Güncel Haberler:

Özgür MASUR, "Modanın Özgür Ruhu"

02.09.2010


 


Özgür Masur

Modanın Özgür Ruhu


Ağustos ayında Türkiye'de modayı tek bir çatı altında toplayan ‘İstanbul Fashion Week’ (IFW) unutulmaz bir rüzgar gibi esip geçti… İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti programı kapsamında gerçekleşen ve tadı damağımızda kalan bu görsel şölende,  ipek krep kumaşlar ve tüllerin özgürce kullanıldığı büyülü bir “Ten Dökümü” hikayesi sahne aldı… Gerçekleştirilen solo defilelerin arasından kırılganlık, masumiyet ve seksiliğin baş döndüren bileşimiyle dünya basınının da dikkatlerini üzerine çeken bu koleksiyon, kuşkusuz IFW’nin “en romantik koleksiyonu”ydu…


Her dönemin vazgeçilmez renkleri olan siyah ve beyazla harmanlanan özel parçalardan, yazı en iyi şekilde yansıtan su yeşili, bebe mavisi, ekru, ten rengi, fuşya ve somon tonlarına uzanan bu hikayenin tasarımcısını ise eminim herkes tanıyor… Özgür Masur…


Aşk-ı Memnu’ dizisinin iki yıldızı Nebahat Çehre ve Beren Saat’in kıyafetlerini tasarlayarak, modayla ilgilenen ilgilenmeyen herkese adını duyuran ve birçok tanınmış ismi giydiren Masur, tasarımlarında adeta kadın ruhunu resmederek dönemin özgür çizgilerini ön plana çıkarıyor. İstanbul Fashion Week bitmesine rağmen 42 parçadan oluşan koleksiyonuyla hala daha adından bahsettiren modanın özgür ruhlu tasarımcısıyla IFW’i, tasarım sürecini ve çizgi dışı katalog çekimi üzerine keyifli bir söyleşi yaptık.     


İstanbul Fashion Week'te hala daha konuşulan bir defile gerçekleştirdiniz. IFW'ye hazırlanma sürecinizi anlatır mısınız? 

Kendimi en iyi hissettiğim kısım koleksiyonumun hikayesini oluşturduğum ve koleksiyonumda nelere ağırlık vereceğimi kafamda netleştirdiğim zamandır. En sancılı kısım ise istediğim ve içime sinen koleksiyonun hayata geçirildiği süreçtir yani kumaşlarda hayat bulduğu kısım… Bu bütünlüğü oluştururken başlama noktam eskiz çalışmalarından geçer içime sinen en iyi detay ortaya çıkana kadar uzun uzun çizimler sonuca doğru ilerlememi sağlar. Sonrasında gelişmeler birbiri peşi sıra yol alır.


Koleksiyonun adı "Ten Dökümü"... Bu koleksiyon ile Özgür Masur ne anlatıyor?

İsyankar Kadınlarım verdikleri savaş sonrası, yaşamlarında tecrübe edindikleri her şeyden sıyrılma noktasındalar. Bazen yaşanmış saydığımız hayat tecrübelerimiz bizi olgunlaştırır ve zaman zaman her şeye verebilecek bir cevabımızın olduğunu fark ederiz. Bu benim kadınlarımda artık doygunluk anıdır. Artık kendilerine sunulmuş hayatın dışında, yeni bambaşka bir yaşam için Ten Dökümü zamanıdır. Kadınlarım, bu zamana kadar birikmiş ruhunu yoran her şeyden arınmak için, ruhlarını kendi bedenlerinden daha fazla sevmek adına gözle görünenden çok hissedilenin peşine düştüler…


Sizin tasarımlarınıza baktığımızda zarif ve sofistike. Yer yer kırılganlık, yer yer de masum ve doğal bir seksilik yansıyor. Nitekim IFW'te de koleksiyonunuza "en romantik koleksiyon" dendi. Bunu neye bağlıyor ya da bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Koleksiyon detaylarımda ki en önem verdiğim şey dengedir. Bu belirtmiş olduğunuz hissedilen havayı elbiselerinize yansıtmak için iyi bir gözlemci olmak şart! Kadın bedenini iyi tanımalı ve kumaşların size anlattığı dili yorumlayabilmelisiniz. (Gülümseyerek)


Koleksiyonunuz kadar katalog çekimleri de diğer çekimlere göre farklı. Oyuncu-model seçiminizden ve katalog çekimi sürecinden bahseder misiniz? Nasıl bir hikaye var bu çekimde?

Mehmet Turgut çok bambaşka bir adam; Fotoğraflarında, hiç kimsede barınmayan bir göz ve ruh var. Bu çekim zaten moda çekimi gibi olsun istemedik. Seçilen bu üç güzel ve başarılı kadın ile Özgür Masur’ca anlatılan “Ten dökümü” kadınlarını resmetmek istedik. Çok keyfiliydi tam anlamı ile koleksiyon çekiminden çok kampanya çekimi gibi bir sonuçla karşılaştık. Mehmet Turgut’un resim çekerken kendinden geçen ve profesyonelliğini yansıtan tarzını da çok keyifli buluyorum, çekim esnasında herkes keyfiliydi. Bu koleksiyon sadece poz verilerek anlatımı olabilir bir koleksiyon değil. Dolayısı ile hem güzelliğini hem de oyunculuğunu bir arada tutabilecek ayakları yere sağlam basan kadın çizgisine uygun karakteristik ifadeleri olan profesyonellere ihtiyacım vardı. Bu üç isimde son derece doğruydu. Üstelik üçü de ileride görmek istediğim olması gereken modern Türk kadını tipine en uygun isimlerdir.

Sedef Avcı: Duru ve masum görüntüsünde güçsüzlüğü barındırmayan bir kadın.

Özge Ulusoy: Dişi görüntüsünde gücünü hissettiren ve vamplığı kendine yakıştırabilen bir kadın.

Bade İşçil: Son zamanlarda gördüğüm en Avrupalı havasını taşıyabilen gerçekten güzel bir kadın.

Ve bu üç güzel kadın, oyuncu… Daha ne olsun…( Gülüyor)


İlham almaya inanmadığınızı biliyorum. O zaman bir koleksiyonun başlangıcından sonucuna giden süreçten ve temayı nasıl belirlediğinizden konuşalım...

Tek cümle ile ifade edebilirim “ sonuca ulaşana kadar yüzlerce eskiz çalışması “


Koleksiyonlarınızda abartı yok. Parlak taşlar ya da pul gibi malzemeleri pek kullanmıyorsunuz. Bu koleksiyonda da ipek ve satenlere tülleri işleyerek desen ya da hareket katmışsınız. Sadece kumaşlarla çalışmayı neden tercih ettiniz ya da ediyorsunuz?

Kumaşların bedende ki anlatım dilini seviyorum… Taş pul seven kadınların tercih edebileceği bir moda tasarımcısı değilim zaten beni ben yapanda kumaş detaylarla abartıdan uzak ama kadını yükselten Özgür Masur kıyafetleridir.


Tasarladığınız kıyafetleri kimler, nasıl kullanmalı? (Aksesuar-makyaj gibi detaylarıyla)  

Bu görecelidir. Tasarladığım her kıyafetin bedende bir taşınabilirliği var dolayısı ile yeri geldiğinde çok sade takılar, yeri geldiğinde parıltılı takılar ya da zorunlu mücevherlerin var olması gereken modelleri tasarlıyorum.


Bir tasarımcı olarak sizi heyecanlandıran, farklı bir proje var mı?

MTD (Moda Tasarımcıları Derneği ) nin içinde bulunduğu projeler beni her zaman çok heycanlandırmıştır en önemlisi ise İstanbul Fashion Week… 


Moda sektöründe dünyaya göre Türkiye'yi nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce ileride ülkemiz modada dünyada daha dikkate alınır bir yere gelebilir mi?

Zamanla çok daha önemli söz haklarının olduğu prestiji yüksek ülkeler arasında yer alacaktır ama bunun için zaman gerekli.


2010 “IF Wedding Fashion İzmir “ kapanış defilesini gerçekleştirdiniz. İzmir'i nasıl buldunuz ve 2011 "If Wedding Fashion İzmir"e katılarak İzmirliler ile tekrar buluşmayı düşünüyor musunuz?

İzmir i ve İzmir halkını çok sevdim. Orada bulunmak benim için çok önemli bir deneyimdi. Bunun için öncelikle bu organizasyonda yer almam için özverili davranan İzmirli Kareograf Uğurhan Akdeniz’e teşekkür ediyorum. Bence kendisi İzmir sınırlarından çıkıp İstanbul da da çok önemli işlere imza atmalı…


Türkiye’de modaya kimlik getiren isimlerden birisiniz. Yani sizin tasarımınızı ayırt etmek çok da zor değil. Bu çizgiyi kaybetmeden, rutinleşmeden nasıl koleksiyon hazırlıyorsunuz, işin sırrı ne?

Kısaca matematik… Her koleksiyonumda ya da kişiye özel hazırladığım her haute couture elbisede Özgür Masur imzasını taşıyan detayların bütünlüğünü hesaplayarak tasarımlarımı hayata geçiriyorum. Farklılığın peşinden değil var olan bana ait olan detayların varyasyonlarını bedene taşıyorum böylelikle işte o zaman moda tasarımcısı statünüz size özel bir kimlik kazanıyor ve sizin detaylarınız artık sizin imzanızı taşıyan önemli bir ayrıntıya dönüşüyor.