Güncel Haberler:

Hakan Meriçliler: “İleride Hollywood, İzmir Olacak!”

30.03.2016

Röportaj: Melis YORGANCIOĞLU


 


HAKAN MERİÇLİLER

İleride Hollywood, İzmir Olacak!



Kültürü, vizyonu, hayata bakış açısıyla;

“O”, bambaşka biri..

Tam bi'Ege'nin incisi, İzmir'li..



Güzel Izmir'li olarak, Izmir'e veya Ege'ye ne kadar sıklıkla geliyorsunuz?

Bulduğum her fırsatta Izmir'e gelmeye çalışıyorum. Ama, tabii, bu durum iş yoğunluğum sebebiyle umduğum ve istediğim kadarıyla olamıyor.. Yılda 4-5 kez gelebiliyorum. Bi'kere, her yaz geliyorum Izmir'e.. Önce, Alsancak'a iniyorum.. Oradan da, annemin evi var Çeşme'de, oraya geçiyorum.. Kışın da, Eylül-Ekim ve Şubat-Mart aylarında Izmir'de oluyorum. Ama; tabii, çok kısa kalabiliyorum bu süre içerisinde.


Bi'proje gerçekleştirecek olsanız, Izmir'de.. “Eksik” olduğunu düşündüğünüz bi'konuda.. “O” ne olurdu?

Izmir'de bi'proje gerçekleştirmek çok isterim. Ve, aslında, Izmir'de herşeyden fazla fazla var.. Ama, Izmir'deki tek eksiğin plato problemi olduğunu düşünüyorum. Yakın tarihte yapımcılık düşünüyorum. Bu süre zarfında; Izmir'de kesinlikle, bi'plato açardım. Zaten Izmir ile Istanbul arası çok yakın bi'zaman içerisinde, ulaşım açısından kısa bi'süreye ineceği için; bence, Izmir ileride plot bölge olacak. Mesela; bundan yıllar evvel, Antalya'da stüdyolar açıldı. Ama; Antalya, tüm bunlar için çok ters kalıyor bu anlamda. Bence; ileride Hollywood, Izmir Olacak! Aslında, çok akıllı yaklaşımlar ile bu gerçekleşebilir..


Peki, Istanbul ve Izmir dışında yaşayacak olsanız; şayet... Hayatınızı nerede sürdürmeyi dilerdiniz?

Ben, hayatımı kesinlikle Yunan Adaları'nda sürdürmeyi dilerdim. Izmir'liyim ya sonuçta, ben bi'Ege çocuğuyum. Ege'liyim. Bu değerlere sahip çıkıyorum. O yüzden, en uygun bana Yunan Adaları gelir. O anlamda; kültür olarak da, yemek-içmek olarak özellikle.. Balık kültürü olarak da.. Hatta, orasını çok daha doğal ve çok daha sahiplenmiş olarak buluyorum onları. Ve, saygı duyuyorum. Hatta; geçenlerde bi'Yunan Adası'na dalmaya gittiğimde, bi'arkadaşım bi'denizkabuğu çıkarttı denizden.. “Bunu çocuklarıma götüreceğim.” dedi. Yunan bi'adam da dedi ki; “Herkes bi'tane alsa, denizde kalmaz..” Ben de arkadaşımı uyardım, çünkü; bu şekilde sahip çıkabilmişler buralara.. Bu çok örnek bi'hareketti...



Sabaha başlamak önemlidir benim için.. Başlamaktır; çünkü sabah..



Bildiğim kadarıyla, Selanik ve Girit kökenli olan bi'aileden geliyorsunuz. Kendinizi bu konuda şanslı hissediyor musunuz? Veya şöyle de diyebilirim, farklı kültürlere kendinizi yakın hissediyor musunuz?

