Güncel Haberler:

Dilek Hanif, “Modanın En Rafine Doğu ve Batı Sentezi”

05.04.2011



İstanbul’un gizemi ve zengin kültürel birikimini koleksiyonlarına yansıtarak modern çağın romantik masallarını yazan bir moda perisi, Dilek Hanif… Markası için yaklaşık 6 yıldır yaptığı ciddi yurtdışı çalışmalarıyla başta Paris olmak üzere Avrupa’yı kendine hayran bırakan Hanif, onur konuğu olduğu Maroc Fashion Days ile Ortadoğu’yu büyüledi.

Çizgimi kendisine yakın bulanlar ve bu çizgiye ait olanlar için üretim yapmayı seviyorum. Dilek Hanif markasının karakteristiğinde rafine ve elegan bir şıklık vardır. Çizgimdeki bu kararlı tavrım, hemen her markette sadık bir müşteri profili oluşturmamı sağlıyor.

Hedefim hiçbir zaman gelip geçici ünlüler olmadı… Haute Couture giyimi benimsemiş, tasarım, kumaş ve işçilik kalitesini anlayabilen “Yüksek Sosyete”, daima markamın müşteri profilinin bel kemiği olmuştur. Hatta yurtdışında işçilik ve üretim kalitesi bakımından dünya markaları ile kıyaslanıyor olmak mutluluk verici.

Hazır giyim için çok önemli bir nokta olduğunu düşündüğüm Milano'da 40 parçadan oluşan koleksiyonum geçtiğimiz günlerde görücüye çıktı. İlk sinyaller umut verici... Kısa zamanda önemli noktalarda satışa gireceğine eminim.

Son günlerde en gurur duyduğum olay ise Hakan Yıldırım’ın dünyanın en prestijli moda ödülü olan Andam’ı almış olması. Türk moda tasarımcılarının uluslararası platformlardaki her başarısı, bizler ve ülkemiz için tahmin edilemeyecek kadar prestijli bir reklamdır. 

Ortadoğu, büyük bir potansiyel barındırdığına inandığım bir market. Sonuçta lüks tüketim çıtasının her geçen gün yükseldiği ve tüm dünyanın dikkatini çeken bir alıcı kitlesi ile tanışmak heyecan vericiydi.

İstanbul’un gizemi ve zengin kültürel birikimini koleksiyonlarına yansıtarak modern çağın romantik masallarını yazan bir moda perisi, Dilek Hanif… Haute couture’a getirdiği yeni yorumu ülke sınırlarını aşan ve Avrupa’nın yanı sıra Ortadoğu’nun da yakın takibe aldığı Dilek Hanif’in tasarımlarında zarif bir siluette hayat buluyor, İstanbul.

Gösterişli ve göz alıcı Osmanlı kültürünü “şık ve dikkat çekici ama bir o kadar da sakin ve suskun çizgilerle buluşan kadın bedeni özgünlüğüyle fark yaratıyor. Bedenlerle anlattığı narin ama güçlü, masum ama tutkulu tasarımlarla Paris’in başını döndüren ve Marakeş’le Ortadoğu’yu da kendine hayran bırakan Dilek Hanif, Milano’dan Ortadoğu’ya uzanan yepyeni öykülere imza atmaya hazırlanıyor…


2010/11 Sonbahar Kış sezonu için Paris Haute Couture Haftasında ses getiren bir koleksiyon hazırladınız. Önce koleksiyondan biraz bahsedebilir miyiz?

Koleksiyonumu 60’lı yılların Hollywood yıldızlarından esinlenerek hazırladım. Osmanlı desenlerinin ve işlemelerinin yanı sıra kaftanlar ve cepkenler gibi geleneksel bazı parçaları stilize ettim. Paris defilesinin ardından Fransız basını tarafından  “doğu ve batının en rafine sentezi” olarak yapılan yorum ise koleksiyonumun temel felsefesini en iyi şekilde anlatıyor.


Gizemli İstanbul’un her zaman ilham kaynağınız olacağını belirtmişsiniz. İstanbul geçmişle günümüzün bir harmanı ama aynı zamanda günümüzün kozmopolit yaşantısının da bir örneği. Sizin de koleksiyonunuz için İstanbul’un masal ve efsanelerinin modern zamanlardaki yalın fakat zarif ve sofistike sunumu diyebilir miyiz? Siz nasıl tanımlıyorsunuz?

Geçmişi sembolize eden detayları modern çağın ihtiyaçlarına uygun şekle getirmek en keyif verici tarafı… Örneğin bir Osmanlı kaftanını diz üstü bir kokteyl elbisesine Rob olarak uyarlamak ve bu geleneksel giysiyi gündelik hayata uygun tasarlamak Dilek Hanif markasının karakteristiği oldu.


6 yıllık emek ve yatırımlarınızın meyve vermeye başladığını dile getirdiniz. Hedeflerinize ne kadar yaklaştınız? Paris’te bundan sonraki adım ne olacak?

2004 den beri Paris Haute Couture haftasına katılarak Türk modasını dünyanın moda başkenti Paris’de başarıyla temsil etmeye çalıştım. Artık son yıllarda Dilek Hanif markası için, artık yatırım ve çalışmalarımın ürünlerini topluyor diyebiliriz... Özellikle markam Haute Couture tasarımları ile Paris de kabul görmeye başladı. Paris’de Haute Couture tasarımlarımla ile ciddi bir yol kat ederken bu kez İtalya’da yeni bir kulvara girmeye hazırlanıyorum. Bu kez limitli sayıda üretilmiş hazır giyim koleksiyonu ile modanın diğer önemli merkezlerinden Milano’da da yeni bir yatırım süreci başlatıyorum.


Haute Couture’ın yanı sıra ilk kez hazırladığınız hazır giyim koleksiyonunuz için ilk çıkışı neden Milano’da yapmayı tercih ettiniz? Alıcı guruplarının ilk izlenimleri nasıl oldu?  

Paris nasıl yüksek moda dediğimiz Haute Couture’un zirvesi ise Milano da hazır giyim için çok önemli bir nokta diye düşünüyorum. 40 parçalık Koleksiyon geçtiğimiz günlerde Milano’daki ajansımın showroomunda yerini aldı. Hatta birçok önemli alıcıyla da tanışma sürecine girdi bile…

İlk sinyaller umut verici. Sanırım en önemli avantajın “koleksiyonumun fark yaratan çizgisi, üretim ve malzeme kalitesi”  oldu. Kısa bir zaman içerisinde önemli noktalarda satışa gireceğine eminim.


Hazır Giyim Koleksiyonunuzdaki tema nedir? Osmanlı’nın zengin, gösterişli ve göz alıcı kültürel birikimini bu koleksiyonda da görecek miyiz?

Kesinlikle hazır giyimde de Osmanlı esintileri olacak… Osmanlı’yı her koleksiyonunda bir şekilde stilize ediyorum. Ağır, gösterişli ve göz alıcı Osmanlı kültürünü rafine ve elegan bir çizgiye taşıyarak asıl farkı yaratıyorum diye düşünüyorum. Oryantal olmadan bu kültürün izlerini günlük bir giysiye adapte etmek ve hala batılı bir form için kalabilmek inanın ödün vermeden çizginizi daima muhafaza etmekle mümkün olabiliyor. Özetle şunu söyleyebilirim hazır giyim tasarımlarım da “Şık ve dikkat çekici fakat bir o kadar da sakin ve suskun” bir çizgide kalacak…


Haute Couture’da giydirmek istediğiniz kesimin yüksek sosyete olduğunu belirttiniz. Bu yönde ne kadar yol kat ettiniz? Hedefinize yaklaştınız mı?

Hedefim hiçbir zaman gelip geçici ünlüler olmadı… Haute Couture giyimi benimsemiş, tasarım, kumaş ve işçilik kalitesini anlayabilen “Yüksek Sosyete”, daima markamın müşteri profilinin bel kemiği olmuştur. Yurtdışında ise kişiye özel tasarımlara bütçe ayıran bir alıcı kitlesi ile buluştuğumu düşünüyorum. Hatta bu kitle tarafından işçilik ve üretim kalitesinin dünya markaları ile mukayese ediliyor olmakta mutluluk verici.


