Güncel Haberler:

Röportaj - "Basının Özgürlüğü Toplumun Özgürlüğüdür"

05.05.2017

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İzmir Şube Başkanı Halil İbrahim Hüner, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'ne ilişkin yaptığı değerlendirmede, basının özgürlüğünün toplumun özgürlüğü olduğunu ifade etti.

Gelişmeler Rapor Ediliyor

TGS İzmir Şube Başkanı Hüner, "Bilindiği gibi Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Ajansı (UNESCO), BM Genel Kurulu’nun 1993 yılında aldığı bir kararla her yıl 3 Mayıs Günü’nü Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak anıyor, kutluyor. 3 Mayıs Günü, dünyada ve Türkiye’de medya meslek kuruluşları ve organları, bir önceki yılın basın özgürlüğünün başına gelenlerin bilançosunu çıkarıyor, raporlar yayımlıyor, toplantılar düzenliyor, böylelikle bilgilendirme, bilinçlendirme ve duyarlılık yaratma etkinlikleri düzenliyor. Hangi ülkede kaç gazeteci öldürüldü? Kaç gazeteci hapse atıldı? Hangi Başkan Twitter ve Facebook’u yasakladı? Gazeteciler hangi memleketlerde yazdıkları, söyledikleri, gösterdikleri haber, yorum, fikir ve görüntü nedeniyle yargılandı ve mahkum oldu? Bu bilgileri rapor ederek açıklıyor" dedi.

"Dünyada 196 Ülke Rapor Ediliyor"

TGS Şube Başkanı Hüner, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün de çalışmasına değinerek "Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Örgütü, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde bir dizi gösterge (çoğulculuk, medyanın bağımsızlığı, ortam ve oto-sansür, yasal çerçeve, şeffaflık, altyapı, ihlaller) aracılığıyla 180 ülkede gazetecilerin özgürlük alanını ölçüyor. Merkezi Washington’da bulunan düşünce kuruluşu Freedom House da dünyanın 196 ülkesini baz alarak her yıl "Basın Özgürlüğü Raporu" yayımlıyor" dedi.

 

 

 

 

 

Vatandaşın Haberdar Olma Hakkı

Gazetecilerin yaşadığı sorunlara ilişkin raporlamanın temel sorunlar şeklinde rapor edildiğini hatırlatan Gazeteci Halil İbrahim Hüner, şunları kaydetti:

"Raporlarda genellikle 'Gazetecilerin temel sorunları' özetleniyor. Nüfus ve yüz ölçümü açısından dünyanın çoğunluğunu oluşturan ülkelerde gazetecilerin can güvenliği yok. Onlara engel olmaya çalışanlara karşı mesleklerini özgürce yapabilmek, mahkemeye, hapse düşmemek gibi sorunlarla boğuşuyor gazeteciler ve meslek örgütleri. Bu özgürlük, esas olarak ve sadece gazeteciler için elzem değil. Gazeteciler zaten toplumun nispeten küçük bir parçası. Düşünce, ifade ve basın özgürlüğü aslında toplum için, tek tek ve topluca tüm yurttaşlar için hayati bir hak. Yaşam hakkından sonra gelen en önemli hak. Çünkü basın özgürlüğü, yani yurttaşın özgürce istediği tüm bilgi ve haberlere engel olmaksızın ulaşma hakkı ve istediği görüşleri serbestçe toplumda yayma hakkı olmazsa, yurttaş kendi haklarından da haberdar olmaz."

"Basın Özgürlüğü Demokrasinin Temel Güvencesidir."

Hüner konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "Türkiye’de örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmaması, medyada sendikal örgütsüzlük basının temel sorunları arasında görülüyor. Medya mülkiyeti, yandaş medya, havuz medyası, ihale karşılığı medya patronluğu gibi konuların bir an önce ele alınıp çözülmesi, yurttaşların da anayasal hakkı olan bilgiye doğru ulaşmasını sağlayacağını düşünüyoruz. Basın sektöründe çalışanların sendika çatısı altında örgütlenmemesi kendilerine iş güvencesi, yurttaşa da ‘’doğru tarafsız habere’’ ulaşmayı getirecektir. Türkiye'de son dönemde, birçok gazeteci, iş güvencesinden ve iş güvenliğinden yoksun şartlarda, sosyal güvenlikten, toplu sözleşme hakkından, yıpranma hakkından mahrum bir şekilde sendikasız veya yetkisiz sendikaların elinde ekmek kavgasını sürdürüyor. Bu acı tablo karşısında gazeteci her geçen gün biraz daha eziliyor. Üstelik mağdur milyonların sesi olurken kendi sesini ise maalesef duyuramıyor. Bu durumu son yıllarda kaygıyla izliyoruz. Basın çalışanlarının sosyal güvencelerinin iyileştirildiği, baskı ve sansürün olmadığı, tek görevi haber almak ve kamuoyunu bilgilendirmek olan gazetecilerin gazetede patronlarının insafına terk edilmediği bir gelecek dileğiyle, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü bu yıl da basına açılan yüzlerce dava, 160'a yakın (18 Nisan 2017 tarihinde tutuklu gazeteci sayısı 156. Kaynak: İGC) tutuklu ve hükümlü gazeteciyle buruk karşılıyoruz. Basın özgürlüğü demokrasinin temel güvencesidir. Basının özgürlüğü toplumun özgürlüğüdür. Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün de belirttiği gibi ''Basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilmesi vasıtası, yine basın hürriyetidir.’’

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 7 Aralık 1976 Handyside-UK'de Basın özgürlüğü konusunda aldığı şu kararı da anımsamak lazım: “Toplumun geniş bir kesiminde infial yaratsa bile”, hemfikir olmadığımız, hatta kesinkes karşı olduğumuz, “tehlikeli” ya da “zararlı bulduğumuz” tüm düşüncelerin özgürce dolaşabilmesi demek. (Şiddet ve ayrımcılık hariç.) Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) 2016 yılı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde (180 ülke) Türkiye’yi 151. sırada ve "en çok gerileyen ülkeler" arasında gösterdi. Freedom House'ın düzenlediği 2106 Basın Özgürlüğü Raporu'nda ise (196 ülke) Türkiye "Basını özgür olmayan ülkeler" arasında 156. sırada yer aldı.