Evet, kesinlikle! Zaten, özellikle bu topraklarda yaşayan insanların çoğunda bi'başka yerlerden gelme hali vardır. Kimisi Kafkasya tarafından gelmiştir, kimisi arabistan tarafından.. Balkan tarafından da gelen var.. Ben, daha ziyade Ege'li olmaktan daha çok mutluyum. Daha çok geçmiş kültürü olan, antik yunandan gelen, bi'gelenekten gelen insanlar genetiği bu.. O anlamda; benim için çok hoş bi'şi.. Şans bi'şi çünkü benim seçtiğim bi'şi değil bu. Sonuçta, Girit'li olmak.. Anneannemin orijinal Yunan olması.. Babamın Iskeçe'li olması.. Hani, bunlar seçilmiş bi'şi değil; şans. O yüzden, bu genlerin sanatçı genleri olduğunu düşünüyorum.. Ve, çok insancıl olduğunu..


Aynı zamanda, formunuza dikkat eden birisiniz. Peki, küçüklüğünüzden bu yana, mutfak kültürünüzü nasıl tanımlarsınız?

Bizde balık, ot, et.. Ve, acı da çok severim. Ki, bu da Girit'e has bi'şidir. Acı çok sever Girit'liler, çünkü, acı yetişir orada.. Salata ve zeytinyağlılar vazgeçilmezim bu anlamda.


Tam bi'Egelisiniz o zaman :)

Tam, tam yani :)


Peki, yemek yapmayı sever misiniz? En severek pişirdiğiniz yemeği sorsam?

Çok severim ama, kahvaltı üstadıyımdır; harika kahvaltılıklar hazırlarım. Çok geniş anlamda. Her türlü zeytin olur. Her türlüsü.. Yeşil çekişte zeytinleri, siyah zeytinin her türü, bodrum zeytinleri iri kıyım kesilmiş, kültürlü peynirler.. Çok güzel tostlar hazırlarım sabaha.. Sabaha başlamak önemlidir benim için.. Başlamaktır; çünkü sabah.. Ve, en önemli öğündür benim için. O yüzden, “kahvaltı yeteneğim iyidir” derler. Ve, çok hızlıyımdır.


Size özel spesyalleriniz vardır, o zaman :)

Var. Kendime ait adlandırdığım tostlar var. Hatta, çok geçmişte tostçu olmayı istiyordum.. (gülüyor)


Aşk, tutkulu bi'huzur..



Değerli gazetecilerimizden Ayşe Acar ile geçtiğimiz yıl evlendiniz. Hakan Meriçliler aşkı nasıl tanımlar?

Aşkı tanımlamak çok geniş kapsamlı bi'şi.. Çok geniş kapsamlı bi'duygu.. Ama, bence huzur ön planda oluyor.. Tutkulu bi'huzur. Çok zor bi'tarif ama..


Özellikle bu dönemde... Mutluluğun sırrı sizce nedir? Ya da şöyle diyebilirim :) Mutluluğu ve mutsuzluğu nasıl tarif edersiniz? :)

Bence, mutluluğun sırrı insanın kendiyle her türlü barışta olmasından geçer. Çünkü, sonuçta insanoğlu biraz tatminsiz bi'varlıktır. Ben mesela kızılderilileri çok severim. Çünkü, onlar yetinmeyi bilen insanlardı.. Ama, beyaz adam ağacı da hayvanları da fazlasıyla katlediyor. Ve, yok etmeye devam ediyor.. O anlamda, yetinmeyi bilmek ile ilgili insanın mutluluğu.. Tamamiyle bununla ilgili.. Mutsuz bi'yaradılışa sahip birini ise mutlu edemezsiniz; çünkü, o, hep isteyecektir. Bu hem yapısal, hem zihinsel yürekten aynı anda çalışan bi'şi.. Bence, günümüzde çok büyük oranlar mutlu olamıyorlar. Dünyada böyle bi'moda da var ama.. Önümüzdeki günlerde neden tatmin olamama modası da gelecek... Çünkü, hani, 20'li yaşlarımın başını hatırladığım zaman eskiden dünyada başta ülkemde olmak üzere insanların yüzleri gülerdi... Ama, artık bu hal dünyada da pek kalmadı..


