Güncel Haberler:

Düşler Ülkesine Yolculuk

20.12.2011

Fotoğraf - Röportaj: Özlem DEMİRCAN



La Bonbonniere – Sn. Mirey Karaso ile düğün organizasyonları üzerine...

İlk olmak…

Daha önce yapılmayanı yapmak…

Yılların tecrübesini en özel günlerinizi kalıcı kılmak için kullanmak...

Kusursuzluğa La Bonbonnière imzasını atmak...



Mirey Karaso, 1979 yılında kendi düğününü planlarken sektördeki eksikliği fark etti. Ortaya çıkardığı mükemmel organizasyona ve hazırladığı el yapımı özel nikah şekerlerine aldığı olumlu tepkilerden sonra bu işi profesyonel olarak yapmaya karar verdi. Küçük bir aile şirketi olarak kurulan La Bonbonnière, önceleri sadece özgün ve farklı tasarımda nikah şekerleri sunuyordu. Zaman içinde A'dan Z'ye hizmet veren uluslararası bir organizasyon şirketine dönüştü. Yenilikçiliğin ve sürekli gelişimin önemine inanan Karaso, Boğaziçi Üniversitesi'nde hayata geçen ‘Event Planning’ Eğitim Programı'na öncülük ederek de farkını ortaya koydu. Bu girişimiyle sektöre katkı adına yaptıklarına bir yenisini daha eklemiş oldu.


Sizi diğer organizasyon firmalarından ayıran özellikleriniz nelerdir?

28 yıl önce bu işe adım attım. İlk olmamın yanında kendimi keşfederek, geliştirerek, yenileyerek, adım adım ilerleyerek, bu işi de çok severek yapıyor olmak, ruhumla çalışıyor olmak beni farklı kılıyor. Birikimlerim neticesinde de ortaya bu sonuç çıkıyor. Amatör bir ruhla başladığımız işimiz beğeni topladıkça geliştik. Çıkış noktamız nikah şekerleri hazırlamaktı. 30 yıl kadar önce Türkiye’de tektik. Yurtdışındaki yenilikleri takip ederek Türkiye piyasasına kendi yorumumuzla sunduk. Ciddiyetimiz, işimize olan bağlılığımız, hem kendimize hem hizmet verdiğimiz kişilere olan sevgi ve saygımız, bugün bir sektör haline gelmiş mesleğimize olan aşkımız başarılı olmamızı sağladı. Bugün bir ‘İlk’ olmak elbette güzel bir şey, bunu sürdürebilmek çok kolay değil. Sürekliliği sağladığımız için çok mutluyuz. Şu anda mesleğimin bir sektör haline gelmesi de beni mutlu ediyor. Çünkü birikimler paylaşılmalı, herkes pay almalı. Gerek hizmet alan gerekse hizmet veren mümkün olduğunca çok kişiye ulaşmalı.


Öncü kişiliğiniz size neler kazandırdı?

Güçlü bir vizyonum olduğunu düşünüyorum. İleriyi görebiliyorum ve bununla ilgili heyecan duyuyorum. Vizyon benim için önemli. Vizyona giden yolculukta da anları yaşarken o heyecanı sürdürebiliyorum. Aslında çok kolay bir şey değil. Uzun yıllar aynı konuda hizmet veriyor olmanın riskleri de var. Kişiler sıkılabilir, iş monotonlaşabilir. Mesleğimin değişken yapısı şahsıma hayli uyduğu için değişik mekanlarda, değişen insanlarla çalışıyor olmak her seferinde çok inandığım yaratıcılık gücümü de kullanmama vesile oluyor.


Firmanızın isminin çıkış noktası nedir?

Bonbonniere, Fransızca’da şekeri muhafaza eden kap anlamına geliyor. Nikah şekerliği demek. Bazı ülkelerde gelenekselleşmiş. İlk dönemlerde düğüne katılan misafirlere çok özel porselen, gümüş kaplarla sunulmuş bir armağandı. Zaman içerisinde her kültür kendine göre geliştirdi, sadeleştirdi, yorumladı. Biz de kurulduğumuz ilk yıllarda 1980’lerde sadece bu hizmeti verdiğimiz için böyle bir isim koymuştuk. Şimdi etkinlik yönetimi ve etkinlik tasarımı da katarak hizmet veriyoruz.


 

Bir düğün organizasyonunda verdiğiniz hizmetleri anlatır mısınız?  

Evlenmeyi planlayan çiftlere düğünleri ile ilgili A’dan Z’ye bir hizmet söz konusu. Ürün bazında hizmetlerimiz; düğün nikah şekerleri, davetiyeleri gibi. Mekan tasarlayabiliyoruz. Ayrıca düğün koçluğu  yaparak danışmanlık hizmeti de veriyoruz. ‘Wedding Planning’ hizmeti de alabiliyor çiftler. Bu anlamda bir düğünde gerekli olan mekanın seçimi, tasarımı, planlama, organizasyon ve uygulama ile sonuçlanan 5 kademeli bir hizmet vermiş oluyoruz.


Hiçbir fikri olmayan bir çift karşınıza geldiğinde, yönlendirmeleriniz nasıl oluyor? Görkemli bir düğünü nereden başlayarak showa hazırlıyorsunuz? Öncesi ve sonrasını konuşalım mı?

Evlenmeye karar vermiş bir çift her ne kadar birçok düğüne katılmış olsa da katılımcı olarak o düğünün son hallerine şahit oluyorlar. Bu iş bütünüyle gerçek bir proje. Düğünden minimum 6 ay öncesi başlamak gerekiyor. Şimdilerde 1-1 buçuk yıl önce başlayan çiftlerimiz de var. Çok da sağlıklı oluyor. Öncelikle genel anlamda hangi hizmetleri verdiğimizi anlatıyoruz. Mekan seçimi, menü seçimi, mekanın tasarımı, düğün konseptinin oluşumu, müzik seçimi gibi. Bu konuda hazırladığımız anket sorularımızı yanıtlamalarını istiyoruz. Görüşme öncesi bu soruları sorarak öncelikle çiftin yapısını, taleplerinin ne yönde olduğunu araştırıyoruz. Herkesin farklı hayalleri var. Hayaller dünyasında bir takım düşünceleri ortaya çıkarabilmek,  hayalleri profesyonelce, kusursuz bir biçimde gerçekleştirebilmek önemli olan. Amacımız, gerek gelin ve damadın, gerek ailelerin, gerekse misafirlerin mutluluğunu sağlayabilmek. Rüyaların gerçek olması için çalışıyoruz. Bu arada çok hissetmek de önemli. Yılların verdiği tecrübe ile bazen kişilerin duruşu, giyim tarzları da ipuçları verir. Hangi tür filmleri seyretmekten hoşlanırlar, modayı ne şekilde takip ederler, ne tür hobileri olduğu tüm bunlar da önem taşıyan detaylar bizim için. Bu yönde bir saray düğünü mü bir kır düğünü mü olacağı belirleniyor. Sarayda çok sade ya da kır düğününde gösterişli bir organizasyon da olabiliyor. Alternatifler çok fazla.


Yurtdışında düğün organizasyonlarınız olduğunu biliyoruz. Bu tarz düğünlerin hazırlık aşaması, lojistiği... Ne kadar süre önceden başlıyor ve genel olarak en görkemli olduğunu düşündüğünüz birkaç düğününüzü paylaşır mısınız?

Yıllarca yurtdışında da hizmet verdim. Son zamanlarda yurtdışından Türkiye’ye taşıdık organizasyonları. Yabancılara hizmet vermeye de başladık. Ülkemiz çok güzel ve sıra dışı çok özel mekanlarımız var. Çok misafirperveriz. Kararlı olduğumuzda hizmeti çok iyi verebilme kapasitemiz var. Tüm bunları bir paket halinde sunabildiğimizde hem Türkiye’nin tanıtımı hem turizm açısından yararlı bir alan olduğunu düşünüyorum. Bir düğün organizasyonuna yurtdışında minimum 250-300 kişi katılıyor. Bunun da Türk turizmine katkısı oluyor. Konulara çok mikroda kalmayıp bütün olarak izlemeyi tercih ediyorum her zaman. Global olarak bakmayı seviyorum. Bugün Türkiye’de ilk kez hizmet veren Yaratıcı Etkinlikler Planlama ve Uygulama Derneği YEPUD’un kurucusuyum. Meslektaşlarımızı bir araya getirerek sektörün gelişmesine katkıda bulunmak da gurur verici. Boğaziçi Üniversitesi'nde hem başlamasına öncülük ettiğim hem de ders verdiğim "Etkinlik Yönetimi" programı da 3 yıldır devam ediyor. Gençleri bu yönde bilinçlendirmek, eğitimlerini sağlayarak standartları yükseltmek yine sektör açısından çok yararlı.

Geçen yıl Hong Kong’tan aradılar. İstanbul’da bir düğün yapmak istediklerini belirttiler. Balili bir kızla evleneceğini, kendisinin Brezilyalı olduğunu  misafirlerinin bir kısmının İtalya,Brezilya,Fransa ve İngiltere’den geleceğini, bir kısmının  da Hong Kong, Bali ve Uzak Doğu ülkelerinden geleceğini söylediler. Orijinal bir seremoni yapmayı ve ardından eğlenceli bir gece ile kutlamak istediklerini ilettiler. Heyecanla farklı bir proje sunmak istedim. Seremonileri için Yere Batan Sarnıç’ını önerdim. Türkiye’ye hiç gelmeden wedding, planning hizmetlerini verdik.


Yağmur, bereketi simgelese de düğünler yağmuru sevmez. Her şey muhteşem, peki ya yağmur yağarsa... Benzer talihsizlikler için özel ne gibi kriz yönetimi stratejileriniz var?

Mümkün olduğunca tedbirli davranıyoruz. Meteorolojiyi yakından takip ediyoruz. Özellikle yaz düğünlerinde açık mekanlar tercih edilirken, backup olarak kapalı alanlarını inceliyoruz. Her ikisine de elverişli olan mekanları seçiyoruz. Alternatif alanları yok ise mekanlarda çadır kurma yöntemini de kullanıyoruz. Ancak tüm bu sağlam adımlara rağmen sürprizlerle de karşılaşıyoruz. Örneğin geçen yıl ekip olarak böyle bir kriz yaşamıştık. Bir yıldır yurtdışından Türkiye’ye organize ettiğimiz Birleşik Arap Emirlikleri kökenli İngiliz vatandaşı olan bir çifte bir düğün planladık. 300 kişilik düğünün A’dan Z’ye tüm hizmetleriyle Türkiye’de biz ilgilendik. Dünyanın 30'dan fazla ülkesinden misafirlerin katılımı nedeniyle İstanbul uygun bir destinasyondu çiftimiz için. Çırağan Sarayını tercih ettiler. Hiçbir detayın atlanmadığı 4 günlük bir düğün organizasyonuydu. Kültürel özelliklerimizi de tanıtmak amacıyla bir 16 kişiden oluşan muhteşem bir Sema gösterisi düzenledik. Bu çalışmalar 1 yıl öncesinden başlamıştı. Çiftimiz sadece 2 kez Türkiye’ye gelmişlerdi. Meteoroloji düğün günü vakti geldiğinde hava koşulları ile ilgili kötü bir haber de vermemişti. Maalesef saat 19:00 ‘da davetlileri karşılarken güçlü bir sağanak yağış başlamıştı. Bu davet dış mekan için düzenlenmişti.3 0 dakika içerisinde backup aldığımız iç mekana taşınarak, sıkıntıları yansıtmadan organizasyonu mutlu bir şekilde tamamladık. Burada psikolojik destek de sağlamak gerekir diye düşünüyorum. Yağmurun uğur getireceğini ve bereketli bir evlilik sürecinin kendilerini beklediğini belirttik. Önemli olan her ne olursa olsun çiftlerin mutlu olması...


Küçük detaylar ve bir adım önde olmak !’ Bunu biraz açalım: Hangi detay! Bir organizasyondaki özel bir kaç detayı belirtebilir misiniz? Sırlarınızı paylaşalım mı?

Güzellikler detaylarda gizlidir. Her konuda bu böyledir. Detaylar bir araya gelerek bütünü oluşturur. Detaydan bütüne gitmek ve bütünden detaya inmek gerek. Bizler her yönden bakmalıyız. Bir yandan detaylara özen gösterirken, bir yandan da bir mekanın içine girildiğinde genel ortamının büyüleyici olması bizim için çok önemli. Bir ambiyans ve ortam yaratıyoruz. Bunu yaparken hissetmek lazım. La Bonbonniere’in, hissetmek, empati kurabilmek, yaratıcı olmak ve bunu kullanmak ile bütünlüğü sağlamak konusunda özel yetenekli olduğuna inanıyorum. Başarımızın sırrı da bu sanıyorum. Hissederek çalışmak. Bu işi yaparken ekip olarak hepimizin zevk alması ilk husus. Çok emekle, sevgiyle yapılması gereken bir iş. Eğer sevgiyle yapılmaz ve bir şey gözden kaçarsa insan faktörü de işin içine girdiği için hemen bir boşluk oluşur ve bütünlük bozulur. Karşımızda bir gelin ve bir damat var gibi görünse de onlarla bu ortamı paylaşan çok sayıda davetliyi de mutlu etmelisiniz. O titizliği gösterdiğiniz de bütünlüğü yakalayabiliyorsunuz.


Mirey Karaso ve La Bonbonniere’in felsefesi?

Hayal dünyasında yapılan yolculukta, hepsi birbirinden farklı rüyaların içine dalmak...Duymak, hissetmek, yaratmak… Kusursuz planlamak, mükemmel uygulamak… Ve paylaşılan o özel anlarda bir anı olarak kalmak... Her atılan imzaya bir yenisini katmak... Tutarlılık ve azimle aynı kaliteyi korumak... Geliştirmek kendini,  karşılamak beklentileri… Tanrı'nın bir lütfu bu… Hep kutlamalar yapmak, sessiz alkışlarla kutlanmak... Hissetmek, hissettirmek… Coşmak, coşturmak... Beş duyunun tüm zevklerini herkese yaşatmak... Güzellikleri ve zorlukları bir arada yaşamak... Sevgi, güç, sabır ve çok emekle mutlu ederken herkesi, dengede kalabilmek... Hızlanan çağımızda o çok özel anlarda, mutluluklar paylaşıldığında, kadehler tokuşturulduğunda yanınızda olabilmek…25 yıldır… Dile kolay...


Etkinlik ve organizasyon sektöründe sınırların kalkması ve kültürel bağların güçlendirilmesi gerektiğini düşünen Mirey Karaso, kurduğu yaratıcı girişimler ile uluslararası tecrübeyi Türkiye'ye taşımak için önemli adımlar atıyor. En büyük hedefi, zengin Türk kültürünün uluslararası etkinlik arenasında yer alması ve İstanbul'u dünya çapında bir etkinlik merkezi olarak konumlandırmak...


Ege Life dergisi olarak değerli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederiz.