk” var. Dizi işinde o kadar ekmek yiyen var ki dizi yayından kaldırıldığında çok üzülüyorum. Bir diziyi kaldırdıklarında küstüğüm olmuştur. Özellikle criminal dizileri çok seviyorum. Dizimax’de paso criminal dizi izliyorum. Acaba adli tıpçı olabilir miydim diye düşünmeden de edemiyorum. Haber deyince Fatih Portakal’ı tek geçerim.”


MİSKET DİKMEN’DEN BİR ANI


80 li yılların sonunda Romanya’da bir dönem kapandı. Biz o sıralar sabahları canlı yayın yapıyoruz. Tüm Türkiye’den bağlantılarla memleketin ahvalini aktarıyoruz. Romanya bütün dünya ile bağını kesti. Çavuşeskuların idamı söz konusu ve hiçbir bilgi alınamıyor. Romanya büyükelçisinin telefonu vardı bende. Sabah 6’da yayına girdik. Bu gazetecilik içgüdüsel bir şey. Arkadaşlara büyükelçiyi arayalım bakalım ne diyecek dedim. Telefon bağlantısını gerçekleştirdik. Telefon şak diye açıldı adamcağızı uyandırdık. İlk sözü aman Allah’ım oldu. Şu anda idama götürülüyorlar dedi. Telefonun bir ucunda ben bir ucunda büyükelçi naklen idamı verdik silah seslerine kadar. Haber atlatmanın daniskası.