Paris başta olmak üzere Avrupa’da ciddi anlamda takip edilen modacılar arasındasınız. Museum für Angewandte da devam eden serginiz için izlenimlerinizden bahseder misiniz?

Bildiğiniz gibi Museum für Angewandte (Uygulamalı Sanatlar Müzesi’nde) 30 Ocak 2011 tarihine kadar devam edecek bu sergi. “İstanbul’un ilham verdiği tarihi ve “Çağdaş Türk Tasarımları” teması altında gerçekleştiriliyor. Bu anlamda bir Avrupa kentinde bu denli önemli bir müzenin içinde yer almak da ayrıca önemli… Ziyaretçilerin kritiklerini birebir almamız çok zor, fakat sergiyi düzenleyenlerden beğeniyle izlendiğine dair bilgiler alıyorum.


Museum für Angewandte daki sergide Arzu Kaprol, Özlem Süer ve Zeynep Tosun gibi Türk modasının genç yetenekleri de yer alıyor. Tasarladıkları kıyafetler ve çizgilerini nasıl buldunuz?

Kendilerine has ve özgün tasarım anlayışı olduğuna inandığım bu isimleri hem tasarımları hem de Türk modasını yurtdışında temsil çabalarından dolayı kutluyorum. 


Aynı sergide yer alan yeteneklerin yanı sıra Avrupa’da ismini duyuran Bora Aksu, Hüseyin Çağlayan gibi isimleri de düşünürsek Türk modasının Avrupa’da geldiği nokta sizce nasıl?

Gelişmelerin tümünü çok olumlu adımlar olarak değerlendiriyorum. Son günlerde en gurur duyduğum olay ise Hakan Yıldırım’ın dünyanın en prestijli moda ödülü olan Andam’ı almış olmasıdır. Türk moda tasarımcılarının uluslararası platformlardaki her başarısı bizler ve ülkemiz için tahmin edilemeyecek kadar prestijli bir reklamdır.   


Paris’ten sonra Fas’ta düzenlenen ve onur konuğu olarak çağrıldığınız Maroc Fashion Days ile de Marakeş’i de fethettiniz. Buradaki defileniz çok konuşuldu. Önce şunu sormak istiyorum, Ortadoğu’ya yönelmek düşündüğünüz bir şey miydi?

Aslında büyük bir potansiyel barındırdığına inandığım bir market Ortadoğu. Dolayısı ile bu organizasyon hem onur konuğu olduğum için, hem de markamı yeni bir pazara tanıtma fırsatı verdiği için oldukça önemliydi. Sonuçta lüks tüketim çıtasının her geçen gün yükseldiği ve tüm dünyanın dikkatini çeken bir alıcı kitlesi ile tanışmak heyecan vericiydi.


Basında yer alan haberlerde Hermes’in Yönetim Kurulu Başkanı Xavier Guerrand’ın tasarımlarınıza bir hayli ilgi gösterdiği ve beğendiği dile getirilmiş. Siz Marakeş’te defilenize ve size gösterilen ilgiyi nasıl buldunuz?

Xavier Guerrand’ın koleksiyonumun kendi içindeki bütünlüğüne ve üretim kalitesine vurgu yapması ve kendisinden koleksiyon için "elegan ve rafine" yorumu almak önemliydi. Diğer izleyicilerden ve kritiklerden de oldukça pozitif değerlendirmeler alırken, Türk moda tasarımcılarına olan ilginin de yüksek olduğunu da hissettim. 


Marakeş ve Ortadoğu’nun moda endüstrisi için izlenimleriniz neler?

Fas'da moda endüstrisi neredeyse Türkiye'nin 15-20 yıl öncesindeki aşamada diye düşünüyorum. Belli ki çok yeni atılımlar içindeler. Onur konuğu olarak davet edilgim Maroc Fahion Days de bu tür bir adımdı.


Ortadoğu’nun gösteriş ve ihtişama olan merakı sizinde ifade ettiğiniz gibi haute couture için büyük bir potansiyel. Ortadoğu modası için ne gibi planlarınız var? Ortadoğu için çizginiz yine sade, zarif ve elegan mı olacak?

