Güncel Haberler:

Gökyüzünü Delen Adam

12.10.2016

Röportaj: Erkan SEVİNÇ


“İzmir’li bizi seviyor, biz de İzmir’i seviyoruz. Aşık Veysel 'Uzun ince bir yoldayım gidiyorum gündüz gece' der.

İzmir’lilerin ilgisi bu uzun ince yolda bize güç veriyor. Hep daha iyilerini yapmanın peşinde koşacağız.”

Folkart Yapı önümüzdeki yıl kutlayacağı 10.yılını taçlandıracak projesine Kasım ayında başlıyor. Avrupa’nın en yüksek binasını İzmir’de yapacaklarını ifade eden Folkart Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, 73 katlı 340 metrelik tek kuleden oluşacak projenin Avrupa’nın en yüksek binası olacağını ve şehre sınıf atlatacak bir proje olacağını söylerken Türkiye’nin tanıtımına girecek bir proje olduğunun da altını çiziyor.


Folkart Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak ile Folkart Towers’ın  43. katındaki ofisinde buluşmak o kadar kolay değil. Türkiye’de bir ilk olan gideceğiniz katın düğmesi olmayan ancak gideceğiniz kata sizi ulaştıran akıllı asansörlerle ofis katına çıkıyorsunuz da odasına adım atana kadar epey bir mücadele veriyorsunuz. Çünkü Sancak’ın ofisi adeta seçim bürosu gibi girenin çıkanın haddi hesabı yok.Ama benim bir hesabım var. Daha önce tavlada yenildiğim Sancak’tan rövanşı almak ve de Ege Life için merak edilenleri sormak.


Öncelikle Mesut Sancak nasıl Mesut Sancak olmuş? Sancak, 72 Siirt doğumlu.Daha ilkokul yıllarında çalışma hayatı başlamış. Henüz 15 yaşında iken personel müdürü daha sonra genel müdür.. O günleri ve gelinen noktayı şöyle anlatıyor Sancak..


“İlkokuldan itibaren çalışmaya başladım. Van’dayken toptan gıda işi yapıyorduk. Sabahları okula,öğleden sonraları işe giderdim. Ağrı Doğu Beyazıt’ta askerliğimi yaptıktan sonra 23 yaşında aile şirketlerimizden birinin genel müdürlüğünü üstlendim. Sonraki 20 yılım İstanbul’da geçti. Ailemizin amiral gemisi olan Hedef Alliance’ı biliyorsunuz. Türkiye’nin her noktasında ilaç dağıtımı yapıyor.  5000 kişinin çalıştığı Türkiye’nin en büyük ilaç dağıtım kanalı. Fakat Ege Bölgesi zayıftı. 2004 yılında Ege Bölgesi’ni toparlama amacıyla bir yıllığına İzmir’e geldim. Türkiye'deki pazar payımız yüzde 40'ın üzerinde ama Ege'de yüzde yirmiler civarındaydı. Aileden birisinin buraya gelip işleri toparlaması gerekiyordu. O görev de bana verilmişti. İzmir’de oturmak için iyi bir yer bulamadım. Evli ve 3 çocuklu bir ailenin rahatça yaşayabileceği bir daire yoktu. Rahmetli babamın ana mesleği inşaattı ama ecza işine girince inşaatı ihmal etmiştik. İzmir’de özellikle inşaatta A Plus konsept eksikliğini görmem, baba mesleği olan bu işi, burada başlatma fikrini oluşturdu. Narlıdere ile inşaat işine döndük. Bu şehire cebinizde 80 milyonla gelip doğru işler yaparsanız marka olursunuz. Bugün İzmir İstanbul’un ciddi alternatifi. Otoyol bitince 3,5 saatte geleceksiniz. Akşam işten 5'te çıkın haftasonunuzu ister İzmir’de ister Çeşme’de A plus evinizde geçirin. Folkart Yapı olarak önümüzdeki bir yıl içinde 1 milyar TL yatırım yapacağız. Hedefimiz 5 yılda inşaatın 1 numarası olmak. İzmir’e yatırım yapılmaz algısını kırdığımız, ısrarla yatırım yaptığımız için mutluyuz. Biz Folkart Towers’ı İstanbul’da yapsaydık metrekareyi 12 bin dolara satardık burada 3 bin dolardan verdik. Hayatta her şey para değil.”


