Güncel Haberler:

SERENAY AKTAŞ Çalış, Azmet, Sev, Sabır Göster

01.07.2018




SERENAY AKTAŞ



ÇALIŞ, AZMET, SEV, SABIR GÖSTER







Serenay Aktaş’ı yakından tanıyalım isteriz, bize kendinizi anlatır mısınız?


Her şeye rağmen inançlı, sabırlı ve merhametli bir kadın Serenay. Daima başarı odaklı ilerlerim. Duygusal bir yapım var ve bununla birlikte tabii ki aileme çok bağlıyım.


Spor serüveniniz nasıl başladı?


Çocukken deli gibi futbolcu olmayı ve yurt dışına transfer olup, ciddi anlamda kariyer yapmayı istiyordum. İlk başlarda babam çok karşı çıktı. Babamın karşı çıkmasına rağmen, benim futbol aşkım devam etti.  Babam baktı ki vazgeçmeyeceğim, profesyonel olarak futbolla ilgilenmek istediğimi anlayıp elimden tutup beni futbol kulübüne getirdi. Ben babamın omuzunda Galatasaray maçlarını izleyerek büyüdüm. 15 yaşında Zeytinburnuspor’da kadın futbol takımında lisanslı olarak iki sezon görev aldım. Daha sonra İki sezon Fatih Vatan Lisesi’nde futbol oynadıktan sonra en son bir sezon 1207 Antalyaspor’da kadın futbol takımında forvet olarak görev yaptım.


“BİZ KADINLAR ZARİF VE NAİFİZ.”





Kadınları futbol sahalarında az görüyoruz, futbolu tercih etmenizin özel bir nedeni var mı?


Kadınlar spor olarak futbolla fazla ilgilenmiyor; çünkü futbolda sakatlık riski daha çok. Erkeklere göre biz kadınlar zarif ve naifiz. E tabii futbolu baştan aşağı bir erkek tutkusu olarak belirten birçok imge de var. Erkekler futbol oynar. Erkekler taksi şoförü olur vs. Bu alışılagelmiş durumlar nedeniyle belki de futbolu tercih ettim. Çünkü bu sevgi ve aşk işi. Toplumda bir kadının futbol oynaması, toplumsal yönlendirme yüzünden; kadın futbol oynar mı baskısı yüzünden daha az kadınlarımızı sahalarda görüyoruz diye düşünüyorum. Ama günümüzde futbol kadın içinde bir spor dalı. Futbol benim çocukluk hayalimdi. Tekrar düzeltmek isterim, biz mahallede arkadaşlarımızla kızlar ve erkekler olarak karma futbol oynuyorduk. Profesyonel olduktan sonra bana kalsaydı topuklu ayakkabıyla bile oynardım.


Kadın futbolcular erkek futbolcular kadar mücadeleci ve hırslı mı?


Fiziki açıdan erkeklere göre daha narin olan biz kadınların, hayatta karşılaştığımız birçok probleme karşı daha mücadeleci ve pes etmeyen bir karakterle savaştığımız bir gerçek. Unutmayalım ki bir kadın hem annelik yapıp hem evine bakıp hem de kariyer yapabiliyor. Kadınların çok yönlü oluşunun, futbolda da mücadeleci ruhuna katkıda bulunduğunu düşünüyorum.





“OYUNCULUK AŞKIM BENİ SAHALARDAN UZAK TUTTU.”


Genellikle erkek egemen bir spor olan futbolda başarılı olmanızın sırrı nedir?


Küçük yaştan beri severek ilgilendiğim bir spor dalı olması.

  

Sporcu kimliğinizin yanı sıra sizi ekranlarda da görüyoruz. Spordan sonra oyunculuğa geçiş yapmaya nasıl karar verdiniz?


Liseye giderken son senemdi. Bazı dizilerde rol almaya başlamıştım. Aslında oyunculuk kariyerim, futbol kariyerim ve eğitimim eşzamanlı ilerledi. Hepsini aynı anda yapmak istedim. Sete gelip sabaha kadar test çözdüğümü ve sabah da sınava girdiğimi bilirim.  Yaşamımın her alanında eğitime çok önem verdim.  Daha sonrasında oyunculuk anlamında eğitimlere başladım. Beni çok sevdiğim Hamdi Alkan keşfetti. Büyük bir şansla, 2012 senesinde Arka Sıradakiler dizisinde yer aldım. Profesyonel anlamda bu hayata ilk adımımı atmış oldum.