Çizgimi kendisine yakın bulanlar ve bu çizgiye ait olanlar için üretim yapmayı seviyorum. Dilek Hanif markasının karakteristiğinde rafine ve elegan bir şıklık vardır. Çizgimdeki bu kararlı tavrım inanın hemen her markette sadık bir müşteri profili oluşturmamı sağlıyor. Ortadoğu’da da çizgime yakın önemli bir Haute Couture potansiyeli var tabi ki.  


Avrupa’daki moda sektörünü de çok yakından bildiğinize göre İstanbul önemli bir moda merkezi olması bakımından Avrupa’ya mı yoksa Ortadoğu’ya mı daha yakın duruyor?

Hem Batıdan hem de Ortadoğu’dan bu anlamda olumlu birçok sinyal var. Bunun yanı sıra Ortadoğu’da ülkemize her gecen gün ivmesi yükselen bir hayranlık da var. Özellikle İstanbul kıtalar arasındaki birleştirici konumu ile zaten Avrupa Kültür Başkentlerinden biri olarak taçlandırıldı. Bu durumda mesafemiz aslında hem batı hem de Ortadoğu için eşit kalmalıdır diye düşünüyorum. 


Ülkemizin moda endüstrisinde daha da ilerleyerek ciddi anlamda söz sahibi olması için neler yapılmalı? Bu yöndeki eksiklikler neler sizce?

Tasarıma destek vermek, yeteneklere alan açmak ve tabi ki kurallara uygun pazarlama faaliyetleri yürütmek önemli olacaktır.  


2011 ilkbahar ve yaz koleksiyonunuz ne aşamada, tamamlandı mı? Bu ilkbahar yaz sezonunda bayanları neler bekliyor?

Hala üzerine çalıyoruz… Fakat 2011 yazında en romantik sezonlarından birini yaşayacak moda endüstrisi… İpekler, şifonlar, danteller ve çiçekler başımızın tacı olacak…


Bize biraz da kendinizden bahseder misiniz? Dilek Hanif nasıl biridir, yoğun zamanlardaki stresten nasıl kurtulur, hobileri nelerdir?

Çalışmayı çok severim… İşimle eğleniyorum, deşarj oluyorum ve besleniyorum. Kızlarımla ve ailemle vakit geçirmek, seyahat etmek ve eski baskı kaynakları karıştırmaktan büyük zevk alırım…


Yurt dışında birçok yere gittiniz. İstanbul’u çok sevdiğiniz tasarımlarınızdan da belli oluyor ama İstanbul dışında sizde en çok iz bırakan yer neresi oldu?

Paris’i romantik bulurum, huzur vericidir… Londra’yı severim, besleyici ve dinamiktir… 


İzmir desem…

Ülkemizin en medeni kentlerinden biri olduğunu düşünüyorum… Kızları da çok güzel. İzmirli birçok model bugüne kadar defilelerimde boy gösterdi… Diğer taraftan iklimi ve enerjisi ile de rahatlık ve huzur veren bir şehir benim için İzmir.


Moda olan her şey herkeste iyi durmayabiliyor. Bu yönde bayanlara önerileriniz neler?

Öncelikle kendilerini iyi tanısınlar… Yaşam şekillerine, vücut tiplerine ve tabii ki temsil ettikleri yaş gruplarına uygun giyinsinler. Ben bir giysinin moda olmasından daha çok, yakışması ile ilgiliyim. Çok şık bir kokteyl elbisesi ile sokağa çıkan bir kadın ne kadar hoş olursa olsun maalesef doğru giyinmemiştir. Yeri ve zamanı iyi bilmek de önemli bir konu…  


Son olarak moda sektöründe yol almak isteyen genç arkadaşlarımız için önerileriniz neler?

Araştırmacı olmak, dünya ile bağlantılı olup, özellikle alternatif yayınları takip etmek son derece önemli. Ne olursa olsun tabii ki sokak modasının verdiği mesajlar ve gençlerin ilgi noktalarını da kaçırmamak gerekiyor. Özetle daima “update” olsunlar.