Tiyatro, benim oyuncağım olmazsa olmazım; ama reel anlamda, esas olmazsa olmazım; oğlumdur.



Hayatınızdaki en büyük dönüm noktasını bizimle paylaşmanızı istesem...

Hayatımdaki en büyük noktası, aslında; üniversite sınavına girdiğim zamandı.. Sonucu bi'puan altta geldi ve kazanamadım. Ama; ben kazandığıma inanıyordum. Bi'hafta sonrasında, 800 kişide hata yapıldığı açıklanıldı. Ve, ben o 800 kişiden biriydim. Bu, benim hayatımın dönüm noktasıydı..


Herkesin bi'hayat felsefesi vardır.. Bundan yola çıkarak... Peki, Hakan Meriçliler hayatı nasıl algılar? :)

Herşey insanın içindedir; özsezileri, işaretler onu götüreceği yere götürürler.. Bence, insanlar da altıncı hislerini dinlemeli.. Hani, benim hayat felsefem hep, bu oldu. Hiç paniklemedim. Sanki biliyormuş gibi davrandım. Ama, barışkın bi'önsezi; panikli bi'önsezi değil.. Ben de bu doğrultuda ilerledim. Şaşkın olmadım. Tam tersi; dileklerimin gönlümce olmasından dolayı mutlu oldum, diyebilirim. O yüzden, insan kendini dinlemeli.. Sürekli zeka ve akıla bırakılmamalı iş. Biraz ve hatta baya bi'kalbe inanmalı. Samimiyim bu konuda. Çünkü, kalp bu anlamda götürüyor götüreceği yere..


Olmazsa olmaz dedikleriniz var mı? Vazgeçemedikleriniz?

Oğlum. Oğlum, çok büyük bi'önceliğim hayatımda. En önemli önceliğim ve herşeyin en başında o gelir.. Sonra; tiyatro, olmazsa olmazımdır. Ama, ikisi çok farklı şeyler. Insan, geriye kendinden olan hiçbi'şi bırakamıyor; çünkü unutuluyor insanın kendisi, varlığı.. Yaptığı eserler bile öyle aslında.. Geriye tek kalan; çocukları oluyor.. Ve, asıl gerçek yaratım; o.. Tiyatro, benim oyuncağım olmazsa olmazım; ama reel anlamda, esas olmazsa olmazım; oğlumdur.


Hayat, bana bi'işaret verdiği zaman onu takip ederim. Ve, onun; bi'tesadüf olmadığını bilirim.



Hayattan keyif almayı bilen, renkli ve oldukça “yaşayan bi'ruha” sahip biri olarak görünüyorsunuz.. Bu zamana kadar hiç pişman olduğunuz veya keşke yapmasaydım dediğiniz bi'şey oldu mu? Aslında, sizinle konuşurken olmamış olduğunu hissettim ama :))

Olmadı valla (gülüyor) olmadı :)) hani, tam o anda, olaylar gerçekleşirken ceryan ederken bazen hani böyle işler kötüye gittiğinde, “n'ooluyoruz böyle?” dediğim; “neden girdim bu duruma adım attım?” dediğim oldu :) ama, sonrasında, “iyi ki bu böyle olmuş, çünkü, şundan dolayı bu böyle olmuş” dedim hep. O yüzden, o anlamda, hiç pişman olmadım.


Gördüğüm kadarıyla, farkındalığı çok açık birisiniz..

Evet, eleştiriye ve farkındalığa çok açığım. Işaretleri çok takip ederim. Eskiden beri.. Ve, özel bi'şi olduğuna inanırım. Hayat, bana bi'işaret verdiği zaman onu takip ederim. Ve, onun; bi'tesadüf olmadığını bilirim.


Şuana kadar en etkilenerek kabul ettiğiniz proje hangisiydi? Ve, sizi etkilemesindeki sebep ne olmuştu?

