Güncel Haberler:

İpek Tuzcuoğlu; “Kadere İnanırım”

14.09.2016

Röportaj: Seher DENİZ

Fotoğraf: Eren YİĞİT



Bizler onu Asmalı Konak dizisindeki muhteşem performansı ile tanıdık…

Güzel gözleriyle herkesi kendine hayran bırakan İzmirli güzel oyuncu İpek Tuzcuoğlu, sorularımızı yanıtladı.

Magazin basınında görünmeyi sevmeyen Tuzcuğlu ile hayatı, başarıları ve tasavvufa ilgisi üzerine konuştuk.

Tuzcuoğlu; “Kadere planına inanlardanım” dedi.



Bizler sizi 'Asmalı Konak' dizisi ile tanıdık, sevdik... Bu dizinin size kattıkları neler oldu?

Yıllar boyunca vermiş olduğunuz emeklerin bir hediyesi oldu diyebilirim. Konservatuar oyunculuk bölümünden mezun olduktan sonra oyunculuk adına bir çok değişik sinema filmi ve  TV dizilerinde oynadım zaman zaman özel kanallarda sunuculuk yaptım ve tüm bunları daha sağlam devam ettirebilmek için güzel bir fırsat sunuldu bana bir hediye verildi.  Sektörde daha çok tanınmama neden oldu ve toplum tarafından daha bilinir olmama ve sevilmeme sebep oldu.



Kırılma noktanız Asmalı Konak dizisi miydi? Hayatınızın öncesi ve sonrası nasıl oldu?
Büyük kesimler tarafından tanınmam  kariyer anlamında oldukça destekleyici önemlidir. Öncesinde de zaten oyunculuk serüvenim başlamıştı sonrasında da şükür ki hala bu serüven heyecanlı bir şekilde devam ediyor. Kader planına inananlardan biriyimdir. Ama çalışmak çaba göstermek üretmek olmazsa olmazlarımdır. Daha sonrası nasip işidir. Bu inanç sayesinde ancak cevabını bulamadığınız sorularla baş edebilirsiniz . Malum her sektör için her meslek grubu içinde şu sözleri çokça duyarız - "Hak etmediği yerde" . "Bu adam ya da bu kadın çok ballı ". "Yeteneksizin önde gideni " ve daha bir dolu benzer sözü. O yüzden de bendenizin bu noktada bakış açısı biraz da kader ve nasip noktasındadır. Eğer bir şey sizin nasibiniz ise dönüp dolaşır size gelir, değilse  üzülmeyin hakkınız da hayırlı değildir. Başkasının yolu başkasının deneyimlemesi gereken bir süreç derim. Bu anlamda ‘Dürüyenin Güğümleri’ isimli iş de mesela öyle oldu dört proje içinden seçtiğim bir işti. Bir başka örnek ise, ‘Diğer Yarım’ dizisi çok ani oldu başka bir oyuncuyla anlaşılmış ama son anda iptal olmuş bir iş bana nasip oldu ve bir hafta içinde sete çıktım bunun gibi bir çok hikaye vardır eminim hepimizin hayatında.



Diziden sonra neler yaptınız? Hangi projelere imza attınız?

Çok fazla projede oynadım mesela ‘Aşkın Halleri’ dizisinde Metin Akpınar ile karı koca oynadık müthiş bir deneyim ve harika bir fırsattı dizi uzun soluklu olmamasına rağmen hayranı olduğum büyük bir ustayla o vakitleri geçirmek müthişti. Aynı şekilde Haldun Dormen ile aynı odayı paylaşmak herkese nasip olacak durumlar değildir . ‘Diğer Yarım’ dizisinde de Nevra Serezli ile çalışmak Sait Genay ile karşılıklı oynamak keza ‘Asmalı Konak’ ta Selda Akkor la aynı havayı paylaşmak karşılıklı oynamak bunlar bendeniz için çok önemli hatıralardır.



'O Çocukları' gibi birçok başarılı sinema filminde rol aldınız... Sinema projeniz var mı yakın dönemde?

O... Çocukları filmi hikâye olarak çok güzel ve farklı bir projeydi orada da Demet Akbağ ile karşılıklı oynamak onu izlemek gözlemlemek doyurucu bir oyunculuk deneyimiydi. Son dönem ‘Ankara Yazı - Veda Mektubu’ filimde oynadım Mayısta vizyondaydı yıl sonuna doğruda ‘Kervan 1915’ isimli film vizyonda olacak. Bu ara da televizyon programları devam etti iki sezon ‘Yüzleşme’ isimli ünlü konukların yer aldığı bir aktüel program yaptım. En sonda Ramazan ayında Türkmaxgurme de bir iftar programı sundum çalışmaya devam yani...



Pek fazla medyada görünmeyi sevmiyorsunuz. Bunun nedenini öğrenebilir miyiz?

