Güncel Haberler:

Şakacı Oklar Hedefini Bulduğunda Mizah Doğuyor

06.04.2017



"Karikatür bir oktur... Hedefini bulduğunda görevini yerine getirir. Anlamını bulunca güldürür ve biz de böylelikle haz duyarız."


Fransa'dan Hindistan'a kadar, birçok ülke Nisan ayının ilk gününü "1 Nisan Dünya Mizah Günü" olarak kabul ediyor. 1 Nisan, Şaka Günü olarak da kabul ediliyor. Ege Life olarak söz konusu bu özel gün için Karikatür Derneği İzmir Temsilcisi Mehmet Aslan ile görüştük. Bunun yanı sıra, dergimizde Konak Belediyesi Şaka ve Karikatür Müzesi'ne de yer verdik.


Şakacı Okların Hedefi


Karikatür Derneği İzmir Temsilcisi emekli resim öğretmeni Mehmet Aslan ile Alsancak'ta bulunan Etik Sanat Evi'nde buluşuyoruz. Bir yanda güzel sanatlar fakültesine hazırlanan bir iki öğrenci, diğer yanda ressamlar, sessizce tuvallerinin karşısında oturmuş ellerinde fırçalarıyla... Karikatüre ilkokul ögretmeninin portresini çizerek başlayan karikatürist Aslan ile mülakata başladıktan kısa bir süre sonra sanat merkezinin sahibi ressam Sezin Haşıcı bizlere kahve ikram etmek üzere kapıyı aralıyor. Dışarıdan boya kokuları geliyor. Küçücük bir oda ancak odanın içindeki karikatür ve yağlı boya tablolarının içinden geçen uçsuz bucaksız bir dünyanın sonsuzluğu karşısında daracık yer herhangi bir sınıra tekabül etmiyor.


Aslan ile 1 Nisan Dünya Mizah Günü nedeniyle karikatürü konuşuyoruz. Ne olduğu, nasıl bir dünyayı anlattığı, Doğu ve Batı toplumları karşılaştırıldığında mizahın demokrasi ile ilişkisi üzerine sohbete giriş yapıyoruz... İzmir'e gelişini ve karikatürcülerle nasıl bir araya gelişinden başlıyoruz.




Çizgi Aşkı İlkokulda Başladı


İlkokulda öğretmenini çizerek karikatüre başlayan Mehmet Aslan, Savaştepe İlköğretim Okulu'nda öğrencilik yıllarında arkadaşlarıyla mizahi duvar gazetesiyle devam ediyor karikatüre. Öğretmen olduktan sonra Samsun'dan kendi sergisi için İzmir'e geliyor ve daha sonra İzmir'e tayin isteyerek burada öğretmenliğe devam ediyor. Karikatürcüler Derneği İzmir Temsilcisi Mehmet Aslan "Samsun'dan İzmir'e 1979 yılında geldim. İzmir'de 1993'e kadar öğretmenlik yaptım. İlk sergim Ankara'da Alman Kültür Merkezi'nde sergilendi. Daha sonra Ankara'daki bu sergimi UNESCO'nun o yılı Dünya Çocuk Yılı ilan etmesi nedeniyle daha sonra İzmir'e gönderdi. Ben de sergi nedeniyle geldim ve on beş civarında karikatürist arkadaşla tanıştım. Hala karikatürcü arkadaşlarımla sık sık biraraya geliyoruz yıllardır. Karikatür Derneği'nin İzmir temsilciliğini üstlendim son iki yıldır." diyor.


