Güncel Haberler:

'Kalbim Ege’de Kaldı' Dizi Setine Konuk Olduk

12.09.2015

Röportaj: Seher DENİZ



Kanal D’nin bu yaza iddialı giren yapımlarından biri “Kalbim Ege’de Kaldı”

EGE LIFE ailesi olarak, İzmir'in Çeşme ilçesine bağlı Ildır Köyü'nde çekilen 'Kalbim Ege'de Kaldı' dizisinin setine konuk olduk. Yapımcılığını Limon Film’in üstlendiği, yönetmenliği Ömer Uğur ve Eray Koçak’ın yaptığı, senaryosunu Gül Abus Semerci’nin kaleme aldığı yeni dizisi “Kalbim Ege’de kaldı”nın oyuncuları; Oya Unustası, Alper Saldıran, Celile Toyun, Şebnem Doğruerve Eren Hacısalihoğlu  ile dizi ve İzmir üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.



Formaliteden aşk doğuyor

Çekimleri İzmir’de devam eden “Kalbim Ege’de Kaldı”nın dikkat çekici bir konusu var; Iraz Nene karakterinin 1970 Gediz Depremi sonrası evlat edindiği iki kız çocuğunun, zamanı geldiğinde evlendiği eşlerinin arası para yüzünden açılır. Iraz Nene’nin ise bu dargınlığı gidermek için bir planı vardır; bu iki düşman ailenin çocuklarını evlendirmek. Bu iki ailenin arasındaki kargaşanın içerisinde olmazsa olmaz bir ayrıntı var ki o da formalite evliliği yapan Zeliş ve Mustafa’nın arasında başlayan aşk.


 
Alper Saldıran;

"Mustafa ile örtüşen yönüm yok"


Ekranların yeni yakışıklısı olarak anılan Alper Saldıran ise bu dizide Mustafa karakteri ile çıkıyor sevenlerinin karşısına...

Mustafa, Kürük Ali ile Emine’nin 28 yaşındaki oğludur. Ailenin tek erkek çocuğudur. Mustafa serseri ruhlu, hayta, çapkın ve fena halde yakışıklı bir adamdır. Mustafa'nın en iyi bildiği şey kadınlardır. Çevresinde aşk doktoru diye nam salmışlığı bile vardır. Zeki bir adamdır Mustafa ama kitap okumaz, film seyretmez, politikadan anlamaz ve haliyle biraz cahildir. Nasıl ki Mustafa Zeliş'i bambaşka bir kadın haline getirecek, o da Zeliş sayesinde değişecek, sürdürdüğü hayatın manasızlığının farkına varacak, adam olmaya karar verecektir. 

Çekim arasında yakaladığımız Alper Bey'e başladık sorularımızı yöneltmeye...


-Alper Bey merhaba... Sizi ekranlardan tanıyoruz. Öyle ki son zamanlarda 'ekranların yeni yakışıklısı' olarak anılıyorsunuz. Öncelikle sormak istiyorum; oyunculuğa nasıl başladınız?

İlk kez 6 yaşında, yuvada sahneye çıktım, ilkokulda da devam ettim. Daha sonra üniversiteye kadar okul telaşı… Üniversitede turizm okurken turizmin bana göre olmadığını anlayıp, çocukluğumdaki hislerimi tanımlayıp tiyatro kulübüne girdim. 2 yıl burada çalıştıktan sonra tiyatro okumaya karar verdim ve Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nü burslu olarak kazandım… Okul zamanı bir yandan okula devam edip bir yandan tiyatro, sinema, dizi projelerinde yer aldım.


-Kalbim Ege'de Kaldı dizisi ile yollarınız nasıl kesişti?

Dizide ailenin tek erkek oğlu, yakışıklı, çapkın, haylaz bir delikanlıyı oynuyorsunuz. Gerçek karakterinizle ne kadar örtüşüyor Mustafa rolü... Mustafa ile örtüşen yönüm yok diyebilirim çünkü Mustafa, serseri, kendi çıkarlarını düşünen, paraya düşkün,alemci bir adam. Çıkarları için bir çok şeyi göze alabiliyor. Ben böyle biri değilim. Mustafa ile şuan için benzer yönümüz yok ama tabii hayat herkesi şekillendirdiği gibi Mustafa’yı da şekillendirecektir. O zaman benzeyen yönlerimiz olabilir, bilemiyorum.


-Senaryoyu elinize ilk aldığınız anda verdiğiniz tepki ve düşünceniz ne oldu?

Okumaya başladığımda ara vermek istemedim. Akıcı ve eğlenceli bir senaryoydu. Bir sonraki sayfayı merak ederek ve gülümseyerek çevirdim. Bu da zaten benim bu projede yer almamın bir parçası oldu.


-Ege'de olmak nasıl bir duygu? Ege halkı sizi nasıl karşıladı ?

İzmir çok keyifli ve insana huzur veren bir şehir. Ne kadar yorgun olursak olalım sabahları o temiz ve enerji veren havaya uyanmak gerçekten insanı farklı hissettiriyor. Ege halkının sıcak kanlı olduğunu zaten bilirdim ama bir süredir devamlı orada yaşayınca bunu daha da iyi anlamış oldum. Halk bizi çok iyi karşıladı, kendimizi evimizden farklı, yabancı bir yerdeymişiz gibi hissettirmediler, sağ olsunlar. Çekim yaptığınız yerin ve insanlarının enerjisinin de ortaya çıkan işin enerjisine yansıdığını düşünüyorum.


-Oya Unustası ile başrolü paylaşıyorsunuz. Nasıl bir partner Oya hanım?

Oya ile bu proje sayesinde tanıştık. Oya tatlı, samimi ve her şeyden önemlisi iyi bir rol arkadaşı. Karşılıklı oynarken iyi paslaşabildiğimizi düşünüyorum. Uzun saatler sonunda enerjimiz düştüğünde dahi birbirimizin enerjisini yükseltebiliyoruz.


-Dizide miras için bir evlilik yapıyorsunuz. Gerçek hayatta aynısını yapar mıydınız yoksa aşk evliliği yapmayı mı tercih edersiniz ?

Ben Mustafa gibi hayatı ve hayatında aldığı kararlar para üzerine olan biri olmadığımdan kendi hayatımda aynısını yapmazdım tabii ki. Evlilik benim için yol arkadaşlığıdır.


-Yaman Bey'in karınıza aşık olması için uğraşıyorsunuz...  Kıskanç bir erkek misiniz ?

Kıskanç değilimdir… Bence kıskançlık insanın kendisine güvenmesi ve mülkiyetçilikle ilgili bir konu…


-İleriye dönük sinema ya da reklam projeniz var mı?

İleriye dönük görüştüğümüz bazı projeler var, gerçekleştiği zaman yeniden konuşabiliriz.


“Zeliş karakteri benden çok farklı”

Dizinin genç ve güzel başrol oyuncusu Oya Unustası ise Zeliş karakterine hayat veriyor. Zeliş, gözlüklü, pek alımlı olmayan, sarsak, biraz da erkek gibi bir kız. Umutsuz bir şekilde patronu Yaman Eryaman'a aşık, aksi ve inatçı bir karakter. Oya Unustası ile Zeliş karakterinin benzer özelliği nedir diye soruyoruz, Unustası “Ben daha önce hiç Zeliş gibi bir karakter canlandırmadım. Daha hanım hanımcık rollerde oynadım Zeliş tepkisini daha çok ortaya koyan bir karakter diyebilirim. Benim karakterimle Zeliş arasında çok ortak nokta yok. Hepimiz çevremizde olan olaylara içimizden tepkiler veriyoruz ama biz kadınlar Zeliş gibi çok açık bir şekilde dile getirmiyoruz. Benzer yanlarımız ise doğrularımıza değerlerimize verdiğimiz değerlerdir.” diye cevaplıyor.

 

-Oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz?

Çocukluğumdan beri ben güzel sanatlarla ilgileniyordum. Matematik, fen gibi derslerle çok aram yoktu. Resim, şiir ve piyanoya merakım vardı. Ortaokulda konservatuara girdiğimde güzel sanatlardan bir bölüm seçmem gerekti. Müziği seçsem de oyunculukla alakalı kendimi geliştirmeye çalıştım. Flüt bölümü mezunuyum ama oyunculuğum da gelişti.


-İstanbulda yaşayıp İzmir'e yerleşmek nasıl bir duygu ve hayatınızda nasıl bir değişikliğe sebep oldu?

Benim ilk işim İzmir Çetesi dizisiydi dolayısıyla İzmir'de çalışma tecrübesi kazandım. Ayrıca İzmir'in insanları sıcak kanlı olduğu için zorluk yaşamıyorum. Tek problem ailemden ve sevdiklerimden uzak kalmak bunlarda zaten bizim mesleğin zorluklarındandır.


-Dizilerde, filmlerde yer alma süreciniz nasıl gelişti?

Akademi 35 Buçuk'ta eğitim alıyordum. Orası vasıtasıyla İzmir Çetesi işi geldi. Mezun olur olmaz piyasaya girebildim.


-Kalbim Ege'de Kaldı'nın başrol teklifi nasıl geldi ?

Sezon başı Beyaz Karanfil dizisinin erken bitmesiyle bir boşluk dönemine girdim. Yazarak hayalin gerçekleşeceğine yani  olumlama tekniğine inancımdan dolayı ben günlerce nasıl bir iş istediğimi tüm detaylarıyla yazdım. Her şey yerli yerine oturmuş, güzel insanlarla, huzur içinde ve güzel bir yerde çalışabileceğim  diye yazmıştım ve tüm bunlar Kalbim Ege'de Kaldı olarak gerçekleşti.


-Ildır Halkı sizi nasıl karşıladı?

 Herkes bizi sanki aileden biriymiş gibi benimsediler.


-Alper Bey ile birlikte rol alıyor almak nasıl bir duygu?

Alper her şeyden önce çok iyi bir oyuncu. Biz oyun oynarken paslaşıyoruz birlikte çalışırken de ben onun oyununu geliştiriyorum o benim oyunumu geliştiriyor. Dolayısıyla onunla oynadığım için mutluyum.


-Zeliş rolüyle ne kadar uyuyor karakteriniz?

Ben daha önce hiç Zeliş gibi bir karakter canlandırmadım. Daha hanım hanımcık rollerde oynamıştım. Zeliş'e ilk başladığım zaman korkmuştum ben o rol çıkabilecek mi diye. Çıkabiliyormuş demek ki. Benim karakterimle Zeliş arasında çok ortak nokta yok. Hepimiz çevremizde olan olaylara içimizden tepkiler veriyoruz ama biz kadınlar Zeliş gibi çok açık bir şekilde dile getirmiyoruz.  Benzer yanlarımız ise doğrularımıza değerlerimize verdiğimiz değerlerdir.


-Dizi de Iraz sizi evliliğe zorluyor gerçek hayatta böyle bir evlilik yapar mıydınız?

Yapmazdım.


-Dizinizi diğer dizilerden farklı kılan şey nedir?

Çekildiği coğrafyayla içiçe geçmesi bizi farklı kılıyor.Sevginin yanında hatta bazı sahneleri Yeşilçam filmlerindeki tatlı romantik sahnelere benziyor.  Dizi hep sevginin yanında.


-Çekimler sırasında sizi en çok güldüren ve ya strese sokan zorlandığınız anları bizimle paylabilir misiniz?

İlk bölüm çekilirken bu sıcakta gelinlik ve topuklu ayakkabıyla koşturmak beni çok zorlamıştı. Ayrıca Zeliş karakterinin aekido yapması motor kullanması gibi özellikleri benim ilgi alanlarımın dışındaydı. Bir aylık hazırlık sürecinde motor kullanmayı öğrendim, aekidoyu inceledim. Güzel bir sinerji yakaladığımız için her sahneyi çekerken çok gülüp eğleniyoruz.


-Çalışma süreleriniz nasıl? Kendinize vakit ayırabiliyor musunuz?

Çok çalışıyoruz ama ufacık bir boşlukta buranın manzarasına bakmak insanı deşarj ediyor. O anlamda burada çalıştığımız için şanslıyız.


-Yakın dönemde sinema projeleriniz var mı?

Çok isterim ancak çok çalıştığımız için sinema filmi için hazırlanıp o rolün içerisine girmek çok zor gözüküyor.


-Çevrenizden nasıl tepkiler aldınız?

Olumsuz bir tepki almadım bugüne kadar. Özellikle annemin seninle gurur duyuyorum demesi beni çok mutlu ediyor.


-Kendinizi Zeliş rolüyle izlemek nasıl bir duygu?

Ben normalde kendimi izlemeyi çok sevmiyorum ama Zeliş'in farklı bir yanı var izlerken iyi hissettiriyor.


-Günlük hayatınızda nasıl giyinirsiniz?

Aslında her kadın gününe göre giyinir. Bazı günler saatlerce süslenesi gelir bazı günler ise hiç bir şey yapası yoktur. Daha çok spor, rahat ve sade giyinmeyi seviyorum.


-Gerçekten aşık olduğunuz biri var mı ? Aşkı nasıl tanımlarsınız?

İnsan O'ndan bahsederken neyi söyleyeceğini bilemiyor.Aşkı tanımlamak gerekirse benim için aşk üç kelime Ahmet Tansu Taşanlar.


-Diğer dizi oyuncularıyla daha önceden tanışmışlığınız var mıydı?

Kimseyle daha önceden tanışmıyordum.


-Ege Life okurlarına bir mesajınız var mı?

Burada olduğum için ve bizi buraya kabul ettikleri için çok mutluyum. Bu kadar misafirperver ve dostça davrandıkları için minnettarım.


Usta tiyatrocu yıllar sonra dizi setlerinde

Iraz Nene karakterine hayat veren usta tiyatrocu Celile Toyon’u 32 yıl aradan sonra dizi setlerinde görüyoruz. Ve soruyoruz Iraz Nene'ye...



-Hikayenin başlangıç noktası sizsiniz nasıl karar verdiniz bu dizide yer almaya?

54 yıldır Tiyatro yapıyorum ve tiyatrodan başka bir şey yapmak istemiyordum. Bu projeyle yapmam dediğim yapmayacağım dediğim bir kararı bozdum. Nedeni senaryo bize yakın , İzmir'e sevdalı olmam ve yönetmen konusu beni ikna edici oldu. Yaz dizilerinde daha hafif daha yaza uygun konular seçiliyor. Bu senaryonun hem o yanı var hem de derin inceden inceye geçen çok hoş mesajları var.


-Dizilerde oynamama kararı almanızın nedeni neydi?

Başta insan emeğinin kötüye kullanılması. Örneğin 12'den sonra prova yapıldığı zaman "insan saatinde prova" yapıldığında daha verimli oluyoruz deriz. Ayrıca insan gücünü aşan makinenin bile yapması zor olan işleri insanlara yaptırılıyor. Maalesef geri bırakılmış ülkemizde bunlar değişmeyen kurallar. Bunlar bana acı verirken  aynı zaman da motive ediyor . Bu durumu direnicem gücünü bulmam bana itici güç oluyor.


-Bu projede de çalışma saatleriniz çok fazla mı?

Hayır değil. Fazla olduğu günler oluyorsa da hava koşullarına, sağlık durumlarına bağlı olarak yaşanıyor. Bunu burada olduğum söylemiyorum ben bir şeyi dümdüz söylemeyi kendime görev saymış bir insanım. Başından beri çalışma saatini çok az geçtiği  zamanlar olmuştur. Bu durumlarda ertesi gün programı düzenleyip seti daha geç bir saatte başlatıyorlar.  Ama setten ayrılamayan set işçileri için insan gücünü hor kullanma durumu oluyor.  Ben şehir tiyatrosundan emekli olduğumdan beri 5 buçuk yıldır 1 günlük turneler yapıyorum  ama asla yorulduğumu hatırlamıyorum. Ayrıca Türkiye'de dizi saatlerinin kısaltılması gerek. Bir izleyici olarak da söylüyorum bu kadar uzun süren dizilere çocuk gibi izleyicilerin de dikkatini ölçen bir saat gerekli. Mesela bir yere kadar dikkatle izlerken bir yerde su almaya kalkıyor daha sonra nasılsa özetleri var diyor ve konudan  kopuyor. Araştırmacılarımızın bu konuda çalışma yapması ve düzeltmesi mümkün geliyor bana.


-Özetlerin verilmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

İstanbul'da bile çok sık elektrik kesintileri yaşanıyor. Diziler saat 8'de başlıyor ve trafik yüzünden geç kalanlar oluyor. Bu nedenlerle özet verilebilir ama verilmesi gereken detay değil özet olması gerekir.


-Bu dizi dışında ileriye dönük başka projeleriniz var mı?

Dünya görüşüme uyduğu müddetçe sinemaya her zaman olumlu bakıyorum. Özellikle Çınar Ağacı filmi benim için milattı. Zaman zaman sanki başkası yapmış gibi açar izlerim.


-İzleyicilerin sizi tekrar ekranlarda görmesi onları çok mutlu etti. Size geri dönüşler nasıl oldu?

Çok olumlu oldu. Hatta biraz önce Ahmet Mümtaz ile konuştuk o da olumlu konuştu.  Meslektaşlarımın hepsi çok olumlu, yüreklendirici, destekleyici yaklaştılar.


-Dizideki rolünüzle çok bağdaşmışsınız. Barışçıl, herkesi birleştiren, mutluluk saçan bir roldesiniz. Sanıyorum gündelik hayatınızda da öylesiniz...

Biz çok sevgili çok saygılıyız. Çünkü biz kadınız. Biz dünyanın yarısıyız, güçlüyüz ve biz savaşa karşıyız. Kim ister ki savaşı? Ben eminim kimse istemez savaşı.


-İstanbul'un yorucu hayatından sonra Ege'de olmak nasıl bir duygu?

Şaşkınım. Bayramda gider misiniz diye soruyorlar "o cehennemin ortasında işim yok" diye cevaplıyorum. Ben İstanbulsuz kalırsam ölebilirim o derece çok seviyorum ama Ege bambaşka. Benim için biri düz yazıysa biri şiirdir.


-Sürekli gelir misiniz Ege'ye?

1961 yılında tiyatroya başladığımdan beri her yıl İzmir'e uzun turnelerimiz olurdu.  Özellikle Leyla'nın Evi oyunuyla 5 buçuk yıldır sürekli gelip gidiyoruz.


-Bu yorucu tempo sizin kendinize vakit ayırmanıza engel oluyor muydu?

Hayır olmuyordu çünkü programlı çalışıyordum. Kitaplarımı, dergilerimi okurdum dostlarımla görüşürdüm. Erol Keskin'in dediği gibi "boş zamanımda boş oturuyorum".

-Dizide iki küskün bacanağı barıştırmaya ve çocukların birbirine aşık olmasına çalışıyorsunuz. Asıl amaç küslüğü ortadan kaldırmak mı çocukları birbirine aşık etmek mi?

Asıl amaç küslüğü ortadan kaldırmak. Çocukların birbirine aşık olması bulunan çözüm.


-Sanırım dizinin ilerleyen bölümlerinde birbirlerine aşık olacaklar..

Ben de öyle sanıyorum çünkü inanın fazlasını bilmiyorum.


-Gerçek hayatta senaryodaki gibi bir miras ve gençlerin hayatları söz konusu olsa aynı şeyi yapar mıydınız?

Miras konusu benden ırak olsun. Mirasın söz konusu olduğu yerde insanları tanıyamıyorum konusu geçince bile yüzüm kızarıyor. Benim elime toplu bir para geçse ve öyle bir köyde yaşıyor olsam, parayı yakınlarıma değil köylüye bağışlarım.


-Miras konusunda böyle düşünmenizi sebep olan şey nedir?

Doğal olarak ölen kişi yaşarken neyi uygun gördüyse o uygulanır eğer herhangi bir karar yoksa  yasaların söylediği esas alınır. Varislerin birbirleriyle tartışmalara çatışmalara girmesinden insanlık adına utanıyorum.


-Dizi setinde size kahkaha attıran, ya da duygulandıran anılarınızı bizimle paylaşır mısınız?

Mustafa geçiçi kötürümlük yaşadığında, köyün köpeği Deli Mukaddes geldi ayaklarının dibine yattı. Çok güzel bir görüntü oluştu. İki kere prova ve çekim yapıldı. Yönetmenimiz bir daha dedi bu sefer de Deli Mukaddes yapmadı çekti gitti. Bir çekimde döndüm köyden birini yanımda buldum. Senaryo icabı bir problem olduğu zaman biri gelip yardım etmek istiyor ve çekim kesiliyor. Ege insanı böyle içten, sıcacık her şeyini bölüşmek istiyor.

-Bir çok dizi Ege'de başlayıp daha sonra İstanbul'a taşınıyor. İstanbul'a taşındığı noktada izleyiciyi kaybediyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Nedenini bilemiyorum böyle şeyler mali sebeplerden oluyor olabilir. Çünkü İstanbul'da herkes evine giderken burada otellerde kalınıyor. Ama bizim dizimizde böyle bir taşınma gözükmüyor.


-Dizide Iraz Nine evsiz kalan iki kız çocuğunu evlat alıyor. Siz böyle bir şey yapar mıydınız?

 Olanağım olsa fazlasını okutabilmek isterdim. Benim en büyük hayalim zenginden alıp fakire vermek. Çünkü zengin vermeyi bilmiyor.


-Zaman geçtikçe yaşam tarzı algılar değişiyor. Sizin bahsettiğiniz bir çok şeyi bugün görmek zor..

Onları çok suçlamıyorum.  Bodrumda 5 liraya su içirince çocuğunuza sudan ucuz lafını nasıl öğreteceksiniz nasıl bir anlama dayandıracaksınız?  Çocuklar yalnız para biriktirmeye programlanıyor. Kumbara dedikleri şeyle çocuk yalnızca günü geçiriyor. Sabahın köründe en ucuz şeyin 2 buçuk liraya çay olduğu kafeler tıklım tıklım. Demek ki bu çocuklar işsiz. Üniversiteye okuyan işsiz kalıyor gidiyor boğaz köprüsünün çatal yerinde simit satıyor, gidiyor garsonluk yapıyor. Bu çocuklar bunlar için mi üniversiteyi bitirdi. Öğretmenlerin durumu daha beter. Çünkü cehalet egemen.


-Benzer sıkıntılar oyunculuk için de mevcut..

Benim küsme nedenlerimden birisi de buydu. Bizim tiyatromuz yardım almadı. Sadece biz değil Genco'nun (Erkal) Ferhan'ın (Şensoy) tiyatroları da yardım almadı.  Kimin vergisini kimden sakınıyorsunuz? Ben adına devrim denilen darbe gördüm. 12 Mart hepimizi biçti geçti. Eşimle ben tiyatrodan atıldık. Dublaja başladım tiyatrodan daha fazla para kazandım ama tiyatroya geri dönmeyi ve dublajı bırakmayı düşündüm. Geri döndüğüm gün ise dublajı bıraktım.


