Güncel Haberler:

Ismi gibi farklı biri, “O”; Tardu FLORDUN!..

07.02.2016

Röportaj: Melis YORGANCIOĞLU



Tardu Flordun!..


Ismi gibi farklı biri, “O”..  6 saatlik “Hamlet” performansı ile.. Ödülleri ile.. Başarılı tiyatro oyunları, sinema filmleri ve dizileri ile... Sanat camiasının yakışıklı aktörlerinden; Tardu Flordun, “Eve Dönüş” dizisi ile ekranlara bomba gibi “döndü”... 



Genç bi'kız yolumu kesip, "Oyununuzu izledim, çok beğendim. Bi'yabancının türkçeyi bu kadar güzel konuşması bizi çok şaşırttı." demişti. Ben de, şaşırarak, "Ben Türküm, Ankaralıyım." dediğimde; kız hayretle bana, "Ama, nasıl olur? Adınız, “Tardel Flaubert!" demişti..



 

Bi'çoğumuz, sizi 6 saatlik Hamlet performansınızla tanıdı.. Ve, arkasından gelen başarılı tiyatro, sinema ve dizi çalışmalarınız... Afife Jale'den ödülünüz ile de çok konuşuldunuz.. Buna karşın öncesinde geçtiğimiz yıllarda çapkınlık ve şiddet haberleriyle anıldınız.. Sadece yeteneğinizle anılmak yerine, insanların sizi bu şekilde tanımlamaya çalışması size nasıl hissettiriyor?

Insanların, mesleğimizden yaptığımız işten dolayı bizi yargılamalarını; yine, aynı insanları yöneten sistem organize ediyor, bence. Yani, kitap okuma yüzdesi çok çok az olan bi'topluma sahibiz ve yaptığımız iş başarı ve yetenek kriterinden çok, magazine dayalı haberlerle değerlendiriliyor. Bu yüzden, beni nasıl yargıladıklarını, hangi haberlere inandıklarını bilemiyorum.. Çünkü, o kadar çok asparagas haber yapıldı ki, yıllardır. Bence, bi'oyuncu, profosyonel bi'sanatçı seçtiği ve yaptığı işlerle, o işe ne kadar değer verdiğiyle, işini ne kadar severek yaptığıyla değerlendirilmeli. Şöhret ve popülerlik, ülkemizde, birbiriyle içiçe geçmiş kavramlar ve aslında kavramsal olarak epey farklılar. O yüzden, popüler işlerde kitleniz haliyle epey artıyor ve bu da "nasıl" ya da "ne kalitede" iş yaptığınızla değil, "ne kadar dizi" yaptığınızla ilgili. Keşke, dizilere gösterilen ilgi ülkemizde "iyi sinema"'ya ve "iyi tiyatro"'ya da gösterilse, kalite tahminimizden daha kısa bi'zamanda ayrışmış olur. Ve, kültür kriterleri de oldukça yükselir. Umarım, bizim ülkemizde de bu ayrım yapılacaktır; eğitim ve algıdaki değişimle.. diye umuyorum. (gülümsüyor..)


Uzun bi'süre dizilerden uzak kaldıktan sonra, ekranlara Atv kanalı'nda yeni yayın dönemiyle başlayan “Eve Dönüş” isimli yeni dizinizle geri döndünüz.. Bu projeyi kabul etmenizde sizi olumlu yönde etkileyen en önemli sebebi neydi?

"Eve Dönüş"'ü kabul ettim bi'kaç yıl aradan sonra. Çünkü, projeye ve role çok ısındım. Ekibimiz gayet uyumlu ve sağlam bi'ekip. Ve, bi'de şirket patronumuz Yalçın Şen; patrondan önce arkadaş gibi davranıyor, oyuncularına ve ekibine gereken değeri veriyor. Sahip olduğumuz şartlarda iyi ve gün geçtikçe kalitesi artan bi'iş sunduğumuzu düşünüyorum seyirciye dizi sektöründe. Arada ben televizyondan uzaklaşıp, tiyatro ve sinemaya ağırlık veriyorum dönem dönem. Çünkü, sürekli televizyonda olduğunuzda hem yüzünüzü eskitmiş oluyorsunuz, hem de seçici olma duyusunu yitiriyorsunuz belki.. Ve de, şahsen mutlaka her oyuncunun da böyle düşünmesi gerekiyor. Çünkü, yaptığımız iş neredeyse 7/24 yapılan ve insanı yıpratan yoran bi'iş aynı zamanda. Her hafta neredeyse 3 saatlik bi'bölüm çekiyorsunuz, ve, yayınlandığı anda çöp oluyor.. Ve, tekrar bi'sonraki bölüme başlıyorsunuz. Maalesef, ülkemizde şartlar epey ağır bi'dizide başrol ya da lokomotif bi'rol oynuyorsanız; sosyal ve kültürel yaşamda kendinizi yetiştirmeniz, geliştirmeniz de bi'o kadar zorlaşıyor. Bi'oyuncunun kendini, oyunculuğunu geliştirebilmek için televizyondan arada bi'uzaklaşıp kültürel ve sosyal olarak kendini beslemesi, bence çook önemli.


