Güncel Haberler:

Metraji Kısa, Hikayesi Uzun: İzmir Kısa Film Festivali

15.07.2016

KASIM - 2016

Haber ve Fotoğraf: Mehmet Emin AL


1-6 Kasım Tarihleri Arasında 78 Ülkeden Gelen 427 Filmi İzleyicilerle Buluşturan 17. İzmir Kısa Film Festivali, Büyük İlgi Gördü.

Bu yıl 1-6 Kasım tarihleri arasında 17.si düzenlenen İzmir Kısa Film Festivali'nin öncesinde festivalin koordinatörü, yönetmen Yusuf Saygı ile bir araya geldik. Finale kalan 427 filmin içindeki İzmirli başarılı yönetmenleri, politik bir eylem olarak sinemayı ve festivalin İzmir'e katkısını konuştuk.

C (Aylak Adam), sevgilisiyle bir sinema salonuna girdiklerinde dışarıda kalan hayat, içerideki zamanın, mekanın ve perdenin farkında değildi. Bir süre sonra salondan çıkanlar da aynı şekilde, dışarıda kaldırımları süpüren rüzgardan ve tozlu kaldırımlara çiseleyen sonbahar yağmurundan habersizdi. Genç sevgililer sinema çıkışı kısa süren katarsisten uyanarak karanlığın ortasından geçen arabaların arasından ve seslerin içinden yürüyerek sustular bir süre. C sevgilisine dönüp: "İçinden çıkılmayan bir sinema yapsalar keşke" dedi.

Festival için yoğun emek harcıyorlar

Bizim için dünyayı içinden çıkmak istemediğimiz bir sinemaya çevirmeye çalışan,  festival düzenlemek için onca çaba ve emek harcayan "Don Kişot"ların hikayeleri, çoğu zaman bizim izlerken duygulandığımız, güldüğümüz ve ışıkları içinde kaybolduğumuz o perdenin gerisinde ve karanlıkta kalıyor belki de. Günlerce uyumak için bile fırsat bulamayan ve ekip arkadaşlarıyla beraber hazırlıklarını yaptıkları İzmir Kısa Film Festivali'ni bu yıl on yedinci kez düzenleyen yönetmen Yusuf Saygı ile İntegral Kamuoyu  ve Pazar Araştırma Şirketi'nde buluştuk. Röportaj öncesi gazeteci ağabeyimiz Ümit Yaldız, bize hangi mevsimde hangi balığın yeneceğini anlatırken, uzak ve mavi denizlerden taşan rüzgarlı dalgaların gelip dinlendiği koyları ve balıkçıların ağlarına takılan sabah sularını düşündüm...

Japonya'dan İtalya'ya 78 ülkeden başvuru

Tıraşlı ve güleç yüzüyle karşıma oturup bu yıl 17. kez düzenlenecek olan İzmir Kısa Film Festivali'ni  konuşmaya başladığımız yönetmen, görüntü yönetmeni ve senarist Yusuf Saygı, bu işe nasıl başladığını anlatmaya başlıyor. Festivalin ilk kordinatörü olan Kayhan Kırmızıgül'e yardımcı olmak üzere başlamış... "Kayhan yorulunca kendimi işin içinde buldum" diyor. 15. İzmir Kısa Film Festivali'ni, yani  üç yıl öncesini anlatırken, sahneye çıkmak için hazırlık yapamamış ancak repliklerini doğaçlayan usta bir oyuncu gibi durumu idare ediyor. Bu yıl 1-6 Kasım 2016 tarihlerinde binlerce sinemaseverle buluşacak olan 17. İzmir Kısa Film Festivali'ne dair oldukça fazla başvuru olduğunu söylüyor Saygı. İtalya'dan İsviçre'ye Japonya'dan Norveç'e kadar 78 ülkeden gelen1000'i aşkın filmden tam 427'sinin izleyici ile buluşacağını söylüyor.

Dört kategoriden filmler var

Kurgu, belgesel, deneysel ve animasyon kategorilerinden oluşan 427 film için Saygı, son yıllarda hızla artan izleyecilerini düşünerek bu yıl yedi farklı salonda gösterimler yapılacağını müjdeliyor. Başta Fransız Kültür Merkezi, İzmir Sanat ve Karşıyaka'da bulunan Karşı Sanat Merkezi bu salonlardan... Festivalin sponsorları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Beleldiyesi, Karşıyaka, Buca gibi bazı ilçe beleldiyeleri, üniversiteler ve sinema dernekleri bulunuyor. İzmir'de sinema ve benzeri kültür sanat çalışmaları için sponsor bulamamanın aslında bir bilinç yetersizliğinden kaynaklandığını üzülerek, festivalin içeriğini ve katılan filmlerin oldukça iyi olduğunu ise heyecanla anlatıyor.

Sinemanın yarını umut veriyor

Bu yıl finalist olan ve 1-6 kasım tarihleri arasında gösterime girecek olan 427 filmin arasında çok sayıda yabancı yönetmen olmakla birlikte İzmirli yönetmenlerin de olduğu ve bu genç yönetmelerle oyuncuların umut verdiğini söylüyor. Yusuf Saygı "Bugün İzmir Kısa Film Festivali'ne katılan yönetmenler yarının uzun metrajlı filmlerinin yönetmenleri olacak. İçlerinde finale kalan başarılı, umutlandıran İzmirli yönetmenler var. Bu ayrıca sevindirici bir durum. Örneğin Antalya Film Festivali'nde seyici ödülü alan Metehan Şereflioğlu gibi isimler var ki, sinemanın yarını konusunda bana oldukça umut veriyor" diyor.

"Bu yıl atölye çalışmalarına ağırlık verdik"

Saygı, hızla büyüyerek uluslararası hale gelen festivalin bu yıl atölye çalışmalarına ağırlık vereceklerini şu sözlerle aktarıyor: "Festivalde bu yıl ağırlık verdiğimiz konulardan biri de atölye çalışmaları oldu. Yönetmenlik, oyunculuk ve yaratıcı yazarlık gibi atölyelerde çalışmalar yapacağız. Festivale gelen yönetmenler, oyuncular ve sinemacı olmak isteyen gençlerle bire bir yakın çalışma içinde olacaklar."

"İzmir'in bir filmi neden çekilmesin"

Festival programını ve detaylarını seyirciler için online haber olarak önceden bilgilendireceğimizi konuşarak, festivalin izleyicilerin yanı sıra İzmir'in tanıtımına ne gibi katkılar sağlayacağını da konuştuk. Ellerinde çok sayıda yönetmen ve görüntü birikimi olduğuna dikkat çeken Saygı, "Düzenlediğimiz İzmir Kısa Film Festivali'nin bu yıl on yedincisi... Elimizde oldukça görüntü var. Yönetmenlerin iletişim bilgileri, kurduğumuz dostane ve profesyonel ilişkiler var. Yarın öbür gün elimizdeki bu birikimle İzmir'i kültür sanat, sosyo-ekonomik alanlarda, uluslararası arenada  kolaylıkla tanıtabiliriz. Festival filmlerini Avrupa ve Uzak Doğu ülkelerindeki film festivallerine götürüyoruz. Zaten İzmir'den gidiyor oluşumuz önemli bir katkıyken, neden elimizde bunca birikim varken tarihiyle, kültürüyle, inançlarıyla bir İzmir filmi çekmeyelim ki? Tıpkı Ferzan Özpetek'in İstanbul Kırmızısı gibi... İstanbul'u çok güzel anlatmış..." şeklinde konuşarak, İzmir'in geleceğine dair bir planlama yapabileceklerine işaret ediyor.

"Çünkü ezen de ezilen de insandır"

Yönetmen olarak sinemayı nasıl algıladığını, yaşamı perdeye aktarırken nasıl bir perspektiften baktığını, sinemanın kendisi için politik bir eylem olup olmadığı gibi sorularımıza ise Saygı, şöyle cevap veriyor:

"Nefes almak bile çoğu zaman politik bir eylemdir ancak ben sinemayı insan hikayesi üzerinden, herhangi bir siyasi kimliğe soyunmadan görmeyi tercih ederim. Örneğin yönetmen Tolga Karaçelik'in "Sarmaşık" filmi izlendiğinde aslında oldukça politik olduğu görülür, ancak siyasi bir taraf olmadan anlatmayı başarmıştır. İsteyen politik, isteyen de bir gemide mahsur kalan işçilerin yaşadığı çaresizlik olarak algılayabilir. Ben insanı anlatırım, izleyici nasıl algılamak isterse bu onun hakkıdır. Siyasi değil insanidir benim baktığım perde... Çünkü ezen de insan ezilen de..."