Oyunculuğa da ilk adım atışım bir gösteri maçı sayesinde Hilal Ergenekon'un beni cesaretlendirmesiyle başladı. Birçok dizide oynadım ve gördüm ki insanın mutlu olacağını düşündüğü iş için çaba sarf etmesi gerekiyor. Heyecanımı ve aldığım keyfi fark ettim. Kamera önünde bambaşka biri olduğumu, bütün çekingenliğimi kenara bıraktığımı fark ettim ve ben bu işi yapmak istiyorum dedim. 2011’de başladı ilk adımlarım aslında. Genelde derler ya sevdiğin işte daha mutlu olursun veya mutlu olacağın işi seç diye, o dönemlerde fark ettim ki benim mutlu olacağım iş oyunculuk.





Futbolu bıraktığınız söyleyebilir miyiz?


Benim işim oyunculuk ama asla oldum demeyen, her daim kendi gelişimi için engel tanımayan biriyim. Türkiye’de kadın futbolunun yaygınlaşması için futbolun bir nevi tanıtım yüzü oldum. Kadın futboluna teşvik için iyi bir örnek olduğumu belirttiler. Futbolda sakatlanma riskim çok fazla olduğu için benim için artık bir hobi diyelim… Malum, mesleğimi seçtim. 2014'te arka çapraz bağlarımda sorun olunca da tamamen bıraktım. Oyunculuk aşkım beni sahalardan uzak tuttu. Sahaya bir daha özel bir sosyal sorumluluk için çıkarım diyebilirim.


“MAKYAJSIZ SAHAYA ÇIKMAZDIM.”




Futbola ilgi duyan kızlar için neler söylersiniz?


Futbol sadece erkeklere özgü bir spor dalı değildir. Biz kadınların da tüm spor dallarında başarılı birer sporcu olmaları söz konusu olduğunda, ben kendi adıma çok mutlu oluyorum. Başaramayacağımız hiçbir şey yok kızlar. Benliğimize özgü ve farklı yeteneklerimizle daima gurur duyup, bunları başarıya taşımalıyız. 


Belirtmeliyim ki futbol oynamak feminenliği etkilemez. Hep yanlış anlaşılan bir şey var. :) Ben sokaklarda karma maç yaptım, kız arkadaşlarımla bebeklerimizle oynamaktan kısa süreliğine vazgeçip abilerimizle ve kardeşlerimizle maçlara katıldık. Mahalle kültürü ile çok gerçekçi bir çocukluk yaşadım. Profesyonel olarak futbol hayatım sahada başladı. Ben çocukken de bebeklerimle oynamaktan vazgeçmedim, sonrasında makyajsız sahaya çıkmazdım. Mesela kırmızı ruj takıntım vardı. Kırmızı rujumu sürer sahaya çıkardım. 


Her daim bakımlı bir kadındınız öyleyse… Şu anda da bir güzellik firmasının reklam yüzüsünüz değil mi?


Makyaj yapmayı çok seven bakımlı bir her genç kızdım. Daha önce bir yurt dışı markasının marka yüzü olmam için teklif geldi ama şartlarda anlaşamadık. Yüzümün kemikli yapısı ve altın oran dengesi uyumluluğu herkes tarafından hep övgüyle bahsedilir hatta çok güzelsiniz cümlesini her söylediklerinde ben çok utanırım. Şu anda New Well markasının marka yüzü oldum. Porselen efektli bir fondöten. Ben önceden test ettim ve başarılı bulduğum için reklamında oynadım. Ne güzel bir mesaj; tüm kadınlar porselen gibi bir cilt için benim tavsiye ettiğim ürünü kullanıyor. Biraz satışlar arttı. Belki de bizim kızımız Serenay algısının güvenirliği burada avantaj oldu. Herkese çok teşekkür ederim





“ÇALIŞ, AZMET, SEV, SABIR GÖSTER.”


Kariyer planınız bundan sonra hangi yöne doğru şekillenecek? Kendinizi sonraki yıllarda nerede görüyorsunuz?


Hayal kurmak güzel ama illaki geleceğim nokta şu olmalı bu olmalı demedim. Bunu istedim ama olmayabilir, gerçekleşmeyebilir dedim. Ben sadece pes etmeden çabalayacağım cesur adımlar atacağım dedim kendime. İnancımı kaybettiğim anlar da oldu ama her defasında düşüncelerim olumluya döndü. Daha hevesli olarak devam ettim... Hâlâ çok çalışmam gerekiyor, evet bu güzel bir başarı ama daha iyisi için çalışmam kendimi sürekli geliştirmem lazım. Gelişimin bir yaşı bir sınırı yok bence. Ben kendime bir şeyler kattıkça bir şekilde o noktayı yükselteceğimi düşünüyorum.