Canlandırdığınız karakter, “Kürşat”, biraz gergin biraz zaafları olan ve yaşadıkları arasında gel-gitleri olan bi'karakter gibi.. “Eve Dönüş” oldukça güzel ve yepyeni başarılı bi'yapım.. Henüz izlememiş olanlar için, bize biraz canlandırdığınız karakterden, “Kürşat” 'tan ve senaryodan bahseder misiniz?

Kürşat, "kötü adam" olarak tasarlansa da bence, hiç kimse saf iyi veya saf kötü değildir. Kürşat'ın tek ve en büyük zaafi "kızı" Elif.. O yüzden, ben de bu açığını kullanarak karakterin saf kötü bi'karakter olmaktan sıyırıp, vicdanı ve kalbi de henüz taşlanmamış bi'karakter olması için bazı nuanslar eklemeye çalışıyorum. O zaman, bi'karakter tek boyutlu olmaktan çıkıp yaşayan, "mümkün mertebe" gerçek bi'karakter olmaya başlıyor. O yüzden, Kürşat karakterini seviyorum, ve, (gülüyor) onunla uğraşmak hoşuma gidiyor.


Taklit dizilerin artıyor olduğunu düşünüyor musunuz? Ve, “Eve Dönüş” 'ü diğer dizilerden ayıran özelliği nedir sizce?

Taklit diziler elbet artiyor. Ülkemizde, bu işler arz-talep meselesine dayandığı için, iş seçimlerinde hem türk izleyicisinin beğenisine hitap ederken hem de yüksek kalitede işler yapmak zaman zaman bizi klişelere itse de, biz bu işte ülkenin sevilen klişeleri de detaylandırarak merak uyandırmaya çalışarak yorumlamaya çalışıyoruz. Bence, dizimizi diğer bi'çok diziden ayıran özellik bu. Sadece, seyirciyi bayıltan ağır bi'drama değil; zaman zaman melodrama ve hatta eğlenceli sahneleriyle de hikayeye hizmet eden bi'anlayışla kurgulamaya çalışıyoruz. Yoksa, dizilerin neredeyse 3 saat sürdüğü bi'ülkede çok ağır işler izleyiciyi sıkar. Zaten, bu sıralar çok da aydınlık bi'ülkede yaşamadığımız aşikar...



“Ben, kendime bi'yol çizdim, ve o yoldayım..”



Rol aldığınız dizilerde canlandırdığınız karakterler; biraz sivrilen, hatta, daha doğru ifade etmek gerekirse herbiri dikkati çeken, farklı karakterler aslında... Ki, dikkati çekmesinin sebebi sizin başarılı oyunculuğunuz aslında... Buna karşın, kendiniz için, antipatik bi'insan olduğunuz açıklamasını yapmıştınız diye hatırlıyorum. Böyle düşünmenize sebep olan şey neydi?

(Gülüyor).. Yok, o, sadece "beni sizler yarattınız" kalıbına karşı ifade ettiğim bi'cümleydi. Yani, insanlar beni sevsin diye aşırı bi'çaba göstermem. Nasılsam, o an, öyleyimdir. Bence, aksine diğeri bana yalan geliyor. O zaman, salt magazin kafasıyla yaşayan bi'oyuncuya, oyuncudan öte bi'insana, öyle birine dönüşürsünüz. Bilen, zaten sizi biliyorsa; az ve öz olsun, size yetiyor. Kendi kurallarınızla ve saygı duyduğunuz insanlarla hayatınızı kurmuş oluyorsunuz.


Sizi, televizyonda ilk kez “Eren” karakteriyle “Evdeki Yabancı” dizinizde izleme fırsatım olmuştu. Benim de takipçisi olduğum, çok keyifli bi'diziydi. Şimdiye dek yapılmış en samimi - “bizden” dizilerden, keyifli vakit geçirten, eğlenceli olanlarından biriydi. Özellikle, dizinin şarkısı bile bi'başkaydı. O günden bugüne canlandırdığınız karakterler, rol aldığınız diziler, oyunlar... Mutlaka her birinin hayatınızdaki yeri ayrı ama.. Bugüne dek rol aldığı projelerden hangisi Tardu Flordun'un hayatında olumlu yönde en büyük rolü oynadı?

Ben şimdiye kadar, özellikle, dizilerde ve sinemada içinde bulunmak istediğim, role bi'katkım olacağını düşündüğüm projeleri seçmeye özen gösterdim. Ama, ilk gözağrım, oyunculuksa eğer, beni bi'adım öne taşıdığını hissettiğim profosyonel tiyatroda oynadığım ilk oyun olan "Hamlet"..


