Güncel Haberler:

Eğitimsiz Otizmli Çocuk Kalmasın!

01.01.2018



Eğitimsiz Otizmli Çocuk Kalmasın!



 “Sadece benim çocuğum değil, İzmir’de diğer otizmli çocuklar da buradan eğitim alsın.”  diye yola çıkıyor Ege Otizm Derneği kurucusu Rabia Ekinci. Ona bu yolda eşlik eden  yol arkadaşlarından Kadir Çalış ile İzmir, engellilik, ama en çok otizm üzerine sohbet ettik. 

Kadir Bey, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? 

İsmim Kadir Çalış. Işıldayan Özel Çocuklar Eğitim Merkezi’nin müdürüyüm. 

Kaç yıldır bu alanda çalışıyorsunuz? 

14 yıldır özel eğitim kısmındayım. Biz bu işe ilk başladığımız sıralarda özel eğitim çok tanınan bir yerde değildi. Zaten engellilerle ilgili ilk yasa 2005’te çıktı ve 2006’da uygulanmaya başlandı. 11 yıldır özel eğitim daha çok bilinen ve tanınan bir sektör oldu. Kurum sayısı da o zamanlara göre daha fazla.

Engellilik ile ilgili toplumun tutumları nelerdir?

Eskiden insanlar engelli çocuğunu toplumdan saklama ve bunun yüzünden utanma durumundaydılar. Artık bu durum azalmaya başladı. Biz de insanları bu durumdan kurtarmaya çalışıyoruz. İnsanlar özel çocuklara sahip olmanın utanılacak bir şey olmadığını, eğitimle çocukların topluma kazandırılmasının önemini öğreniyorlar ve bu işin içindeler. Bahsettiğim yıllarda yani 2005-2006 yıllarında Türkiye’de 70 bin engelli birey varken şimdilerde 300 binin üzerine çıktı. 







Sizin uzmanlık alanınız nedir?

Biz burada “Otizm” üzerine çalışıyoruz. Otizm uzmanlık alanımız oldu. Kurumumuzun sahibi  Rabia Tekinci. Ege adında otizmli bir çocuğu var. Ege’nin otizmli olduğu 2 buçuk yaşında anlaşılıyor. Rabia Hanım bunu öğrenince Ege için bir şeyler yapmak adına uğraş veriyor. Otizmin en önemli süreci eğitim. Bu yüzden Rabia Hanım Ege Otizmliler Derneği’ni kuruyor. “Sadece benim çocuğum değil, İzmir’de diğer otizmli çocuklar da buradan eğitim alsın.” diyerek yola çıkıyor. “İzmir’de eğitim almayan otizmli kalmasın.” diye devam ediyor. 

Normalde rehabilitasyon merkezleri farklı engel gruplarındaki bireylerle ortak olarak çalışmalar yürütüyor. Biz ise sadece otizm üzerine odaklandık. İzmir’de 7 bin tane otizmli birey var. Sadece bu çocukların gittiği bir merkez oluşturalım dedik. Ulusal ve uluslararası eğitim modellerini kullanıyoruz. Buraya çocuklarını getiren aileler farklı yerlerde başka eğitimler almasın diye tüm otizm eğitimlerini tek bir çatı altında topladık. 

Otizm vakası 1975 yılında 5 bin doğumda 1 görülüyordu. 1995 yılında 500’de  1’e düşerken şuan günümüzde 54 doğumda 1’e düşmüş durumda. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre eğer Otizm oranları bu şekilde artmaya devam ederse 2025 yılında her 2 doğumun 1 tanesi otizmli olarak dünyaya gelecek. Erkek doğan bebeklerin otizmli olması kadınlara oranla 4 kat daha yüksek. 

Otizme ne sebep olmaktadır?

Otizmin neden olduğu ile ilgili net bir bilgi yok. Birden fazla sebep var. Çünkü bu vakaların hepsini topladığınız zaman, şu olmuş da bu yüzden otizm olmuş diyemiyorsunuz. Otizm  zihinsel problem değil. Genel sosyal iletişim ile ilgili bir problem. Bu çocuklar 2 buçuk, 3 yaşlarında ortaya çıkan farklılıklar nedeniyle “otizm olabilir” diye bizi şüphelendiriyor.







Nedir bu ortaya çıkan farklılıklar? 