Bugüne kadarki aldığım en iyi teklif; Yalan Dünya'ydı. Yalan Dünya'daki rolümdü. Onda da en etkilendiğim şey; çok özgün olabilmekti ve çok özgür hareket edebilmekti. Bunu tek sağlayabilen, Yalan Dünya'ydı. Önümüzdeki yıllarda, yine aynı özgünlükte projeler gelirse; aynı şekilde seyirci ile aynı nispetle kucaklaşır.


Peki, bi'projeyi kabul etmenizde, sizi, olumlu yönde etkileyen en önemli sebep ne olur?

Karakterin özgünlüğü olur. Ve, çok yapılmamış ve çok değişken olması..


Önümüzdeki dönemde, içinde olacağınız veya yapmayı planladığınız yeni bi'projeniz var mı?

Bireysel olarak yapmayı planladığım projeler var. Ancak, biraz zamanı var diyebilirim. Onun dışında ise; bu ya komedi ya dram olacaktır, gelen projelerin ilginçlikleri doğru orantısında seçim yapacağım. Orjinal bi'proje.. Beni de çok çekebilmeli o anlamda.


Tiyatro sanatı, tasavvuf gibidir.


Bi'tiyatro gösteriniz sırasında.. Sahnede yaşadığınız eğlenceli, komik bi'anınızı bizimle, Ege Life Dergisi okuyucularıyla paylaşmanızı istesem..

Çok var aslında ama... (gülüyor) Bundan 2-3 yıl öncesinde oynadığım bi'oyunda enteresan bi'şi olmuştu. Bi'akli dengesini yitirmiş, 7 yıl akıl hastanesinde kalmış bi'oyuncunun iş istemek üzere bi'audition'a katılma oyunuydu. Ama, saklıyor 7 yıl tedavi gördüğünü.. Ondan sonra, oyunun sonlarına doğru bi'yerlerde ağzından kaçırıyor bu rol kişisi; “hasta.. hastayım.. hasta.. daha önce hiçbi'hastayla..” gibi bi'şi söylüyor. Sonra dönüyor; “hasta mı dedim ben?” diyor. Bunun üzerine, normalde diğer rol kişisi -sahne altında o seçici- sahne üstünde tek bizim oyuncumuz var. Bu sırada, seyircilerden biri yaşlı bi'amca böyle 70 yaşlarında oyuna ama o kadar kaptırmış ki böyle kafasını uzatmış sıraya böyle iç çekerek “dedin evladım, dedin, ah evladım maalesef dedin..” hani biz çaktırmadık, kopmadık o yüzden hiç ama; adamın oyunun o kadar içine girmesi.. Yaşlı amcanın çok hoş bi'şidi. Sonrasında da çok konuştuk bu olayı.. Aklıma ilk gelen bu oldu.


Tiyatro ile ilgilenen ve kendini bu yönde geliştirmek isteyenlere tavsiyeleriniz ne olur?

Mesleğin ilk 20 yılı çok zordur (gülüyor) sonrası çok kolaydır. Aslında, ne desem boştur. Çünkü; herkesin kendi yolu olduğu için, bu konuda bi'şi söylemek olmaz.. Ama, şöyle diyebilirim ki; tiyatro sanatı özellikle tasavvuf gibidir. Kendini yontmak istersen olmaz; ama, başkaları için, bu uğurda mücadele verdiğinde onlar sana döner.. Tasavvuftur, yani.. Genç arkadaşlarımıza bunu söyleyebilirim ama; yapabilmesi zor bi'şi aslında. Zamanla, demir tavında dövüldükçe oluyor bunlar.


Son olarak.. Ege Life Dergisi okuyucularımız için, ne söylemek istersiniz?

Bence, çok keyifli bi'dergi. Izmir'e geldiğimde ben de vakit buldukça okuyorum. O yüzden takip etmelerini öneriyorum. Çok selamlar tüm Izmir'e, tüm güzel dostlara..