Güncel Haberler:

Karşıyaka Sevdalısıyım

12.06.2010

Röportaj: Işıl ÖZTÜRK

Fotoğraflar: Mehmet Emin AL



Tam bir Karşıyaka sevdalısıyım, aşığıyım. Gideceksin Karşıyaka'ya çarşı pazar dolaşacaksın, peynirin zeytinin kokusunu alacaksın. Sokak arası dükkanları keşfedeceksin, oradaki esnafla sohbet edeceksin. Bu bana çok büyüleyici geliyor...

Çocuk doğurmayı bu kadar ötelediğim için pişmanım. Her kadının tatması gereken bir duygu. Nehir, söz konusu olduğunda akan sular duruyor, şu anda herşeyin önünde duruyor.

Günümüz ilişkilerinde her şey çabuk tüketiliyor. Çaba harcanmıyor, malesef ilişkiler de ucuzladı...



Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde okurken hocalarının dikkatini çekti. Küçükken eline alıp etrafına neşe saçtığı mikrofonunun başına yıllar sonra spiker olarak geçti. Bir gün ansızın kendisini stüdyoda haber sunarken buldu. İşinde hep daha iyi olabilmek adına özel dersler aldı. TRT’nin Turizm ve Belgesel Kanalı’nın sabah kuşağı programı Turkuaz’ın sunucularından Berrin Turan ile ekran önünü, İzmir’i ve çok sevdiği Karşıyaka’yı konuştuk.


İzmir, güzel kızlarıyla ünlüdür. Siz İzmirli misiniz?

Eskişehir’de dünyaya geldim. Annem ve babam orada tanışıp evlenmişler. Babam işadamı, annem ise yüksek hemşire. Ben ilk çocuklarıyım. Bir de kız kardeşim var. İkimiz de Eskişehir’de dünyaya geldik. İzmir'e yerleştiğimizde 6 yaşındaydım. Annem, İzmir’de eğitim görmemizi istiyordu, öyle de oldu. Ortaokul ve lisenin ardından Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nü kazandım.


Tercihinizi neden Gazetecilik bölümünden yana kullandınız? 

Her zaman olayların neden-sonuç ilişkilerini araştıran bir yapım vardı. Örneğin bir olayla karşılaştığımda ‘neden, niçin bu olay olmuş’, ‘insanları bu hale getiren neden nedir’ diye sorgulamışımdır. O nedenle tercihimi gazetecilik eğitiminden yana kullandım.


Medyaya nasıl girdiniz? 

Çocukluğumdan beri spikerliğe meraklıyımdır aslında. Eski bir teybimiz vardı, mikrofonu teybe takar, mahalleye yüksek sesle şarkı söyler, metinler okurdum. Bütün mahalle beni bilirdi. O zamanlar mahalleye yayın yapardım yani.

Üniversitede okurken görselliğimle hocalarımın dikkatini çekiyordum. Sonra da hocalarım, diksiyonumun da düzgün olduğunu, spikerlik yapabileceğimi ve İzmir'deki bir yayın kuruluşunda staj yapmamın uygun olacağını söyledi. Benim de küçüklüğümden bu yana gönülden istediğim meslek bu olduğu için mutlu oldum. Böylece bir süreç başladı. Bu arada hemen TRT spikerlerinden diksiyon dersi almaya başladım. Hocaların hocası TRT’den emekli baş spiker Günay Oğuz’dan diksiyon dersi aldım. Kendisi genel kültür anlamında da tam donanımlı olarak beni yetiştirmiştir. Buradan sizin aracılığınız ile hocama sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Diksiyon derslerim sürerken bir yandan da stajım devam ediyordu. Her gün gidip haber yazıyordum. Ana Haber bültenlerini stüdyodan izliyordum. Bir pazar günü haber müdürüm ekrana çıkacağımı ve hazırlanmamı söyledi. Bende hazır olmadığımı söyledim. ‘Çıkacaksın, ya bugün ya hiçbir zaman’ dedi. Şaşkınlıkla kıyafet hazırlamaya koyuldum. Çalıştığım kanal İzmir’de ama ulusal bir yayın, tüm Türkiye izliyor. Onun vermiş olduğu bir heyecan var. O gün hiç unutmuyorum, apar topar yayına çıktım, ellerim tir tir titriyor. Hemen yanımda da suyum. Haberi seslendiriyorum sesim ister istemez ilk yayın olduğu için titriyor. Aralarda suyumu içeceğim ama heyecandan su bardağını ağzıma götüremiyorum. Ansızın çıktığım ekran önünde ilk günümü kazasız belasız atlattım. İlk denemeden sonra bu iş için uygun olduğumu söylediler. Artık her gün ekrandayım, 20.30 Ana Haber bültenlerini sunuyorum. Bu şekilde 1 yıl çalıştım. Daha sonra başka bir yerel kanal ile anlaşarak orada işe başladım. Bu kanalda şimdiki TRT’deki partnerim Hakan Urgancı ile birlikte Aktüel Sabah isimli, hafta içi her sabah yayınlanan ve yaklaşık 2,5 saat süren sabah kuşağı programını sunduk. Orada epeyce piştiğimi düşünüyorum. Sevgili Hakan’ın da bana çok yardımı oldu. O bana göre daha deneyimliydi. Böylelikle artık profesyonelliğe doğru giden bir süreç başlamıştı.