Eskiden çok daha planlı yaşıyordum. 3 ay sonra şöyle olacak 1 yıl sonra burada olmalıyım diye. Zaman geçtikçe çok da planlı yaşanmaması gerektiğini öğrendim.  Çalış, azmet, sev, sabır göster. Bunları yaptıkça bir şekilde yollar belirleniyor. “Hayat siz plan yaparken basınıza gelenlerdir.” diye bir sözü var John Lennon'ın, çok doğru. Biz ne kadar plan yapsak da çoğu zaman uyamayabiliyoruz... O yüzden kendimi 10, 20, 30 yıl sonrası için nerede gördüğümü söyleyemiyorum, kısmet. Hayat sürprizlerle dolu. Ama en fazla 10 yıl sonrası için şunu söylersem; aklıma gelen tek şey kariyerinden söz ettiren, sevdikleri hâlâ yanında olan bir Serenay.


Sizi yakın zamanda hangi projelerde göreceğiz?


Burcu Komiser bitti. Halk bu karakteri çok sevdi. Meryem dizisiyle hayalimi gerçekleştirmiş oldum. Oyunculukta en büyük hayalim halka faydalı olan, halkın sevdiği bir rolü izleyiciyle buluşturmaktı. Şimdi birçok proje var. Kendi içime, kalbime en sinen projeyle inşallah en yakın zamanda tekrardan sizlerle olacağım.





Yıllardır göz önündesiniz. Okuyucularımızın sizi daha iyi tanıması için biraz eğitim hayatınızdan bahseder misiniz?


Lisedeyken dizilerde rol almaya başlayınca açık liseden bitirmeye karar verdim. Oyunculuk anlamında da küçük küçük eğitimlerime başlamıştım. Workshoplara katılıyordum. Söylediğim gibi, beni Hamdi Alkan keşfetti ilk olarak. 2012 senesinde Arka Sıradakiler dizisinde ana kast olarak oyunculuğa başladım.  Bir yandan üniversiteye hazırlanırken bir yandan oyunculuk eğitimleri almaya başladım. Oyunculuk tarzımı geliştirmek için birçok eğitim aldım.


The Actors Studio’da Al Pacino’nun oyuncu koçu Tom Brangle’dan kamera önü oyunculuk eğitimi aldım. Bir projede hayâlim olan bir polis memurunu canlandırdım. Babam sinema makinisti olduğu için çok şanslıydım.  Çocukluğum sinemalarda makinist odasından yani babamın yanından, filmleri izleyerek geçti. Çünkü çok film izleyerek, çok gözlemledim. Bunun da bir eğitim olduğunu düşünüyorum. Şu an oyunculuk anlamında eğitimlerim devam ediyor. Merve Taşkın’dan İleri Oyunculuk Teknikleri ile ilgili eğitim alıyorum. Üniversite hayatımdan biraz vazgeçmiş gibi görünsem de ilk fırsatta eğitimimi tamamlayacağım. Psikoloji okumayı çok istiyorum.





“BİR OYUNCUNUN KENDİNİ VE DUYGULARINI TANIMASI ÇOK ÖNEMLİ.”


Oyunculuk konusunda eğitim aldığınız, kendinize örnek aldığınız isimler var mı?


Birçok workshop’a ve kamera önü oyunculuğu eğitimlerine katıldım. Şu anda da Merve Taşkan ile derslerim devam ediyor. Kendime örnek aldığım yerli ve yabancı birçok aktris var, tek bir isim yok. Aslında bu işe saygınlık getiren ve gerçek mutluluğu oyunculukta bulan birçok kişiyi örnek alabilirim. Oyunculukta başarının anahtarı sabır ve eğitimidir. Eğitim asla bitmemeli, sürekli yeni şeyler öğrenmeli. Bir oyuncunun kendini ve duygularını tanıması, bilmesi çok önemli.





Peki sizce keşfedildiğiniz, parladığınız an ne zaman?


Aslında oyuncu olmak istediğim için bu işi isteyen herkes gibi küçük rollerde setlerle tanıştım.


2013 yılında Muhteşem Yüzyıl’da Ayşe Hatun karakterini oynarken fark edilmeye başladığım noktada profesyonel bir menajer ile anlaştım. Şimdiki menajerim Selim Akar ile çalışmaya başladım. Bu işi daha profesyonel anlamda yapmaya başladım. Hatta ilk haberim oyuncu kimliğimi ve futbolcu kimliğimi birleştiren bir haber olmuştu. Forvet Ayşe Hatun başlığıyla tüm gazetelerde büyük puntolarla haberlerim yapılmaya başladı... Futbol oynayan bir oyuncu olarak gazete ve TV programlarına çıkmaya başladım. Sonrasında Acun Medya’dan teklif gelince Survivor'a katılma kararı aldım. Oyuncu ve futbolcu olması dışında, Türk halkı gerçek Serenay’ı tanımış oldu. Orada hiç rol yapmadım. Anneme ve aileme düşkünlüğümün yanı sıra aile kavramına verdiğim önem ön plana çıktı. Adalet kavramımın, başarı hırsımla birleşmesi ortaya bambaşka bir Serenay Aktaş çıkardı. Birçok sinema filminde ve TV dizisinde insanlarla buluştum, hayatlarına girdim. Ama her projede işte o an bu an diyebilmek bambaşka bir şey. Her canlandırdığım karakterde tekrar keşfedilmek istiyorum, çünkü hepsinin ayrı bir dokunuşu olmalı… İzleyenlere de bana da ayrı bir öğretisi olmalı, aileme ayrı bir gurur kaynağı olmalı diye düşünüyorum.


