Güncel Haberler:

Röportaj - Tan SAĞTÜRK "Dans etmenin hissettirdiği duygu gerçekten tarifsiz"

17.04.2017



Türkiye'de modern dans ve eğitimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan, İzmirli Tan Sağtürk, 29 Nisan Dünya Dans Günü için dergimize konuştu. Sizler için ufak bir söyleşi yaptığımız Sağtürk'le, dansın fiziksel ve psikolojik özelliklerinden, ülke genelinde açtığı dans akademilerinden ve daha birçok şeyden bahsettik...

Modern dans ve bale ile tanışma hikayeniz nasıl başladı? 


Ben İzmirliyim... O zamanlar İzmir’de Devlet Opera ve Balesi açılmış değildi. Konservatuvara giriş öncesinde, o dönemde evimizde henüz televizyon yoktu ve bir bale gösterisi de seyretmemiştim. Ailemin mesleği gereği farklı şehirlere seyahat ediyorduk. Ankara ziyaretlerinde bazen tiyatro, bazen opera ve bazen de bale gösterilerine gittiklerini biliyorum... Annem öncesinde bana baleyi “Sana okuduğum masallardaki prensler gibi olmak ister misin?” diye anlatmıştı... İlkokulda yapılan bir müsamerede tesadüfen beni gören değerli hocam Suna Şenel'in aileme yeteneğimi iletmesinden sonra, yaklaşık on yaşlarındayken devlet konservatuarının sınava girdim. Bu sınavı kazanarak devlet konservatuarında on yıllık bir eğitim görme hakkı elde ettim.






Sahneye ilk çıktığınızda neler hisettiniz?


Sahneye ilk çıktığımda… Aslında pek bir şey anlamadım. Çünkü konservatuvarın ilk senesiydi ve hocalarımın dedikerini doğru bir şekilde yerine getirmek için uğraşı veriyordum. Bir hayli stresliydi yani, ancak onu söyleyebilirim...


Yeni başladığınızda aileniz ve çevrenizin nasıl bakıyordu?


Bale ile geçen uzun yıllar... Disiplinli, yıpratıcı... Büyüklerimin benden beklentileri vardı gibi hissettim her zaman. Dolayısıyla oldukça sorumlu bir çocuktum diyebilirim. 


Dans ederken kendinizi psikolojik olarak nasıl hissediyorsunuz?


Dans, benim hayatımda çocukluk yaşlardan itibaren olan, içimde yaşadığım ve büyük bir dünya olduğunu düşündüğüm bir olgu. Hissetiklerimi kelimelerle anlatsam sanırım sınırsız kalır... Ancak şunu söylebilirim ki, dans müthiş bir şey. Hem çalışma zamanı, hem de sahnede duyulan bu duygu gerçekten tarifsiz.






Dansın insana ve dolayısıyla topluma neler kazandırdığı hakkında neler söylemek istersiniz?


Dans ve müzik insana dair çok önemli iki değer. Bu iki eğitimden geçmeyen toplumları diğer topluluklarla zaten mukayese edip görebiliyoruz. Çocukları olan sorumlu aileler çocuklarından hayata dair neler bekliyorlarsa dans ve müzik eğitimi zaten çocuklara bu değerleri fazlasıyla verebiliyorlar. Ailelerin mutlu olabilmeleri için çocuklarını sanat eğitimine vermeleri şart bence.


“DANS Ve Müzik, İnsan Olduğu Sürece Hep Var Olacaktır”


Uygarlık tarihine bakıldığında ilk insanların da doğayı anlamak, doğa ile uyum sağlamak için ayinler ve ritüeller geliştirdiğini görüyoruz... Bunların çoğunda dans etmek gibi fiziksel eylemler var. İnsanın varoluşunu sürdürmek için dansa ve ritme ihtiyaç duyduğunu söyleyebilir miyiz? 


O zamanların ayin ritüelleri arasında hep dans varmış... Dans, bir ibadet biçimi olarak kabul görmüş. İbadet her zaman beyni ve fiziği harekete geçirmeye çalışır. Var olabilmek içgüdüsü ile yaşayan insan, dansı ve müziği her daim kullanmıştır. Tarihsel olarak bakıldığında insanların doğasında dans ve müzik hep var olmuştur.





İlkel insan gerek psikolojik gerekse fiziksel olarak dansa daha mı yatkındı sizce? Eğer öyleyse modern insanın hareketinin ve doğasının sınırlandırıldığını düşündüğümüzde, dansın geleceği hakkında neler söyleyebiliriz?


Yeni çağda, eski nesillere göre kondisyonel farklılıklar oluşuyor. Daha çok kapattık kendimizi aslında. Bilgisayar ve aramızdaki mesafe kadar hareket eder hale geldik. Ancak bir yandan da açtığımız okullarımıza bakıyorum... Aileler akın akın geliyorlar, çocuklarını akademilerimize getiriyorlar. Çünkü aileler getirip biz çocuklarımızı eğitime aldıktan sonra, onların gelişimlerini gözlemleyebiliyorlar. Sadece hareket konusunda da değil, yaratıcılık, birlikte hareket etme, refleks gelişimleri gibi birçok konuda nasıl ilerleyebildiklerini gözlemleyebiliyorlar. Tüm bunlar, bu ilgi çok güzel ve umut verici. Dans ve müzik, insan olduğu sürece hep var olacaktır. Yeter ki doğru alanlar yaratılsın.


Çocuklar dans eğitimini neden almalılar, dans eğitimi neler değiştiriyor hayatlarında? Buradan okuyucularımıza söylemek istedikleriniz var mı bu konuda?

Bale ve dans, insanın algılarını çok daha fazla açan ve empati kurmasını sağlayan, daha disiplinli olmasını sağlayan bir eğitim sunuyor. Senelerdir çocuklarını okulumuza getiren aileler de bu eğitimin çocuklarının hayatlarında, derslerinde, evin toplanmasından tutun da, çok az bir çalışma ile bile sınavlardan yüksek not alınmasına kadar çok çeşitli noktalarda olumlu yönde belirgin farklar yarattığını söylüyorlar.


Güneydoğu dahil birçok ilde bale okulları açtınız... Tepkiler nasıl, ilgiden memnun musunuz?


Türkiye'deki her şehir bana güvendi. Hangi şehirde okul açtıysak daha ilk günden doldu taştı... Resmen, bir dans ve müzik ordusu kuruldu. İçerideki donanıma hepimiz çok saygı duyduk ve çok çalıştık tabii. Sonuç şahane oldu. Bu yüzden çok gururlu ve mutluyum.


Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?


Bu söyleşi için Ege Life Dergisi'ne teşekkürler...