Folkart Yapı Narlıdere, Mavişehir, Folkart Towers’dan sonra 4.projesi Folkart Life ile gündemde bugünlerde. Şirket bu projeye 250 milyon harcamış. 1+0 dan 4+1'e 38-255 m2 830 konut var burada. Folkart Life proje alanının %72 lik bölümü yeşil alan olarak ayrılmış. Zemin artı 15 katlı yapılarda ortak kullanıma verilmiş geniş çatı teras bahçeleriyle değişik yüksekliklerdeki yeşil alanlar ile projenin doğaya katkısı artırılmış. Folkart Life gün ışığını kontrollü olarak yansıtan mimarisiyle ön plana çıkıyor. Yapıların tamamının altında jetgrouting zemin iyileştirme ve bölgedeki yapılardan farklı olarak kazıklı derin temel sistemi yeralıyor. Folkart Life Bornova'daki dairelerin fiyatları 185 bin ile 824 bin lira arasında değişiyor.


Şirketin prestiji hala Folkart Towers. “Hayat buna değer” sloganıyla hayata geçen Folkart Towers İzmir'in yeni iş ve yaşam merkezi ilan edilen Bayraklı’da prestiji, yaratıcılığı, girişimciliği, estetiği, güveni ve gelişimi simgeliyor. 27000 m2 arsa büyüklüğüne sahip olan Folkart Towers 46'şar katlı yaklaşık 200 mt yüksekliğinde 2 kuleden oluşmakta.. Bünyesinde alışveriş alanları, spor kompleksi, sanat galerisi, rezidans ve ofis katları barındırmakta. Mesut Sancak "3 kıtada iş yapma deneyimi ve binlerce çalışanın desteği ile 2006'da Folkart’ı kurarken toplumda yaşanan refah artışını ödüllendirme fikrinden yola çıktık. Türkiye büyüyor ve gelişiyor. Bilgi çağı ile birlikte konfor lüks ve huzur beklentisi artıyor. Biz bu beklentilere karşılık vermek için çalışıyoruz" diyor. Folkart ismi folk ve artın bileşimi. Yani halk ve sanat. Sancak ve ekibinin halk için sanat yapmadığını kim söyleyebilir ki?


Folkart Yapı’nın da içinde yer aldığı Saya grubundan söz edelim biraz da Abdülrezzak Sancak ve kardeşleri, amcaoğulları Ethem Sancak ile ortaklıklarını 2006'da bitirmişler ve kendi içlerinde yeniden yapılanmaya gitmişler. Abdülrezzak Sancak kalabalık ailenin en büyük erkek çocuğu. Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Saya Grup (Sancak Yatırım'ın kısaltmasından oluşuyor) bünyesinde birçok şirket barındırıyor. Saya Grup’da dört kardeş; Abdülrezzak, Haluk, Mesut ve Sadi Sancak şirketlerin yönetimlerini de paylaşmışlar. Kardeşler Folkart’ın gruba uğurlu geldiğine inanıyorlar. Bu işin sırrını soruyorum bu kez.


“Biz Folkart olarak faaliyetlerimizi bir dizi vazgeçilmez değer üzerine inşa ediyoruz. Bu temel değerlerin en başta geleni dürüstlük, şeffaflık, iş ahlak ve kurallarına bağlı olmaktır. Bu değerlere bağlılığımızın ödülü de güvenilirlik. Yatırımcılar bize olan güvenlerini projelerimize olan ilgileri ile gösteriyorlar. Kalite kavramına gelecek olursak inşaat sektörü ele alındığında kalite değişik boyutlarda karşımıza çıkmakta. Son ürün olan binanın kalitesinden bahsedebileceğimiz gibi sürecin kalitesi de söz konusu olabilir. İnşaat sektörü, hem ürün meydana getirmekte hem de bu ürünü oluştururken bir hizmet sunmakta. Biz hem binalarımızın hem de hizmetimizin kalitesinden ödün vermemek adına firmamızda kalite yönetimine çok önem vermekteyiz. Müşteri beklentilerini belirleme, çalışanların yönetime katılması, takım çalışması, firma içi iletişimi sağlama, belgeleme,  eğitim,  kalite güvencesi prensiplerine dayanan çalışmalar firmamızda sistematik olarak yürütülmekte. Bu beklentiyi karşılamak, insanlara özledikleri konfor ve lüksü huzur içinde sevdikleri ile paylaşabilecekleri projeler yaratmak bizim öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Bizim için bir proje ihtiyaç aşamasından başlamakta, teslim süresinin sonrasında dahi devam etmektedir. Ayrıntılara önem veriyoruz, çevreye duyarlıyız. Gelecek kuşaklara doğal ve modern yaşam alanları bırakmak için uğraşıyoruz. Bu çalışmaların sonucunu halkın tanıdığı ve güvendiği bir marka haline gelerek aldık. Ekonomist Dergisi’nin "Türkiye’nin 50 Konut Markası” araştırmasında İzmir’den sadece Folkart Yapı’nın çıkması bizleri gururlandırıyor. Türkiye’de inşaat önemli bir sektör. Toplam sektörlerin yüzde 30’unu ilgilendiriyor. Her yüz sektörün 30’u inşaat ile ilgili. İnşaat sektörü toplam Gayri Safi Milli Hasıla’nın yüzde 7’sini tek başına oluşturuyor. Ben gayrimenkul yatırımının en parlak yatırım aracı olmaya devam edeceğini düşünüyorum.”


İzmir’li niye yapmıyor böyle yatırımları, niye büyük düşünmüyor? Mesut Sancak da benimle aynı fikirde. İzmir’li iş adamlarının yeni şeyler denemeye tereddütleri var. Narlıdere’ye başlarken Sancak’a “Bu proje İzmir’e ağır gelir" demişler. Sanki daha önce yapılmışta da tutmamış gibi. Düşünceler böyle olunca iş de olmuyor. Oysa bu şehirde dört milyon insan yaşıyor. Türkiye'nin ortalamasına baktığımızda bu şehirde o binalarda oturacak maddi güce sahip insanlar var. Havasından mı, doğasından mı bilmiyorum İzmir’li işadamları herhalde bu güzel iklimin biraz rehavetine kapılıyor. İktidara yakın bir grup ama ana muhalefetin iktidar olduğu yerel yönetimlerle de arası iyi. Sancak “Ne Ankara bürokrasisiyle ne de yerel yönetimlerle bir problemimiz olmadı. İzmir'de iş yapmak zor deniyor ama ben bugüne kadar hiç zorlanmadım. İşinizi doğru yapıyorsanız kimse size engel olmaz. Herşeyi dört dörtlük olan bir projeye kim karşı çıkmaya cesaret eder ki? Yanlış iş yaparsan tabii ki birileri karşı çıkacak. Biz kente değer kattığımıza inanıyoruz. İşi iyi anlattım, herkes bize yardımcı oldu. İzmir’li bizi seviyor biz de İzmir’i seviyoruz. Aşık Veysel "Uzun ince bir yoldayım gidiyorum gündüz gece" der. İzmir’lilerin ilgisi bu uzun ince yolda bize güç veriyor. Hep daha iyilerini yapmanın peşinde koşacağız. İş hayatında cesur olmak gerek. İyi planlama da çok önemli. İnsanlar ne istiyor bunu öğreniyor sonra da risk alıyoruz. Risk almadan başarıyı yakalayamazsınız.”


Folkart Yapı önümüzdeki yıl kutlayacağı 10.yılını taçlandıracak projesine ise Kasım ayında başlıyor. Avrupa’nın en yüksek binasını İzmir’de yapacaklarını ifade eden Sancak, 73 katlı 340 metrelik tek kuleden oluşacak projenin Avrupa’nın en yüksek binası olacağını ve şehre sınıf atlatacak bir proje olacağını söylerken. Türkiye’nin tanıtımına girecek bir proje olduğunu da altını çiziyor.

Folkart adıyla uyumlu sanatla da buluşturuyor İzmir’lileri. 2.kulede yer alan Türkiye’nin en büyük sanat galerisiiçin tam iki buçuk milyon lira sarf edilmiş. Ücretsiz gezilebilen sergilerin maliyeti 400 bin TL dan az değil. Açılış Prof.Dr. Hans Zilch’e ait Ellerin Büyüsü adlı karma sergi ile oldu. Sergide, Pablo Picasso, Auguste Rodin, Salvador Dali, Eugène Delacroix, Le Corbusier, Man Ray, Joseph Beuys, Georg Baselitz gibi dünya sanatına yön veren sanatçıların eserlerini görme fırsatı buldu İzmirliler. Sonra Çanakkale sergisi ile etkinlikler devam etti. Bu alanda çeşitli kurslar ve workshoplarda yapılacak. Yaz sezonunda çocuklara yönelik ücretsiz resim kurslarına kayıtlar başladı bile. Doğan Hızlan ve Fahri Özdemir gibi duayenler de Sancak’ın yanında. 1.kulede yer alan spor kompleksi Carrera Fitness & SPA da İzmir’de bir ilk. Folkart Yapı  sosyal, kültürel projelere ve spora desteğini de sürdürüyor “Bu şehirden para kazanıyorsan kültürüne sporuna katkıda bulunmalısın. Kimse kendi için yaşamamalı. Prof. Dr. Çınar Atay’ın “İzmir 1900” kitabını finanse ettik. "Gece" filmine sponsor olduk. Liyakat’ın “Kadına Şiddete Hayır” projesine destek verdik. Engelli bireylerin tam gün eğitim görmesine olanak sağlayan sosyal hizmet projesini de yürütüyoruz.” diyor Sancak.


Mesut Sancak evli ve 3 erkek çocuk sahibi. Eşi İnci hanım Hedef Ecza’da asistanıydı ve yaşı daha 17 idi. Aşk mı yoksa mantık evliliği mi? “Mantık evliliği bana hiçbir zaman mantıklı gelmemiştir. Tabii ki aşk evliliği.. Ben kendisini çok beğeniyordum. Birgün kendisine aşık olduğumu, evlenmek istediğimi söyledim. İnanamadı. Ben daha askere bile gitmemiştim, çok gençtim. Ciddi olduğumu düşünmedi. "Beni kandırmaya çalışıyor" diye aklından geçirmiş. Ben daha sonra "Ya evlilik teklifimi kabul edersin ya da seni kaçırırım" dedim. Bunun üzerine ciddi olduğuma kanaat getirince evlilik teklifimi kabul etti ve kısa sürede evlendik" diyor Sancak o günlerden söz ederken.


Yoğun iş temposu nedeniyle evle ve Kerem, Tarık, Fırat’la İnci hanım ilgileniyor. Evde 4 erkeğe bakmak zaman zaman zor olsa da işler tıkır tıkır yürüyor. Mesut Sancak’ın çocukları ile çok güzel diyalogları var. Beraber Fenerbahçe maçları izlemek ya da playstation oynamak ilk tercihleri. Tabii evdeki muhteşem DVD koleksiyonundan film izlemekte ailenin vazgeçilmezlerinden. Pazar günleri aile birlikte vakit geçirmeye gayret ediyor. Sancak kırmızı et ağırlıklı beslendiği için sporunu ihmal etmiyor. Haftanın 3 günü spor salonunda pilates yapıyor, ağırlık çalışıyor, futbol ve masa tenisi oynuyor, yüzüyor. Mesut Sancak yazın akşamları ve haftasonları Çeşme'de vakit geçiriyor. İyi bir halk müziği dinleyicisi ve söyleyicisi. Sadece menemen yapan diyenleri boşverin nefis köfte yoğuruyor ve pişiriyor. Mangal da da rakipsiz. Tavla ustası. Dostlarıyla gömlek, takım elbise ve ayakkabısına tavla oynamayı seviyor. İzmir’de bir tek kendisinde olan Lamborghini Aventador ile de yarışıyor, kupalar alıyor. Koç burcu.. Zor şeyleri başaran lider burç.


“Genç ve başarılı bir yatırımcı olarak gençlere önerileriniz neler?” diye soruyorum yanıtlıyor “Atatürk’ün çok beğendiğim bir sözü vardır. “Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.” Ben bu sözü kendime yol haritası edindim ve karşılığını gördüm. Tüm gençlere Atatürk’ün bu sözünü dikkate almalarını öneririm.”


Bu söyleşi de burada bitti diyeceğim “Ne oldu sizin tavla maçınız? Hiç bahsetmedin” diyeceksiniz Mesut Sancak’ı tavlada yenmek mümkün mü? Yine 2 mars bir oyunla kaybettim :((