Güncel Haberler:

İzmir Sevdalısı, Vefa Adamı

13.02.2016
Söyleşi: Erkan SEVİNÇ




Halkla İlişkilerin Duayeni Sancar Maruflu İzmir’e bir yoksullar evi kazandırmaya çalışıyor.

 

Fuar Kübana. Sahnede Berkant var. Ön masaların birinde Enis Berki, Ayla Dikmen ve dostları. Diğerinde Mazhar Zorlu, Haşmet Uslu ve dostları. Bir başkasında Belediye Başkanı İhsan Alyanak ve konukları. Arkalarda bir yerde de bir yandan gözlüğünü düzelten, bir yandan da elindeki notları kontrol eden fuarın protokol müdürü.

O, çevresinde toplanan basın mensuplarına fuarla ilgili bilgiler verirken Berkant dillerden düşmeyen şarkısını seslendiriyor; ”Bir şarkısın sen. Ömür boyu sürecek...

”İşte bu şarkı onu anlatıyor...İzmir sevdalısı, vefa adamı Sancar Maruflu’yu...



Sancar Maruflu’nun kökleri Kırım’a dayanıyor. Marufoğulları beyliği, Anadolu’ya göçünce Denizli Buldan ve Ankara Çankırı’ya konuşlanmış. Bu beylikte anne-baba tanışıyor ve Buldan’a yerleşiyorlar. Hala sık sık ailesinin yaşadığı köye gidiyor Maruflu ve büyük itibar görüyor. Ne de olsa Marufoğulları’ndan... Anne Atatürk’e kahve yapan ve 10.yıl kutlamalarında İzmir’i temsilen mikrofona çıkan izci talebe. Atatürk’ün o gün annesine hediye ettiği saati hala özenle saklıyor Sancar Maruflu.Daha sonra öğretmen oluyor anne. Baba orman mühendisi. Yine Atatürk’ün talimatıyla Almanya’da mesleki bilgi,becerisini artıran ve Türkiye’de erozyonla mücadeleyi başlatan kişi. Orman Bölge Müdürü olduğu dönemde önce Denizli’deki daha sonra Karşıyaka’daki bataklıkları kurutmuş. 1740 sokakta dünyaya gözlerini açıyor Sancar. Ağabeyi kendisinden 9 yaş büyük olunca, ailenin eğlence kaynağı oluyor. Küçükken sıska bir çocuk. Yaş ilerledikçe spor en büyük hobisi. İyi bir atlet, başarılı bir basketbolcu. Sporu bırakınca ve de halkla ilişkiler gibi düzensiz bir yaşamı iş seçince, almış kilolarını..Sancar Maruflu ile İzmir İl Fakirlerine Yardım Derneği’nde sohbet ettik.Bu derneğin birçok sivil toplum kuruluşunda görevleri olmasına karşın onun yaşamındaki yeri çok farklı..


“İzmir İl Fakirlerine Yardım Derneği kısaca İzfak  68 yıllık maziye sahip ecdad yadigari bir dernek. Merhum Süleyman Ferit Eczacıbaşı, Dr. Behçet Uz, Mazhar Zorlu, Nuri Savaş, Nazmi Filibeli, Şerif Remzi Reyent ve Hasan İkbal başta olmak üzere bir çok sembol isim bu derneği faaliyete geçirdi ve İzmirli olmanın farkını yaşattı. Ağırlıklı olarak Mimar Kemalettin tüccarları yani manifaturacılar ve tekstilciler biraraya gelmiş.Özellikle ramazan aylarında fakir fukarayı ve gayri müslimlerin sıkıntılarını aşmak için bir havuz yapılmış.Herkes gönlünce katılmış. Toplanan paralarla orada buradan erzak alınıyor ve dağıtılıyor.Fakat daha sonra mübadiller geliyor. ”Bu iş böyle olmaz kurumlaşalım” diyorlar ve dernek kuruluyor. Yardım yapılanlar resmi mercilerin belirlediği ve dernek sosyal komitemizin kontrollerini yaptığı gerçek muhtaç ailelerden oluşuyor. Erzak dışında sürekli olarak; eşya, kıyafet, ilaç ve ihtiyaç maddeleri   yardımları da yapmaktayız. Yeni doğum yapan ailelere   süt ve mama   yardımı sağlanmakta, yeni okula başlayacak çocuklu ailelere kırtasiye, okul kıyafeti, beslenme gibi yardımlar yapılmakta, yeni evlenecek gençlere damatlık,   gelinlik, çeyizlik, ev eşyası temin edilmekte. Daha dün kontrol ettim, son iki ayda 3 bin aileye 22 ton ihtiyaç maddesi dağıtmışız. Gıda ve temizlik maddesi. Kurbanda 12.5 ton et dağıtmışız. Devletin yapamadığını yapıyoruz bir yerde. Ve bunu din dil ırk mezhep ayrımı yapmadan el avuç açmayan dilenmeyen herkese yapıyoruz. Bugün İzmir’in %78'i yoksulluk sınırında. Hergün 16 bin kişi o güne aç kalkıyor. Kısaca İzmir göründüğü gibi varlıklı bir kent değil. Bana en çok mutluluk veren yer burasıdır. Yaptığım işin manevi hazzı tarif edilemez. Tüm kayıplarımıza lokma döktürüyoruz.Dernek kurulduğundan bu yana Atatürk için lokma döktürüyor ve mevlüt okutuyor. Herkes konuşuyor biz iş yapıyoruz.”


