Güncel Haberler:

Nisan 2019 : Edebiyatta Neler Oluyor?

01.04.2019



Merhaba sevgili kitap kurdu okurlarımız. Baharın gelmesiyle içinizi açacak, derin düşüncelere dalmanızı sağlayacak, birbirinden güzel kitaplarımızla bu ay edebiyat köşemiz yine dopdolu. Kahvenizi alıp baharın güzel kokusunu içinize çekerek tüm dertlerinizi bir kenara iteceğiniz, her yeni güne sizi yeni umutlarla uyandıracak keyifli okumalar dileriz.


Kitapla ve bol okumayla kalın…

Çok Satanlar

Bir Ömür Nasıl Yaşanır? 

Hayatta Doğru Seçimler İçin Öneriler

Yazar: İlber Ortaylı
Yayınevi: Kronik Kitap Yayınevi



Gör Beni-İki Devrin Hikayesi



Yazar: Akilah Azra Kohen
Yayınevi: Everest Yayınları

Ölüler Diyarı



Yazar: Jean-Christophe Grange
Yayınevi: Doğan Kitap

Hayat Cesurlara Torpil Geçer

Yazar: Bircan Yıldırım
Yayınevi: Destek Yayınları

Bir İdam Mahkumunun Son Günü



Yazar: Victor Hugo
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Metastaz



Yazar: Barış Pehlivan
Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi

Şeker Portakalı



Yazar: Jose Mauro De Vasconcelos 
Yayınevi: Can Yayınları

Son Çıkanlar


Siyaset Felsefesi



Yazar: David Miller
Yayınevi: Dost Kitabevi


Etraflı ve zaman zaman içinden çıkılmaz bir felsefi soruşturmaya dönüşmeden önce, siyaset felsefesi gayet esaslı ve temel bir soruyla yola koyulur: Bir toplumda hep birlikte, uyum içinde yaşamamızın yolu nedir? Soruya verilecek kolay bir yanıt olmaması bir yana, efsunlu bir hal çaresi ise hepten olanaksızdır. Ne var ki, siyasi yetkenin çözümlenmesi, temelde siyasete neden ihtiyaç duyduğumuzun irdelenmesi, hayatın tamamen siyasetin dışında kalabilen alanları olup olmadığına dair bir sorgulama, nihayet, siyaset ve adalet arasındaki ilişkiye dair incelikli bir düşünce temrini birçok çıkış noktasına kapı aralayabilir. Elinizdeki kitap bu olanağı açık ve işler tutmanın yollarına odaklanıyor.


Kaderin Psikolojisi 



Yazar: Nur Yaycıoğlu
Yayınevi: Girdap Yayınevi


“Kişiliklerimiz kaderimizdir” derler… Kişilik yapılarımızın kaderlerimizi etkilediği gerçektir. Ya kaderlerimiz kişiliklerimizi oluşturuyor ise o zaman ne yapacağız? Herkes kaderini çok merak eder ama öğrenmekten de o kadar korkar. Kadere karşı çıkmak mümkün mü? Kader değişse de değişmese de bizim alnımızda yazgımızsa, ona yine biz sahip çıkabiliriz. Biz yine de kaderimizi kendimiz özgürce yönlendirebiliriz. Nasıl mı? Aklımızın ve ruhsal yapımızın mekanizmalarını geliştirerek ve aklımızı bilgiyle kullanarak.

“BİR PSİKOLOĞUN İTİRAFLARI” adlı kitabın yazarı Nur YAYCIOĞLU bu kitabında; kader, eğitim, kadın, politika, toplumdaki kadın-erkek ilişkileri gibi konuları akıcı bir dille işlemiş, kaderi farklı bakış açıları ile ele almıştır. Aslında kaderin insanların elinde olup olmadığına yani irade ile gerçekleşip gerçekleşmediğini sorgulamış, gerçekten de yaşam ve ölüm arasındaki kısa çizgiyi harikulade dile getirmiştir. Ayrıca psikolojiye ilgi duyan, psikolojiyi merak eden, bilim olarak ilgilenen herkesin ve psikoloji eğitimi alan tüm öğrencilerin, psikolog olmadan önce okuması gereken muazzam bir kitap.  

Hitler’in Siyasi Vasiyeti Martin Bormann’ın Derlemelerinden



Yazar: Sinan Beykent
Yayınevi: Cinius Yayınları

Elinizdeki kitap, Adolf Hitler’in yıllarca özel sekreterliğini yapan Martin Bormann’ın 4 Şubat 1945 ile 2 Nisan 1945 tarihleri arasında Berlin’de bulundukları yeraltı sığınağında gerçekleşen sohbetlerde bizzat tuttuğu notların bir derlemesinden oluşuyor. İlk olarak 1961 yılında Oxford Üniversitesi eski Regius Profesörü Hugh Trevor-Roper’ın özsözüyle yayımlanan Hitler’in Siyasi Vasiyeti, Türk okuyucu için olağanüstü bir kaynak mahiyetindedir.

“Birleşik Avrupa” ideali gerçekte Hitler’e mi ait?
Hitler’e göre Türkiye dost mu, düşman mı?
Üçüncü Reich’ın bir “İslam dünyası siyaseti” var mıydı?

Hitler Amerika ile Rusya arasındaki yaklaşan çekişmeyi nasıl görüyordu?
1945 sonrası Almanya için öngörülen ilkeler ve yol haritası nedir?

Hepsi ve daha fazlası siyaset bilimci ve eski siyasi başdanışman Sinan Baykent’in sunuşuyla Hitler’in Siyasi Vasiyeti’nde.

Hikâye Anlatıcısı



Yazar: Walter Benjamin
Yayınevi: Heretik Yayıncılık

Benjamin, dört dörtlük bir hikâye anlatıcısı olan Proust hakkında şöyle der: Sıla özlemiyle kıvranır bir halde yatağında yatıyordu; benzerlikler durumu içinde çarpıtılmış bir dünyaya, varoluşun hakiki gerçeküstü yüzünün göründüğü dünyaya bir özlemdi bu.

Benjamin'in belli ilgi alanlarını biçimsel olarak nasıl sahnelediğini, canlandırdığını ve oynadığını ortaya koymak için bir araya getirilen bu kitaptaki metinlerini okuduğunuzda, Proust hakkında söylediklerinin kendisi için de geçerli olabileceğini fark edeceksiniz.

Bu kitap, Benjamin okumamıza çok şaşırtıcı yollarla yeniden yön verecek şahane bir hediye.

Judith Butler

Benjamin, hikâye anlatıcılığının bütün melek ve şeytanlarıyla muhataptı. Tam da bu yüzden hikâye anlatıcılığının edebi sırlarını bilirdi. Ona kulak verin.
John Berger

Turgut ile Tomris



Yazar: Sıddık Akbayır
Yayınevi: Hayy Kitap Yayınevi
Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

“Birbirlerinin ilk aşkı değillerdi belki ama her aşk bir ilkti...”

Turgut ile Tomris...
Türk edebiyatına unutulmaz eserler kazandıran, yazmaya tutkuyla bağlı, iki önemli isim...
Onların derin ve sarsıcı ilişkileri... 
Şiire dair mektuplaşmalarla başlayıp, şiire dönüşen bir aşk hikayesi...

Ve bu hikâyenin kahramanları, şiir gibi aşkların yeryüzünü terk ettiği bir zamanda, elimizden tutup, bizi bir göğe bakma durağına götürmüşler gibi...
Kim bilir?
'Aşk’ı yeniden hatırlarız belki...


İnternet Bağımlılığı: Bağımlılar ve Aileleri için El Kitabı



Yazar: Holger Feindel
Yayınevi: İletişim Yayınları

İnternetsiz bir hayat hayal etmek artık neredeyse mümkün değil, en azından şehirde yaşayan geniş kesimler için bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Fatura ödemek, alışveriş yapmak, gazete okumak gibi pratik işler bir yana, sosyal medyayı takip etmek, oyun oynamak, dizi ve film izlemek için de her geçen gün daha fazla kullanıyoruz interneti. 

Öyle ki, tatilde bile sanal dünyadan uzak kalmak birçoğumuz için rahatsızlığa, hatta bir tür yoksunluğa sebep oluyor. İnterneti makul düzeyde ve anlamlı bir şekilde kullanmak hayatı kolaylaştırıyor ama ya aşırı kullanımı? Hakikaten, ne kadardan sonrası aşırı kullanım sayılır? Günde üç ya da dört saat mi, daha fazlası mı? 

Peki iş veya okul gereği internette “zorunlu olarak” geçirilen saatler bu süreye dahil midir? Hangi aşamadan itibaren internet bağımlılığından söz etmek gerekir? Mağdurlar ve yakınları bu rahatsızlıktan nasıl etkilenir? İnternet bağımlısı kişiler ne tür bedensel, sosyal ve psikolojik sorunlarla karşılaşırlar? Kişiyi internet bağımlılığına sürükleyen 

nedenler nelerdir? Gerçeklik ile sanallığın birbirinden ayrılamaz hale geldiği noktada bağımlılar ne yaşar? Medya okur yazarlığı, internet bağımlılığına karşı koruyucu bir kalkan olabilir mi? Aileler çocuklarını korumak için başka ne tür önlemler alabilir?

İnternet bağımlılığı konusunda uzman bir klinikte uzun yıllardır başhekim olarak görev yapan Holger Feindel, bu kitapta internet bağımlılığını normal internet kullanımından ayıran özellikleri ortaya koyuyor. Birçok örnek vaka eşliğinde risk grubundaki kişileri, tedavi yollarını, sanal sarmalından gerçek hayata geri dönüş yollarını 

anlatıyor. Bu dertten mustarip kişiler ve yakınları için vazgeçilmez bir rehber...



Ege Life’ın Seçtikleri

Âdem’den Önce - Jack London



Can Yayınları
Süleyman Gülen

Jack London, bu romanında çağının bilimsel verilerinden ve özellikle Spencer, Darwin ve Huxley'den yararlanarak ilkel yaşamı ve insanın insan olma serüvenini acılı bir dille anlatır. 'Ademden Önce'de anlatılan olaylar öylesine canlı, öylesine etkilidir ki, okur zaman zaman kitabın akışına kendini iyice kaptırarak, insanoğlunun ilkel bir yaratık halinden insan haline dönüşümünü görür gibi olur. Jack London bu yapıtıyla ulaştığı başarının farkında olduğu içindir ki coşkuyla açıklamıştı bunu: "Gelmiş geçmiş en ilkel öykü budur."

Romandaki öykü sade ve akıcı cümlelerle çok basit anlatılmış gibi görünse de, altında yatan önemli mesajlarla harmanlı. London, öyküsünü insanlığın ilkelliğinden insan olmaya nasıl dönüştüğünü yarı-insan kavramı içerisinde anlatmıştır. Doğadaki tehlikeler yüzünden ağaç üzerinde yaşayan insanlar mağaralara geçip orada yaşamaya devam edebilecek mi? Bu yarı-insan tarzı ilkel yaratıkları neler bekliyor?


Eylül - Mehmet Rauf



İnkılap Kitabevi
Dilara İlayda Özsoy


İlk defa 1900-1901 yılları arasında Servet-i Fünûn dergisinde tefrika edilen Eylül'ün kitap halinde ilk baskısı 1901 yılında yapılmıştır.

Rauf'un en önemli eseri olan Eylül, zamanının ilk psikolojik romanı olarak kabul edilir.

Romanda, Suad, Süreyya ve Necib üçlüsü arasındaki aşk-sadakat-evlilik üçgeninde, bu insanların ruhsal çözümlemesi yapılmıştır. Evli bir kadınla, kocasının yakın arkadaşı olan bir adam arasında yaşanan yasak aşk ve bunlardan habersiz kocanın ruhsal durumları, kadının ve erkeğin toplumsal rolleri, dönemi itibariyle cesur bir dille anlatılmaktadır.

Üstümüzde Gökyüzü Altımızda Deniz - Jojo Moyes



Pegasus Yayınevi

Damla Kılınç

Gözlerimi kapatıyorum şimdi. Dünyanın öteki ucunda seninle yan yana uyanacağım.

Avustralya, 1946. Yüzlerce genç kadın uzun bir yolculuğa çıkmak üzere. Onları İngiltere’de yepyeni bir hayat bekliyor. Nişanlılarına ya da kocalarına kavuşmayı iple çeken bu kadınların tek ortak noktaları, savaş zamanında kalplerini Avustralya’da konuşlanmış İngiliz askerlerine kaptırmış olmaları.

