Güncel Haberler:

D.E.Ü Rektörü Prof. Dr. Mehmet Füzün: "Türkiye Ekonomisi’nde çığır açacağız"

12.02.2016


Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Füzün EGE LIFE'a kapılarını açtı.

İzmir'in Biyomedikal Araştırma Merkezi (İBG) hakkında merak edilen soruları yanıtlayan Füzün; "İBG sayesinde Türkiye Ekonomisi’nde çığır açacak bir düzeyi yakalayacağımızı düşünüyoruz" dedi.



Sayın Prof. Dr. Mehmet Füzün, Dokuz Eylül Üniversitesi’nin Rektörü olarak İzmir’in  biyomedikal araştırma merkezi olan İBG - İzmir’i  biraz tanıtır mısınız?

Bu tıp alanında çok önemli araştırmalar yapacak olan Ar-Ge merkezi, önceki rektörümüz Sayın Prof. Dr. Emin Alıcı tarafından, 2006 yılında yapımına başlanmış olan devasa bir ünitedir. 2008 yılında Rektör olarak göreve geldiğimde kaba inşaatı büyük ölçüde tamamlanmış olan Merkezimizin, bugünlere getirilmesi için çok zaman ve emek harcadık. Birtakım proje değişiklikleri de yapmak suretiyle Kalkınma Bakanlığı Araştırma Projesi olarak yapımını sürdürdük. Bu değişikliklerin yapılmasında Üniversitemize TÜBİTAK’tan transfer ettiğimiz Sayın Prof. Dr. Kemal Baysal’ın ve Üniversitemizdeki diğer çalışma arkadaşlarının çok büyük emeği olmuştur. Uzun süren çalışmalar sonunda yaklaşık 150 milyon  tl lik bütçe ile Kalkınma Bakanlığı’na bir araştırma projesi olarak sunulmuş ve kabul ettirilmiştir. Bu bağlamda, bu Merkez Cumhuriyet tarihimizin bu miktarda Kalkınma Bakanlığı araştırma projesi olarak kabul edilen ilk projesi olmuştur. Bu yüksek meblağda projenin gerçekleştirilmesinde, dönemin Başbakanı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Kalkınma Bakanı Sayın Cevdet Yılmaz’ın ileri görüşleri çok belirleyici olmuştur. Bu vesile ile kendilerine Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü olarak teşekkürlerimi sunuyorum. Yaklaşık iki yıl önce bu alanda Dünyadaki önemli Türk bilim adamlarından biri olan Sayın Prof. Dr. Mehmet Öztürk, bu projenin başına geçmek üzere Üniversitemize transfer edilmiş ve çalışmalar daha da hızlanarak bugün Merkezin açılacağı düzeye gelmiştir. Bu Merkezde Üniversitemizde yeni açılan İzmir Uluslararası Biyotıp ve Genom Enstitüsü de hizmet verecektir. Günümüz itibarıyla bu Merkezden İBG-izmir olarak söz etmekteyiz. Daha doğrusu kısaltılmış olarak bu ismi kullanmaktayız. Bu ünitenin kullanım alanı 22 bin metrekareden fazladır. Hem bina büyüklüğü hem de sunacağı hizmetler açısından Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Batı Asya’nın en büyük biyomedikal Ar-Ge merkezidir. Laboratuvarları, biyomedikal alanda yüksek teknolojiye sahip cihazlarla donatılmıştır. Halen otuzu akademik olmak üzere yaklaşık yüz personel görev yapmaktadır. Tam kapasiteye ulaştığımızda toplam çalışanı beş yüz olacak bir araştırma merkezi halini alacaktır. Bu hedefe 2023 yılına kadar ulaşmayı amaçlamaktayız.


İBG - İzmir’de neler yapılacak, bu konuda özet bilgi verir misiniz?

İBG-izmir’de ana hatlarıyla başlıca dört çalışma alanı bulunmaktadır. Birincisi; ‘research’  dediğimiz çok üst düzey biyomedikal araştırmaların yapılacağı alandır. Bu alanda, yirmi takım mevcuttur. Her birisi değişik laboratuvarlarda çok uç biyomedikal araştırmalar yapacaklardır. Hali hazırda on altısı aktif halde olup çalışmalarına kısmen başlamışlardır. İkinci alan; inovasyon alanı olup, yedi ekipten oluşmaktadır. Burada başlıca kansere, nörolojik hastalıklara,  ender görülen genetik hastalıklara, tanı ve tedavide kullanılacak mikro cihazlara, zehirlenmelere ve bağışıklık tedavilerine yönelik yeni buluş çalışmaları yapılacaktır. Üçüncü alan;  hasta teşhis ve tedavilerine doğrudan hizmet verecek laboratuarların bulunduğu çalışma sahasıdır. Dördüncü ana çalışma alanı ise bünyesindeki enstitü vasıtasıyla yüksek lisans ve doktora gibi üst düzey eğitimlerin verileceği eğitim alanıdır. Burada Türkiye’ye çok değerli biyomedikal alanda çalışacak araştırıcılar, bilim insanları yetiştirecektir.