-Tiyatronun kaybolmasından bahsediliyor. Sizce tiyatro tükenecek mi ?

Tiyatroyu seven insan diziye ayrı bir yer ayırır. Mesela benim için kitap, dergi, roman, şiir ne okursam okuyayım hepsinin yeri ayrıdır. Tiyatroyu seven insan için de tiyatronun, sinemanın, konserin yeri ayrıdır. Tiyatro yüzyıllardır süren bir şey bitmesi mümkün değil.


-Dizide, sinemada ve tiyatroda prensipleriniz nelerdir?

Öncelikle dünya görüşüme uyan işlerde çalışırım ve o konularda üretken olurum. Konunun bir anda yönü değiştiği an dünya yansa bırakır giderim. Dünya görüşümden taviz vermem.


-Kalbim Ege'de Kaldı oyuncularıyla daha önce tanışmış mıydınız ?

İki tanesini tanıyorum. Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinde işkenceciyi oynayan Serhat Özcan'la, Uğur Mumcu'nun Sakıncasız'ında oynadık. Aslı Omağ ise Eskişehir tiyatrosundan arkadaşımdır.


-Ege Life okurlarına bir mesajınız var mı?
Barıştan sevgiden yana olsunlar. Okumaktan vazgeçmesinler. Çıkan her dergiye dünya görüşlerine uysun uymasın göz atıp ayıklamak gerekli. Ayrıca fikirlerini size de bildirirlerse okuyucunuzla el ele çok farklı şeyler üretebilirsiniz.


Dizi oyuncularından İzmirli Şebnem Doğruer takılıyor objektiflerimize...

Ege'de olmak olağanüstü bir duygu


-Ege'de olmak ve Kalbim Ege'de Kaldı dizisinde yer almak sizin için nasıl bir duygu?

İzmirli olduğum için Ege'de olmak benim için olağanüstü bir duygu. Ayrıca komedi dizisinde oynamayı çok istiyordum. Kalbim Ege'de Kaldı, ağırlıklı komedi olan ilk dizim o yüzden ayrı bir keyif veriyor.


-Dizi iki didişen ailenin çocukları bir evlilik yapıyor gerçek hayatta da böyle bir şey mümkün olabilir miydi?

Olabilir. Çünkü dizide öz kardeş değiliz. Beraber büyümüş kan bağı olmayan karakterleri canlandırdığımız için evet böyle bir evlilik olabilir.

-İstanbul'a gidip geliyor musunuz? Sürekli burda mısınız?

Konservatuara hazırlık kurslarında öğrencilerim olduğu için gidip geliyorum. Tam sınavların başladığı dönem öğrencilerimi yarı yolda bırakmak istemiyorum.  Onun dışında burdayım.


-Çekimlerde sizi güldüren, hüzünlendiren bir anınızı bizimle paylaşabilir misiniz?

Bu tarz şeyler sorulduğu zaman akla gelmiyor. Ama beni şu dizide en çok Lemi Filozof güldürüyor. Sanırım onunla biraz anı biriktireceğiz.


İnşaat mühendisliğinden dizi setlerine

Dizinin bir diğer önemli karakterlerinden biri de Yaman. Zeki, yakışıklı, zengin, dürüst, kibar diyerek özelliklerini sıralayabileceğimiz Yaman karakterine hayat veren genç oyuncu, Eren Hacısalihoğlu’nun oyunculuğa başlama hikayesi biraz enteresan; “Ben inşaat mühendisliği okuyordum ikinci sınıfta bırakıp konservatuarda yetenek sınavına girdim. Kazanıp Ankara'dan İstanbul'a taşındım.
Bu işle olan başlangıcım ise patronumuz Hayri Abi aradı öğlen görüşelim diye senaryoyu bile okumadan anlaştık. Keyifli ve kaliteli bir ekibimiz var. Bu dizide yer almaktan son derece mutluyum."