Hayatınızdaki en büyük dönüm noktasını sorsam?

Babam'ın ölümüydü..


Sizce, Tardu Flordun, şu zamana kadar rol aldığı tüm projeler kapsamında canlandırdığı hangi karakterle anılmalı?

Herhangi bi'karakterle anılmak gibi bi'niyetim olmadı hiç. Beni, "ben" olarak iyi oyucudan ziyade fikir paylaştıkları biri, "adam gibi adam" olarak "Tardu" olarak bilsinler yeter...


Ankara Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nden 96 puanla en yüksek notla mezun olduğunuzu biliyoruz.. Ve, ülkemizdeki başarılı nadir bulunan oyuncularımızdan birisiniz. Sinemada, tiyatroda.. Değerinizin bilinmediğini düşünüyor musunuz?

Yok, değer bilmek her gün insanların gözü önünde olmak ya da magazinden düşmemekse, o yolda hiç olmadım. Ben, kendime bi'yol çizdim, ve o yoldayım. Yani, tamamen kendi tercihlerim, kendi doğrularımla birlikte..



"Ama, nasıl olur? Adınız, Tardel Flaubert!"



Oldukça farklı bi'isim ve soyadınız var. Aslında, ilk duyduktan sonra akıllarda kalması açısından şanslısınız.. Isminizle ilgili yaşadığınız komik bi'anınız oldu mu?

 (Gülüyor).. Bi'kere Izmit Şehir Tiyatrosu'nda "Hamlet" ya da "Roberto Zucco"'yu oynarken, genç bi'kız yolumu kesip "Oyununuzu izledim, çok beğendim. Bi'yabancının türkçeyi bu kadar güzel konuşması bizi çok şaşırttı." demişti. Ben de, şaşırarak, "Ben Türküm, Ankaralıyım." dediğimde; kız hayretle bana, "Ama, nasıl olur? Adınız, Tardel Flaubert!" demişti... Aradan, 15 yıl da geçse, insanlar adımın türkçe olmadığını düşünüyor; halbu ki, bi'çok kaynakta vardır. Isimim, türkçe hatta, "Öztürkçe" bi'isimdir. Sadece, çok yaygın değildir.


Rol aldığınız sinema filmlerinde veya tiyatro oyunlarında, dizilerinizden birinde yaşadığınız eğlenceli bi'anınızı bizimle, Ege Life Dergisi okuyucularıyla paylaşmanızı istesem..

Tiyatroda, ben "Robinson Crusoe"'yu oynarken, (gülerek) "Cuma"'yı oynayan arkadaşımın sahneye terlikle çıkması..


Peki, önümüzdeki dönemde içinde olacağınız veya yapmayı planladığınız yeni bi'projeniz var mı?

Dizi devam ettiği sürece pek başka bi'şey yapma şansımız olmuyor haliyle. Arada, reklam dublajları yapıyorum hala. Dizi ne kadar gider bilmem, ama, sonrasında seneye yine bi'sinema filmi, tiyatro yapmak istiyorum.. "Kim Korkan Hain Kurttan"'dan sonra, en az onun kadar kaliteli bi'oyunda. Oyun Atölyesi'nde oynadik 2 sezon, sürekli “full” ve çok severek oynadığım bi'oyundu. Karşılığını da her anlamda aldığını düşünüyorum.



“Ege'nin Incisi”



Istanbul'da Bebek'te yaşamanıza karşın sakin bi'yaşamı tercih ettiğinizi biliyoruz.. Gece hayatından uzak.. Peki, Ege ve güzel Izmir'imiz, Çeşme'miz için ne düşünüyorsunuz?

Istanbul'un adı "Bebek" bile olsa karmaşasından trafiğinden kurtulup ihtiyarlayınca, (gülüyor) kesinlikle, yerleşilecek müthiş denizi olan, “Ege'nin Incisi”.


Istanbul dışında yaşayacak olsanız... Nerede hayatınızı sürdürmeyi dilerdiniz?

Londra, Amsterdam ya da Kanada'da yaşamak isteyebilirim.


Bana ayırdığınız bu güzel ve değerli vaktiniz için, size, teşekkür ederek... Son olarak, Ege Life Dergisi okuyucularımız için, ne söylemek istersiniz?

Enfes Ege'nin harika insanları.. Iklimi gibi kalpleri de sıcak olan, güzel insanlar... Sizleri seviyorum. Lütfen, sanata ve gerçek sanatçılara sahip çıkın. Size önerilen ve hatta, yönlendirilen işlerin dışında; siz de kaliteli yapımları seçin ve, o işlere de destek verin.. Sanatın ilerlemesi, gelişmesi için hala geç kalmış sayılmayız.. Demokrasiye, uygar bi'topluma ve aydınlığa hepbirlikte, elele, ileri!..