Türkiye Ekonomisine önemli katkı sağlayabilecek midir?

Bilindiği üzere Ülkemiz başta kanser ilaçları olmak üzere birçok ilaç, aşı ve tıbbi cihazı ithal etmektedir. Bu yüzden milyarlarca dolar harcanmaktadır. Bu Merkez sayesinde dışarıdan alabileceğimiz bazı ilaçların,  aşıların ve cihazların yurt içinde üretimi sağlanabilecektir. Bunun çok büyük getirisi olacağı aşikardır. Öte yandan yeni bir ürün geliştirip dışarıya satabilir hale geldiğimizde, ki çok ümitliyiz, Türkiye Ekonomisi’nde çığır açacak bir düzeyi yakalayacağımızı düşünüyoruz. Bir örnek vereyim bizim 4,5 milyar dolar ilaç ithalatımız var 850 milyon dolar ilaç ihracatımız var. Demek ki bizim katma değeri yüksek ilaç üretmemiz lazım. O yüzden bu ünite çok önemli.


İBG - İzmir tersine beyin göçünü gerçekleştirebilecek midir? 

Ünlü büyük Türk hekiminin çok sevdiğim bir sözünü paylaşmak isterim: “ Bilim ve Sanat takdir edilmediği yerden göç eder.”  Bu güne değin, Ülkemizden birçok bilim insanı ve araştırmacının yurtdışına gittiğini biliyoruz. Hali hazırda İBG-izmir’deki otuz araştırıcı bilim insanından on birinin yurtdışından burada çalışmak üzere geldiğini söylemek isterim. Bunlardan yurt dışında çalışmakta iken bize gelen Türk araştırmacı sayısı beş tir. Görüldüğü üzere tersine beyin göçü başladı bile. Bu gibi çalışma alanlarının Ülkemizde artması ile tersine beyin göçünün de artmasını beklemek çok doğaldır.

İnanıyorum ki bu Merkezimiz ve İzmir’imizdeki diğer üniversite ve sağlık kuruluşlarının birlikte yürümesi ile şehrimizi Türkiye’nin ‘sağlık üssü’ haline getireceğiz.


Diğer AR-GE çalışmalarınız ve teknoloji geliştirme bölgeleri ile ilgili çalışmalar hakkında da bilgi verir misiniz?

DEÜ Teknoloji Geliştirme Bölgesi’ni (DEPARK) kurduk. 16.12.2015 tarihinde Sanayi ve Ticaret Bakanımız Sayın Fikri Işık’ın katılımıyla 3. büyük binamız olan BETA Binamızın açılışını yaptık. Ar-Ge faaliyetlerinin bulunduğu çevreye önemli bir heyecan ve dinamizm kazandıracağını hissetmek bizi mutlu ediyor.

Bu bağlamda kurduğumuz 2 teknoloji geliştirme bölgesi hakkında keza bilgi vermek isterim.

Türkiye'nin ilk sağlık teknoparkı olan İnciraltı Kampüsünde oluşturduğumuz Sağlık Teknoloji Geliştirme Bölgesi'ni binasını 12 Mart 2015 te açtık. Çok amaçlı diğer teknoparkımızın ilk binası olan ''Alfa'' binasını 26 Mayıs 2014 te hizmete sunduk.  16 Aralık 2015 de On bin metrekare büyüklüğünde 3. teknopark binamız olan '' Beta '' yı, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Fikri Işık'ın teşrifleri ile açmış oluyoruz.

Teknoparklar Üniversite-Sanayi işbirliği için çok önemli birimlerdir. Dokuz Eylül Üniversitesi eğitim faaliyetleri yanı sıra AR-GE, İNOVASYON ve ÜNİVERSİTE SANAYİ İŞBİRLİĞİ alanlarında dev adımlar ile ilerliyor. Geçen ay Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından Genç Teknoparklar 1.si olarak ödüle layık görüldük.Halen DEPARK ta tüm binalarımızda 100 firma üniversite ile birlikte çalışmalarını yürütüyor.Bunların 56 sı sağlık alanında, 44 ü ise diğer alanlarda çalışıyor. Toplam 100 firmanın 40 ında üniversite akademisyenlerimiz aynı zamanda firma ortağı olarak yer alıyor. Sonuçta üretilen bilginin ticarileşmesi yani sanayiye ve halka sunulması için büyük gayret içindeyiz.Bunların dışında üniversitemizde  çoğu AR-GE faaliyetlerini hedeflemiş olan 50 araştırma uygulama merkezinin daha bulunduğunu ifade etmek isterim. Amacımız diğer üniversitelerle birlikte İzmir 'i başta sağlık olmak üzere Türkiye 'nin inovasyon yani yenilikçilik üssü yapmak.