Güncel Haberler:

İzmir'de İskandinav Cazı “Geçen Yıl Trio”

15.12.2016

ARALIK - 2016

Haber ve Fotoğraf: Mehmet Emin AL



İZMİR'DE İSKANDİNAV CAZI “GEÇEN YIL TRİO”

İzmir'de “Geçen Yıl Trio” adıyla bir araya gelen üç müzisyen, Türkiye'de 'İskandinav Caz’ eserlerini seslendiren ilk grup yakında caz festivallerinde dinleyicilerle biraraya gelmeyi hedefliyor. Grubun üyeleri ile, çalmaya ne zaman ve nasıl başladıklarını, bu müziği yapmanın zorlukları yönündeki sorularımızı yönlendirdik. 


Bir yıldız gibi kayıp Kuzey'in rengarenk ışıklarına gömüldüğünde henüz 28 yaşında bir caz virtözüydü Esbjörn Svensson. Dünya, yeri doldurulamaz caz ustasını kaybetmenin hüzünlü melodisini mırıldanıyordu... İskandinav çağdaş cazına yön vermekle kalmayan yeni bir duruş kazandıran Svensson, bir dalış kazasında (2008) hayatını kaybetti. Şimdi her bahar mezarında çiçekli notalar kuzeyin sert rüzgarlarıyla beraber piyanonun tuşlarını yoklayarak  Dolores in a Shoestand'i, ya da Where We Used to Live seslendiriyor. Esbjörn Svensson Trio, grup arkadaşları yıllar sonra bir araya gelip yeniden çaldı. Esbjörn Svensson yok bugün ama eserleri arkadaşları (Dan Berglund - bass), ve Magnus Öström  tarafından Esbjörn Svensson Trio olarak çalmaya devam ediyor. İstanbul Caz Festivali'in davetlisi olarak üç kez geldi.

Esbjörn Svensson Trio hayranı bir grup caz dinleyicisi müzisyen İskandinav cazı yapmak üzere biraraya geldi.

Türkiye'de ilk kez İskandinav cazı yapan ve yaklaşık bir yıl önce kurulan “Geçen Yıl” grubu ilk röportajını Ege Life Dergisi okurları için verdi. Üç arkadaştan oluşan, grubun lideri sayılan, ortaokul, lise ve şuanda hala Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü yüksek lisans öğrencisi Zeliha Yiğit, yine Dokuz Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Yazarlığı bölümü son sınıf öğrencisi Nurullah Özaltun ve iktisatçı Hakan Kamalı ile biraraya geldik. İlk kez bir araya gelip çalışmaya başladıkları küçücük odada konuştuk. Nasıl biraraya geldikleri, İskandinav cazı çalmanın kimin fikri olduğu ve hedeflerinin ne olduğu yönünde sorular sorduk.

“GEÇEN YIL” GECE GELEN TELEFON

Zeliha Yiğit (Piyano), bir gece Nurullah Özaltun’dan (Davul) gelen bir telefonla bu müziği yapmaya karar verdiklerini ve grubun serüveninin bu konuşma sayesinde başladığını anlatıyor.

Yiğit “Grubumuzun davulcusu Nurullah ile dört seneyi geçen bir arkadaşlığımız var. İkimiz de uzun zamandır İskandinav Caz müziği dinliyorduk. Bu müzik üzerine yaptığımız uzun sohbetlerden sonra Nurullah bir gece beni aradı ve grup teklifini önerdi. İlk başta “Acaba yapabilir miyim” diye sordum kendime. Sağ olsun, Nurullah bu konuda beni destekledi ve yapabileceğimiz yönünde yüreklendirdi” diyor.

