Güncel Haberler:

Müziğe Yeni Bir Soluk: "ZIMBA" Gibi Bir Grup

01.09.2017


Müziğe Yeni Bir Soluk:

"ZIMBA"

Gibi Bir Grup


2007 yılında tesadüfler ile bir araya gelen grup üyeleri tarafından kuruluyor Zımba. 2012 yılına kadar albümleri olmadan yollarına devam ederken, yıl denilen sayaç 2012’yi gösterdiğinde ilk single çalışmaları olan “Karamsar Olmamak Lazım”, müzik piyasasına Zımba gibi bir giriş yapmalarını sağlıyor. 50’den fazla yerel radyo ile 15 ulusal Radyo ve TV kanalları ile dinleyici ile buluşan grup, D&R müzik marketlerde Türkçe Pop/Rock single kategorisinde ilk haftada 3. numara olmayı başarıyor.



2013 yılında "Beden Sana Dokunamayınca" single çıkışından sonra yeni şarkılar için sessizliğe gömülen grup, 2014 yılında 50’ye yakın besteleri ve genişlettikleri repertuvarları ile konser ve stüdyo çalışmalarına başlıyor. 2017 Ağustos ayında yeni single ile yeniden doğuş için hazırlıklar tamamlanıyor ve albümleri Ağustos'un başında piyasaya sürülüyor. 


Sevenleri için ve müzik dünyasına yeni bir soluk getirmek amacıyla yaptıkları çalışmalar sonuç vermiş. 5 farklı rengin bir araya gelmesiyle oluşan renk cümbüşü, şarkılara da yansımış ve yepyeni bir cover soluğu oluşturmuşlar. “Ters Köşe” sloganıyla dinleyenleri bildikleri ritimlerle bambaşka bir şarkının dünyasına atıveriyorlar. Yeni bir dünyaya Zımba gibi bir giriş bileti, grubun ritminden geliyor. Biz de sizler için grubun solisti Murat ARDA ile keyifli bir söyleşi yaptık. 


5 FARKLI RENGİN BİR ARAYA GELMESİYLE OLUŞAN BİR BÜTÜN: ZIMBA



Sizin için ''5 farklı rengin bir araya gelmesiyle'' oluşan grup deniliyor. Bir araya gelmesi nasıl oldu peki bu farklı renklerin?


Bir bilgisayar mağazasında ürün seçerken tanıştık aslında. Bilgisayar yedek parçası satın alırken benim ev arkadaşımla, Doğuş ve Gökçe tanıştılar ve çok hızlı bir şekilde kaynaştık. Böylece grubu 4 kişi olarak kurmuş olduk. Ben o dönem davul çalıyordum. Ancak o dönem birkaç solist deneyip, verim alamayınca şarkı söylemeye karar verdim. Sesimi keşfeden de ev arkadaşımın nişanlısıydı. (gülüyor) Daha sonra Orbay'ı bir konserde izleyip teklif götürdük. O da "Ne zaman başlıyoruz?" deyince kadromuz şekillenmiş oldu. Ancak ev arkadaşım (kurucu gitaristimiz) iş hayatı sebebiyle bizimle devam edemedi ve Sergen'in gruba katılmasına kadar olan süreçte bize klavyede Levent Kalan eşlik etti. Yolculuğumuz boyunca bize eşlik eden Tüm arkadaşlarımıza selam olsun...


Aslında 2007'de kurulmuşsunuz ve on yıllık geçmişi olan bir grupsunuz. Fakat ilk albümünüz 2012'de piyasaya çıkmış. Bu bekleme süresinin bir sebebi var mı?


Bu bir süreç. Aşamaları var ve bu aşamalardan geçmezseniz tökezlersiniz. Biz o güne kadar hem kişisel gelişimlerimize hem de şarkılara odaklandık. Zaten grup müziği yapıyorsanız birbirinize alışmanız ve anlamanız için de bir zaman geçmesi şart. Bu dönemde biz yaklaşık 30 şarkı yazdık, bir yandan da aranjman tecrübelerimizi geliştirmiş olduk. Albüm sürecine hazır olmamız ancak 2012 yılını buldu. 

Sonra 2013'te bir single çıkarmışsınız. En son albümünüz de bu Ağustos ayının başında çıkmış. Yine uzun bir ara var... Böyle parça parça gitmeyi tercih etmenizin bir sebebi var mı?

Aslında bu bizim tercihimiz değildi. İlk EP'mizi yayınladıktan sonra iki şarkımıza klip çektik. Yeni bir grup olarak işimiz daha zordu. Dolayısıyla tanıtım sürecimiz uzun sürdü. Arayı çok açmak istemediğimiz için de 2013'te en azından bir single ile dinleyicilerimize "Buradayız." demek istedik. Sonraki sessizliğimiz ise menajerimizle yollarımızı ayırmamız nedeniyle gerçekleşti. 2 yıllık bir nadasımız oldu. Aslında iyi ki olmuş; çünkü bu esnada yaklaşık 20 şarkı daha yazdık ve çalışmalarımıza hiç ara vermedik. Şimdiki menajerimiz Bora İzbilir'le anlaştıktan sonra da hızla albüm kayıtlarına girdik.


Aslında sizin için hep yeni, hem de eski bir grup diyebiliriz. Bundan sonraki müzik hayatınızda hedefleriniz neler?

Bilinirliğimizin hızla arttığını görüyoruz; çünkü bir çok şehirden dinleyicilerimiz bize ulaşıp güzel mesajlar atıyor... Elimizden geldiğince de cevap vermeye çalışıyoruz. Hedefimiz; müziğimizin paylaştığı duyguyu ulaştırabildiğimiz kadar çok müziksevere iletebilmek.... Konserlerimizde bağıra çağıra şarkılar söylemek...



Beş kişilik bir grubu ayakta tutmak zor mu?

Ayakta tutmak için özel bir çabamız olmuyor; çünkü herkes severek yaptığı işi, sevdiği kişilerle yapmaktan memnun. Bazı zorlukları var tabii; 5 farklı insanın farklı düşünceleri, farklı zevkleri, farklı özellikleri var. Müzik yaparken bu sizi güzel bir senteze götürürken, yemek siparişi vermek bir hayli zorlaşıyor. (gülüyor)

Grubunuzun olumlu ve olumsuz bulduğunuz yanları neler?

Olumsuz bir özelliğimiz yok diyebiliriz aslında. Ekipte herkes birbirini anlıyor ve aynı hedefe odaklı. Olumlu özelliğimiz ise birbirimize bağlılığımız... Kardeş olmak gibi bir durumumuz var ve bunu seviyoruz... Müzik dünyasında şarkılarımız kendi yerini bulsun istiyoruz.

Grubun ismi neden Zımba peki?

Zımba, grubu kurduğumuz dönemde bizimle birlikte çalan gitaristimizin önerisiyle ve konserlerimizde insanların bize sürekli "Zımba gibi grup oldunuz." demesiyle seçtiğimiz bir isim oldu... Adımızı yansıttığımızı konserlerimizde hala söylerler sağ olsunlar. (gülüyor)

Belki klasik bir soru olacak ama neden müzik yapıyorsunuz? Müzik, hayatınızda neye tekabül ediyor?

Müziği birçok şeye benzetebilirim; bir sevda derim, bir hastalık derim, saplantı derim... Hangisini dersem diyeyim sonucu aynı olacak; çünkü kurtuluşunuzun olmadığı bir yolculuk... Sonu olmayan bir yol... Yolculuk sonsuzsa, yol sonsuzsa ve bu sevda sizi ele geçirmişse, müzisyensiniz demektir...

Şimdi "Söyle" adında yeni bir albüm yaptınız. Bize biraz bahseder misiniz bu albümden?

"Söyle" adındaki yeni EP'miz, 4 şarkı ve 2 versiyondan oluşuyor. İlk EP'mizde olduğu gibi, bu 4 şarkıda da samimiyetimizi korumaya çalıştık. Şarkıların içtenliğini seviyoruz.



Şarkılarınızda daha çok nelerden bahsediyorsunuz?

Ayrılıktan, ayrılıktan sonra hayatın devam ettiğinden ve her şeyin eskisinden daha güzel olabileceğinden... Albümün tamamının besteleri ve sözleri yaşanmış olaylardan esinlenerek yazıldı.
Şarkıları ve besteleri kim yapıyor grupta genel olarak?

Genellikle ben yazıyorum ama hepimiz bir şeyler ekliyoruz söz ve müzikte.

Kendi müziğinizi nasıl tarif edersiniz kısaca?

Olması gerektiği gibi. Dozunda bir müziğimiz var. İçten anlatımlarla gerçek duyguları aktarma gayretindeyiz sadece. Konserlerde ters köşe sloganı ile eskilerin popüler şarkılarını kendimize has bir yorumla seslendiriyoruz. Yani Barış Manço'dan Gülpembe ile başlayan şarkımız, bambaşka bir şarkıyla devam ediyor. Şarkılarımız arasında şarkıdan şarkıya atlamak da dinleyenlerimizin en çok sevdiği ve şaşırdığı şey oluyor. Kendi bestelerimiz haricinde, dinleyenleri şarkıdan şarkıya ve anılarına götüren bir rock grubu diyebiliriz.

Yabancı veya yerli isimler arasında kendi tarzınızı en yakın gördükleriniz hangileri?

Türkiye'de kaliteli sözlerinde hikaye barındıran bütün grupları çok seviyor ve dinliyoruz. Yabancı Jason Mraz, sound olarak da Maroon 5 diyebilirim.





Türkiye'de yapılan müziğe dair neler söylemek istersiniz?

Muazzam bir gelişim sürecindeyiz; ancak kaliteyi arttırma gayretinden biraz uzak buluyorum şu anki piyasayı... Bir şekilde belli bir yere gelen müzisyenler, o geldikleri yeri kaybetme korkusundan mıdır bilmem ama hep aynı şeyi yapmaya başlıyor. Yeniliğe kapalı bir durum var. Bütün kariyerini aynı şarkıdan 40 tane yaparak sürdürenler var. Çünkü "Birincisi turmuştu, aman buradan devam edeyim." diyor sanırım. Sektördeki herkesin şikayeti aynı; ama yeniliğe de bir o kadar kapalı bu sektör. Yenilik demek yeni isimler olduğu kadar yeni soundlar, yeni sesler, yeni sözlerdir bana göre... Şu an bakıyorum, yeni isimler sürekli çıkıyor ama şarkıları, sesleri ve sözleri hep aynı... Bakalım ne zaman bir dur denilecek buna.

Yeni albüm tanıtımı için konserleriniz başladı mı?

Başladı. Türkiye'nin her şehrine gitmek istiyoruz ve bu konuyla ilgili de güzel bir ekiple çalışıyoruz. Yakında tur planımızı paylaşacağız.

Tanıtım konserlerindeki rotanızda İzmir de var mı?

Tabii ki var... İzmir'e aşığız diyebiliriz, İzmir başka bir duygu bizim için. Albümden önce Ooze Venue'de konser yaptık .Yeni albümle beraber yakın zamanda yeniden gelmeyi çok istiyoruz.

Bu güzel röportaj için teşekkür ederiz. Bunların dışında neler söylemek istersiniz? Dinleyicilerinize ve Ege Life Dergisi okuyucularına söylemek istediğiniz son bir şey var mı?

Hep söylediğimiz şeyi söylemek isterim tekrar; müzik paylaştıkça büyüyen bir nimet insanoğluna... Okurlarımızdan ve dinleyicilerimizden şarkılarımızı paylaşmalarını ve sosyal medyadaki hesaplarımızı takip etmelerini bekliyoruz... Hepsini çok seviyoruz. Ayrıca İzmir'de olmak ve sizinle röportaj yapmak çok keyifliydi. Misafirperverliğiniz için biz de çok teşekkür ederiz.


Murat ARDA



Grubun solisti Murat ARDA, Eylül 1980 doğumlu. Müziğe 1999 yılında davul çalarak başladı. 2006 yılında çalmayı yeni öğrendiği gitarıyla ilk bestesi olan “Atmasyon”'u yapmış. 2007 yılında Zımba' nın kurulmasından bu yana beste ve sahne çalışmalarına halen devam etmekte.


Gökçe ÇAĞATAY


Grubun diğer renklerinden olan ve bas gitar ile kulakların pasını silen Gökçe ÇAĞATAY, Mart 1982 doğumlu. Gökçe, müzisyen bir dedenin müzisyen torunu... Müzik hayatına müzisyen olan dedesi Sabri Güvendik’ten aldığı eğitimle 2000 yılında başladı ve ondan aldığı ilhamla üretken tarafını keşfederek Bursa’da birçok sahne çalışmasında görev aldı. 2007 yılında Zımba’nın kuruluşunda bulunarak o günden bu yana Zımba’yla beste ve sahne çalışmaları yapmaya devam etmektedir.



Doğuş ÇÖLOK



Zımba'nın elektrogitaristi Doğuş ÇÖLOK, Mart 1985 Bursa doğumlu. Müzik hayatına 2005 yılında kendi işletmeleri olan gece kulübünde gitar çalarak başlayan Doğuş, Zımba grubunu kurana kadar birçok grupla sahne almış. 2007 yılında Zımba’nın kuruluşunda bulunarak beste ve sahne çalışmalarına halen devam etmekte.


Orbay Hakan BALIKLIPINAR



Zımba’ya sonradan dahil olan iki isimden ilki: Orbay Hakan BALIKLIPINAR, grubun davulcusu… Kasım 1981 Bursa doğumlu. 2003 yılında üniversitede amatör gruplarla çalmaya başlayan müzik hayatı 2005-2007 yılları arasında Bursa’da çeşitli gruplarla çalıştıktan sonra Zımba'ya dahil olmuş. Halen Zımba’yla beste, kayıt ve sahne çalışmalarına devam etmekte. 

Sergen TAŞDEMİR 



Grubun en genç ve son üyesi olan Sergen TAŞDEMİR, Eylül 1993 Kars doğumlu. Babasının müzisyen olması sayesinde müziğin içinde doğan Sergen, sekiz yaşından itibaren tuşlara dokunmaya başlıyor. 2013 yılında yapmak istediği şeyin müzik dinlemek değil, müzik yapmak olduğuna karar vermiş ve mühendislik öğrenciliğini bırakmış. Böylece kendi evine taşınarak müzisyen kariyerine profesyonel şekilde başlamış. Bursa’da birçok mekanda ve orkestrada yer alırken, yolu 2016 yılının ilk günlerinde Zımba ile kesişiyor.