Güncel Haberler:

İzmir Özel Türk Koleji’nde 3. kuşak İş Başında

02.12.2015

Söyleşi: Erkan Sevinç




Yiğit Tatış ,“Dünyada isim yapabilecek bir üniversite planlamaktayız. Ege bölgesi dokusuna ve İzmir Özel Türk Koleji’nin tarihine uygun bir alanda üniversitemizi açacağız.”diyor



İnsanın mezun olduğu okula yıllar sonra gitmesi çok heyecan verici bir olay.. İzmir Özel Türk Koleji’nin benim gibi binlerce mezunu var.Hayat mücadelesi içinde okulumuza gereken önemi veriyor muyuz o da ayrı bir konu..Sınıf arkadaşlarımızla arada sırada bir araya geliyoruz ama okulumuzun etkinliklerine gidiyor muyuz? Okulun son durumunu biliyor muyuz? Ben bu konuda şanslıyım. 2015 Özel Türk Koleji’nin fotoğrafını okulun 3.kuşak müdürü Yiğit Tatış’la beraber çektim. Mustafa Kemal Atatürk’ün kumandanlarıyla fotoğraf çektirdiği ve rahmetli Bahattin Tatış hocamın elinden 60 lı yıllarda takdir aldığım Tarihi Uşakizade Köşkü merdivenlerinde başlayan sohbetimiz müze evde devam etti. Köşk’ün ünlü çanını çalıyor ve söyleşiye başlıyoruz.


“Talim Terbiye Kurulu’ndan gelen çağrı onu nasıl heyecanlandırmıştı.Ankara uçağındaki endişesini, umudunu acaba duygusunu hala taşıdığını ayrımsadı ve gözünde kurulun başkanı Halit Ziya Kalkancı canlandı. Kendisini makam odasında büyük bir nezaketle kabul etmişti Halit Ziya bey. Ve dedi ki okulunuzun adını ben koyuyorum. İzmir Özel Türk Koleji. Ülkemizde Fransız, Alman, Amerikan kolejleri oluyor da neden bir Türk koleji olmasın” “Yarınlarda Var olmak” kitabında böyle anlatılıyor okulumuzun kuruluşu.. Ticaret Lisesi’nde matematik öğretmenliğini yürütürken yabancıların açmış olduğu özel okullar ayarında bir okul açma düşüncesini böylece Bahattin Tatış15 Kasım 1950'de gerçekleştirmiş oluyor. İzmir’de Talat Paşa Bulvarı 23 numaralı binada kapılarını 26 öğrencisine açan İzmir Özel Türk Koleji o günden bu yana eğitimde daima öncü olmayı ve hep en iyisini sunmayı sürdürdü. Bahattin Tatış’ın kuruluşunda belirlediği prensiplere sadık kalarak bu günlere geldi, yenilikleri takip etti, eğitim ve öğretim kalitesini en üst seviyede tutabilmek için gerekli hiçbir yatırımdan kaçınmadı mezunlarının ülkesinde ve dünyada saygı duyulan bireyler olabilmesi için gösterdiği çabanın da daima arkasında durdu. Kuruluşundan bir yıl sonra, Uşakizade Köşkü’ne taşınan İzmir Özel Türk Koleji bugün Bahattin Tatış,Büyük Çiğli,Bornova ve Marmaris kampüsleri ve çeşitli semtlerdeki ana okulları ile dev bir eğitim müessesesine dönmüş durumda.Dört bine yakın öğrenci eğitim görüyor okullarda.Dede Bahattin Tatış nasıl yaşarken oğlu Oğuz Tatış’a okulu devrettiyse oğul da torun Yiğit Tatış’a devretti genel müdürlüğü