Medyada değil magazin basınında demek daha doğru olur sanırım. Bu bir tercih meselesi özellikle bir tv dizisi yapıyorsam seyircinin o role inandırıcılığı anlamında da  kendimi zaten uzak tutarım. Özelimle değil yaptığım işlerle medya da yer almayı daha doğru buluyorum artık. Kişi geçmişinde yaşadıkları deneyimlerle geleceğini şekillendirir. Karakterin kaderindir sözünü de çok severim. Siz değiştikçe birçok şeyde değişir yaşamınızda aslında. Hayat dediğinde bir değişim dönüşüm halidir. 



Oyunculuğa ne zaman ve nasıl başladınız?

Oyunculuğa başladığım yer doğduğum yer de olan İzmir’dir. Öncesi 13 yıllık özel bale eğitimi ( Aynur Ressamoğlu Bale Stüdyosu) dir. Daha sonra 16 yaşında İzmir Devlet Tiyatrosu da  sahneye koyulan ‘Boyfriend’ isimli müzikalde dansçı olarak görev aldım . Bir sene sonra yine aynı bünyede sözleşmeli oyuncu olarak açılan sınavı kazandım eğitim aldım ‘Meddah’ isimli bir çocuk oyununda oynadım ardından konservatuar sınavları ve H.Ü Ankara Devlet Konservatuarı oyunculuk bölümünü kazanıp mezun oldum. Bir senede Ankara Devlet Tiyatrosu Gençlik ve Çocuk Tiyatrosu bölümünde ‘Palyaçolar’ isimli oyunun ardından İstanbul yolculuğu başladı. 



İzmirlisiniz... Nasıl bir duygu İzmirli olmak? Sizin için bir ayrıcalık taşıyor mu?

İzmir Karşıyakalıyım. Ankara ilkokulu, Fevzi Paşa Ortaokulu, Erkek Lisesi mezunuyum. Bilenler bilir Karşıyaka Banka Sokağı çocuğuyum. O dönemlere ait en güzel duygularımsa; mahalle arkadaşları, komşuluk duyguları, açık hava sinemamız, çiğdemimiz sade gazozumuz, sahilde yürüyerek bol ketçaplı pomfrit ( patates kızartması) yiyişimiz, boyoz, gevrek, kumrumuz, Karşıyaka-Konak vapur sefalarımız o kadar çok ki... Fuar dönemi gezmelerimiz, Açık Hava Tiyatrosunun Devekuşu Kabare şovlarını bekleyişimiz... Bir ayrıcalık olarak değil ama bir şans olarak görüyorum İzmirli olmayı. Çünkü daha hayata dair hiç bir kavrama vakıf değilken sevgiyi, hoşgörüyü, anlayışı, aile olmanın önemini, komşuluk duygusunun değerini, kadın erkek eşitliğini, ahlaklı bir birey olmanın anlamını, her gece dua okumayı, Ramazan aylarının gerçek kıymetini, hangi inanca sahip olursa olsun insanların birbirine saygısını öğrenmişim. Yani barış ve sevgi  tohumlarının atılmış olduğu güzel insanlar şehridir benim için İzmir ve İzmirli olmak...



Bilirsiniz, İzmir kızları ile ünlüdür. Siz de katılıyor musunuz buna? İzmir kadınını diğer kadınlardan ayıran özellik nedir sizce?

İnsanları kadın erkek diye ayırmam öncelikle. Ama dediğiniz gibi de böyle bir algı oluşturulmuş. Bendeniz için iki çeşit insan var; iyi ve kötü insanlar.



Sizin için hangisi bir adım daha önde; aşk mı kariyer mi?

Bu iki konunun da önceliği olmaz. Hayatınızı dengede tutabilmek sizi huzurlu kılar. Bu ve buna benzer yaratılmaya çalışılan yanlış algılar yüzünden insanlar mutsuz ve doyumsuz olurlar. İnsanoğlunun öncelikle ihtiyacı olan kavramları aklında yerli yerine oturtması gerekir ki bu düşüncelerine yansısın daha sonra duygularına ve davranışlarına sonuç olarakta hâline ve seçimlerine tabii ki. Aklı ve kalbi dengeleyen herkes iki konuda da huzuru yakalar kanımca.



Tasavvufa olan özel ilginiz, bir dönem oldukça gündemdeydi ve tartışmalara sebep oldu. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

Aslında gündeme geliş sebebi İki sezon boyunca çok sevdiğim ve değer verdiğim Hayat Nur Artıran hoca ile televizyonda Tasavvuf sohbetleri programları yapmış olmamdı. Ve bu programlar sebebi ile bir çok gazetede röportajlar yapmış olmamdı. Bu konuya dair konuşmaların ölçüsünü de yaşayarak tecrübe edindik söylemek gerekenleri ya da söylememek gerekenleri. Tasavvuf ehli derki : "Tasavvuf söz işi değil hâl işidir" Bu tabirden de yola çıkarak konularda da konuşmayı pek doğru bulmasam da kısaca şöyle diyeyim sizlere tasavvuf bendeniz için bir yoldur. Kişinin kendi özüne kendine keşif yolculuğudur. Hem dünyevi hem uhrevi hayatı mümkün olduğunca fark etmeye çalışmak, hayat öğrencisi olabilmektir. Nedenleri nasılları hem görünen hem görünmeyen tarafıyla okumayı öğrenebilmektir. Güzel ahlaklı olmayı istemek, adalet ve vicdanı aklınızın ve kalbinizin yettiği kadar Hak için yerine getirebilmektir. Kalbinizi dünyaya değil yaradana dönük tutmayı becerebilmektir.



