Güncel Haberler:

Fotoğraf Sanatçısı Savaş ÇIKRAK "Doyuran Kareler" Çekiyor

01.03.2017

Röportaj: Duygu ASKER AKSOY




Fotoğraf Sanatçısı Savaş ÇIKRAK

"DOYURAN KARELER"Çekiyor...



       Savaş Çıkrak; yönetmen ve harika fotoğrafların sahibi bir fotoğraf sanatçısı. Çok sıcak, içten bir insan ve çok iyi kalpli bir hayvansever. Onunla İzmir'de Ege Palas'ın mekan sponsorluğunda gerçekleştireceği derslerden birinden hemen önce sohbet etme şansı bulduk. Bu eğitimler için günü birlik İzmir'e geliyor ve gidiyor... Zor ama hepsinin bir sebebi var elbette. Bundan yaklaşık iki yıl önce, Cahan Azer ve İdil Fırat'la birlikte bir proje başlatmaya karar veriyorlar; “Doyuran Kareler” adında...


       Doyuran Kareler, harika bir sosyal sorumluluk projesi. İdil Fırat, Cahan Azer, Melis Birkan, Emel Çölgeçen, Özge Özpirinççi gibi değerli sanatçılar, Doyuran Kareler'e destek olan isimlerden sadece birkaçı... Siz de gerçek bir hayvanseverseniz, bu proje sizi de kendine hayran bırakacak. Mesela diyelim ki evleneceksiniz, düğün fotoğraflarınızı çekmesi için kendinizi bir profesyonele emanet etmek istediniz... Belki de portre fotoğraflarınızın çektirilmesini istiyorsunuz? Özel gün fotoğraflarınız da olabilir... Ya da inanılmaz teknik bilgiler edinebileceğiniz, eğlenceli ve harika bir fotoğrafçılık eğitimi istiyorsunuz... Eh, tüm bunlar ücretsiz değil, hepsinin de bir karşılığı var tabii. Ancak burada ödemeler parayla değil, mamayla!


Savaş Çıkrak kimdir, kısaca tanıyabilir miyiz sizi?


Radyo Televizyon mezunuyum. Aslında benim işim yönetmenlik, televizyon yönetmenliği yapıyorum yaklaşık yirmi beş seneden beri. Canlı yayın yönetmenliği yapıyorum. Özellikle ülkemizde Popstar Alaturka'dan tutun da, Hülya Avşar Show'a kadar birçok programın canlı yayın yönetmenliğini yaptım. Aynı zamanda NTV'de 10 yıla yakın bir süre yine canlı yayın programlarının perde arkasında yer aldım. Fotoğrafçılık ise benim için profesyonel olarak yaptığım bir iş olmasıyla birlikte, aynı zamanda Doyuran Kareler'le çok özel bir hal aldı. Fotoğrafçılık ikinci mesleğim diyebilirim.


“BİR İFADEYİ, BİR DUYGUYU, BİR ANI YAŞATMAK VE BUNU BİR KAREYLE YAPMAK VİDEODAN ÇOK FARKLI BİR TECRÜBE...”



Yönetmenliğe devam ediyor musunuz?


Yönetmenliğe aktif olarak bir kanal bazında devam etmiyorum, daha çok proje bazlı. İşler geldikçe çalışmaya devam ediyorum. Ya da kendi firmam üzerinden yine bazı video çalışmaları üretiyoruz. Ama asıl alanım şu an fotoğrafçılık. Fotoğrafçılık uzun yıllardan beri sürdürdüğüm bir alan, hem yönetmen, hem de profesyonel fotoğrafçıyım. Aynı zamanda fotoğrafçılık eğitmenliği de yapıyorum. Özellikle Doyuran Kareler'de yaptığım fotoğrafçılık eğitmenliği benim için daha büyük bir keyif diyebilirim.


En çok ne tarz fotoğraflar çekmeyi seviyorsunuz?


Benim alanım portre fotoğrafçılığı, bu konuda ciddi çalışmalar yapıyorum. Portre fotoğrafları benim için çok farklı yere sahip... Bir ifadeyi, bir duyguyu, bir anı yaşatmak ve bunu bir kareyle yapmak... Bu, videodan çok daha farklı bir tecrübe. O nedenle portre fotoğrafçılığı benim asıl alanım diyebilirim.





“FOTOĞRAFÇILIK, YILLANDIKÇA KENDİNİ BULAN VE KENDİ TARZINIZI KEŞFEDECEĞİNİZ BİR ALANDIR.”


Fotoğrafçılığa başlamayı düşünenlere bir öneriniz var mı?


Çok sevmeliler bu işi. Fotoğrafçılığın tekniğini herkes öğrenebilir aslında. Biraz matematiğe olan yatkınlıkla da ilgili olmakla beraber, bazı insanlar işin tekniğini kısa sürede, bazıları da daha uzun sürede öğrenir. Yani bir fotoğraf makinesini elinize aldığınız zaman onun bütün özelliklerini kullanmayı bir süre sonra keşfedersiniz. Ama kadraj, kompozisyon gibi şeyler deneyimle ve gerçekten de biraz uzun yıllar içinde kazanılır, biraz da içten gelen bir şeydir. O yüzden yeni başlayacak arkadaşlara, önlerine birkaç günlük, birkaç haftalık, birkaç aylık süreç değil, çok uzun yıllar, belki hayat boyu fotoğrafla bütünleşecekleri bir hedef koymalarını öneriyorum ve bunu önemle vurguluyorum. Çünkü fotoğrafçılık, yıllandıkça kendini bulan ve sizin kendi tarzınızı keşfedeceğiniz bir alandır.


Doyuran Kareler projeniz oldukça ses getirdi. Bu proje nasıl başladı, nasıl ilerledi, biraz bilgi verebilir misiniz?


Doyuran Kareler, iki yıldır devam eden bir proje. İki yıl önce sevgili Cahan Azer ve sevgili İdil Fırat'la hayata geçirdik biz Doyuran Kareler'i. Aslında önce, mama karşılığı küçük bir kurs organize etmek vardı kafamızda. Ancak düğün fotoğrafları fikri ortaya çıktıktan sonra bunun çok daha fazla mama getirisi olacağını ve insanların çok daha fazla sahipleneceğini düşündük. Nitekim de öyle oldu. İlk duyurularını yaptık ve kısa süre içerisinde Türkiye'nin en önemli düğün fotoğrafçılığı projelerinden biri oldu. Zaman içinde hayvansever kurumlar da oldukça ilgi gösterdi ve onların da kurumsal fotoğraflarını mama karşılığında çekmeye başladık.


Daha sonra kursiyerlerimizin de katılımıyla İstanbul, İzmir ve Ankara'da fotoğrafçılık kurslarını organize ettik ve gerçekten çok ciddi anlamda bir talep oldu, güzel çalışmalar yapıyoruz. Ve inanıyoruz ki; özellikle bu kurslardan çıkıp profesyonel fotoğrafçılık yapacak olan arkadaşlarımız da, ileride Doyuran Kareler için de fotoğraf çekmeye başlayacaklar.




Proje için bir araya gelmeniz nasıl oldu?


Söylediğim gibi, benim işim yönetmenlik... İdil de benim medya sektöründen arkadaşım. Bir tek İdil değil, Melis Birkan, Emel Çölgeçen, Özge Özpirinççi gibi değerli sanatçı dostlarım da yine Doyuran Kareler'e farklı platformlarda destek veren insanlar... Cahan benim aynı zamanda üniversite arkadaşım, üniversitede de birlikte okuyoruz, bir yüksek lisans tezimiz var. Cahan'la orada tanıştık. Cahan Azerbaycan vatandaşı ve şu an yaşamına Türkiye'de devam ediyor. Yollarımız üniversitede kesişti... Hayvanseverlik temelinde de buluşarak bugün bu noktada çalışmalarımızı sürdürüyoruz.




Başka Projeleriniz de var bildiğim kadarıyla, Okutan Kareler mesela?


Okutan Kareler Projesi'ni geçen yıl başlattık ancak onun çalışmalarına şu an ara verdik. Çünkü çok fazla oluşan bir talep var, bu da bizim işleri sağlıklı yürütmemize engel... Önce kendi kadrolaşmamızı ve bu sosyal sorumluluk projelerine destek veren kitleleri oluşturmamız gerekiyor. O nedenle bu dönem Okutan Kareler'i bir süreliğine dondurduk. Doyuran Kareler üzerine yoğunlaştık ve çalışmalarımızı orada devam ettiriyoruz. Gelecek projelerimiz arasında var tabii ki.