Sancar Maruflu, ilk ve orta öğrenimini babasının memuriyet görevleri nedeniyle Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde tamamlamış. Özel Erdem Lisesi’nin ardından Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden lisans, Ankara Üniversitesi S.B.F. Basın Yayın Yüksek Okulu’ndan yüksek lisans diploması alıyor. İzmir’i Sevenler Platformu ve Ege Kültür Platformu Genel Başkanı olan Maruflu, Karşıyaka Rotary Kulübü’nün de kurucularından. Birçok ödülü olan Maruflu, evli ve iki çocuk babası.



Eşi Ayla, Ziraat Yüksek Mühendisi. Fuar Müdürlüğü’nde beraber çalıştıkları dönemde aşk filizlenmiş. Düğünleri için İzmir Orduevi’ni rahmetli babam ayarlamış.

Sancar Maruflu 2015 senesinin büyük bölümünü hastanede geçirdi. Sadece insanına değil heykeline,kulesine,parkına vefa gösteren insana vefa gösterildi mi?

“Tabii ki gösterildi”diyor ve sözlerine devam ediyor “Dün bir fotoğraf paylaştım sosyal medyada.6000 beğeni, 2000 yorum almış. İnsanlara yaptığım vefanın karşılığını alıyorum.Doğduğum sokaktaki tabelaya sakinler gözleri gibi bakıyor. Hastanedeki deftere 7 bin kişi duygularını yazmış. Hastalığımı da anlatayım.Ayağımda 5 yıl önce venöz yetmezlik, toplar damar tıkanıklığından kaynaklanan bir sorun olmuş ama haberim yok. Ne yazık ki Türkiye’de hastalar yanlış yönlendiriliyor. Ayağımdaki problemi diyabete bağladılar. Endokrin doktorum sen benle ilgili değilsin demedi. Tesadüf eseri Ali Barutçu söyledi bunu,damarlarında sorun var dedi. Ayağım kesilme aşamasına gelindiğinde doğru yönlendiriliyorum. Neyse herşey yolunda. Sağlığın değerini hastanede bu kadar uzun süre kaldıktan sonra bir kez daha anladım. Herşeyden önce sağlık”


Halkla ilişkiler dendiğinde akla gelen ilk isimlerden Maruflu ve ilk günkü heyecanla mesleğini sürdürüyor.Hisdaş Medyapol’u oğluna emanet etmesine rağmen mesleğinden kopmamış. Türkiye Halkla İlişkiler Derneği’nin denetleme kurulu başkanı ve onur üyesi.Özellikle stratejik iletişim konusunda başta Anadolu Üniversitesi olmak üzere okullarda dersler  veriyor.Sadece halkla ilişkiler değil fuarcılık konusunda da duayen.


“Yeni yapılan fuarın değerlendirilmesi lazım. Yeterince değerlendirildiği kanısında değilim. Fuar müdürü Mehmet Şakir Örs’ün gönderilme tarzı yanlış.Bir adamı beğenmeyebilirsin, gönderebilirsin ama böyle bağıra çağıra olmaz. Yılda bir kere 20 Ağustos - 20 Eylül tarihleri arasında Kültürpark alanında ismi ne olursa olsun, İzmir Şenliği mi olur, İzmir Fuarı mı olur, eskisi gibi sanat ve kültürü bol, satış standlarının da olduğu görkemli bir organizasyonun planlamaları acilen yapılmalı” diyor Maruflu. Bir de  gazeteciliği var Sancar’ın... Milliyet’te başlamış serüven. Duygu Asena ile tüm Anadolu’yu dolaşmış, röportajlara, fotoğraflara imza atmış. Şimdilerde Posta’da köşe yazıyor. Ona göre medyanın durumu bir felaket.

“Bağımsız, tarafsız yayın organı kalmadı.. Posta’da bana karışmıyorlar ama ben usulu biliyorum, otokontrolu kendim yapıyorum.”

Sağcıyla da solcuyla da dost. Bunu nasıl başarabiliyor acaba?

“68 liyim. Övünç duyuyorum. Selimiye’yi ilk tanıyanlardanım. Çoğu arkadaşım böbrek hastasıdır rutubetten dolayı. 15- 16 haziran olaylarında Faik Türün bizi misafir etti orada. 68 kişi içeri atıldık. İsmet İnönü bize sahip çıktı, savunmamızı Turan Güneş yaptı. 72 gün kaldık. Solcu olduğumu bilmelerine rağmen Süleyman Demirel’den de, Turgut Özal’dan da büyük itibar gördüm. Demirel ölmeden şuuru yerindeyken kravatlarını ve gömleklerini bana gönderdi. Kullanıyorum, giyiyorum. Isparta’daki külliyenin hazırlanmasında yardım ettim. Yine onunla en son görüşenlerden biriyim. Rahmetli Özal’la da en son kahvaltıyı beraber yaptık. Özal’ın tüm mitinglerini ben düzenledim. Rahmetli Erdal İnönü’nün danışmanlığını yaptım. Rahmetli Bülent Ecevit’i ilk seçim otobüsüne ben çıkardım. Onun öyküsü de ilginç. Ankara’dayım, AÜ Basın Yayın’da master yapıyorum. Aynı zamanda CHP gençlik kollarında çalışıyorum Ecevit CHP genel başkanı.Partiye Almanya’daki Türkler bir otobüs bağışladı. Bu otobüse ne yapalım diye konuşuyoruz. Bir yabancı dergide ABD Başkanı Carter’ın otobüsün üzerinde konuşma yaparken resmini gördüm, hemen kesip cebime koydum. Ertesi gün Ecevit’e “bunu yapalım” dedim. Bursa’da İsmail Hakkı Usta’nın yapabileceğini öğrendik. Atladık gittik Bursa’ya, otobüsü makam şöförü İrfan kullanıyor. 15 gün sonra otobüs hazırdı, ses sistemini de Erkal Zenger yaptı. Bu ilk seçim otobüsüdür, ondan sonra Demirel ve Erbakan yaptırdı benzer otobüsleri.”


Sancar Maruflu’ya göre bugünün liderlerinde heyecan yok, coşku yok. Oy verdiği CHP nin seçimlerde %25'lerde demir atmasını 6 oktan uzaklaşmasına bağlıyor. CHP özüne dönmez, Bekaroğlu’lara sırtını dayarsa sonuç alamayacağını söylüyor.


Sancar Maruflu İzmir’e bir yoksullar evi kazandırmanın peşinde.İnsanların para ödemeden bakılacakları bir ev.Huzurevi değil..Atatürk Ormanı’nın da milli park haline gelmesi için uğraş veriyor..Maruflu’nun hergünü yoğun.Toplantılara gider,fidan dikimlerini kontrol eder,yazılarını yazar,organizasyonlar yapar. Bol bol kitap okur.Çok ciddi bir arşivi var.150 bin civarında küpür,fotoğraf vs.Televizyonda genellikle tartışma panel programları izliyor.Takip ettiği dizi Paramparça..Sevgilisi torunu.Hastalığı nedeniyle kendisiyle özdeşleşen nargileden vazgeçmiş durumda.Her tip müziği sevmekle beraber Jazz hayranı.Tabii Dario Moreno’yu tek geçiyor.Çocukken tanımış Moreno’yu. İzmir’e geldiğinde her Pazar evlerine geliyormuş. “Babası benim babamın yanında çalışıyordu.Bir olay oluyor, kavgayı ayırmak isterken Dario’nun babası bıçaklanıyor ve ölüyor.Dario 7 yaşlarında babasız kalıyor.Babası ölürken babama oğluma ve aileme sahip çık diyor.Babam hep sahip çıktı.Şimdi de ben çıkıyorum.Hem doğumunda hem ölümünde etkinlikler yapıyorum”diyor Maruflu.


Sancar Maruflu’nun lakabı tonton..Süleyman Demirel takmış  bu lakabı.İzmir’in Tonton’uyla sohbeti tonton’un öyküsü ile noktalıyoruz.

“O gün 5 ilde tören vardı.Manisa’daki tören Türk-Alman İşbirliği ile ilgili.Konuşmalardan önce Alman milli marşı sonra Türk milli marşı çalınacak. Ben kasedi verdim.. Bu arada Alman yetkili kaseti çıkartırıp kendisi bir kaset veriyor. Bu kasette Türk milli marşı yokmuş. Konuk Alman milli marşı çalındı sıra geldi bizimkine.Yok ses yok. Delireceğim. Süleyman Demirel “yahu tontonum niye üzülüyorsun ses ver hep beraber söyleyelim” dedi. Korkma diye başladık. O günden sonra adım tonton kaldı.”