Güncel Haberler:

Sanatın Her Dalına Âşık : Simge Selçuk

01.01.2018



SANATIN HER DALINA ÂŞIK:

SİMGE SELÇUK
Güzel, sempatik, başarılı…. Yıllardır nice projede yer almasına rağmen magazinde göremeyeceğimiz kadar da mütevazı…  Şu sıralar televizyonda “Kalbimdeki Deniz” dizisiyle izlediğimiz Simge Selçuk, sorularımızı Ege Life okuyucuları için cevapladı. 








Simge Selçuk’u herkes farklı farklı projelerden tanıyor. Peki, siz kendinizi nasıl ya da kim olarak tanımlıyorsunuz?


İnsanın kendini tanımlaması çok zordur ve ne derece doğrudur bilmiyorum. Hayatta da birçok planlamadığımız durumlarla karşılaşırız, üstüne zaman faktörünü de eklersek, bugün “şöyleyim, şuna karşıyım, şunlardan hoşlanırım” dediğimiz şeyler yarın başka formlar alabilir. Yaşadığımız şeyler, karşılaştığımız insanlar, bir film, bir oyun bile... Kısacası hayat her zaman bizi değiştirir, dönüştürür, geliştirir. Herhalde hiç değişmeyecek özelliklerimle kendimi anlatmam en doğrusu. Simge Selçuk; hayvan sever, sanatın her dalına âşık, tüketmekten çok bir şeyler ürettikçe mutlu olan, vazgeçmeyi değil onarmayı tercih eden, pozitif ve çözüm odaklı olmayı, aynı zamanda pozitif, pratik ve esprili insanları seven, gülmeye, eğlenmeye bayılan, zaman zaman damarı tutarsa inatçı ve huysuz, zaman zaman da çocuksu, hep kendine karşı dürüst olmayı hayat felsefesi edinmiş bir insan.


Oyuncu olmak çocukluk hayaliniz miydi?


Evet. Aslında hayal değil, zaten içinde olduğum bir durumdu. 


Oyuncu olmasaydınız seçeceğiniz meslek ne olurdu?


Baleyi ve müziği çok seviyorum. Hayattaki en güzel şeyler sanıyorum müzik, dans, renkler, güneş, deniz. Balerin olmak ya da bir keman virtüözü olmak isterdim. Resim yapmayı da severim. Sanıyorum yine sanatın bir dalını seçmeyi tercih ederdim.






“HEPİMİZ DÜNYA VATANDAŞIYIZ.”


Ankara’nın ve Ankaralı olmanın size kattıkları nelerdir? 


Hiçbir şehri ayırmam. Hiçbir konuda fanatik olamadım. Geniş pencereden bakarsak hepimiz dünya vatandaşıyız. Kocaman bir dünyada yaşıyoruz. Mardin’de dünyaya gelip, Nobel Kimya ödülü almış, ülkemizin değeri Aziz Sancar ve onun gibi ne değerler var ülkemizin her toprağında.



“Ferhunde Hanımlar” yıllar sonra bile konuşulan bir fenomen… Sizin de ilk rol aldığınız yapım diye biliyoruz. Genç yaşta öyle bir projede, öyle bir kadronun içinde yer almak nasıldı, zamanınız nasıl geçerdi?


Ferhunde Hanımlar dizisi 6 sene yaz-kış hafta içi her gün yayınlanan, gerçek doğal hayatı gösteren bir diziydi. Yazları Ferhunde Hanımlar ailesi konu gereği Alaçatı’daki yazlıklarına gider ve bölümler Alaçatı’da geçerdi. Çekim aralarında ve bittikten sonraki zamanlarda Ege’yi keşfe çıkmak muhteşemdi. Alaçatı’nın ve Ege’nin şu andakinden daha bakir haliyle her yerini gezmek zevkini yaşayınca tam bir Ege âşığı oldum. En güzel, unutulmayacak yazlarımdı diyebilirim.






Kariyerinize bir göz attığımızda -ki hızlıca göz atılamayacak kadar uzun- birçok başarılı projede yer aldığınızı görüyoruz. Peki, en çok hangi proje için “İyi ki içinde yer almışım.” dersiniz?


Hiçbirini ayıramıyorum ki... Hepsine emek, zaman, sevgi verdim. Hepsi de bana farklı tecrübeler verdi. Birini söylesem diğerleri küser.


Çok başarılı bir oyuncusunuz. Tiyatroyu bırakma sebebiniz nedir? 


Tiyatroyu bıraktığımı kim söylediyse o kişiden koruyun kendinizi. Yalan haber. Öyle şey olur mu hiç!





Size gelen projeler içinden seçim yaparken nelere dikkat ediyorsunuz?


Her ne kadar çok uzun süreli bölümler çektiğimiz için senaryo zaman içinde formunu kaybetse de senaryonun inandırıcılığına, yine bu uzun süreler sebebiyle zaman içinde karakter kendini sürekli tekrara düşse de hep aynı şeyleri yapar olsa da karakterin derinliğine, yapım ve oyuncu ekibinin içime sinmesine dikkat ediyorum.


“HAYAL GÜCÜMÜ, ARAŞTIRMA VE GÖZLEMİ GÜCÜMÜ ZORLAYAN ŞEYLER OLSUN İSTERİM.”


Şimdiye kadar çekilmiş, yerli/yabancı filmler ya da diziler içinde “Şu rolü oynamayı çok isterdim.” dediğiniz bir yol var mı? Varsa hangisi?


O ona âşık olmuş, o da öbürüne âşık olmuş konularının yanı sıra fantastik, aksiyon ve tarihte yaşanmış bir olayın konu edildiği, dönem filmi ya da dizilerinde oynamak istiyorum. Hayal gücümü, araştırma ve gözlemi gücümü zorlayan şeyler olsun isterim.







Alışveriş yapmayı çok sevdiğinizi duyduk. Peki, Simge Selçuk ne alırken kendini tutamaz desek? 


Alışveriş yapmayı her kadın kadar seviyorum tabii. Çok kendimi kaybetmem. Zamanla kendime neyin yakışıp, neyin yakışmayacağını, hangi parçayı daha farklı kullanabileceğimi daha iyi biliyorum. Eskiden ne yapacağımı bilemediğim gereksiz şeyler de almışlığım vardır ama artık az şey alıp, farklı kullanmayı öğrenmeye başladım. Bir de sıkıldığım şeyleri keser, biçer, aksesuarlar diker değiştiririm, çok zevkli oluyor. Ev dekorasyonunda da aynı şeyi yapıyorum. Mesela sıkıldığınız bir sehpayı çok kolay istediğiniz bir forma sokabilirsiniz. Çok rahat boyayabileceğiniz boyalar ve transfer baskılar var. Yeni enerjiler vermek çok zevkli. Ama illa ki dayanamadığım şey derseniz, her kadın gibi ayakkabı ve çanta alışverişinden daha çok zevk alıyorum.


Sportmen olduğunuz da söyleniyor. Sporla aranız nasıl, bir de sizden dinlemek isteriz… 


Sportmen olmak spor yapmaktan öte bir şeydir. Sportmen olmak adil olmak, saygılı olmak, yardımsever olmak, disiplinli olmak, hırslı ama hınçsız olmak, oyun arkadaşının elini sıkabilen biri olmak ve dürüst olmak demektir. Bu anlamda kesinlikle sportmenim. Sporla aramsa bir dargın, bir barışık gidiyor. Şu anda haftanın altı günü “Kalbimdeki Deniz” dizisi setindeyim, bir spor salonuna gitmem sanıyorum ölümüm olur. Şaka bir yana şu anda sadece evde en sinir olduğum ama en faydalı birkaç hareketi yapıyorum; squat, lunge ve mekik versiyonları. Mesela mutfakta yemek hazırlarken bile tezgâhta bacak çalıştırılabilir. Şu an vakitsizlikten idare ediyorum ama sezon sonrası planım aletli pilates.







“ARADA BİR İLHAM GELİR. YAĞLI BOYALAR, FIRÇALAR YAYILIR MEYDANA, RESİM YAPARIM.”