“TERCİHİMİZ ZATEN ZORDU”

Daha önce hiç denenmemiş olması ve İskandinav cazı çalmanın zorluklarını hatırlatan Yiğit, “Çünkü çok farklı, yapılması zor ve Türkiye’de daha önce hiç denenmemiş bir şey. Ardından aramıza grubumuzun bas gitaristi Hakan Kamalı eklendi ve repertuvarımızı oluşturmaya başladık, İskandinav Caz müziği yapmak bizim tercihimizdi. İskandinav Caz müziğinin Türkiye’de kimse tarafından denenmemiş olması dikkat çekici. Çünkü az çalgıyla çok değişik tınılar elde edilebilen bir müzik. Elbette zorluğu da bundan kaynaklanıyor. Tabi ki bir ilki yapmak önemli olsa da nitelikli yapmak da çok önemli. İlk başlarda zorlandık ama zaman içinde tavrımız ve “sound”umuz oturdu.” diyerek grubun serüvenine dair önemli noktalara vurgu yapıyor ve ekliyor. “Bu müziği dinleyicisi ile bululturmak için sabırsızlanıyoruz”

“SIKI BİRER CAZ DİNLEYİCİSİYDİK”

Grubun davulcusu ve İskandinav cazı çalma fikrini ilk ortaya atan Özaltun'a dönüyoruz. Nereden çıktı bu fikir şeklindeki sorumuzu “ Sizi etkileyen şeyleri daha derinden hissetmek istersiniz. O güne kadar izleyici ya da dinleyicisi olduğunuz şey böylece sizin için bir deneyime dönüşüyor. Zeliha ile sıkı bir iskandinav caz dinleyicisiydik. Özellikle Esbjörn Svensson Trio’yu çok seviyorduk. Bir gün ona bu grubun şarkılarını beraber çalmayı teklif ettim. Dinlemekle yetindiğimiz müziğin içine girme vaktinin geldiğini anlamıştık. Uzun zaman önce beni davul çalmaya iten duygu da aynıydı. Sanırım bu işler hep böyle başlıyor. Eserin etkileme gücü, alımlayıcıyı harekete geçirebiliyor” sözleriyle yanıtlıyor.

“KİM KİMİN TERCİHİ BİLİNMEZ”

Özaltun İskandinav cazının tanındığı yılları, kendisinde yarattığı duyguyu ve izdüşümü anlatırken tercihlerinin bu yönde olmasını ise felsefi bir 'bilinmezlik' ile ifade ediyor. “İskandinav cazı, 90’lı yıllarda kazanmaya başladığı ivmeyle bugün çağdaş Avrupa cazı içerisinde kendine önemli bir yer edindi. Biz bu müziklerin içinde –özellkle de E.S.T’nin müziklerinde- kent yaşamına dair modern bir ağıt görüyoruz. Bir kuşun cama çarpması gibi. Dolayısıyla kent yaşamının boğucu atmosferini yaşayan bireyler olarak bu müziğin mi bizi seçtiğini, yoksa bizim mi onu seçtiğimizi bilemiyorum. Kim kimde bir tercih bilemiyoruz” ifadelerini kullanıyor.

“FESTİVALLERDE MEKANLARDA CAZ SEVERLERLE BULUŞACAĞIZ”

Özaltun konuşmasında yaptıkları müziğin insanda güzel duygular yarattığı, birlikte yola çıkılan şarkıların sahnede son bulsa da söz zonusu sonun bir 'yeniden' başlangıç olduğunu ifade ediyor. Aslolanın bu yolculukta notaların hakkını vermek ve dinleyiciyi yola ortak etmek olduğunu söyleyen Özaltun, Türkiye'de caz müziği yapmanın zorluklarını ise şöyle ifade ediyor.

“Türkiye’de caz müziğin dinleyici kitlesi oldukça küçük. Bu müziği yapıyorsanız maddi bir karşılık bekleyemezsiniz. Bir de imkanlarınız kısıtlıysa, bu müziği yapmak büyük bir özveri istiyor. Diğer taraftan Türkiye’de İskandinav cazı çalan başka bir grup yok araştırdığımız kadarıyla. Çalmaya başladığımız bu küçük odadan çıkıp yaptığımız işi dinleyiciyle buluşturacağız. Gerek caz mekanlarında, gerekse festivallerde. Evet, bu şarkıları bilgisayarınızdan da dinleyebilirsiniz ama şehirdeki hüznün dile gelişini hissetmek istiyorsanız yapmanız gereken gelip bizi dinlemek olacak.”

Grubun bas gitarcısı Hakan Kamalı ise çok kısaca “İskandinav cazı tarz olarak dinlendirici bir müzik. Seviyorum” diyor.