Güncel Haberler:

Sevgililer Günü’nde Romantik Kitaplar

01.02.2019

Sevgililer Günü’nde Romantik Kitaplar





Bir 14 Şubat daha geldi çattı. “Sevgilime ne hediye almalıyım, acaba bunu alsam hoşuna gider mi?” diye kara kara düşünenler için bazı romantik kitap tavsiyelerinde bulunduk. Bu kitapları alıp birlikte okuyabileceğiniz, içinden seçtiğiniz cümlelerle sevgilinize methiyeler dizebileceğiniz çok değerli eserler. Okudukça sevgilinizle aynı güzel hislerde dolaşacağınızı, aynı hayallerde kavuşacağınızı garanti ederiz. Ne demişler; söz uçar, yazı kalır. :) 


Eylül





Mehmed Rauf
Bilge Kültür Sanat

Mehmet Rauf'un en önemli eseri ve Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı kabul edilen Eylül, evli bir kadınla aynı zamanda aile dostları olan genç akrabası arasında yaşanan yasak aşkı anlatır. Romanın baş karakterlerinden biri olan Suad, roman boyunca kocasına duyduğu bağlılık ve yasak aşkı Necib’e olan karşı konulmaz arzusu arasında bocalayarak, çırpınır. Yasak aşkın diğer tarafındaki Necib, hem yakın akrabası ve arkadaşı olan Süreyya'nın karısına olan ilgisi yüzünden vicdan azabı çekmekte, hem de Suad'a karşı hissettiği tutkulu aşk yüzünden bocalamaktadır. Roman boyunca yasak aşkın imkânsızlıkları, yasak aşk yaşayan iki âşığın psikolojik hâlleri, hayalleri, heyecanları, kıskançlıkları, kırgınlıkları ve vicdan azapları ustalıklı ve gerçekçi bir üslupla ve bir metafor olarak kullanılan Eylül'ün hüznüyle anlatılır. 

Kaderimizi biz mi çizeriz yoksa çevremizdekiler mi?
Ya da kaderin önüne geçilemez mi? 
Kaderin sonunda yanmak mı gerekir?


Masumiyet Müzesi

Orhan Pamuk
Yapı Kredi Yayınları

“Hayatımın en mutlu ânıymış, bilmiyordum.”
Nobel ödüllü büyük yazarımız Orhan Pamuk'un harikulade aşk romanı bu sözlerle başlıyor...
1975'te bir bahar günü başlayıp günümüze kadar gelen, İstanbullu zengin çocuğu Kemal ile uzak ve yoksul akrabası Füsun'un hikâyesi: Hızı, hareketi, olaylarının ve kahramanlarının zenginliği, mizah duygusu ve insan ruhunun derinliklerindeki fırtınaları hissettirme gücüyle, Masumiyet Müzesi, elinizden bırakamayacağınız ve yeniden okuyacağınız kitaplardan biri olacak.


Masumiyet Müzesi'ni okurken yalnız aşk hakkında değil, evlilik, arkadaşlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk hakkındaki bütün düşüncelerinizin derinden etkilendiğini ve kitabın rengârenk dünyasından hiç ayrılmak istemediğinizi göreceksiniz.


Romanı yazdıktan dört yıl sonra, 2012’de, Pamuk romanıyla aynı adlı müzeyi Çukurcuma’da açtı. Şimdiye dek on binlerce ziyaretçinin gezdiği müze için ünlü sanat tarihçisi Simon Schama, Financial Times gazetesine yazdığı yazıda, “Dünyadaki en güçlü, en güzel, en insanî ve en etkileyici çağdaş sanat eseri,” diye yazdı. “Aynı zamanda hem şiir hem karamizah gibi, hem zarif ve şefkatle dolu, hem de kutu kutu, vitrin vitrin, estetik olarak muhteşem.” 






İkna



Jane Austen
Timaş Yayınları

Jane Austen deyince akla ilk gelen Aşk ve Gurur olsa da sıradan listelerden sıyrılıp size farklı ve çok değerli bir kitabını tanıtmak istedik. Jane Austen seviyorsanız ama hâlâ İkna’yı okumadıysanız, bu önerimizi göz önünde bulundurmalısınız mutlaka. 


Anne Elliot'ın, Yüzbaşı Wenthworth'e olan aşkının hikâyesini anlatan İkna, dünya edebiyatının en çok okunan yazarlarından Jane Austen'ın ölmeden önce tamamladığı son romanıdır. İngiliz orta sınıf yaşam kültürü, servet, evlilik, aile gibi konuları, kendine has mizahi üslubuyla hayat verdiği unutulmaz kadın karakterler üzerinden anlatır Jane Austen. Yazarın kendi yaşamından da derin izler taşıyan İkna, iki yüzyıldır okuna gelen vazgeçilmez bir edebiyat klasiği...