“Her yiğitin bir yoğurt yiyişi vardır. Sizin döneminizde neler değişti?” diye sorduğumda Yiğit Tatış tüm alçak gönüllüğü ile cevap veriyor “Çok farklı şeyler yapmıyorum.Bizim okulun kurulduğu yıldan beri gelen belli başlı değerleri var. Ben günün koşulları içinde bunları nasıl ayakta tutabilirimi yapıyorum. Yoğurt güzel olunca farklı yemek gerekmiyor..Özel Türk Koleji Atatürkçü değerleri savunan erdemli bireyler yetiştirme özelliği olan yabancı dile önem verilen bir okul. Hedefim çıtayı yüksekte tutmak ,günümüze adapte etmek ve ayni değerleri bugünün çocuklarına taşıyacak sistemleri doğru kurmak. Benim yaptığım da bu. Dedemin ve babamın yaptığı gibi. Burası Türkiye’ye mal olmuş bir kurum. Çok uzun yıllar, ilelebet devam etmesi rahmetli dedemin de vasiyetiydi. Bu konu üzerinde de ciddi çalışıyorum”


Neredeyse her mahallede bir Özel Türk Koleji olacak. Açılışları Yiğit Tatış’ın dönemine gelen bu atılımı Oğuz Tatış planlayıp hayata geçirmiş. Şimdi Marmaris’te bile bir Özel Türk Koleji var. Önümüzdeki senelerde bir Ege kentinde daha Özel Tük Koleji görürsek hiç şaşmayalım. Peki İzmir’de ilk özel üniversiteyi kuran Tatışlar niye üniversite fikrine uzaklar?”Uzak değiliz “diyor Yiğit Tatış ve devam ediyor” Rahmetli dedem çok istiyordu. İlk özel üniversiteyi kurmuştu ancak yasalardan çok kalbi kırılmıştı. Son senelerinde bunu bizlerden tekrar istedi. Babam da bir çalışmayı başlattı ve vakfı kurduk. Şimdi araştırma yapıyoruz. Kalıcı bir üniversite olsun istiyoruz. Her alanda değil bir butik üniversite. Birkaç alanda dünyada isim yapabilecek bir üniversite planlamaktayız. Ege bölgesi dokusuna ve İzmir Özel Türk Koleji’nin tarihine uygun bir alanda üniversitemizi açacağız.”


İzmir Özel Türk Koleji bir çok konuda ilklere de imza atan bir okul. Misal gezegenevi. 3 Mart 2008 tarihinde açılan İTK Gezegenevi; Türkiye’deki ilk "halka açık sabit planetaryumu". Evreni sanal ortamda bire bir yaşatan İTK Gezegenevi, Amerika Birleşik Devletleri’nden getirtilen üç yabancı ekibin 2 aylık çalışması sonucu kurulmuş.60 koltuk kapasiteli Gezegenevi’nde tamamen karanlık bir ortam meydana getirilmekte, yukarıda yer alan 9 metre çaplı kubbe içerisinde izleyicileri çepeçevre saran 360 derecelik projeksiyonlar yardımıyla, gökyüzündeki yıldızların ve gezegenlerin hareketleri canlandırılabilmekte. Sunumlar 5+1 surround ses sistemi ile destekleniyor. Büyük Çiğli Kampüsü’nde yeralan Gezegenevi sadece kolej öğrencilerine değil herkese hizmet veriyor.Türkiye’nin her yerinden çocuklar geliyor ,bilimsel eğitim alıyorlar. Yılda 15 -20 bin öğrenci ağırlıyor Gezegenevi. Belki 20 sene sonra ilk Türk astronotu orada eğitim alanlardan çıkacak.


Milli eğitimin sorunlarından kolej enflasyonuna kadar  ardarda sıraladığım sorularıma içtenlikle cevap veriyor genç genel müdür..