Sivri Kalemden Mizah Doğuyor


Aynı zamanda emekli resim öğretmeni olan Aslan'a ifade etme biçimi olarak karikatürün amacını, eleştirel yöntem olarak nasıl bir alan olduğunu soruyoruz. Karikatürist Aslan "Karikatür sivri dillidir ve sanatsal eleştiri barındırır. Aydın insanların sözcüklerle ifade ettiklerini biz de karikatürcüler olarak çizgilerle, eleştirerek ifade ederiz. Önemli bir ayrıntıya değinmek istiyorum. Bizim karikatürümüzün temelinde kara mizah vardır. Diğerlerine kendi aramızda sulu mizah deriz. Bizim dernek çevresi ve bu çizgide olanlar kara mizah yaparlar ve olaylara eleştirel bakarlar. İçinde bulunduğumuz koşulları, politik gündemi veya benzeri gelişmeleri çizgilerle eleştirir, fikrimizi çizgilerle dile getiririz. İşlevsel olarak da zayıfla güçlünün çatışmasıdır. Kedi ile farenıin mücadelesi gibi... Doğası gereği muhaliftir. Zayıfın, ezilenin, güçsüzün yanında durarak, iktidara, gücünü yanlış kullananlara karşı çizgilerden yapılma oklar atarlar. Bu oklar bizim çizgilerimizdir. Dolayısıyla kalemlerimiz sivridir. Kısacası zayıfın yanında durarak güçlüye karşı ok atanlarız" şeklinde anlatıyor.




"Batıda Demokrasi, Doğuda Karikatür Güçlü"


Mehmet Aslan, Doğu ve Batı toplumlarını gelişmişlik açısından mizahı değerlendirirken "Bizde olduğu kadar Batıda da iyi çizenler var ancak az gelişmiş veya gelişmekte olan çatışmalı coğrafyalarda sivri dilli bir kara mizah vardır her zaman. Genelde uluslararası yarışmalarda bu çatışmalı alanlarda çizilenler, Doğulu karikatürcüler birinci olur. Örneğin İranlılar sık sık birinci olurlar. Ortadoğu'da mizah daha sert olmakla beraber buradaki çatışmalardan beslenir. Yaşadığımız toplumun ne kadar gelişmiş olduğu, demokrasi kültürünün ne derece içselleştiği, insan hak ve hürriyetlerinin gelişmişiliği ile oldukça paralleldir karikatür. Demokrasi gelişmemişse karikatür gelişmiştir. Dolayısıyla Batı ile kıyaslama yaptığımızda orada demokrasi, buralarda ise karikatür gelişmiştir diyebiliriz." ifadelerini kullanıyor.


"Uluslararası Nasrettin Hoca Karikatür Yarışması"


Her yıl "Uluslararası Nasrettin Hoca Karikatür Yarışması" düzenlediklerini ancak 1980 askeri darbesinden sonra dernekler kapanınca bir süre yapılmadığını hatırlatan Aslan, geçen yıl temsilcilik olarak 36'cisini düzenlenlediklerini anlatırken, karikatürün haber ve gazetelerdeki yerinden, etkisine söz ederek konuşmasına devam ediyor.


"Çizgi Yazıdan Daha Etkili Ve Kalıcıdır"


Temsilci Aslan, "Cumhuriyet Gazetesi'nde yıllarca karikatür çizen Ali Ulvi'yi takip ederdim. Gündemi bir karikatürle anlatırdı. Gazeteyi okumaya bile gerek kalmazdı çoğu zaman. Semih Balcı, yaşayan ustalarımızdan Tan Oral gibi isimlerin çizgileri sade ve çarpıcıdır. Karikatür yapısal olarak akılda daha kalıcıdır. Bir makaleden daha çarpıcı ve anlaşılırıdır. Makaleyi herkes okumaz ya da algılaması daha zor olabilir; ancak karikatürde mizah olduğu için daha kalıcı çok daha fazla şey anlatır." şeklinde konuşuyor.



"kara mizah çelişkiden doğuyor"


Mizah yapmanın birçok yolla mümkün olabileceğini söyleyen Aslan bir karikatürcü için asıl kara mizahın eleştirel açıdan bakıldığında bir çelişkiden doğmasıyla, yani atılan okların hedefini bulmasıyla anlam kazandığını, "Kara mizah bizim için bir çelişkiden doğar ve attığımız oklar hedefini bulduğunda haz duyarız. O zaman amacımıza ulaşmış oluruz." ifadelerini kullanıyor.


Türkiye Mizah Cenneti


Mizah denince akla Türk Edebiyatı'nın usta ismi Aziz Nesin'in gelmesini konuşuyoruz. Aslan, Türkiye'de mizahın yaşadığı komik tarihini değinirken yüzünde tebessümle "Cumhuriyet tarihinde, ünlü mizah ustası Aziz Nesin, Sabahattin Ali ve Rıfat Ilgaz gibi birkaç yazarın bir araya gelerek 1946 yılında tek parti döneminde çıkardıkları Marko Paşa Dergisi'nin başına gelenleri okuduğumuzda, kara mizahın tarihini anlıyoruz... Bu baskı karşısında yılmayan bir mizah ve karikatür anlayışı var. Derginin kapağında "Toplatılmadığı zamanlar çıkar." ve "Yazarları hapishanede olmadığı zamanlar çıkar." ibareleri var. Kapandıkça isim değiştiriyor... "Malum Paşa", "Birkaç Paşa", "Merhum Paşa", "Yedi Sekiz Hasan Paşa" gibi isimlerle devam ediyor yayın hayatına. Defalarca kapatılıyor ama yılmıyorlar. Nesin'in "Türkiye'de Cumhuriyet Dönemi Türk Mizahı" kitabında çok güzel anlatmış, tavsiye ederim, mutlaka okuyun...." diyor ve sözlerine kaldığı yerden şöyle devam ediyor:


12 Eylül Darbesi'nde Karikatür Telaşı


"Sosyolojik olarak mizahımızın temelinde baskıya karşı mücadele var. Haksızlık yapana karşı sürekli bir ok atışı var. Bu oklar acılardan ve baskıdan doğuyor. Burada güçlenerek ok haline geliyor. Ezilenin sesi oluyor. 12 Eylül 1980 öncesi Kuşadası Festivali yapılıyordu. Şarkılar söylenir şiirler okunurdu... Ankara, İstanbul'dan da ressamlar var. Davet edildik ve biz de İzmir'den karikatürcüler olarak açık havada gidip karikatür sergimizi açtık. Bir ya da iki gün sonra İzmir'e döndük, festival bu arada hala devam ediyordu... Döndüğümüz gece darbe oluyor ve belediye başkan yardımcısının ilk işi karikatürleri toplamak oluyor. Saklıyorlar bir bodrumda. Onlar ele geçseydi bize de içeride çok kötü şakalar yapacaklardı. Yani karikatür komiktir ve eleştirel olarak bir oktur..."




"Oklar Hedeften Sapmaz"


Konuşmasında sık sık karikatürün bir ok olduğunu ifade eden Mehmet Aslan'a gülerek "Bu okların hedefinden sapıp mazluma saplanma ihtimali var mıdır?" sorumuza ise gülerek "Karikatür doğru hedefe gider. Mazluma saplanmaz çünkü ok mazlumun olduğu yerden karşıya gider. Mazlumlar bizim arkamızda olduğu için ok hedef saptırmaz..." diyor.


"Mizah içinde sözlü unsurları, romanı, öyküyü, masalı, hikayeyi, şiir gibi bir çok bölümü barındırır bu sözcüklerle anlatanların iş, bizimkisi çizgiler ve satirik heykeller yoluyla anlatımdır. Satirik heykel mizahın bir biçimidir. Satirik heykel yapan çok az karikatürcü var. Benim yaptığım satirik mizah heykeller değişik atık malzemelerinden oluşuyor. Örneğin atık sandalye, boru, sapka... Kısacası atık malzemelerden yapıyorum. Bit pazarına gidiyorum bazen satirik heykel yapımı için. Burada malzeme bulabiliyorum genelde."




Mizahın yarını konusunda bir karikatürist olarak neler düşündüğünü, yapısal olarak nasıl bir değişim geçirebileceğini soruyoruz. Karikatür ustası Aslan bu konuyu ise "Bugün baktığımda düne göre mizah yaygınlaşıyor. Uluslararası fuarlara katılıyor ve gözlemliyorum. Resim sergilerinde bile artık mizah var. Heykeltıraşlar da artık mizaha yer veriyor. Çünkü mizahi anlatımın daha etkili olduğu daha fazla kabul ediliyor. Mizahın yaygınlaşacağını düşünüyorum." şeklinde anlatıyor.

"Gençler karikatürle uğraşsınlar veya en azından takip etsinler. İnsanı rahatlatan, düşündüren ve güldüren bir alandır. Karikatür sergilerine gitsinler. Bu işi yapmak isteyen gençlere ise, güzel sanatların grafik-tasarım, çizgi animasyon, resim gibi bölümlerini okumalarını tavsiye ederim."