Başıbozuk Sevdalar




Canan Tan
Doğan Kitap


“Onunla bir ömür değil onun için bir ömürdür sevda…”

“Suç bende! Acılarımı dışa vursam sorun yok. Ama olabildiğince acılaşmış sözcükleri ortalığa saçacağıma yutuyorum. Pervasızca zehirliyorlar beni...” diyor Şiir.

“Kardeşlik zorunlu arkadaşlık, arkadaşlıksa seçilmiş kardeşliktir” dedirten bir can dost, Eda var yanında. Ve Şiir’in hayatına dokunan üç erkek... “Bugüne kadar duyduğum, okuduğum, dinlediğim ya da seslendirdiğim bütün şiirlerden daha güzelsin!” diyen Ezel. “Aşkın yaşı yoktur, mantığı da” tezini savunan Baran. Ve hikâyesi, “Seni herkesten kıskanıyorum” ile “Nereden sevdim o zalim kadını” arasında sıkışıp kalmış bir Recep. Şiir’in ruh hali ise karmakarışık. Şöyle ifade ediyor kendini:

“Bütün renkler çekip gitmiş hayatımdan
Siyaha, beyaza razıyım da...
Kapkara bir kuytunun derinine itivermişler beni
Gözlerim gökkuşağının yedi rengine hasret
Dokunsalar tel tel dağılacak yüreğim
Beynimse çoktan yükünü almış
Darmadağın...” 


Kolera Günlerinde Aşk



Gabriel García Márquez 
Can Yayınları

Kolera Günlerinde Aşk, bırakılmış bir sevgilinin, yeniyetmelik yıllarından başlayarak yaşlılığın alacakaranlığına dek süren yarım yüzyıllık aşkının öyküsü. Gabriel García Márquez'in, ustalığı, bu öyküyü bir destana dönüştürüyor: aşkın, deli-akıllı, yabanıl-evcil, tensel, romantik tüm biçimlerinin pastoral bir şiirin büyüsüne büründüğü bir destan. On dokuzuncu yüzyılın yirminci yüzyıla dönüştüğü bir zaman dilimini kapsayan bu bitmeyen aşkın gerisinde, çağdaşlaşma çabası içindeki bir toplumun çeşitli yönlerini, özellikle taşra kentsoyluluğunun saçmalıklarını ince bir alayla eleştiriyor yazar. Roman boyunca, aşk acılarının lirik rüzgârlarının esintileri arasında, Gabriel García Márquez 'in, insancıl mizahı, sürekli olarak duyuruyor kendini. Bu nitelikleriyle, Kolera Günlerinde Aşk, Gabriel García Márquez'in başyapıtı sayılan Yüzyıllık Yalnızlık'ın yanında tartışılmaz bir biçimde yerini alıyor. 


Jane Eyre




Charlotte Brontë
Can Yayınları

On yaşında öksüz kalan, babasını da öldü bilen Jane Eyre, kendisine köle gibi davranan halası tarafından yoksul kızların gittiği katı disiplinli bir yatılı okula gönderilir. On yıl kadar kaldığı bu okula sonunda öğretmen olur. Bir süre sonra da Edward Rochester’ın malikânesinde mürebbiyelik yapmaya başlar. Jane, giderek hayal bile edemeyeceği zorluklar ve acılar yaşayacak, beş parasız ve evsiz barksız kalacak, erkeklerin egemenliğindeki bir dünyada bir kadının tek başına ayakta kalabileceğini kanıtlamak için savaşacaktır...


19. yüzyıl İngiltere’sinde, her türlü tutuculuğun kol gezdiği Victoria döneminde geçen Jane Eyre, birçoklarınca kadınların özgürlüğü ve haklarına sahip çıkan ilk romanlardan biri olarak kabul edilir. Yazarı Charlotte Brontë’nin bir tür özyaşamöyküsü niteliği de taşıyan roman, yaşamın her türlü sillesini yiyen bir genç kızın güçlü bir kadına dönüşmesinin öyküsüdür. Yalnızca kadının erkek-egemen toplumdaki konumuna gözüpek yaklaşımıyla değil, güçlü ve tutkulu anlatımıyla da edebiyata yenilikler getiren Jane Eyre’i, Nihal Yeğinobalı’nın usta işi çevirisiyle okuyabilirsiniz. 





Hazırlayan: Süleyman Gülen