“İZMİR BENİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ BİR ŞEHİR...”

İzmir'de bu sıralar ilk “Doyuran Kareler” kursunuzu veriyorsunuz, değil mi?

Doğrudur. Biz zaten kurslara yeni başladık. İstanbul, İzmir, Ankara... Hepsinde ilk kurslarımız. İzmir'de mekan sponsorluğu arayışlarımız nedeniyle 3-4 hafta daha geç başladık diğer noktalara göre sadece. Fakat katılım ve ilgi açısından çok mutluyuz diyebilirim açıkçası.


Ben İzmir'i çok seviyorum. Her zaman da çok sevdim... Yapısal olarak bile, benim için çok değerli bir şehir. Mesela Cahan'la beraber iki hafta önce İZBAN'la Alsancak'a gittiğimizde, hemen oradan bir taksiye binmiştik ve taksici bana “Abi biz buradan çok dolanırız, karşıya geçip oradan binin” dedi. İstanbul'da olsa muhtemelen o yolu beş kere dolandırırlardı... O anlamda İzmir'in insanının genelden biraz daha yukarıda olduğuna ve belli saygı ve sevgi değerlerini kaybetmediğine inanıyorum. O nedenle de benim için çok değerli bir şehirdir İzmir.


Devam etmeyi düşünüyor musunuz burada kurs vermeye?


Tabii, zaten bir kontenjan sayımız var. Biz en fazla 18-20 kişi civarında alabiliyoruz çünkü sınıfın yapısı belli. Bir de o sayının üzerine çıkarsanız eğitim açısından insanlarla birebir ilgilenmek zor. O nedenle hala bir sürü insan "İzmir'de tekrar kurs başlayacak mı?" diye soruyor. Biz de dolayısıyla çok istiyoruz yeniden kurs açmayı, bunun olup olamayacağını şu an kesin olarak söylemek mümkün değil ama bu kurslar bittikten sonra şartlar uygun olursa tekrar yapmayı istiyoruz açıkçası.


“KOLAYCA ULAŞABİLECEĞİMİZ HER YERDEYİZ.”


Düğün fotoğraflarında sizi tercih etmek isteyenler olursa, özellikle İstanbul dışından, mesela İzmir'den, ne gibi şartlarınız var?


Aslında bir tek İzmir de değil, günü birlik uçak ulaşımının olduğu her noktaya gidip gelebiliyoruz. Sadece seçici olmamızın tek nedeni, uçak olmayınca karayoluyla çok uzun saatler gidiş ve gelişin sürmesi, yol yorgunluğu olması... Bu durum özellikle fotoğraf çekimi açısından da belli sıkıntıları getirdiği için bunu yapamıyoruz ne yazık ki. Ama günü birlik, uçak ulaşımının olduğu ve kolayca ulaşabileceğimiz her yerdeyiz ve fotoğraf çekimlerini gerçekleştirebiliyoruz. Nitekim İzmir'e son iki yıldır neredeyse 10-12 defa geldiğimi biliyorum. Düğün fotoğrafları konusunda da -bizzat çekimlerini yaptığım için biliyorum- İzmir bu anlamda bizim en çok talep aldığımız illerden bir tanesi. Çok da memnunuz tabii ki bu durumdan.


Şehir dışı olunca tek talebimiz mama alımına ek olarak gelecek fotoğrafçı ve asistanının ulaşımının karşılanması. Ancak dediğimiz gibi bunun çözümü biraz da kursiyerlerimizde. Çünkü buradaki gönüllü fotoğrafçı arkadaşlar bizim istediğimiz profesyonelliğe çabuk erişirlerse, biz İstanbul'dan gelmek yerine farklı bir çözüm geliştirmiş olacağız. Bu şekilde onları burada görevlendirerek çiftlerin de maaliyetlerini azaltmayı sağlayabiliriz.