Ne oldu da kariyeriniz ve hayatınız bambaşka bir yöne doğru gitmeye başladı?


Bu işe adım attım. Heyecanım, hedeflerim sayesinde bambaşka bir yöne gitmeye başladı kariyerim ve hedeflerim. Yoksa aklımda yurt dışına transfer olup, orada futbol kariyerime devam etmek vardı. Ne zaman ki kamera karşısına geçtim, bu işi yapmak istediğime emin oldum, işte o heyecan ve tutku bambaşka yerlere çekti beni. Evet, kariyerim güzel bir yöne doğru gidiyordu. Ama hayatım çok başka yere gitmedi ufak tefek farklılıklar dışında Serenay hiç değişmedi. Dostluklarını, arkadaşlıklarını hiç bırakmadı. Ailesinin hep yanında oldu. Hatta aynı mahallede yaşıyorum. Aslında hayatım başka yöne gitmedi diyebilirim kısaca. Hayatım aynı… Ve bunu değiştirmemek için büyük çaba harcadım. Spor yapıyorum. Kendime, aileme zaman ayırıyorum. Huzur bulduğum bir hayat var, değerlerim var ve kariyerim nereye giderse gitsin bu hayata mümkün olduğunca sahip çıkacağım.


Kariyer konusunda doğru insanlarla doğru adımlar attı. Başarıyı birlikte kutlarken, eksiklerimizi de tartışarak doğruyu bulduk. Benim menajerim Selim Akar benim hem dostum, hem ailemden biri oldu. Birlikte çok çalıştık doğru kararlarla doğru sonuçlar çıktı. Fakat çok sabrettik ve asla vazgeçmedik. Kariyerimde birçok şeyde ailem ve menajerimin, en önemlisi kendi kalbimin doğrularına yön verdim.




“OYUNCULUĞUN EN ÖNEMLİ ŞARTI DİSİPLİNDİR.”


Sokağa çıktığınız zaman insanlar sizi daha çok nereden tanıyor ve hatırlıyor?


Değişiyor diyebilirim. Futbolcu diyen de var. 2013'te Ayşe Hatun dediler, sonra Survivor sayesinde Serenay dediler. Şimdilerde ise Burcu Komiser diyorlar. Sanırım bu sürekli değişecek. Bizim kızımız Serenay olarak çok tepki alıyorum, belki de tüm projelerimizin toplu anlatımı bu oldu.  

Dizi oyuncusu olmak sizi zorladı mı? Çok yoğun bir program çerçevesinde çalışmak çok da kolay olmasa gerek…



Her iş kendine göre zordur. Bu işin en zor yani kısıtlanmak. Planlı ve düzenli hareket ettiğim için buna alışmak hatta yer yer hâlâ alışmaya çalışmak beni zorluyor. Ama şikâyetçi değilim. Dürüst oluyorum sadece kendime. Her işin gerektirdiği bazı şeyler var, bu işin de bu. İşimi çok seviyorum. Oyunculuğun en önemli şartı disiplindir ve sabrettiğiniz sürece varsınızdır... Çok sev, çok iste, çok çalış ve asla vazgeçme benim felsefem.






Oyuncu olmanıza rağmen televizyon izlemiyorsunuz, neden?



Hiç izlemiyor değilim, izliyorum tabii, sadece dizileri takip edemiyorum. Genellikle projelere göz atıyorum, setten vakit kalırsa kendi dizimi izliyorum. İzlemesem de haber ve spor kanalları açık oluyor, evin içinde uğraşırken sadece kulak veriyorum. Arada boş zamanım olduğunda yabancı dizilerimden 3-4 bölüm birden izliyorum.



Hayat felsefeniz nedir?


Hayat felsefem; hepimiz bir bütünüz ve birbirimize bağlıyız. Farkındalıkla, sonsuz sevginin ışığıyla yaşamak, baktığım her şeyde Yaratanı görmek.






En sevdiğiniz kitap ve filmi sorsak peki son olarak?



En sevdiğim kitap; Don Miguel Ruiz Dört Anlaşma. Film; Tomb Raider ve Fight Club.
Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim.