Güncel Haberler:

Gülmeyi Seven, Çocuk Ruhlu Ve Hırçın: Semra Güzel

01.07.2017


Gülmeyi Seven, Çocuk Ruhlu Ve Hırçın:


Semra Güzel


Semra Güzel, son günlerde Şevkat Yerimdar'da canlandırdığı Sanem karakteriyle isminden bolca söz ettiren, İzmirli bir oyuncu... Aynı zamanda güzellik uzmanı, bir hayvansever, çocuklara ise bayılıyor! Yaptığı her işi aşkla yaptığı, yüzündeki mutluluk parıltılarından belli oluyor zaten. Soyadı gibi güzel bir yüreğe sahip genç oyuncuya, bize ayırdığı vakit için teşekkür ederiz. Sizleri bu keyifli söyleşi ile başbaşa bırakıyoruz...



Semra Güzel Kimdir, nasıl biridir? Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?


Semra Güzel İzmir'de yaşayan iş adamı bir babanın, anaokulu öğretmenliği okumuş ve kendini çocuklarına adamış annenin üç çocuğundan ortancasıdır. Çocukluğundan itibaren yaptığı her işe yüreğini katıp mutluluğu esas alarak titizlikle yapan, bu yönüyle de dikkatleri üzerine çeken, kararlı, inatçı, koyduğu hedefin önündeki her türlü engele meydan okuyan ve “Kader seni şekillendirmez, kaderi sen şekillendirirsin.” bakış açısına sadece inanan değil yaşamına da uyarlayan, hırçın bir kızdır. (Gülüyor)


“CANDAN ÖTE VARLIKLARIMI İÇİNDE BARINDIRIR, TÜM GEÇMİŞ HATIRALARIMA TANIKTIR İZMİR.”


İzmir'i özlüyor musunuz?


Ülkelerin, şehirlerin önemi yoktur aslında. Onları önemli hale getiren içinde yaşadığınız anılar ve paylaşımda bulunduğunuz insanlardır. Candan öte varlıklarımı içinde barındırır, tüm geçmiş hatıralarıma tanıktır İzmir… Bu sebeple küçük kaçamaklarımın ilk uğrağı, coşan duygularımın yatıştıranı, güven veren yoldaşıdır İzmir benim için.


Aslında en çok neyi özlüyorsun derseniz, İzmir insanının rölantiye alınmış hayatını, yazı beklemeden her mevsim haftasonları uğrak hale getirilen yazlıklarda geçirilen yaz modunu canlı tutan tatil havasını, güneşini, insanları ötekileştirmekten uzak hoşgörü sahibi insanlarını özlüyorum. Tabii pek çok şehir kendini yenilerken, zamana inat yerinde sayan çevresel koşullarından bahsederek sizi sıkmak istemem.


Peki İzmir’e yerleşmeyi düşünüyor musunuz tekrar?


Sevdiklerimi kalbinde taşıyan bu şehrin her daim yeri ayrı olacak benim için; ancak hedeflerime ulaşmak varsa işin ucunda duygularıma ket vurmasını da bilirim. Sağlık olduktan sonra mesafelerin de önemi yok diye düşünüyorum. Yerleşmek kararını zamana bıraktım biraz da…


“MESLEKLER, VAR OLAN YETENEKLERİN YÖNLENDİRDİĞİ BİRİKİMLERDİR.”


Celal Bayar Üniversitesi Tasarım Bölümü mezunusunuz, aynı zamanda Hamburg’da hem estetisyenlik hem de drama eğitimi almışsınız. Şu anda iki mesleğiniz var diyebilir miyiz o halde?


Mesleklerin sadece alınan eğitim sonucunda ulaşılan hedefler değil de var olan yeteneklerin yönlendirdiği birikimler olduğunu düşünüyorum. Çok küçük yaşlardan itibaren oyuncaklarımın görsellerini değiştirir, onlara kıyafet tasarlamaktan büyük keyif alırdım. Bu ilgi ve merak motivasyonumu yüksek tuttu. Bu alana ilgimi hiç yitirmedim. Tercihlerimi yazarken bu ilgi büyük oranda teşvik edici oldu. Üniversite eğitimimi tamamladıktan sonra artık kılık kıyafetten öte, fiziksel özellikler ilgi alanıma girmeye başladı.



Güzellik uzmanı olarak hala çalışmaya devam ediyor musunuz?


Güzellik uzmanı olarak hala çalışmaya devam ediyorum çünkü yıllardır güven ilişkisine dayalı sabit müşterilerim var. Meşgul olduğum diğer işlere bağlı olarak yoğunluğumu azaltsam da, hayatımın bir parçası haline gelen ve keyifle yaptığım bu işi tamamen bırakmam şimdilik zor görünüyor. İnsanlar üzerinde zevkli değişimler ya da kalıcı makyaj yapmak, cilt üzerinde önerilerde bulunmak benimle bütünleşmiş bir konu. Ben uzaklaşsam da beni bulan işler anlayacağınız…


“LİSE YILLARINDA HEP SAHNELERİN ARANAN İSMİYDİM.”



Oyunculuk yapmaya ilk olarak ne zaman karar verdiniz?


Bu soru sorulduğunda yüzümde hep bir tebessüm oluşur çünkü tasarım bölümüne yönelmek hususunda nasıl bir güç beni teşvik ettiyse, aynı şekilde oyunculuk hususunda da aslında hep bir aidiyet hissiyatı içinde oldum. Lise yıllarında hep sahnelerin aranan ismiydim. Benim için büyük bir keyifti kalabalığın önünde rolümü icra etmek; üniversite yıllarımda sahne imkânı bulamayınca radyoda aldım soluğu. Paylaşmak, insanların yüreğine dokunmak, iletişim kurmak… Daha keyifli bir şey olabilir miydi bu hayatta düşüncesi tüm hücrelerime nüfuz etmişti sanki. Kısaca oyuncu olunmaz, oyuncu doğulur diyordu kalbim…


Tiyatroyla hala uğraşıyor musunuz?


Tiyatroyu çok seviyorum ancak eğitim dönemi sonrasında maalesef aktif olarak içinde yer almadım; dizi, film, programcılık, sunuculuk şeklinde ilerledi uğraşlarım.



“Âlemin Kralı”, “Zengin Kız Fakir Oğlan”, “Hom Ofis”, “Kardeş Payı” gibi dizilerde rol aldınız. Son olarak, “Şevkat Yerimdar” dizisinde sizi “Sanem” karakteriyle görüyoruz. Şimdiye kadar yaptığınız işler içinde içinize en çok sinen, en severek yaptığınız proje hangisi oldu?


Her proje yeni bir deneyim oldu ve her karakterin güzel yansımalarını yaşadım; her var olduğum projede hevesle, seve seve bulundum diyebilirim.


Sanem nasıl bir karakter? Hiç zorlandınız mı onu canlandırırken?


Hepimizde biraz Sanem var aslında... Sanem karakteri henüz belki ekranlara tam yansımadı ama ilerleyen bölümlerde göreceğiz. Arkadaş canlısı, iyi niyetli, tatlı ve hep gülümseyen, her şeyde bir hayır ve olumlu taraf gören bir karakter. Belki de bu karakteri anlatırken kendimi de anlatmış oluyorum. Elbette kararsız kaldığım acaba dediğim anlar oldu ama içimden gelen ve yönetmenimizin doğru yönlendirmesi zorları kolaylaştırdı. (Gülüyor)



SEVİNÇ GÖZYAŞLARI...


“Şevkat Yerimdar”da yer almanız nasıl oldu? Nasıl bir tecrübe sizin için bu dizide oynamak?



Tümay Özokur menajerliğindeyim; deneme çekimi için randevu alındı. Limon Yapım’a daha önce gitmiştim ancak ilk kez kalbimde bu kadar bir tatlı bir heyecan hissediyordum, çekim yapılan yerde tanıştığım yüzler öyle sıcak ve samimiydi ki... Henüz adını sanını bilmediğim, kim oldukları hakkında herhangi bir bilgiye sahip olmadığım bu güzel insanlar daha sonra hayatımın keyifli anlarına şahit olacaklarmış meğer...


Çekimler tamamlandı, birkaç karakter daha denedikten sonra birkaç fotoğraf çekimi yapıldı ve haber vereceklerini söylediler, biz de oradan ayrıldık. İçeridekilerden biri yönetmenimiz, diğeri ise yardımcı yönetmenimizmiş. (Gülüyor) Bu durumu bilmemek ve sonrasında sürpriz şekilde öğrenmek sevimli bir histi.


İşin olup olmayacağını hususunda küçük bir hissiyat dışında herhangi bir bilgim yoktu, sabretmekten başka çarem de... Bekleme sürecine girildi; iletişim danışmanım Erbay Gül aradığında ablam ve yedi yaşındaki kızı ile yolculuk yapıyordum. Aracımı sağa çekip müziği kapattım, diziye kabul edildiğimi duyduğum ilk an gözyaşlarıma hâkim olamadım. Yeğenim ben ağladığım için endişelendi ve ablam “Bunlar sevinç gözyaşları.” şeklinde açıklama yapmak zorunda kaldı... (Gülüyor) Bunun üzerine yeğenim “İnsanlar sevinçten ağlar mı ki?” diye sormuştu, hala kulaklarımda... Bir gün öncesi dua etmiş ve hayırlısını dilemiştim. Demek ki hayırlısı buymuş... Bu dizide yer almak, ekip ruhunu yaşamanın yanı sıra güzel insanlardan oluşan bir işin içinde bulunmanın verdiği o güzel duyguyu da yaşattı bana. Şunu açık yüreklilikle söylemek isterim ki, inanılmaz sabırlı ve tüm ekibe kalbini açıp onların gönüllerini hoş tutan bir yönetmenimiz var. Değerli büyüklerimle birlikte aynı projede yer almak eğitimlerin en güzeli en keyiflisi olsa gerek.


Bir projeyi kabul etmenizi sağlayan etmenler neler oluyor? Özellikle komedi içerikli yapımlarda izliyoruz sizi...


Enerjisi yüksek ve sürekli gülen biriyim. Bu sebeple komedi her zaman daha cazip geliyor bana.


“10 Amazon Kadın” isminde bir projeniz vardı, bundan da bahsedebilir miyiz?



Aslında o bir kitap ve 10 tane müthiş kadının kanserle mücadelesini anlatan çok anlamlı bir proje, ben de bu projenin içinde yer aldım. Emek verdik ama henüz tam olarak planladığımız her şeyi gerçekleştiremedik. Kitap olarak alabilir, okuyabilir ve onların gerçek hikâyelerini sizler de paylaşabilirsiniz. Çünkü erken teşhis hayat kurtarır ve farkındalığımızın artması, daha bilinçli olmamız adına hem kendinize ve sevdiklerinize, hem de çevremizdekilere faydalı olmak için önem arz eden bilgiler içeriyor.


Kervan 1915 filminde de çok iyi isimlerle birlikte rol almıştınız. Bu filmden biraz söz etsek?


İsmail Güneş yönetmenliğindeki filmimiz, benim için müthiş bir deneyimdi. Zor şartlarda, ciddi emekler vererek tamamlandı. 2,5-3 ay süren bir göç hikâyesi olan filmin çekimleri de pek çok şehirde yapıldı.



“ROL MODELİM SORULDUĞUNDA AKLIMA GELEN İLK İSİM NEBAHAT ÇEHRE OLUR.”


Bir rol modeliniz var mı oyunculuk konusunda?


Bu soru sorulduğu aklıma gelen ilk isim çok sevdiğim Nebahat Çehre olur. Şunu da ayrıca belirtmek istiyorum; oyunculuğunun ötesinde yansıttığı pozitif enerjisini ve duruşunu da göz ardı etmemeliyim.


Türk televizyon ve sinema tarihine baktığımızda, geçirdiği değişimler hakkında neler düşünüyorsunuz?


Sinema anlamında çok büyük ilerleme kaydettiğimizi düşünüyorum; gerek eskiye nazaran yapılan işler, gerekse teknolojiye hâkimiyet bakımından… Teknoloji büyük bir hızla ilerlerken aksi düşünülemezdi sanırım.


“YEŞİL YOL”


En beğendiğiniz yerli/yabancı oyuncular ve yönetmenler kim?


Yönetmen olarak Çağan Irmak: “Babam ve Oğlum”, “Unutursam Fısılda”... Oyuncu olaraksa Yavuz Turgul: “Eşkıya”. Şener Şen’e duyduğum hayranlık ise ayrıdır... Tanışma fırsatı bulduğum çok değerli yönetmenler var, Cemal Şan, Murat Saraçoğlu gibi.. Umarım bir gün onlarla da çalışabilirim. Bülent İşbilen ise, komedi gözüne en çok inandığım ve şu anda birlikte çalışmaktan çok memnun olduğum hocamdır.


Yabancılarda ise, yönetmen olarak Frank Darabont: “Yeşil Yol” ve oyuncu olarak Roman Polanski: “Piyanist” diyebilirim. Mel Gibson, Denzel Washington gibi birçok önemli ismin projelerini mutlaka takip ederim.