Düğün fotoğraflarını size çektirmek isteyen ya da sizden kurs almak isteyenler size nasıl ulaşabilirler?


www.doyurankareler.com'dan ulaşabilirler... Biz elimizden geldiğince her konuda yalın, açıklayıcı ve özellikle de şeffaf olmaya özen gösteriyoruz. Mama alımından tutun da, mamaların gönderimine, yaptığımız masraflara kadar her şeyi açık şekilde sergilediğimiz bir site bu. Dediğim gibi, biz şeffaflığa çok özen gösteriyoruz. İlgilenenler düğün fotoğrafı, portre fotoğrafı, kurumsal fotoğraf, her türlü fotoğraf çekimi için bilgilere ulaşabilecekleri gibi, kurslarımız hakkında tüm bilgilere de, ödeme şekillerine kadar sitemiz üzerinden ulaşabilirler.


Zaten bu bir sosyal sorumluluk projesidir. Hiçbir şekilde ticari bir amacımız yok. Reel kişilere ulaşarak yaptığımız çalışmaları ve giden mamaları, kendi gözleriyle de görme imkanları var araştıran kişilerin.




Son zamanlarda hayvanlara karşı, hatta sokaklardaki kedi evlerine karşı bile bir düşmanlık var. Hatta geçtiğimiz günlerde sırf bu sebeple bir cinayet bile işlendi biliyorsunuz. Sizce bu sorunun temeli nedir, nasıl çözülür?


Bu aslında ülkenin genel sorunu. Mesele bir tek hayvan konusuna indirgenmeden önce, her şeyin bizim kültürel ve entelektüel yükselişimize bağlı olduğunu kabul etmek gerekiyor aslında. Türkiye'de önce demokratik süreç yukarıya çıkmalı ki, bunun sonuçları bütün ülkedeki her noktaya, her sorunun çözümüne yansısın. O nedenle bir tek hayvanseverliği ayırmak biraz havada kalacak bir unsur. Ama bununla beraber iş, topluma hayvan sevgisini aşılamaya ve yine özellikle hayvanların sokaktaki yaşam biçimlerini iyileştirmeye, onların kısırlaştırılması ve rehabilitasyonu süreçlerine kadar gidiyor.


Bugün belli noktalarda hayvan populasyonunun artması, hayvanseverlerin suçu değil. Bu, yeterli belediye çalışmalarının yapılmamasıyla doğrudan ilgili bir unsur. O yüzden sadece hayvanseverlere yapılan bu saldırılar ya da kedilere, onların yaşam alanlarına yapılan bu saldırılar, ne yazık ki ülkenin genel sorunlarından çok da bağımsız irdelenemez.


“HAYVANLARI SOKAKLARDAN TOPLAMAK DEMEK, ONLARI YOK ETMEK DEMEKTİR.”


Zamanında hayvanların sokaklardan toplanması gibi bir sözde “çözüm” de önerilmişti...


Hayvanları sokaklardan toplamak demek, onları yok etmek demektir. Biz Doyuran Kareler olarak en azından felsefe anlamında barınaklaşma sürecine de her zaman çok katı biçimde karşı olduk. Çünkü nasıl ki insanları da alıp, yaşadıkları alanlardan koparıp, bir yere tıkıp burada yaşayacaksınız diyemezseniz, hayvanlar için de geçerli bu. Onların kısırlaştırılması ve rehabilitasyonunu sağladığınız zaman, ancak sokaklardaki populasyonun biraz önüne geçebilirsiniz. Beraberinde onları “Sen burada yaşayamazsın, yaşama hakkın yok.” diyemezsiniz. En azından biz buna anlayış olarak sonuna kadar karşıyız.


“Nasıl ki insanları da alıp, yaşadıkları alanlardan koparıp, bir yere tıkıp burada yaşayacaksınız diyemezseniz, hayvanlar için de geçerli bu.”


Sokaktaki hayvan sayısı gerçekten de arttı mı peki sizce, yoksa hep böyle miydi?


Şunu göz ardı etmemek gerekir. Kısırlaştırma diyoruz biz bazen ama insanoğlu olarak şehirleri şehirleri ve onların yaşam alanlarını o kadar işgal etmiş durumdayız ki, mesele bir tek kısırlaştırma değil. Bundan 15-20 yıl öncesine kadar kısırlaştırma, ağzımıza aldığımız bir kelime bile değildi. Sokakları hayvanlar işgal edip insanları atmadı hiçbir zaman. Populasyon dediğimiz şey, hayvan dünyasında zaten kendiliğinden var olan bir şey. Bir yerde on tane kedi görürsünüz, oradan üç sokak öteye gittiğinizde hiç kedi görmezsiniz. Çünkü o ilk sokakta var olan yaşam koşulları daha iyidir, yemek bulabilirler, barınma ve güven sorunları yoktur, dolayısıyla oraya yığılmalar başlar. O nedenle de aslında toplumun geneline yayılması ve herkesin kapısında 3-5 tane hayvana sahip çıkması asıl sorunun genel çözümüdür. Ama ne yazık ki bunu sağlama noktasından çok uzağız, dediğim gibi bu durum zaten ülkenin genel sağlıksız yapısıyla doğrudan ilgili.


“GÜZEL ALMA, GÜZELLEŞTİR”


Bir insan sizce neden bir hayvanı sahiplenmeli?


Hem kendi için, hem de sahipleneceği hayvan için. Hayvanlarla iç içe yaşamak, insanın kendi huzuru ve mutluluğu için çok değerli... En azından ben, hayvan sahibi biri olarak bunu söyleyebilirim. 25-30'lu yaşlarda hayvanlarla aram çok iyi olmaya başladı. Gerçekten iç huzur noktasında bana çok fazla şey kattığını kendi gözlerimle gördüm ve yaşadım. Bu nedenle kendiniz için ve o hayvan için sahiplenmelis insan... Doğal olarak bir hayvanı sahiplendiğinizde onun hayatını mutlu kılıyorsunuz ve ona sahip çıkıyorsunuz. Bu nedenle onun kahramanı oluyorsunuz, size karşılıksız bir sevgiyle bağlanıyor.


Satın almak zaten başlı başına bir hata. Kanunlarla bile yasaklanması gereken bir süreç. Tabii burada yine, “biz neyin neresinde doğru yapıyoruz ki onu doğru yapalım?” noktasına geliyoruz yine.




Son olarak... Ege Life okuyucularına söylemek istediğiniz bir şey var mı?


Bizim yeni başlattığımız bir projemiz vardı. “Satın Alma, Sahiplen” projesini bilirsiniz. Bir de “Güzel Alma, Güzelleştir.” var... Bu kapsamda sokak hayvanlarının “karizmatik” fotoğraf çekimlerini yapıyor ve sahiplenmelerine yardımcı olmaya çalışıyoruz. Siz güzel bakmayı bilirseniz, onlar zaten güzel...


İnsanlar gerçekten güzel bakmayı bilirlerse, her şey çok güzel olacak. Biz aslında güzelleştirme gücüne sahip insanlarız. Yeter ki içimizdeki güzelliği önce biz keşfedelim, sonra da hayata bunu yaymasını bilelim. Teşekkür ederim...



Doyuran Kareler Nedir?


Sokak hayvanları için oldukça doyurucu ve aynı zamanda sosyal medyada hayvanseverler tarafından yoğun şekilde paylaşılan bir proje... “Evlenirken sokak hayvanlarını doyurmak ister misiniz?” sloganıyla ortaya çıkan projenin adı "DOYURAN KARELER".

Düğün fotoğrafları çekerek çalışmalarını başlatan Doyuran Kareler gelen yoğun istek üzerine portre ve kurumsal fotoğraf çekimlerini de mama karşılığında gerçekleştiriyor. Düğün fotoğraf çekimlerini de çekim bedeli kadar mama alınması karşılığında yapıyor.

Doyuran Kareler’de profesyonel fotoğrafçılar, profesyonel fotoğraf çekimlerinizi tamamen sokak hayvanlarına mama alınması karşılığında gerçekleştirmeyi teklif ediyor. Evlenirken en mutlu günlerinden birini yaşayan çiftler, bir yandan en güzel karelere sahip olurken, diğer yandan sokak hayvanlarının karnını doyurma şansına sahip oluyor. Kurumsal işletmeler ihtiyacı olan fotoğraf çekimlerini sokak hayvanlarına mama alarak yaptırabiliyor.


Adı üstünde, “Doyuran Kareler”.




Kurs İçeriğinde neler var?


Temel ve İleri Düzey Fotoğrafçılık


6 hafta süren kursta temel fotoğrafçılık bilgilerinin yanı sıra, ileri düzeye giriş yapılarak fotoğrafçılıkta önemli ayrıtıları keşfediyorsunuz. Işığı en iyi biçimde kullanmayı, fotoğraf makinenizi tam olarak kontrol altına almayı ve fotoğrafta kompozisyon ayrıntılarını öğreniyorsunuz.



Düzenlenen fotoğraf gezileriyle, teori ve pratik çalışma birlikte yürütülüyor. Ve en önemlisi; Doyuran Kareler düğün, portre ve kurumsal fotoğraf çekimlerine katılarak bol bol pratik yapma ve portfolyonuzu oluşturma şansına sahip oluyorsunuz.


Fotoğraf Düzenleme – Lightroom Kursu


Fotoğraf çekmeyi bilmek kadar, fotoğrafı doğru işlemek de önemlidir. Lightroom kullanmayı tam anlamıyla öğrenerek fotoğraflarınızı düzenledikçe, fotoğraf çekmeyi daha çok seveceksiniz.


Ders İçeriği:

  • Fotoğraf Makinesi Çeşitleri

  • Makinelerin özelliklerini en etkili şekilde kullanma

  • Lensler ve fotoğraf üzerindeki etkileri

  • Fotoğrafı oluşturan ana öğeler: Diyafram – Enstantane – ISO

  • Fotoğrafta pozlama

  • Çekim Modları – Manuel, Diyafram ve Enstantane öncelikli modların kullanımı

  • Fotoğrafta Beyaz Ayarı

  • Netleme ve Alan Derinliği (Arka plan flulaştırılması veya fotoğrafın tamamının net olması)

  • Işık bilgisi, ışık çeşitleri ve ışığın fotoğraf üzerinde etkileri

  • Mobil Fotoğrafçılık Teknikleri – Her an elimizin altındaki fotoğraf makineleri: Cep telefonları

  • Yardımcı Ekipmanlar

  • Fotoğrafta Kompozisyon

  • Lightroom’da fotoğraf düzenleme

  • Fotoğraf gezileri

  • Fotoğraf çekimleri ve değerlendirmeleri



SAVAŞ ÇIKRAK – Yönetmen / Fotoğrafçı

Televizyon sektöründe 20 yılı aşkın süredir önemli projelerin yönetmenliğini yapmıştır. Yönetmenliğe aktif olarak devam etmekle birlikte, fotoğraf alanında çalışmalar yapmaktadır. Fotoğraf eğitmenliğinin yanı sıra, en önemli projem dediği "Doyuran Kareler"in fotoğraf çekimlerini de yürütmektedir. Fotoğrafçılığı hayvan sevgisiyle bütünleştirmek, yönetmenliğin verdiği sinema dilini de içine katarak fotoğraflar çekmek Savaş Çıkrak için büyük bir tutku. Ve hayvanlar hayatının olmazsa olmazı olan Çıkrak, düğün fotoğrafçısı olmayı Doyuran Kareler projeleriyle çok sevdiğini belirtiyor.






CAHAN AZER – Genel Koordinatör

Azerbaycan Güzel Sanatlar Üniversitesi televizyon yönetmenliği bölümünden mezun olan ve halen Marmara Üniversitesi Radyo Televizyon Bölümünde yüksek lisans eğitimine devam eden Cahan Azer, ülkemizde çeşitli dizilerde oyunculuğun yanı sıra, modellik alanında da çalışmalar yapmaktadır. Kurulduğu günden beri Doyuran Kareler projesinin genel koordinatörlüğünü yürütmektedir.







İDİL FIRAT – Oyuncu

Tiyatro-Sinema ve Dizi oyunculuğu yapan İdil Fırat, Fototrek Fotoğraf Merkezi’nde katıldığı seminerler sonrası, 2009 yılından bu yana, fotoğrafla da ilgilenmektedir. İdil Fırat fotoğraf çekimlerinde gönüllü düğün fotoğrafçısı olarak yer almaktadır. Hayvanlar hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır.