Güncel Haberler:
Dr. Semra ASKER

Yazar Biyografisi

Duygu ve Düşüncelerinizi Yöneterek Depresyondan Kurtulun!

İnsan zaman zaman kendini üzüntülü ve mutsuz hissedebilir. Sevdiğini kaybetmek, işinde veya özel yaşantısında, ilişkilerinde  başarılı olamamak, üzüntüye yol açan yaşamın içindeki olaylardır. Kısacası üzüntü de mutluluk gibi yaşamın doğal bir parçasıdır. Ancak; bu üzüntülü ve mutsuz durumun uzaması veya nedensiz ortaya çıkması ve kişinin günlük yaşantısını olumsuz yönde etkilemesi depresyon olarak tanımlanır.

Yani depresyon, kişinin sosyal işlevlerini ve günlük yaşama dair etkinliklerini rahatsız edecek bozacak dereceye ulaşmış, üzüntü melankoli veya keder durumudur. Depresyonun ilk kez tanımlanması Hipokrat dönemine kadar dayanır.Kişinin, çevresindekilerle ilişkilerini etkilemeyecek derecede üzgün olması ya da moralinin bozuk olması durumu da bazen depresyon olarak algılanabilir. Ancak, klinik depresyon tanısı koyulabilmesi için an az son 15 gündür devam eden, gün boyu süren ve kişinin günlük yaşantısını olumsuz yönde etkileyen belirtilerin olması gereklidir.

Depresyon, duygularımızı, düşüncelerimizi hatta davranışlarımızı etkiler. Tedavi edilmediği takdirde aylar, yıllar, bazen de ömür boyu sürebilir. Depresyon kişilerde değişik şekillerde ortaya çıkabilir. Bazen aniden hiçbir sebep yokken bazen de kişinin yaşadığı stres ve üzüntü yaratan bir olayın arkasından gelişebilir.

Depresyon belirtileri nelerdir?
• Hemen her gün ve gün içinde uzun sürelerde devam eden duygusal bir çöküntü hali (kendini mutsuz ve kederli hissetme)
• Daha önce hoşlanılan etkinliklere veya hobilere karşı ilgisizlik ve cinsel isteksizlik.
• Diyet uygulanmamasına rağmen önemli derecede kilo kaybı ya da alımı (1 ay içinde vücut ağırlığının %5’inden fazlasında azalma veya artma)
• Diğer insanlardan uzaklaşma ve yalnız kalma isteği.
• Hemen her gün uykusuzluk ya da aşırı uyku hali
• Beyinsel vücutsal işlevsizlik, huzursuzluk, hareket azlığı 
• Halsiz, yorgun ve enerjik hissetmeme.
• Karar vermede güçlük. 
• Kendini değersiz hissetme, kendini beğenmeme, küçük görme, suçlu yada günahkar hissetme.
• Nedensiz bir şekilde baş, boyun, sırt ağrısı gibi vücudun çeşitli bölgelerinde sürekli ağrılar hissetme.
• Düşünme yada konsantrasyon yeteneğinde azalma
• Tekrarlayan ölüm düşünceleri intihar planları ve eylemlerinin varlığı
• Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı gelişme riski ortaya çıkar.

En sık gözlenen belirtiler uyku ve iştah bozukluğudur.

Depresyon ciddi bir hastalık. Kendi haline bırakıldığında zamanla küçük bir ihtimal dahilinde düzelebileceği gibi genelde uzun süre devam eder ve ağırlaşarak artabilir.
Ağır depresyondaki kişi iş yapamaz hale gelir bu vakalarda intihar riski yüksektir.
İnsanların yaşamları boyunca depresyon geçirme riski %15 dolayındadır. Kadınlarda bu oran % 25’lere kadar çıkar. Özelikle kadınların gebeliklerinde, doğum sonrası döneminde ve menopozda depresyon geçirme riski artar. Bunun sebebi olarak hormonal değerlerdeki değişimler sorumlu tutuluyor. Hastaların %50’si 20-50 yaş arasındadır. Ancak çocuklar ve yaşlılarda da depresyon görülebilir. 

Depresyon riskini artıran nedenler arasında:
*Genetik yatkınlık (ailesel geçiş gösterebilir) 
*Cinsiyet (kadınlarda yüksektir)
*Sosyoekonomik durum (Kişinin toplumsal statüsü ile depresyon arasındaki bağlantı henüz doğrulanmamakla birlikte düşük sosyoekonomik gruptaki kişilerde risk daha yüksektir.) 

Çoğu kez depresyonun belirtilerini gözleyen kişi depresyonu geçiren değil en yakınındaki kişidir.
İlk depresyonun ortaya çıkmasında daha çok çevresel stresin önemi büyüktür. Ancak bu ilk atağı yaşayan kişilerin %50’i tekrar herhangi bir nedenle depresif atak yaşayabilirler. Depresyon tedavi edilmediğinde ortalama 6-8 ay sürebilir. Bu sürecin sonunda iyileşme görülebildiği gibi, artarak devam eden daha kötü bir tablo ile de karşımıza çıkabilir. Oysaki uzman ellerde tedavi edilen bir depresyon, 2-4 ay gibi kısa bir sürede normale dönebilir.

Tedavi
Tedavide ilaç tedavisi yanı sıra mutlaka dinamik psikoterapi seansları ile birlikte yürütülen kombine bir tedavi uygulanmalıdır. Bu ilaçlara antidepresanlar diyoruz. Ancak ilaç tedavisi uzman hekim kontrolünde olmalı, ilacın tipi, kullanım süresi ve dozu uzman hekim tarafından ayarlanmalı. Kontrollerin yine doktor tarafından belirlenmesi tedavinin etkinliği açısından çok önemli.
Antideprasanlarla ilgili halk arasında uyuşturucu olduğu ve alışkanlık yaptığı ile ilgili yanlış bir inanış var. Uyuşturucu ve alışkanlık yapma özelliği tıpta bilindiği kadarıyla yok.
Depresyondaki kişinde bu durumdan kurtulmak için tedavinin yanı sıra yapması gereken ilk şey günlük faaliyetlerini artırmak.
* Yapmak istediğiniz şeyleri kaydedip günlük planlar yapın planladığınız şeyler ne çok kolay nede zor olsun.
* Planladığınız işler hem hoşunuza gidecek hem de yapmak zorunda olduğunuz işlerin bir karması olsun.
* Sizi çok zorlayacak birden fazla işi aynı günde yapmaya çalışmayın.
* Kendinizi yüreklendirin.
* Esnek olun.
* Olumlu düşünün ki olumlu sonuçlarla karşılaşın. 
* Mutlaka kendinize bir hobi edinin.
* Yalnız kalmamaya özen gösterin. 
* Kendinizi daha iyi hissedinceye kadar hayatınızla ilgili radikal kararlar almamaya çalışın. (evlilik, iş, para gibi)
* Depresyonun bir hastalık olduğunu kabul edin zayıflık ve utanılacak bir durum olmadığını bilin ve mutlaka bir uzmana danışın.
* Depresyonu yenmek için duygu ve düşüncelerinizi yönetmeyi öğrenin.
* Düzgün beslenin. 
* Düzenli egzersiz yapın. 
* Aile çevrenizden destek alın.

Unutmayın ki, hepimiz insanız. Sevinçler, üzüntüler, mutluluklar, hüzünler yaşamın bir gerçeğidir… 




12.01.2017