Sanatın diğer alanlarına ilginiz nasıl peki?


Müziksiz bir günüm bile geçmez. Özellikle bütün bir gün gece yarısına kadar sette çalışıp, geç saatte eve gelsem bile oturup sadece biraz müzik dinlerim. Bu bütün yorgunluğumu ve karmaşamı alır. Geceleri özellikle klasik müzik dinlemeyi seviyorum, sabahları jazz, blues… Şu anda yeni nesil diyebileceğim müzik türleri faydalı bir frekansta yaratılmıyor. Genelde hepsi 440 Hertz olarak yapılıyor, bu frekans ise doğanın ve insan doğasının frekansına uyumlu değil. İnsanları daha egolu, daha tüketici yapan, daha tatminsiz edici bir frekans. Doğanın frekansına uyumlu, insanı daha üretken, konsantrasyonu artıran ve hayatla pozitif şekilde uyumlandıran 432 hertz müzik; klasik müzik. Dediğim gibi baleye bayılıyorum, bale ve dans izlerken bambaşka dünyalara gidiyorum. Arada bir ilham gelir. Yağlı boyalar, fırçalar yayılır meydana, resim yaparım.


“EN BASİT FORMÜL YALNIZCA KENDİNE KARŞI DÜRÜST OLMAKTIR.”







“Tiyatro hayatın provasıdır.” derler. Bir oyuncu olarak hayatı nasıl ele alırsınız? Yaşam karşısında tutumunuz nasıldır?


Bence mutluluk-mutsuzluk, iyilik-kötülük gerekçeleri herkese göre değişir. Ama bence en basit formülü yalnızca kendine karşı dürüst olmaktır. Bir insan kendisine yalan söyleyen, kendisini kandıran birini asla sevmez ve ona güvenmez. Eğer yalan söyleyen ve kandıran bizzat sensen, kendini sevmeyen ve kendine güvenmeyen, inanmayan biri mutlu olabilir mi, başkasına iyiliği dokunabilir mi? Başta kendine karşı kötülük yapıyordur. İlk başta; için, vicdanın hayatınla bir bütün olmak zorunda… Hem başkalarının adına hem de yaşamında neyi yapmak isteyip, neyi yapmak istemediğin adına. Ne kendinle kaosun kalır ne bir başkasıyla... Yoksa etik, ahlak kuralları zorlama ve sahte, kişisel gelişim önerileri başkalarının gölgesi olur. 


Ben hayatta önce kendime dürüst olup, kendime saygı duymayı severim. Bunun yanı sıra küçük oyunlarım da vardır kendi içimde. Mesela sebepsiz yere içim sıkıldığı zamanlar ya da enerji olarak düştüğüm, yorulduğum zamanlar, oyun oynarım kendi kendime. Mesela derim, bu senin dünyadaki son gününmüş, yarın diye bir şey yok. Hemen içime bir enerji dolar, gökyüzünü bir başka görürüm, kuşları bir başka, her şey renklenir birden. Bunun gibi değişik şekillerde ne olursa olsun, her durumda kendimi motive etmeye çalışırım.


İnsanlar sizi yolda gördüklerinde nasıl tepkiler veriyorlar? 


Genellikle daha sıcak, daha güzelmişsiniz derler. İnsanlar sizi televizyonda izledikleri karakterle aynı görmeyince kıyaslama yapıyorlar elbette. 







Mesleğinizde ya da hayatınızda sınırlarınız var mıdır? Varsa nedir?


Özel hayatımda bir başkasının egosu ve bencilliği sebebiyle kısıtlanmaya ya da başka bir şekle dönüştürülmek istenmeye, iş hayatımda da adaletsizliğe, baskıya ve saygısızlığa karşı sınırlarım vardır. 


Oyunculuğun dışında, hayattaki amacınız nedir?


İçimdeki çocuğu ve sevgiyi kaybetmeden yaşamak kesinlikle...







Teşekkür ederiz... Son olarak, Ege Life okuyucularına söylemek istediğiniz bir şey var mı?


Ben teşekkür ederim. 2018’in herkes için mutlu ve sağlıklı geçmesini dilerim.