Sizi en çok etkileyen, belki de "hayatımı değiştirdi" diyebileceğiniz film ne oldu?


Defalarca izlediğim "The Green Mile" filmi beni çok etkilemişti. Bazı şeyler gerçekten göründüğü gibi değil; film bunu bize muhteşem bir şekilde anlatıyor. Oyunculuklar da çok iyiydi. İzlediğim film ve okuduğum kitaplarda beni en çok etkileyen şey aslında bıraktığı izdir…



“EVE ERKEN DÖNÜŞ SEBEBİM: KATMER!”


Hayvanları da çok sevdiğinizi ve bir kediniz olduğunu düşünürsek... Biraz bahseder misiniz ondan bize?


Ooy o benim güzel yanım, kızım Katmer. Hayvanları genel olarak çok seviyorum sadece kedi köpek değil her canlıyı seviyorum, hepsi birer can taşıyor. Onlarla konuşmak ve onların saf sevgisini hissetmek bana huzur veriyor.



Sizce insanlar neden bir hayvan sahiplenmeli peki? Sizin hayatınızda neler değişti?


Sorumlulukları geliştirmek ve kalbin daha yumuşak hatta sıcacık olmasına güzel bir vesile olması açısından herkese öneriyorum. Onlarla sohbet etmek benim en güzel paylaşımım. Seviyorum bu dilsiz melekleri... Belki konuşamıyorlar ama bakışları ve beden dilleriyle öyle güzel sergiliyorlar ki sevgilerini hakikaten anlatılmaz bir duygu... Katmer bana kardeşimden hediye geldi, aslında hiç düşünmemiştim evimde dünya tatlısı bir kediyle yaşayacağımı. Bu güzel duyguya vesile olduğu için her defasında teşekkürlerimi sunuyorum ona. İsmi Katmer ve önemli bir işim olmadığı sürece fazla dışarıda kalamıyorum. Beni bekliyor gibi hissediyorum ki cidden öyle... Eve erken dönüş sebebim. (Gülüyor) Onun sevgisini içimde hissederken daha da duyarlıyım tüm hayvanlara karşı...


“ÇOCUKLARI VE ONLARIN HAYAL DÜNYASINI ÇOK SEVİYORUM.”


Çocuklar için de küçük hikâyeler yazdığınızı söylemişsiniz bir röportajınızda... Yazdıklarınızı toplayıp bir kitap haline getirme düşünceniz var mı?


Evet, bir gün mutlaka hikâyelerimi toparlayıp kitap haline getirmek, gelirini de kimsesiz çocuklara bağışlamak istiyorum. Genel olarak duygularımı paylaşmayı seviyorum, yaşanan olaylardan ders çıkarıp, unutmamak ve unutturmamak için notlar almayı seviyorum. “Söz uçar, yazı kalır.” çok doğru bir deyiş... Bu arada çocukları ve onların hayal dünyasını çok seviyorum; sanırım ben de bu ruhu hala taze tutmayı başaranlardanım. (Gülüyor)


Yakın zamanda yeni projeleriniz olacak mı?


“Şevkat Yerimdar” devam ediyor, sinema ve TV programı için görüşmelerimiz de devam ediyor. Zaman ve zemin uygun olduktan sonra kariyerim için doğru adımlar atacağım tüm tekliflere açığım.


Yoğun bir çalışma dönemi atlattınız ve çok kısa bir süre içinde yeniden çekimleriniz başlayacak. Tatil planınız var mı? Seyahat tercihlerinizi neye göre tercih edersiniz?


Yoğun ve özverili bir sezon geçirdik, sabırla yayın tarihini bekledik. Bu süreçte çekimlere kısa bir ara verildi ve ben de tatil planında önceliği aileme verdim. Hem de bayramı beraber geçirmiş olduk. Seyahat etmeyi, görmeyi, gözlemlemeyi, farklı kültürleri yaşamayı, farklı tatları keşfetmeyi, farklı havaları solumayı çok seviyorum. Hem dinlenebileceğim hem de eğlenebileceğim yerleri tercih ediyorum. Tabii bana eşlik eden, benimle ortak paydada buluşan güzel insanlar da varsa yanımda, tadına doyulmaz bu seyahatlerin.


Çok teşekkür ederiz... Son olarak sevenlerinize ve Ege Life okuyucularına söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?


Asıl ben teşekkür ediyorum bu samimi ve tanıtıcı sorular için. Beni takip eden, destekleyen güzel niyetli insanların yüreğinden öpüyorum.