Bunlar; anne-babayla iletişim kuramaması, oyun kuramaması, diğer çocuklarla beraber oyun oynamaması, onlarla ilgilenmemesi, ismini söylediğiniz zaman tepki göstermemesi. Birçok kişi otizmi anlamadığı için acaba bizi duymuyor mu sağır mı şüphesiyle önce kulak doktoruna gidiyorlar, oradan otizmli olduğu anlaşılıp bize yönlendiriyorlar. Çeşitli belirtileri var. Dönen cisimlere karşı yoğun ilgileri vardır. Çamaşır makinesi çalışırken onu izlemelerinden çoğu kişi anlar mesela. Bu belirtilerle ilgili bizim ilk yapmamız gereken şey tıbbi bir tanım için psikiyatriye gitmemiz olacak. Bir uzmana danışmamız. Ondan sonra tek yapmamız gereken çözüm için eğitime yönlendirilmesi. 

Siz bu eğitimde neyi hedefliyorsunuz?

Biz, eğitimle otizmin belirtilerini en alt seviyeye indirgemek için çalışıyoruz. Sadece kurumumuzda verilen eğitimle değil ailelere yönelik yaptığımız seanslarda da onlarla birlikte iş birliği içerisinde bireyin eğitimini sürdürüyoruz. Bize otizm şüphesi ile gelenlere tanı koymuyoruz. Eğer otizmli olmasından şüpheleniyorsak bile bir uzmana yönlendiriyoruz. Biz sadece eğitim kurumuyuz. 


“EĞİTİMSİZ OTİZMLİ ÇOCUK KALMASIN!”


Aileleri nasıl yönlendiriyorsunuz?

Ailelerin ilk söyledikleri şeyler çocuğun çok yoğun tablet, bilgisayar kullanması. Cep telefonu kullanımı ve TV izlemesi. Tabii bu bir etkendir, hemen hayatlarından çıkartıyorlar. Çocuğun iletişim kurmasını sağlıyorlar. Biz de evlerinde nasıl bir sistem kurması gerektiklerini onlara anlatıyoruz. Çocuklara nasıl yoğunlaşmalarını gerektiğini, burada yaptığımız modellerden örneklerle onlara gösteriyoruz. Eğer hastaneden otizmle ilgili çocukları için sağlık kurulu raporu alırlarsa ve ilçelerindeki rehberlik araştırma merkezlerinden bunu raporlandırırlarsa devlet ayda 8 tane bireysel derslerini ve 4 saat de grup derslerini ücretsiz olarak karşılıyor. Bu ücretsiz kısmı. Ancak yoğun bir eğitime ihtiyaç var. Bunun üzerinde olacak ders ücretlerini de aileler kendilerinin karşılaması gerekiyor. Devletin ayda 8 saat ders desteği yetersiz kalıyor. Bu yüzden bizim derneğimiz de maddi imkânı olmayan aileler için devletin karşıladığı kadar  ders saatini karşılıyor. Toplamda 16 saat olmuş oluyor ücretsiz şekilde. Böylece sloganımızın gereğini yerine getirmiş oluyoruz.  

 Kurumumuzda da bu şekilde destek olduğumuz ailelerimiz mevcut. Aileler başına gelmeden otizmin ne olduğunu bilmiyorlar. Bu yüzden toplumda otizmin farkındalığını arttırmamız ve başımıza gelmeden de bir şeyler yapmamız, destek olmamız gerekiyor. İleride bir eşinin dostunun veya çocuğunun başına gelebilir. Eğer bunu aile erken yaşta fark etmezse zaman kaybediyoruz. Zaman kaybedince de çocuğun daha iyi bir yere gelmesinde geç kalmış oluyoruz. Okul öncesi dönemde aile çocuğundaki sorunu, profesyonellere başvurana kadar fark edemiyor. Okula gittiğinde de eğer öğretmen otizmi bilmiyorsa iş daha da gecikmeye başlıyor. Ülkemizde otizmi bilmeyen eğitimci sayısı bir hayli fazla. Otizm rakamları gümbür gümbür geliyor ve bu konuda bilinçlenmemiz gerekiyor. Bedensel engelliyi dış görünüşünden anlayabiliyorsunuz; ancak bir otizmliyi bu şekilde anlamanız mümkün değil. 






