Güncel Haberler:

Gönüllülük İnsana Yakın Olmaktır

01.02.2019


Gönüllülük İnsana Yakın Olmaktır


Hiçbir karşılık beklemeden yapılan sadece ruhsal haz niteliği taşıyan gönüllülük, günümüzün çıkarcı dünyasında daha da önemli hâle gelmiş durumda. İçinizden gelerek bir oluşuma katkı vermek dünyanın en güzel işleri arasındadır. Hayatını gönüllülük üzerine kurup bu yolda 4 tane vakıf kurup çeşitli eğitimler verip gönüllülüğe ne kadar önem verdiğini gösteren İnal Aydınoğlu, çeşitli yardım vakıfları ve derneklerin de yönetim kadrolarında yer alıyor. Ege Life Dergisi olarak Aydınoğlu ile gönüllülük, insan ilişkileri, hayat ve eğitim sistemi üzerine pek çok farklı konular üzerine söyleşi gerçekleştirdik. İnal Aydınoğlu söyleşi sonunda ise Ege Life okuyucularına özel tavsiyelerde bulundu.





Şimdiye kadar eğitim üzerine birçok çalışma yaparak 4 adet vakıf kurmuşsunuz. Uzun yıllarınızı gönüllülük üzerine verip hizmet ülküsünü kendinize yaşam şekli hâline getirmişsiniz. Bütün bunların başlangıcı nasıl oldu? Gönüllülük hikâyeniz nasıl başladı?

Üniversitede okurken kurduğum işim iki yıllık askerlik sürecinden büyük zarar görmüştü. Hem markam hem de mali durumum çok yara almıştı. Düzeltebilmek için çok çalıştım ama olmadı. Her şeyimi sattım ve kimseye bir tek kuruş borcum kalmadan işi tasfiye ettim.

Kadıköy’de 8 m2’lik bir ofis kiralayarak emlak komisyonculuğuna başladım. Evimin ve ofisimin kirasını ödemek ve geçinmek için çok zorlanıyordum. Bir arkadaşım yeni kurdukları gönüllülük amaçlı dernek için üyelik teklifinde bulundu. Çok sevindim “Gönüllüler zengin insanlardır. Onların mallarını satarım ya da onlara mal satarım” diye düşündüm. Aradan 41 yıl geçti ne alabildim ne satabildim.  Onların hepsi de benim gibi ekmeğini arayan insanlardı. Bu gönüllü kuruluşta; gönüllülüğü öğrendim. Hayatım anlam, güzellik, sevinç ve bereket kazandı. Mutluluğu gönüllülükte buldum.

“GÖNÜLLÜLÜK İNSANA YAKIN OLMAKTIR”

Hiçbir şey beklemeden bir şeylere katkı sunduğunuz gönüllülük çok kutsal bir şey. Peki siz gönüllülüğü nasıl tanımlarsınız?

Gönüllülük sizin de söylediğiniz gibi kutsal bir iştir. İnsan olmanın ana koşulu, iyi insan olmanın yoludur. Yalnızca kendini düşünerek yaşayan bir insan diğer insanlardan uzaklaşır ve yabancılaşır. Oysaki gönüllülük insanlara yakın olmaktır. İnsanın gönlünü, sevgisini, bilgi, birikim ve deneyimlerini, maddi ve manevi olanaklarını hiçbir karşılık beklemeden başka insanlar, canlı, cansız tüm varlıklar için sarf etmeye niyetli ve istekli olması; bu yolda hizmet için çaba sarf etmesidir.

Sevgi, mutluluk, yaşam, kadın, erkek üzerine çeşitli konularda eğitim kursları veriyorsunuz. Bu kurslarınızın temel öğretisi ne üzerine dayanıyor?

Bütün derslerim yalnızca sevgi ve gönüllülük üzerinedir. Sevgi ruhumuzun yüce bir değeri olduğu için, duygusal, zihinsel ve fiziksel yeteneklerimizi dünyaya yansıtırken iç dünyamızın, kalbimizin birbirine ortak olması gerektiğini anlatırım.

“BİRİNCİ İŞ KENDİNİZ OLMAK”

Üniversiteye hazırlananlara ve iş hayatına yeni atılan gençlere ne gibi tavsiyeleriniz olur? Hayat sizce nedir? Hazırlanılması gereken bir sınav mı?

Hayat hazırlanılması gereken değil, içinde yaşanılan sürekli bir sınavdır. Öğrenme, gelişme ve olgunlaşma yeridir. Genç, yaşlı demeden her insanın birinci işi kendisi olmaktır. Kendisi olamayan, başka bir şey olamaz. Bu nedenle her insan yeteneklerini, duygularını, özlemlerini iyi saptamalıdır. İş ve eş seçiminde kimsenin etkisi altında kalmadan, paraya, pula, şana, şöhrete bakmadan, aklının isteklerine takılmadan karar verip başarı ve mutluluk yolunu seçmek gerekir.

