Güncel Haberler:

Pelin Yazar: “Öğretirken Öğrendim”

01.02.2019


Pelin Yazar: “Öğretirken Öğrendim”


Sanat Eğitmeni ve Ressam Pelin Yazar, lise yıllarından itibaren resim sanatına ilgi duydu. Marmara Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde resim üzerine eğitimlerini tamamladı. Sanata ve eğitime verdiği önemle birlikte kendini daha fazla geliştirmek üzere Chicago’da birçok müzede staj yapma fırsatı buldu.


1995 yılından bu yana sanatsal kaygı çerçevesinde resim yapmaya devam ettiğini ifade eden Ressam Pelin Yazar, gerçek sanatçıyı lider ve öğretmen olarak tanımlıyor. Sanatçının topluma örnek, sorgulatan, düşündüren bir birey olması gerektiğini de savunuyor.


Sanat ve eğitimi hayatının her alanına entegre ettiğini ifade eden Pelin Yazar, öğretirken öğrendiğini ve bundan büyük bir keyif aldığını dile getiriyor.





Pelin Yazar, ilk sergisini 1995 yılında “Thoughts On Degas” isimli sergisiyle İstanbul Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirdi. 1996 yılında yine İstanbul’da gerçekleştirdiği “Abstract Woman Images” sergisinin ardından 1998 yılında Chicago’da “Cats of Istanbul” sergisi ile sanatseverlerle buluştu. 2001 yılında ise New York’ta “New Paintings’’ sergisini açan Pelin Yazar, 2007 yılında Montreal’de “Songs of Spring’’, 2008 yılında Kuzey Carolina’da “Kardelen’’, 2010’da Montreal’de “Natural Dreaming’’, 2012 ve 2013 yıllarında Quebec’te “Innocent Horizons” ve “Day’s of Joy’’ sergilerini sanat tutkunlarının beğenisine sundu. 2014 yılında Montreal’deki sanatseverlerle “My Name is Spring’’ isimli sergisinde buluşan Pelin Yazar, 2018 yılında ise Hindistan New Delhi’de “The Unity of Being” ve 25 Aralık’a kadar İstanbul Galeri 5’te devam edecek olan “Sessizce’’ isimli sergisiyle sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor.

“İstanbul'un Karşıtlığı Sanatçıya Zenginlik Getiriyor”

Kanada’dan Türkiye’ye yani doğduğunuz ve büyüdüğünüz topraklara geri dönmeniz serginin oluşum sürecinde ve sonrasında nasıl bir rol oynadı?

İstanbul karşıtlıkların dolu olduğu bir şehir, bu sebeple de sanatçıya da zenginlik getiriyor. Yurt dışından döndükten sonra bu şehri daha çok anlamaya başladım. İstanbul’un karmaşık halinden sessizliğini yakaladığım zamanlar da oldu. Bu şehir, sabahın çok erken saatlerinde çoğu insanın fark etmediği bir sessizliğe sahip. Bu sergiyi yaptıktan sonra, Montreal’deki resimlerime göre daha farklı olduğunu fark ettim. İstanbul’la birlikte sanatsal açıdan kendi dönüşümümü gerçekleştirdim. Örneğin; sıcak renk paletini kullandım.





Meditasyon ile eserleriniz arasında nasıl bir bağ var? Eserlerinizi meydana getirirken düşünce gücünün ne gibi olumlu özelliklerinden faydalandınız?

Zihnimizi sürekli oyalayan gerekli ya da gereksiz birçok bilgiyle her an muhatap oluyoruz. Gün içinde karşılaştığımız birçok olayın tesirinde kalıyoruz; bu sebeple de ön yargılarımız, takıntılarımız gelişiyor, özümüze yabancılaşır hale geliyoruz. Bu olayların karşısında düşünce ve duygularımızın dengede olması oldukça önemli. 

Zihinsel, duygusal ve ruhsal konsantrasyonumuzu güçlendirmek için meditasyon farklı bir geçiş boyutu. Sakinlik ve meditasyon, sükunete açılan bir süreç. Yaratıcı düşünce düzeyine ulaşmak için meditasyonu bir araç olarak kullanıyorum. Meditasyon, zihnin net olması ve konsantre olmayı sağlar ki bu da yaratıcılık ve hayal gücünün çalışması, fikirlerin birbiri arasında kurduğu bağ için oldukça önemlidir, farkındalığı geliştirir. 

Bu zamana kadar paletimde pek çok rengi bir arada kullanırken, bu seride iki en fazla üç rengi bir arada kullanmayı tercih ettim. Formların yalın olmasını, biçimleri azaltarak, az ve öz olanı göstermeye çalıştım.




Ev ve gemi figürleri sizin için ne anlam ifade ediyor? Hayatınızda yeni açtığınız sayfada ne gibi bir rolü mevcut?

Gemiler deneyimlemeyi, öğrenme sürecini, monotonluk ve sıradanlıktan çıkarak yeni oluşumlara açık olmayı; ev ise alışkanlıkları temsil ediyor. 

Serginizin adının oluşma sürecinden ve oluşturan etmenlerden bahseder misiniz?

Kompozisyonlarla anlatmaya çalıştığım üzere, bu serinin başlangıcında Osho’nun ‘Sessizlik’ kitabından yola çıktım. Ancak sessizlik herkese göre değişir. Kompozisyondaki sadeleşmeyi kendi resim dilimle anlatarak, sarı rengin uyumuyla ışıklı alanı, bilinçli düşünce halinin ötesindeki stres ve kaygıdan uzak sakinliği anlatmak istedim; içeriden ve dışarıdan gelen baskılara karşı sakin olma hali.




Sanat Danışmanı Gizem Karakaş, serginin enstalasyonunu başarıyla yaptı. Bu açıdan oluşturmak istediğim etkinin de mekâna oldukça iyi bir biçimde yansıdığını düşünüyorum.

Röportaj:Süleyman Gülen