Yıllar geçtikçe, giyim tarzınız, imajınız değişiyor... Bununla birlikte kararlarınız ya da duygularınızda değişimler yaşıyor musunuz?

Daha öncede söylediğim gibi kişi yaşamışlıklarıyla deneyim ve tecrübeleri ile yol alır. Ne güzel dediniz yıllar geçtikçe işte sanırım cevap burada. Her zaman ruh halime göre giyindim aslında. Yaş aldıkça da 20-25 yaşında ki genç kızlar gibi de giyinemem doğrusu. Bu yaşların  şıklığı ve asaleti sadece dış görünüşe değil yaşam felsefesine de yansımalı diye düşünürüm.

Yıllar geçtikçe yaşamın aslında ne kadar basit yalın ve sade olması gerektiğine görüyorsun. Haliyle bu kişinin dış görünüşüne de yansıyor. Dış görünüşteki zenginlikleri arttırmak yerine içsel zenginliklerine arttırmalı kişi. Para sahibi olan herkes dış görünüşünü marka kıyafetlerle donatabilir ama içini ancak inandığın değerler ve insani erdemlerle donatabilir. Paranın geçmediği tek yer orasıdır. Para sahibi olanlara değil içsel zenginlikleriyle sizlere hazine sunan kişilerle dost olmak makbuldür benim için. Burada para sahibi tabirinden kastım hem parası hem makam gücüyle insanları hakir görüp aşağılayan bir kesimdir. Yoksa hem varlıklı hem de içsel zenginliğini elde edebilmiş birçok insanda var çevremiz de. Ez cümle herkesin eşitliğine, insani hak ve özgürlüklerden faydalanması gerekliliğine, adalet ve vicdan duygusunun her şartta ve durumda mutlak korunmasına inananlardanım. Hoşgörü ve anlayış sahibi olmak ise sizi birçok kötü düşünceden koruduğu gibi yolunuzda ki tuzakları da bertaraf eder. İyilik ve güzellikten kimseye zarar gelmez yeter ki saf ve iyi bir niyet olsun kişinin kalbinde...



Sabit fikirli misiniz yoksa hayatınızda değişiklikleri sever misiniz?

İnşallah sabit fikirli değilimdir veya beni öyle nitelendirenler yoktur inşallah. Valla bana göre pek makbul bir hal değildir. Sabit fikirli olmak doğru zannettiğiniz yanlışları görememenizi sağlar. Sabit fikirli kişilere derdinizi anlatamazsınız çünkü o sizi anlamaya çalışmak yerine kendi inandıklarını sizi ikna edene dek söylemeye devam edecektir. Karşısındakini dinlemez kendi savını tekrar eder durur. Sabit fikirli insanlara karşı müthiş bir sabır gerekir. İnatla yanlışını savunur durur. Değişiklik ise sizi hangi olayın ve neyin değiştirme gücü olduğuna bakılarak yapılmalıdır. Yaşamınızda yapacağınız değişiklikler sizi olumlu pozitife doğru yönlendiriyorsa sizin en iyi dostunuz haline gelir ve dönüştürdüğü vakit güzel hediyelerle getirir hayat size. Yok şayet negatif ve kötücül ise değişim Allah yardımcınız olsun derim.



EGE LIFE bayan okurlarına bir mesajınız var mı?

Toplum olarak kadın olsun erkek olsun yaşlı çocuk genç ülkemizde ki zor bir sürece ne yazık ki tanıklık ediyoruz. Bu anlamda da hepimize hem bireysel hem toplumsal büyük sorumluluklar düşüyor. Vatan için bir olma zamanıdır şimdi. Hem kendimiz hem gelecek nesiller için, demokratik insan haklarının önemsendiği hak ve hukuksal anlamda adaletin hüküm sürdüğü bir ülke istiyorsak birbirimize daha da çok kenetlenmeli daha da çok yardımcı olmalı birbirimize karşı sevgi ve barış yolunun gönüllü temsilcileri olmalıyız her birimiz. Aklıselim adaletli ve vicdan sahibi insanlara daha da çok ihtiyaç var şimdi… Hepiniz hayırla kalınız Allah vatanımızı ve milletimizi korusun. Şayet bu söyleşiyi sonuna kadar okuduysanız bendenizin sizden bir ricası var: Dualarınızı ülkemizden eksik etmeyiniz ve vatan sevgisi uğruna  şehit düşenler için şimdi bir Fatiha okuyunuz...