On altı yaşındaki çiçeği burnunda gelin Jean, mütevazı bir çiftçinin kıvrak zekâlı kızı Maggie, varlıklı ailesiyle gösteriş yapan Avice ve sessiz, melankolik hemşire Francis… Altı haftalık okyanus serüveninin, hayatlarını sonsuza dek değiştireceğinden ne bu dört kadının ne de gemideki diğer gelinlerin haberi var. Yine de hepsinin gözleri önünde bir gerçek duruyor: Bazen önemli olan varılacak nokta değil yolculuğun kendisidir…


“Bu kızlar bir harika… Sonunu deliler gibi merak edip uykusuz kalacaksınız!”
-Morgenpost-
“Tıpkı okyanusun dalgaları gibi bu roman da bitmeyen bir tutkuyla yükselip alçalıyor.’’
-The Times-
“Enerjisiyle herkesi kendine çeken Üstümüzde Gökyüzü Altımızda Deniz herkese yazdan kalma bir gün yaşatıyor.”
-Mirror-


Usta ile Margarita - Mihayl Afanasyeviç Bulgakov



Can Yayınları
Duygu Asker Aksoy
Sovyet edebiyatının önde gelen adlarından olan Mihail Bulgakov, yapıtlarının çoğunda Sovyet bürokrasisini eleştirdi; bu nedenle Sovyet otoriteleriyle pek çok kez karşı karşıya geldi, yazdıkları sansürlendi. Yazarın Usta ile Margarita adlı dev yapıtı ise, kendi sağlığında değil, ölümünden yirmi altı yıl sonra, 1966'da yayınlandı. Üstelik yaklaşık seksen sayfası çıkarılmış olarak. Yayınladığımız bu kitap, sansüre uğrayan bu sayfaları da içeriyor. Usta ile Margarita, son derece kıvrak bir kurguyla birbirine bağlanan ayrı öykülerden oluşuyor. Otuzlu yıllarda, Moskova'da iki yazar, bir bankta oturmuş, İsa'nın gerçekten yaşayıp yaşamadığını tartışmaktadırlar. Birdenbire, yandaki bankta bir adam şekillenir ve sohbete karışır. Düzgün bir Sovyet vatandaşı gibi görünmektedir, ancak geleceği okuma yeteneğine sahiptir ilginç yabancı. Örneğin, yazarlardan birine öleceğini söyler, yazar gerçekten çok kısa bir süre sonra ölür. İkinci yazar ise, gene yabancının önceden bildiği gibi delirir ve akıl hastanesine kapatılır. Yabancı dediğimiz kişi ise, sosyalist Sovyet toplumunu ziyarete gelmiş olan şeytanın ta kendisidir ve bu kez adı Woland'dır. Woland ve yanındaki yardımcıları, Moskova'da fantastik bir alt üst oluşa neden olurlar; tıkır tıkır işleyen pek çok mekanizma, Bulgakov'un keskin kara mizahıyla parçalanır, dağılır, bozulur. Bu sırada, akıl hastanesine yatırılmış olan yazar, orada bir 'Usta'yla karşılaşır; 'Usta', ona kendi yazdığı, Pontius Pilatus'la ilgili kitabı, ayrıca Margarita'ya olan aşkını anlatır, ki zaten aklını kaybetmesine neden olan da, kaleme aldığı romandır. Tabii şeytan da, Bulgakov'un müthiş canlandırma gücüyle kılıktan kılığa girmekte, romandaki her öyküye nüfuz etmektedir. Usta ile Margarita, yirminci yüzyıl edebiyatının başyapıtlarından.


Klasikler Köşesi
Gazap Üzümleri - John Steinbeck
Sel Yayıncılık
John Steinbeck’in tartışmasız en büyük eseri olan ve ona Pulitzer ödülünü kazandıran Gazap Üzümleri, 1939’da ilk kez yayınlandığında şok etkisi yaratmış ve büyük tartışmalara yol açmıştı. Tüm dünyayı etkileyen “Büyük Buhran” döneminde, tarımın kapitalistleşmesi ve krizler yüzünden yoksullaşan ve mülksüzleşen yığınların ayakta kalma mücadelesinin anlatıldığı bu destansı romanda Steinbeck, açlık, sefalet ve zorbalık yüzünden evlerini terk edip yollara düşmek zorunda kalan binlerce işçi ailesinden birine odaklanıyor. Boşa çıkan umutların, hüzne dönüşen sevinçlerin arasında insanlığın direncini ve onurunu çarpıcı bir dille anlatan, kapitalizmi iliklerine kadar eleştiren Gazap Üzümleri, 20. yüzyılın en önemli eserlerinden biridir.

Hazırlayan: Süleyman GÜLEN