TRT süreci nasıl başladı? 

Çalıştığım yerel kanalda sabah programları, öğlen kuşağı, akşam haberleri derken 4 yılı geride bıraktım. 2001 ekonomik krizinden etkilenerek maaşlarımızı alamaz duruma geldik. Ne yazık ki bu özel kanalların sürecidir. Bir kriz olduğunda en çok medya sektörü etkilenir. O nedenle birer medyazede olarak çalıştığım kanaldan ayrılmak zorunda kaldım. Diğer bölgesel kanalda da yaklaşık 1 yıl boyunca sabah haberleri, ara haber bültenlerini sundum. Daha sonra beni TRT’deki bazı yöneticiler izlemiş ve beğenmişler. O dönemde onlarda bir sunucu arayışı içindelermiş TRT 2’de yayınlanan Bilişim Teknolojileri isimli program için. Konusunda uzman 2 kişi programda bulunuyor ama onlarla sunum yapacak birini aradıklarını söylediler, konuştuk ve başladım. Zaman zaman TRT 1’de de yayınlanan program TRT 2’de yayınlanıyordu. Program böylece 3 yıl sürdü.


Şu anda farklı bir program yapıyorsunuz. Turkuaz'dan bahsedebilir misiniz? 

Bir süre önce bizi çok heyecanlandıran bir gelişme yaşandı. TRT Turizm ve Belgesel Kanalı İzmir’e verildi. Çünkü TRT İzmir’de birçok arkadaşım var. Bir anda böyle bir kanalın açılması herkese çok büyük bir hediye oldu. Herkes bu kanalı sahiplendi. Yeni yeni projeler üretilmeye başlandı. Bu noktada da Hakan Urgancı ile birlikte bana sabah kuşağı programı sunmam teklif edildi. 1,5 saatlik bir program. Öncelikle memleketim ismiyle başladık programa. Daha sonra adı Turkuaz oldu. Mavi ile yeşil arasında bir renk olduğu için bana göre programa bu isim çok yakıştı. Program her sabah canlı yayınla ekrana geliyor. Stüdyo içinde Hakan Urgancı ile birlikte en az 3 bölgeye canlı bağlanarak oradaki gelenekleri görenekleri anlatıyoruz. Turizm konusunda, sanat çevresinde entelektüel alanda birçok konuğumuz oluyor. 1,5 saat boyunca hem söyleşiyoruz hem bağlantılar yapıyoruz. Aralık ayında başlayan programımız tüm hızıyla sürüyor. Yaz döneminde de süreceğini düşünüyoruz. Çünkü çok beğenildi. TRT çok güzel bir iş başardı ve bu boşluğu doldurdu. Böyle bir kanalın açılmasından dolayı çok güzel geri dönüşümler aldık. Turizm tutkunları bu kanalı izliyor. Kanalımız her sabah Fransızca, Almanca, İngilizce ve Türkçe olmak üzere 4 yabancı dilde yayın yapıyor. Bir süre sonra herkes kanalımızı sadece kumandalarını kullanarak istedikleri dilde izleme fırsatı bulacak. Bu çalışmalarımız son hızla devam ediyor. Kanal Ekim ayında açıldı. Bu konuda büyük bir boşluğu doldurduğumuzu düşünüyorum.


Yoğun bir çalışma temposu sürüyorsunuz. Peki, özel hayat desem. 

Eşim Metin Turan’la ilk görüşte aşk oldu bizimki. Çok enteresandır, İzmir Fuarı’nda tanıştık. O zamanlar sosyal bir çevrem oluşsun hem de okul giderlerime yardımcı olsun diye ajansa kayıt olmuştum. Fuarda bir firmada hosteslik yapıyordum. Bir gün eşim geldi. Göz temasımız oldu. Önce göz sevdası ile başladı. Telefonumu istedi. Tabii ben vermedim. O zamanlar cep telefonu yok. Standın telefonunu bulmuş, aramış. Şaşırmıştım. İlişkimiz başladığında 15 günde bir görüşebiliyorduk. İşleri çok yoğundu benim de sınavlarım oluyordu. Ama baktık ki birbirimize çok bağlanmışız. 1999 yılında ben üniversiteyi bitirir bitirmez dünya evine girdik. 3 yıl önce de kızım Nehir dünyaya geldi. İşlerimizden dolayı bebek düşünememiştik. Ama şu anda pişman oluyorum, neden erteledim diye. Keşke daha önce tatsaydım bu duyguyu. Ama hiçbir şey için geç değil. Eşim Metin Turan Alsancak Devlet Hastanesi Başhekim yardımcısı. İşimizin ayrı sektörlerde olması bence çok güzel. Böyle olmasının birbirimizin yıpranmasını engellediğini düşünüyorum. Onun alanı farklı, benim alanım farklı. Biz her zaman birbirimizin destekçisiyiz. Her zaman eşim işimle ilgili benim bir adım gerimde. Onun işi konusunda da ben onun gerisindeyim. Zaten bu şekilde yürüyor, karşılıklı fedakarlıklarla. Fazla müdahale etmiyoruz birbirimize o anlamda.


"Kızım söz konusu olduğunda akan sular duruyor"


Kızınızdan söz eder misiniz? Nasıl bir duygu anne olmak? 

Kızım Nehir 2007 yılının 13 Haziran günü dünyaya geldi. Aslında kızımı Temmuz ayında kucağımıza almayı bekliyorduk. Doktorumuz da öyle söylemişti. İşin açıkçası bende Yengeç burcu olacağı için seviniyordum. İkizler burcu olmasını istemiyordum. Ne yazık ki şartlar nedeniyle Haziran ayında dünyaya geldi. Çocuk doğurmayı bu kadar ötelediğim için pişman oldum. Her anne babanın tatması gereken bir duygu olduğunu düşünüyorum. Kızım şu anda herşeyin önünde. Nehir’i iyiki doğurmuşum. Kızım söz konusu olduğunda akan sular duruyor.


Güzel bir kadınsınız. Güzelliğinizle ilgili tescilli bir durum söz konusu sanırım.  

Üniversitede dikkat çeken bir bayandım. O dönemde bir güzellik yarışması düzenlenmişti. Arkadaşlar mutlaka katılmamı istedi. Bende arkadaşlarımın ısrarıyla yarışmaya katıldım ve ilk 3’e girdim. Yarışma beni daha da tanınır hale getirdi. Zaten bilirsiniz İletişim Fakültesi’nin kızları güzeldir ünlüdür. Hakikaten çok güzel ve bakımlıydık.


Karşıyaka’da yaşadığınızı biliyoruz. Nasıl buluyorsunuz Karşıyaka'yı?  

Karşıyaka’ya 16 yıl önce taşındım. Tam bir Karşıyaka sevdalısıyım, aşığıyım. Ben sahilde oturuyorum. Karşıyaka çarşısı bana çok ilginç geliyor. Alışveriş merkezlerini çok sevmiyorum. Bana göre gideceksin çarşı pazar dolaşacaksın, peynirin zeytinin kokusunu alacaksın. Sokak arası dükkanları keşfedeceksin oradaki esnafla sohbet edeceksin. Bu bana çok büyüleyici geliyor. Ben Karşıyaka sokaklarında büyülenmiş şekilde dolaşıyorum çünkü buraların bir ruhu var. Çok köklü bir geçmişi var. Yaşayan bir tarih. Bu nedenle çok büyüleyici geliyor. Eşimin bu konuda bana anlattığı bir hikaye var ben sizinle onu paylaşmak istiyorum. Karşıyaka çarşısının girişinde ortada uçuşan etekli kadın heykelinin bulunduğu bölüme “Hergele Meydanı” denirmiş. Şimdi hergele aslında kötü bir kelime gibi geliyor ama Anadolu’da başıboş gezen at-eşek sürüsü anlamına geliyor. O zamanlar bıçkın delikanlılar ama iyi aile çocukları orada toplanırlarmış. Hep aynı saatte toplanıp Karşıyaka kızları ile göz teması kurarlarmış. Böylece başlayan aşklar aylarca sürermiş. Buralarda tanışıp evlenen insanların varlığından söz ediliyor. O nedenle Karşıyaka bana platonik aşkların yuvası gibi gelir, farklı olduğunu düşünürüm.


"Günümüz ilişkilerinde her şey çabuk tüketiliyor. Çaba harcanmıyor, malesef ilişkiler de ucuzladı"


Halen öyle aşklar kaldı mı sizce?

Günümüze bakınca ilişkiler öyle değil. Hiç kimse kimse için çok fazla çaba harcamıyor. Her şey çok çabuk bitiyor. Her şey ucuzladı. Maalesef ilişkiler de ucuzladı. Umarım tablo tersine döner. Biraz daha emek sarf etmek gerek. İnsan çok kolay kazanılmıyor, o nedenle mücadele etmek gerek. Biraz dost biriktirmek gerek.


İzmir’in kadınlarını nasıl bulursunuz? Sizde bir İzmirli sayılırsınız.

Kadınlarımız çok güzeller, çok bakımlılar ben bile bir kadın olarak hemcinslerime bakınca hoşuma gidiyor. Çok güzel giyiniyorlar ve kendilerine bakıyorlar. Gıpta ediyorum onlara. Bunda Akdeniz ikliminin önemi var. Medeniyeti kucaklamış bir kent olarak İzmir kadını çok çağdaş ve modern. Zaten İzmir’de çok güzel bir kent.


İdeallerinize ulaştığınızı düşünüyor musunuz?

İş hayatımda ideallerime ulaştım sayılır. TRT’de çok güzel bir programa başladım. Mutluyum. Benim için en önemli şey mutlu olmak aslında. Çok fazla hırslarımın kurbanı değilim. İşimi yapıyorum, İzmir gibi çok güzel bir kentte yaşıyorum. Medya sektörünün iyileşmesi de en büyük temennim. Bu sektöre emek veren çok insan var. Umarım bu sektör iyi yerlere gelir. Çünkü medya bir milletin gelişmesinde kalkınmasında çok önemli bir rol oynuyor ve çağdaşlık göstergesi. Bir ülkede medya ne kadar iyiyse ne kadar kaliteliyse o ülkede o toplum kadar çağdaş olur.


Ekran arkasından gelen tepkiler nasıl?

Kendinle ilgili her zaman azimli ve planlı programlı oldum. Kendime hep hedefler koydum ve hedeflerimi gerçekleştirdim. Bunda ailemin de eşimin de çok büyük katkısı var. Sonra bir elin 5 parmağını geçmeyecek kadar dostlarım var. Onlarda hep benim yanımda oluyorlar. Alçakgönüllü olduğuma güler yüzlü ve doğal olduğuma inanıyorum. Bu doğallığımı ekrana da taşıdığımı düşünüyorum. İzleyicilerden gelen tepkiler de bu yönde.