“Milli eğitimde bu kadar değişken bir strateji olmaması gerekli. Her sene yeni sistem getiriyorlar. Aynı hükümet fakat bakan değişiyor, sistem değişiyor, yönetmelikler değişiyor. Yapısal değişim gerektiren 4+4+4 ya da dersanelerin kapatılması gibi kararlar hızlı alınıyor. Kanunlar fayda zarar analizi tam yapılmadan hayata geçiriliyor. Eğitimde  2-3 senede bir strateji değişiyor. 3 yaşında çocuk eğitime başlıyor nasıl bitireceğini kimse bilmiyor. Yapının 15-16 sene değişmemesi gerekir. Çocuk öğrenimdeyken en az 4 kere eğitim sistemi değişiyor.Bu kadar çok değişim çok hatayı getiriyor, hata görülüyor, tekrar değişim, hata tekrar değişim. Böylece denilme yanılma ile yap boza dönüyor eğitim sistemi. Devlet okulları hemen adapte olamıyor esas onları vuruyor bu değişiklikler. Velilerde ciddi endişeler oluyor. Ben aslında sevinmeliyim devlet okuluna talep azaldıkça özel okula talep artacaktır diye ama öyle değil işte. Bugün çocuklarımızın %97 si devlet okulunda okuyor. Ülkemin gelişmesi için devlet okulllarının başarılı olması gerekiyor. Düşünün teknedeyim ama teknemin altı delikse benim teknem batar. Milli Eğitim’in bu yapısal değişikliklerde acele etmeyerek daha mutabakat sağlayarak uzun vadeli bizim kültürümüze bizim ekonomik yapımıza uygun bir şekilde hareket etmesi gerekir. Çok kolej olması tabii ki sıkıntı yaratıyor. Çünkü çoğu ticari bakış açısıyla açılıyor. Özel okul ticari işletme ama önceliği ticarete koyarsanız eğitim ve öğretimden fedakarlık etmek zorunda kalırsınız. Bir de bu okullar ne yazık ki fazla agresif pazarlama yapıyorlar. Bu yaklaşımlar özel eğitime karşı güvensizlik yaratıyor. Eğer okul olarak verdiğiniz taahhütleri yerine getiremiyorsanız adınız kolej olur ama okul olmaz. Bunlar işin eksi tarafları.Artısı ise sektör büyüyor, kaliteli olan okullar ön plana çıkıyor, iyi kötü ayırtediliyor ve teknolojik yenilikler geliyor”


Söyleşiyi gerçekleştirdiğimiz köşkten bahsetmeden olmaz. Uşakizade Köşkü Atatürk’ün karargah olarak kullandığı yer. Atatürk burada evleniyor. İş Bankası için ilk adımlar burada atılıyor, İzmir İktisat Kongresi burada planlanıyor.Atatürk önemli liderlerle görüşmelerini burada yapıyor.Tatışlar bu tarihi köşkü müzeye çevirmişler. Her sene 7 den 77 ye  20 bin civarında insan geziyor köşkü. Hem de ücretsiz. Devlet okullarından gelen çocuklara müze müdürü Atatürk ilke ve inkılaplarını anlatıyor . Konak Belediyesi belirli mahalle ve semtlerden kadınları buraya getiriyor. İlk medeni nikahın kıyıldığı mekanda kadınlarımıza medeni haklar ve kadın hakları anlatılıyor. İzmir Özel Türk Koleji’nin 9.sınıfları ilk geometri dersini burada işliyorlar. Çünkü geometrideki ilk Türkçe terimler Atatürk tarafından yazılmış, üçgen dörtgen gibi. Alt kattaki sergi salonunda hem ünlü ressamların hem de amatör ressamların sergileri oluyor. Hemen arkadaki kültür kompleksinde konferanslar etkinlikler düzenleniyor.


İzmir Özel Türk Koleji sınavlarda da hep önde. Yiğit Tatış “Sınavlarda başarımız devam ediyor. Bizim için sıralama değil önemli olan kişisel başarıdır. Biz kaçıncı sırada olduğumuza bakmıyoruz.Biz yavrumuzu yüzde kaçtan almışız nereye getirmişiz ona bakıyoruz. Bizim öğrencilerimizin %78 i aldığımız noktadan daha üst seviyeye çıkmıştır ki bu ciddi başarıdır.Geri kalan %22 zaten üst seviyede başarılı öğrencilerimizdir. 24 tane öğrencimiz sınavlarda ilk sırayı almıştır” diyor gururlanarak.


Genelde okul patronları ve müdürleri öğretmen olurken Yiğit Tatış işletmeci..Bunun zorluğunu yaşıyor mu acaba?


“Amerika’da uluslararası işletme okudum.Daha sonraki yıllarda girişimcilik üzerine master yaptım. Girişimciliği okulda, eğitimde, her alanda kullanabiliyorsunuz. Bir de ben çok okuyorum, çok çalışıyorum. Eğitim teknolojileri, pedagojik teknikler konusunda çok okurum, araştırırım. Eğitim dünyasından gelmemiş olmama rağmen çocukluğumdan beri hep okulun içindeydim. Genel hatlarını ailemizden öğrendik. Eşimin İngilizce öğretmeni olması da avantaj oldu “


Eşine gelmişken aileden de bahsedelim biraz. Yiğit Tatış’ın eşi Denise Özel Türk Koleji’nin anaokullarını yönetiyor. Bir kız ve bir oğlan sahibiler Oğlana babanın adı verilmiş. Küçük Oğuz Tatış ile dede Oğuz Tatış kankalar.Eşiyle tanışma öyküsünü de sordum Yiğit Tatış’a…


“Ortak bir arkadaş vasıtasıyla Çeşme’de tanıştık. Bir süre sonra nişanlandık. Babam nişanlanınca gelsin bizim okulda çalışsın dedi, onu transfer etti Amerikan Kolejinden. İşin enteresan yönü Deniz’in dedesi Ali Rıza bey İzmir’in en önemli mimarlarından ve bu okulda da emeği var. Dedemin de yakın dostu çıktı. Her iki aile de çok sevindiler bu olaya”


Çekirdek aile güzel vakit geçiriyor, sık sık seyahata çıkıyor, bol bol yemek yiyorlar. Özellikle tatiller çocuklarla eğlenceli oluyor.Yiğit Tatış eskisi gibi spor yapamamaktan yakınıyor. İşi başından öyle aşkınki çok sevdiği yelkeni yapmayı bırakın fitness salonuna bile gidemiyor. Evde DVD seyretmeyi seven,yatağının başında her zaman 3 kitap olan (biri bestseller biri psikoloji biri mesleksel), yemek yapamayan ancak çok güzel yemek yiyen,sosyal medyaya pek sıcak bakmayan Yiğit Tatış her yıl Amerika’da üniversiteden arkadaşlarıyla buluşuyor. Zamanında ragbi takımında oynayan bugün çoluk çocuğa karışan ekip bu buluşmaları ihmal etmiyor. Aynı zamanda İsveç Fahri Konsolosu olan Gündoğdu Rotary Kulübü Meslek Hizmet Ödülü sahibi Yiğit Tatış önemli bir sosyal projesinden de bahsetti bana..


“Futbol akademisi kurmak istiyorum. Dar gelirli ve engelli ailelerin çocuklarının yetiştirilmesine yönelik bir akademi, İstiyorum ki engelli çocuklar evlerinden çıksınlar, çimlerde koştursunlar, özgüvenlerini geliştirsinler. Görüyoruz ki bu çocuklar kötü ortamlarda yaşıyorlar. Oysa sporla beraber zihinsel gelişim de olacaktır. Bu konuda ben elimin taşını altına koyayım istiyorum”


Hani Kırkpınar güreşlerinin unutulmaz anonsu vardır.”Bir yiğit çıktı meydane, öyle bir merdane ki”..Gel de bu sıfatı Yiğit Tatış’a yakıştıma..