Hayatın temel öğretilerine göre neyi merkezimize almalıyız? Hayat içerisinde birey ve aile değerleri nerededir?

Bir insan için aile çok önemli, çok değerli, yüce bir varlıktır. Aile ihmal edilmemelidir. Biz dünyaya gelirken Allah nefesini içimize üfler, öyle gönderir. O’nun nefesi; sınırsız ve sonsuz bir sevgidir, şefkattir, merhamettir, haktır, hukuktur, adalettir. Dünyasal işlerimizi yaparken ve kararlar verirken, dünyasal ve içsel değerlerimizin dengesi bizi ve dünyayı huzura kavuşturur.  

Türkiye’deki eğitim sistemini kısaca değerlendirir misiniz? Eksikleri nedir?

Ortaokula, liseye, üniversiteye, yüksek lisansa imtihan sonuçlarına göre giriliyor. Bu nedenle anne, baba zorluyor, öğretmen kendi prestiji için imtihana odaklı bir eğitim veriyor. Okul ise kendi başarısını gencin aldığı imtihan sonuçları ile ölçüyor. Özellikle birçok özel okulda dersten çok testlere ve sınav sorularına önem veriliyor.

“EĞİTİMDE ÖĞRETMEK KADAR DA ÖRNEK OLUNMALI”





Türkiye’deki eğitim sisteminde sizce öğrenciler yeteri kadar ‘hayata’ hazırlanıyorlar mı? Hayata hazırlanmak nedir sizce? 

Türkiye’de eğitim hedefi; gençleri imtihana hazırlamak ve iyi insan olmalarını sağlamaktan öte imtihan kazandırmak olarak görünüyor. Bir genci hayata hazırlamak, öğretmek kadar da örnek olmakla ilgilidir. En seçkini dahi olsa bir meslek sahibi olmak yetmez. Mutlu olmak için karşılık beklemeden başka insanları sevmek, kul hakkına önem vermek ve insan olmak gerekir.

Günümüzde evlilik yaşı ile boşanmaların arttığı görülmekte. Sizce bunun temel nedenleri nedir? 

Evlilik için ruhsal bütünlüğe ulaşmaktan ziyade maddi değerlere; yakışıklılığa, güzelliğe, mesleğe, aile varlığına, kariyere bakılıyor. Eksiği olanlar kapatmaya çalışıyor. Birbirlerine karşı açık ve net olmuyorlar. Bir evde yaşamaya başlayınca daha önce gizlenen şeyler artık ortaya çıkıyor. Güven ve saygı kayboluyor, güç mücadelesi başlıyor. Evlilik mücadeleyle değil, içten sevgi ve anlayışla yaşar.

“ÇİFTLER ÇABA SARF ETMİYOR”

Kadın-erkek ilişkilerinde çiftlerin yaptıkları en büyük yanlışları nasıl sıralarsınız? 

Zihinsel, duygusal, fiziksel ve cinsel olarak birbirlerini tanımak ve anlamak yolunda çaba sarf etmiyorlar. Evlilikte birliğe ulaşmak yerine gücün kendi ellerinde olmasını arzu ediyorlar. Kişisel farklılıklara dikkat etmeden karşı tarafı değiştirmeye veya kendilerine uydurmaya çalışıyorlar. Gereksiz kıskançlıklar ve zorlamalar yapıyorlar. Karşılıklı konuşmayı ve birbirlerini dinlemeyi bilmiyorlar. 

“Çok sevdim, gitti. Sevdim, kaybettim.” tarzı melodramların çokça görüldüğü ülkemizde gerçekten sevebiliyor muyuz sizce? Sevgi duygusunu kadın-erkek ilişkileri üzerinden nasıl değerlendirirsiniz?
Sevgi ayrı, haz ve hoşlanmak ayrıdır. Sevgiyi hazla, hoşlanmakla, dünyasal istek ve arzularla oluşturmaya çalışıyorlar. Sevgi ruhsal bir bütünlüğe ulaşmaktır. Hem dünyasal yaşamımızı hem de iç dünyamızı huzura kavuşturur, güzelleştirir, zenginleştirir.

Son olarak Ege Life okuyucularına neler söylemek istersiniz?

Ege Life okuyucuları eğer mutlu olmak, sahip oldukları bilgi, birikim, deneyim, maddi ve manevi varlıklarının hayrına ve bereketine ulaşmak istiyorlarsa gönüllülüğü öğrenmelidirler. Cömertçe vermenin, sevmenin, paylaşmanın sevincine ve coşkusuna ulaşmalıdırlar.

Röportaj:Süleyman Gülen