Güncel Haberler:

Hatay Gezi Rehberi

01.07.2018




Uzun uzun yıllar önce Doğu'nun Kraliçesi olarak anılan, hatta MÖ 300'lü yıllarda dünyanın üçüncü en büyük kenti olan Antakya, 1516 yılında Osmanlı hakimiyetine girdi. Ancak işgallerden sonra, Mustafa Kemal Atatürk'ün yoğun uğraşları neticesinde 1939 yılında Türkiye'ye katıldı. UNESCO tarafından Dünya Barış Kenti seçilen, tüm dinlerin ve kültürlerin bir arada yaşadığı bu muazzam şehrimize yakından bakmaya ne dersiniz? İşte karşınızda tüm kültürlerin, dinlerin, dillerin samimi kucaklaşması!


Nereye Gitmeli?


1-St. Pierre Kilisesi




Doğal bir mağaranın eklemelerle genişletilmesi ve düzenlenmesi sonucu ortaya çıkan kilisenin içinde mozaik kalıntıları ve freskler bulunur. Hristiyanlık aleminin ilk kilisesi olarak bilinen St. Pierre, 1963 yılında hac yeri olarak kabul edilmiştir.


2-Hatay Arkeoloji Müzesi




Bilinen adıyla Mozaik Müzesi, dünyanın en büyük ikinci mozaik müzesi unvanına sahip ve Hitit, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinden eserler içeriyor. 1932 yılında başlayan bilimsel kazı çalışmalarından elde edilen buluntular ve eşsiz mozaikler, 1948 yılında açılan müze ile sergilenmeye başlandı. Bugün görülmeye değer en güzel müzelerden biri olan Hatay Arkeoloji müzesi, yer altında korunarak sergilenen mozaikleri ile ziyaretçilerini büyülüyor.


3-Habib-i Neccar Camii ve Türbesi




Bir efsaneye göre Hristiyanlığın yayılışı sırasında büyük rol oynayan Habib, kral kendisine öfkelenince, başı kesilerek şehit edilmiş. Kesilen başı dağdan aşağı yuvarlanarak bugün caminin bulunduğu mağaraya gelmiş. Hikayesiyle oldukça ünlü olan cami, 636 yılında eski bir tapınağın yerine inşa edilmiştir.


4-Titus Tüneli (Çevlik)




Eski bir liman şehri olan Seucia Pierra'nın üst kısmında, Necropolis, antik tiyatro ve Titus Tüneli bulunmaktadır. Bu tünel Roma mimarisinin bir harikası olarak anılmaktadır. Hemen yanında bulunan Beşikçi mağarasının kemerleri istiridye kabuğu desenleri ile süslenmiştir. Çevlik aynı zamanda deniz kenarı bir bölge olduğundan, keyifli vakit geçirirken tarihi koklamanıza olanak sağlayacaktır.


5-Antakya Uzun Çarşı




Ticaret yollarına, liman şehirlere ve kervanların durak noktalarına sahip olması vesilesiyle her zaman ticarette hareketli bir şehir olmayı başaran Antakya'nın uzun çarşısı bu ticaretin görüldüğü ana noktadır. Bugün hala canlılığını koruyan uzun çarşı, Antakya'ya has çökelek, peynir, defne sabunu gibi ürünlerin satıldığı, labirent gibi birbirine bağlanan sokaklardan oluşuyor.


6-Harbiye



Antakya'ya 7 km uzaklıkta, mesire yeri olarak bilinen Harbiye'de yemeğinizi bir şelalenin üzerinde, ayaklarınızı suya sokarak yiyebilirsiniz. Antakya'nın ilk kuruluşundan bugüne şehrin su kaynağı olan Harbiye'den yöresel hediyeler alabilir, harika tatlar deneyimleyebilirsiniz. Üstelik Antakya'nın iklimine inat serin serin oturma imkânı bulabilirsiniz.



Ne Yemeli?



Kâğıtta Et




Antakya’da “lahm-i le varka” diye bilinen, Türkçesi “Kâğıtta Et” olan bu eşsiz lezzeti denemeden Hatay’dan ayrılırsanız, eksik kalırsınız. Geleneksel olarak evlerde yapılan bu lezzet, günümüzde kasaba sipariş veriliyor ve kasap size kâğıtta eti her şeyiyle hazırlayıp, lavaşıyla beraber pişmiş olarak veriyor. (Evet, fırın değil kasap, yanlış okumadınız :) ) Bunu yemenizi önereceğimiz yer, mezeleriyle ve etleriyle ünlü olan Kuzeytepe.


Tepsi Kebabı




Antakya’da bilinen adı ile “lahm-i bi sayni”, yani Türkçesiyle “Tepside Et”, bir tepsiye yayılmış, Antakya’ya has baharatlarla hazırlanmış dev bir kebap olarak düşünülebilir. Üzerinde doğal domates sosu, biber ve domatesleri ile bu lezzete hayran kalacaksınız. Yemenizi önereceğimiz yer ise yine Kuzeytepe!


Künefe




Her yerde ün salmış, müthiş peynirli tatlı künefe, Antakya’ya has en meşhur tatlılardan biri. İçerisindeki özel Antakya peyniri ve müptelası olacağınız şerbeti ile gönüllerde taht kuran künefeyi mutlaka denemelisiniz! Önerimiz: Çınaraltı Künefe.


Humus




Arap topraklarından gelen kültür etkileşimleri ile Antakya’ya has olan humus, görüntü olarak aslında Ege yöresinin favasına benzer nitelikte. Antakya usulü humusun içinde ezilmiş nohut ve tahin bulunuyor. Kahvaltıdan sahura her öğünde tüketilen bu mezenin çeşitli varyasyonları da mevcut.


Biberli Ekmek




Lahmacuna benzeyen bu ekmek çeşidi lavaş ekmeğinin üzerinde salça ve biber karışımı ile hazırlanmış soslarla hazırlanıyor. Acı eşiğinize göre çok acı ya da tatlı tercih edebilirsiniz. Lahmacundan farklı olarak et içermeyen biberli ekmek, Antakya’da hemen her evde bulunan taş ocaklarda, ocağın duvarlarına yapıştırılarak pişirilir. Ya da aynı bizdeki pide içi hazırlayıp pideciye yaptırmak gibi, içi hazırlanıp fırına verilir ve mis gibi bir hâlde geri alınır.


Oruk




Ege Bölgesi’nde içli köfte olarak bilinen oruk, yine Arap topraklarından ülkeye giriş yapmış bir ara sıcak. Müthiş tadı ve dolu içeriği ile oruk, yiyenlerin kendine hayran bırakıyor! Ülkemizde farklı yörelere ait çoğu içli köfteden farkı, dışındaki bulgurlu kısmında da et içeriyor olması.


Çökelek




İçerisinde zahter, kimyon, biber salçası gibi Antakya’ya has baharatlar bulunan çökelek hemen her evde yapılır ve sabah kahvaltılarında zeytinyağı ile servis edilir. Bildiğimiz çökelekten farklı olarak içerdiği baharatlar ile muazzam bir koku saçan bu kahvaltılığı mutlaka denemelisiniz!