Güncel Haberler:

Mavi Bisiklet'in Değerli Yönetmeni Ümit Köreken

03.01.2017

Röportaj: Melis YORGANCIOĞLU



Başarısı ile adından çokça söz ettiren sinema filmi

MAVİ BİSİKLET’in

Değerli Yönetmeni Ümit KÖREKEN

53’üncü Uluslararası Antalya Film Festivali’ne Yönetmen Ümit KÖREKEN’in filmi “Mavi Bisiklet” damgasını vurdu. En iyi Film seçilen “Mavi Bisiklet” Ümit KÖREKEN’e ‘En İyi Yönetmen’ ve ‘En İyi Senaryo’ ödüllerini getirmişti.

Dünya Prömiyerini Berlin Film Festivali’nde, Türkiye prömiyerini İstanbul Film Festivali’nde yapan “Mavi Bisiklet”, Paris’te yapılan 27. Cine Junior Film Festivali’nde, Dakka Film Festivali’nde, 18. Stocholm Çocuk ve Gençlik Filmleri Festivali’nde yarışacak.

Yönetmen Ümit KÖREKEN‘e; onca yoğunluğu arasında, değerli vaktini bize ayırdığı için teşekkür ediyorum... Kendisi ile yaptığım röportajımız; keyifle okumanız için, sevgiyle...



“Çekmecemizde bekleyen onlarca proje var.”



Öncelikle; başarılarınız için çok tebrikler. Okuyucularımız için, bize biraz kendinizden, Ümit Köreken’den bahseder misiniz?


1978 yılında Akşehir’de doğdum. İşletme Bölümü’nü bitirdim. Çocukluğumdan itibaren öyküler yazdım. 2002 yılında TRT Radyo Tiyatrosu yarışması olduğunu duydum ve Zeus adındaki ilk radyo oyunumu yazdım. Zeus ile ikincilik ödülü aldım ve profesyonel yazarlık hayatım böylece başlamış oldu. Sonrasında yine radyo için oyunlar, takma adlarla dergilere öyküler yazdım. Eşim Nursen ile tanıştıktan sonra birlikte üretmeye başladık ve yine radyo oyunları ve tiyatro oyunları yazdık. Hep sinema üzerine çalışmayı hayal ediyorduk. Geniş bir film arşivimiz vardı ve her gün mutlaka bir film izliyorduk. 2010 yılında Mavi Bisiklet ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan Senaryo Yazım Geliştirme Desteği aldık. Sinema yolculuğumuz böylece başlamış oldu.

“Mavi Bisiklet”, gerçek öykülerden oluşuyor. Peki, filmin çıkış noktası neydi?

Uzun yıllardır çocuk ve gençlerle çalışıyor, onlar için projeler üretiyorduk. Projelerimizi yurt dışı dahil daha geniş kitlelere ulaştırmak gibi bir hedef belirlemiştik. Uzun zamandır “Çocuklar yetişkin dünyasında gördükleri bir adaletsizliğe kendi çocuk dünyalarında nasıl çözüm üretebilirler?” sorusu üzerine düşünüyorduk. Mavi Bisiklet bu sorunun üzerine şekillendi.

“Mavi Bisiklet”ten; filmden, senaryodan, hazırlık ve çekim sürecinden bahsetmenizi istesem..

Senaryo aşamasında birçok ulusal ve uluslararası fona ve ortak yapım marketine katıldık. Her birinden çok büyük tecrübeler edindik ve bu tecrübelerimizi senaryoya aktarmaya çalıştık. Filmin hazırlığı ve çekimi toplam 6 yıl sürdü diyebiliriz. 2013 yılında Kültür Bakanlığı’ndan yapım desteği aldıktan sonra filmi çektiğimiz yer olan Akşehir’de çocuklarla ve gençlerle sinema, tiyatro, kamera önü oyunculuk ve drama alanlarında çalışmaya başladık. 2 yıl boyunca 400 kadar çocuk ve gençle çalıştık. Ön yapımda bu sayı 100’e kadar düştü. Hazırladığımız özel programla çalışmalarımıza devam ettik. Çekimler yaklaşık 5 hafta sürdü. Çekimlerin ortasında Akşehir’de son 25 yılın en sert kışı yaşandı. Yine senaryo üzerinde revizeler yaparak soğuk ve karlı havayı kendimiz için bir avantaja dönüştürdük.



“Nursen ile birbirimize duyduğumuz aşkın, Mavi Bisiklet’in buralara kadar gelmesinde büyük rolü var.”

Filmde; Ali’nin platonik aşkı Elif var. Ve ona karşı yapılan haksızlık sonucunda ateşlenen adalet arayışı... Hem de o, en çok almayı istediği mavi bisikletten vazgeçecek kadar... Peki, aşkın insan hayatında, başka alanlarda da, kişiye ivme kazandırdığını düşünüyor musunuz? Keza, değerli eşiniz Nursen Çetin Köreken'in tüm desteği ile filmde hem senaryoda hem de yapımcı olarak sizin yanınızda olduğunu görüyoruz..

Aşk yaşamdaki en güçlü ve uğruna mücadele edilecek hislerden biridir. Nursen ile birbirimize duyduğumuz aşkın da Mavi Bisiklet’in buralara kadar gelmesinde büyük rolü var.

İlk filminiz “Mavi Bisiklet” ile en iyi yönetmen ödülünü kazandınız. Ödülü bekliyor muydunuz?

Evet, en iyi yönetmen ödülü bekliyordum. Bunun Antalya’dan gelmiş olması benim için çok anlamlı. Çünkü sinemasını çok sevdiğim bir jüri başkanı ve alanında isim yapmış değerli jüri üyeleri vardı.

“Yine üzerinde çalıştığımız uzun metrajlı bir proje var.”


İlk filminizde ödül aldınız. Siz ve tüm ekibiniz için büyük bir gurur olsa gerek diye düşünüyorum. Bizim de bir sonraki projeniz için meraklanmamızı sağladınız. Önümüzdeki yeni proje veya projelerinizden bahsetmenizi rica etsem..


İlk filmimizle ödül almanın yanı sıra dünyada yirmiden fazla festivalin yarışmalı bölümüne davet edildik. Doğudan batıya pek çok ülkeye gittik. Filmle ilgili harika tepkilerle karşılaştık. O insanlara ulaşabildiğimizi, evrensel bir hikaye anlatırsanız aslında aynı dili konuştuğumuzu gördük. En son 19. Olympia Çocuk ve Gençlik Filmleri Festivali’nde en iyi genç erkek oyuncu ve Yunanistan Film Kulüpleri Birliği Özel Ödülü’nü aldık. Bütün bu gördüklerimiz ve yaşadıklarımız yeni projelerimiz için de ilham verici oldu. Çekmecemizde bekleyen onlarca proje var. Nursen’in “Arayış” adında kimsesiz çocuklarla ilgili bir senaryosu var. Yine üzerinde çalıştığımız uzun metrajlı bir proje var ve senaryosunu Mart ayında tamamlayacağız. Uzun metrajlı hikayemizi yazarken 14 yaşında, yürüme ve işitme engelli yüzücü bir gencin hikayesine rastladık. Onun da önümüzdeki süreçte bir belgeselini yapacağız. Kısacası projelerimiz var ve üretmeye, çalışmaya, sürdürmeye ve inanmaya devam edeceğiz.

Akşehir’de, uzun yıllar boyunca, yaklaşık 400 çocuk ile çalışmışsınız. Çocuklar ile çalışmak nasıl bir duygu? Hiç zorluk yaşadınız mı?

Çocuklarla çalışırken onları anladığınızı, bir birey olarak gördüğünüzü, fikirlerine değer verdiğinizi hissettirebilirseniz dünyanın en keyifli işini yaparsınız. Kendinizi eğlenceli oyunların içinde bulursunuz. Biz her zaman çocuk ve gençlere bu gözle baktık ve bakmaya da devam edeceğiz. Onların sorunlarını, dünyaya bakış açılarını çok önemsiyoruz. Ve onlar her zaman filmlerimizde olmaya devam edecekler.

Film setinde gerçekleşen komik veya sizi etkileyen bir anınız oldu ise, bizler ile paylaşmanızı istesem?

Filmdeki balık tutma sahnesi en zor sahnelerden biriydi. Çocuklar kocaman çizmelerle suyun içinde koşarken epey zorlandılar. Bir ara onları motive etmek için asistanımla ben nehre girip balık avlama sahnesini oynadık. Öyle coşkuluyduk ki ikimiz de baştan aşağı sırılsıklam olduk. Çocuklar ondan sonra o coşkuya katıldılar ve sahneyi çok daha iyi çekebildik.

“Eşim Nursen ile İzmir’de tanıştık”



İzmir’e daha önce geldiniz mi? Veya ne kadar sıklık ile geliyorsunuz?

İzmir'de 2003-2005 yılları arasında yaşadım. Benim için yeri çok özeldir. Çünkü, İzmir’de Nursen’le tanıştık. Güzelyalı en sevdiğim yerlerdendi o zaman. Sahile inip saatlerce yürüdüğüm ya da bir banka oturup uzun uzun kitap okuduğum olurdu. Sonra Nursen’le Karşıyaka’ya gidip gelmeye başladık. Oradaki balıkçılar favorimizdi. İzmir’e her yıl üç veya dört kez geliriz mutlaka.

İzmir’imiz hakkında ne düşünüyorsunuz? Veya şöyle demeliyim sanıyorum İzmir’de film çekmeyi düşünür müydünüz?

İzmir doğal bir film platosu gibi. Her şeyi bulabilirsiniz İzmir’de. Tabii ki İzmir’de film çekmeyi düşünürüm. Düşünüyorum da… Fakat, özellikle bağımsız film çekimlerinde yerel desteklerin büyük önemi var. İzmir’de daha çok yerel destek bulunabilirse daha çok film çekilecektir. Bunun ötesinde büyük bir film festivaline ihtiyacı var bence.

“Mavi Bisiklet”, Aralık ayında ülkemizde vizyona girdi. Ancak sanıyorum ki süreciniz devam ediyor, festivaller hakkında bilgi verebilir misiniz?

Evet, 2 Aralık’ta vizyona girdi. 10 Aralık’ta İzmir seyircisi ile buluştuk. Çok güzeldi. Katılan herkese teşekkür ediyorum. Vizyon süreci şu anda devam ediyor. Mavi Bisiklet’in dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nde yaptık. Sonrasında ulusal ve uluslararası çok değerli festivallere katıldık. Önümüzdeki süreçte Paris’te yapılan 27. Cine Junior Film Festivali’nde, Dakka Film Festivali’nde, 18. Stocholm Çocuk ve Gençlik Filmleri Festivali’nde olacağız. Davetler gelmeye devam ediyor. 2017 sonuna kadar festival yolculuğumuz devam edecek gibi görünüyor.

Son olarak, Ege Life okuyucularımıza söylemek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Ege Life çok sevilen ve takip edilen bir dergi. Buradan okuyuculara filmlerimizi takip etmelerini ve mutlaka izlemelerini öneriyorum. Bağımsız filmler festivallerden sonra izleyicinin desteği ile devam edebiliyor. Biz film ekibi olarak onlarla istedikleri zaman filmi konuşmaya hazırız.