Geçtiğimiz günlerde bir seminer vermişsiniz, bize biraz o seminerden bahsedebilir misiniz?

Bornova Belediyesi'nde “Otizm” başlıklı bir seminer verdik. Bir anne ile çocuğu vardı ve daha seminerin başlangıcında çocuk bir anda belirtilerden biri olan bağırmayı gerçekleştirdi. Anne çocuğu alıp çıkmaya yeltendi. Ben de “Niye çıkıyorsunuz?” diye kızdım, engel oldum. “Ama ne yapayım Kadir Bey? Bir yere gidemiyorum.” dedi. Ben de “Biz onlar için buradayız, lütfen oturun.” dedim. Seminerimize Antalya’dan katılım da oldu. Otizmin bu kadar önemsendiğini görmek umut verici...


 “OTİZMLİLERE KATKINIZ OLSUN, ONLARA ENGEL OLMAYIN!”


Biz toplumda otizmli bireylere karşı farkındalık sahibi olmak için ne yapmalıyız?

Özellikle toplu taşımalarda aileler çok sorunlar yaşıyor. Çocuk durup dururken önündeki birinin saçını ellemeye başlıyor ve kötü tepkilerle karşılaşıyor. Herkes anlayışlı olmuyor. Uzun süreli maruz kalınan bakışlar ailelerin otizmli çocuklarıyla birlikte toplum içerisine çıkmasını zorlaştırıyor. Otizm sosyalleşmeyle ilgili bir sorun olduğu için bu bireylerin daha çok toplumun içerisinde bulunması gerekiyor. Yaşıtlarıyla zaman geçirmeleri lazım. Çocukları ancak toplumun içerisine adapte ederek sorunu çözebiliriz. Biz onları toplum içerisine koyuyoruz ki toplumun davranışlarını öğrensinler diye. Otizmli bir çocuk çok çabuk öğrenir ve kavrar. Olumsuz bir davranışı da, olumlu bir davranışı da. 6-7 yaşına kadar otizmli bir çocuğa anne dedirtmek bizim için çok büyük bir başarı oluyor. Yanlış bir davranışı da yok etmemiz yıllarımızı alıyor.
 

Toplum, otizmli bireyi toplumdan dışlıyor. Sınıfta birkaç veli toplanıp müdüre gidiyor ve işte benim çocuğuma vuruyor, ona kötü örnek oluyor diyerek onu sınıftan attırıyorlar. Otizmli bireyin toplumla kaynaşması zorlaşıyor. Toplum bu konuda daha hassas olmalı ve otizmi tanımaya çalışıp bu bireylere yardımcı olmalılar. Çünkü bunlar ileride doğacak olan bizim çocuğumuzun ya da yakınımızın çocuğunun başına gelebilir. Başlarına gelmeden empati kurmaları lazım. Böyle olursa biz daha rahat eder ve daha kolay yardımcı oluruz. İlkokul bitip daha sonra lise başlıyor. Burada da 30 kişilik bir sınıfta 1 tane otizmli bireyin olması onun gelişimi adına oldukça önemli. Biz o bireylerden akademik bir başarı beklemiyoruz, önemli olan yaşıtları ile kaynaşması ve normal davranışlar edinebilmesi. Tabii bu kaynaştırma seviyelerle ilgili olan bir şey. Sadece otizmlilerin gittiği okullar da var.


Siz erken teşhisi koydunuz diyelim, 2 buçuk yaşında. Daha sonra yoğun bir eğitime tabi tuttunuz. Yaşı 7 oldu ve eğitimle baya bir aşama kat ettiniz, okula kendi yaşıtlarının yanına gitmesi gerek. Burada okula başlayınca öğretmen veya velilerin tutumu olumsuz olduğu zaman o kadar verdiğiniz emek ve eğitim bir anda çöpe gidiyor. Dolayısıyla bu bizim için en büyük engellerden birisi oluyor. Otizmin ne olduğunu anlarsak, ki bu diğer engelli grupları için de geçerli, sonuçta bunlar da bizim çocuklarımız o zaman onların da günlük hayata katılmasında bir katkımız olabilir. Otizmlilere katkınız olsun, onlara engel olmayın. 






Diğer ülkelerde otizme karşı tutumlar nasıl?

Biz Avrupa’daki kurumlarla da ortak çalışmalar yürütüyoruz. Birlikte bilgi alış-verişi yapıp gözlem yapıyoruz. Burada gözlemlediğim kanılar kültürel farklılıkların da bu otizm vakasında görülmesi oldu. Avrupa’da aileler ben ne suç işledim de bu çocuğa sahip oldum isyanındayken bizde biraz daha farklı. Bu benim sınavım, ben çocuğuma ne kadar iyi bakarsam benim için o kadar iyi olur algısı var. Kaldırımda oturan engelliye 1 lira bozuk para atarak bir şey yapamazsınız; ancak vicdanınızı rahatlatırsınız. Aslında onun oraya oturmasını attığınız 1 lira sağlıyor. Rahatça hayatın içinde bulunmalarını sağlamanız onlar için daha iyi. İnsanlara otizm ile ilgili istatistiksel verileri söylediğimiz zaman biraz olsun ilgilerini çekmeyi başarıyoruz. Uçak kazasında ölme ihtimaliniz 10 binde 1 iken otizmli bireylerin doğması ise 54’te 1. Bunu dediğimiz zaman durup bir düşünüyorlar.  Depremde ölme ihtimaliniz bile daha  fazla.  

Ülkemizde otizmle ilgili öğretmen- eğitmen yetiştiren bölümler var mı?

Otizm konusunda üniversitelerimizde de özel eğitim bölümleri mevcut. Burada okuyan öğrencilerimiz gelip bizim çalışmalarımızı izleyebilirler. Hatta gelsinler, çok mutlu oluruz. Buraya gelen öğrencilerle çok samimi bir ortamımız var. Bu işler paylaşarak büyür ve gelişir.  Çocuğunun otizmli olmasını kabullenemeyen aileler için de burada psikolojik destekler veriyoruz. İki haftada bir olarak. Ailelere neler yaptığımız konusunda ve neler yapması gerektikleri ile ilgili eğitimler ve bilgiler veriyoruz. Şimdi önümüzdeki ocak ayından itibaren de, sadece öğrencilerimizin değil, duyuru yapacağız ve buna başvuran diğer otizmli bireylerin ailelerini bir araya getirip birbirlerine deneyimlerini anlatmasını sağlayacağız. Toplu bir seans düzenleyeceğiz. Bu onlar için rahatlama hem de birbirleriyle bilgi alış-verişi olacak. 


“HER PERŞEMBE TÜM OTİZMLİ BİREYLER İÇİN ÜCRETSİZ MÜZİK VE YOGA DERSİ!”







Otizmli bireyler için müzik ve yoga dersleri verdiğinizi duyduk, bahsedebilir misiniz biraz?

Evet, her Perşembe günü ücretsiz olarak sadece öğrencilerimize değil tüm otizmli bireyler için 45 dakikalık müzik ve yoga dersimiz var. Bu konuda uzman hocamız var. O geliyor. Resim derslerimiz var. Yeter ki çocukların bu konuda ilgi ve yeteneklerini görelim. Havuzumuz var, yazın burada çocuklarımızla havuz çalışması yapıyoruz. İzmir’de bu şekilde otizmli bireyler için havuz bulmak zor. Bir de açık havada olduğu için çocuklarımız açısından daha iyi oluyor. Kapalı alanlarda otizmli bireyler sesleri en ufak ayrıntısına kadar duyduğu için onlar adına rahatsızlık oluyor. Bu işle yüzme öğrenen öğrencilerimiz de oldu. Bu işimizin kaymağı oldu. Hem de çocuk suda eğlenirken onunla çalıştık. Çok güzel bir yaz geçirdik. Hem burası şehrin içinde ancak gürültüden yalıtımlı olduğu için onlar adına daha elverişli. Bahçemizde meyve ağaçlarımız var, çocuklarımız koparıp yiyebiliyorlar. Çocuklarımız dersleri bittiği zaman buradan gitmek istemiyor, çimlerde koşup oynuyorlar. 

Teşekkür ederiz. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ben bu röportaj için çok teşekkür ederim. Tüm otizmli ve engelli bireylerin hak ettikleri eğitime ulaşmaları tek amacımız.






Röportaj: Süleyman GÜLEN – Gizay KAYA
Fotoğraf: Süleyman GÜLEN