Güncel Haberler:

Tiyatro Aşığı Çağlar İşgören: "Türkiye'nin yeni Yeşilçam'ı Sahne Tozu Tiyatrosu"

13.02.2016


Türkiye'nin ilkleri olmayı başaran Sahne Tozu Tiyatrosu Kurucusu M. Çağlar İşgören ile sanat dünyasındaki başarı öyküsü, oyunculuk hayatında yaşadığı anıları, sanat dünyasına dair düşünceleri ve gelecekteki hedefleri üzerine keyifli bir söyleşi yaptık. Sahne Tozu Tiyatrosu'nu 'Türkiye'nin yeni Yeşilçamı' olarak adleden İşgören; Sahne Tozu tiyatro yapıyor. Tiyatro 'kek yapmaya' benzemez. Sanat yolundaki bu mücadelemde en büyük destekçim ise Haldun Dormen ve İzmir halkıdır" dedi.





Öncelikle Çağlar
İşgören kimdir? Sizi daha yakından tanıyalım...
1980 İzmir doğumluyum, ve kökü İzmir olan bir sanatseverim. Uzun zamandan beri tiyatroyla iç içe olan, tiyatro sanatı için çevresini de işin içine dahil ederek elinden geleni yapan yaptırtan biriyim. Tiyatro sanatının icra edilmesinde, mutlak değişikliklerin gerektiğini görmüş, bu değişiklikleri şehrimde ve yaşadığım ülkede uygulamak isteyen biriyim. Ben tiyatro sanatındaki bazı değişikliklerin gerekliliğine inanıyorum ve bu gerekliliği insanlara ifade etmeye çalışıyorum. Dolayısıyla İzmir gibi Türkiye'nin aydın kenti olarak görülen bu şahane şehirden bu değişikliklerin başlatılabileceğini düşünen biriyim. Bunun için ekibimle beraber yaklaşık 11 yıldır mücadele ediyorum. En büyük destekçim İzmir halkıdır. Çeşitli hobilerim var. Sanat temelinde müzik vardır. Profesyonel demek yanlış olur ama çok uzun zamandan beri piyano çalıyorum. Müzik üzerine şan olsun, temel bilimler olsun, özel eğitimler aldım. Sanat hayatına tiyatrodan devam ettim. Bu işi gerçekten yapmaya karar verdikten sonra, bu işe evrensel bakabilen bazı tabuların üstünde durmayı yıllarca başarmış ve ispatlamış insanların yanında yoğrularak, onlardan bu işi öğrenerek yapmaya karar verdiğim noktada Haldun Dormen ile sanat hayatımın gelişmesine yön verdim. Bu, Sayın Haldun Dormen'in izni ve isteğiyle gerçekleşti. 2005 yılından bu yana Haldun Dormen önderliğinde, onun tecrübelerinin ışığında yönetmenlikten tutun tiyatro işletmesine, oyunculuktan tiyatro yazarlığına kadar bir çok şeyi İstanbul-İzmir mekik dokuyarak, Türkiye'nin çeşitli illerine giderek, üniversitelerde derslere girerek, bir çok workshoplara katılarak, yurtdışından gelen ünlü simalarla ve bu işin profesörü olan akademisyenlerle konuşarak ve Sayın Göksel Kortay'ın  yadsınamayacak bir bilgi birikimi bir eğitmenlik tarafı oluşuyla beraber onun değerli bilgileri ışığında ben kendini 11 yıldır geliştirmeye çalışan biriyim. Bu bilgileri kendi ekibimle paylaşıp, bizim yanımızda bulunan öğrencilerimize aktarma çabasındayım. Dolayısıyla bir ışığın var olduğuna inanıyorum ve bu ışığı da karanlık yerlere tutma çabasındayım. Mücadeleci, tiyatrosever, sanatsever, tiyatro aşığı ve tiyatro tanrısına inanan bir yapıda olan biriyim. Gelişime, yeniliğe açık olması gerektiğine inanan, dünya konjonktürünü yakalama çabası içinde olan biriyim ve birileriyiz.


Sahne Tozu Titatrosu 11 yaşında. Bu 11 yılda neler yaptınız? 

11 yıldır Sahne Tozu Tiyatrosu altyapı çalışmalarıyla beraber var. Ben 1999 yılında sahneye ilk adımımı attım. 16 yıldır tiyatro ile uğraşan biriyim. Bunun profesyonelleştiği dönemler Haldun Dormen ile tanıştıktan sonraki dönemlere rastlıyor. Bu kültürel yapı içerisinde bu ülkede bir şeyleri değiştirmek çok zor. Ne yaptı Sahne Tozu Tiyatrosu? Her şeyden önce tiyatro yapmaya çalıştı. Tiyatro yapmak kek yapmaya, bulaşık yıkamaya, çamaşır yıkamaya, temizlik yapmaya benzemez. Tiyatro yapmaya çalışmak kollektif bir iş olduğu için birliktelik ve mücadele ister. Dolayısıyla her şeyden önce tiyatro yapmaya ve tiyatro oyunları sergilemeye çalıştı.



Sahne Tozu Tiyatrosu istediğiniz noktaya geldi mi?
Şu an istediğimden daha iyi durumda diyebilirim. Ciddi bir mücadele ile 7 /24 var gücümüzle bu çaba içerisinde kavruluyoruz ve çalışıyoruz. Sahne Tozu ilk kuruldu, baktı İzmir'de sahne yok ya da var olan sahneler afaki rakamlarda. Bu durumda Sahne Tozu kendi sahnesini yarattı. Sahneye koyacağı eserleri nitelikli olması gerektiğini düşündü. Bu sefer İstanbul'dan ustaları çağırdı ve ustalarla birlikte sahneye nitelikli eserler koymaya çalıştı. Sahne Tozu, Haldun Dormen'in Dormen Tiyatrosu ekolunu Türkiye'de devam ettiren tek tiyatro oldu. Bu süreç içerisinde sahne sahibi olduğu ekolu devam ettiren tiyatro olmasına rağmen farklı oyunlarda sahneye koydu. Halkla iç içe olmaya başladı ve kendi seyircisini kendi kitlesini yaratmış oldu. Sahne Tozu Tiyatrosu sahneye çıkıp oyunlarını sergilerken, aynı zamanda eğitim verme hususuna da yöneldi. Verilen eğitimin son derece kaliteli ve nitelikli olması çabası içine girdi. Bununla da ilgili olarak Türkiye'de adı kabul edilmiş ustalarla bir araya gelip workshoplar düzenledi. Bu workshoplar halktan bir takım şeyler talep edilerek halka değil, tamamen kendi öğrencilerine yönelik gerçekleştirildi.  Selçuk Yöntem, Göksel Kortay, Haldun Dormen, Zerrin Tekindor, Mustafa Alabora, Hıncal Uluç, Ahmet Kural, Murat Cemcir gibi bir çok ünlünün geldi konuştu. Sahne Tozu Tiyatrosu, bu kişilerle iç içe olup bu duayenlerin tecrübelerini kendi öğrencileriyle ve İzmir'le paylaşma derdinde olduğu için ödül törenlerine dahi bu isimleri davet ederek kendi verdiği eğitimin kalitesini üst düzeye çıkarmaya çalıştı. Biz eğitim kurumu olarak da varlığımızı devam ettirdik verilen eğitimin niteliği ve kalitesini tescilleyebilmek için de bizim anlattıklarımızın doğruluğunu ya da yanlışlarını göstermek adına ustalarımızı buraya çağırdık. Sahne Tozu Tiyatrosu'nun yanlışı varsa düzeltsin, eksiği varsa hocalar tamamlasın diye. Dolayısıyla Sahne Tozu, Türkiye'nin oyunculuk eğitim veren en iyi ilk 10'u arasına girmeyi başardı.



İstanbul'a da gönderdiğiniz öğrencileriniz oldu mu?
Bir çok öğrencimizi İstanbul'a gönderdik. Göndermekten ziyade tercihe binaen bizim arkasında durduğumuz öğrencilerimiz oldu. Çok büyük başarılar yakaladılar bu da bizi gururlandırdı. Darısı nice öğrencilerimizin başına. Eğitimin haricinde Sahne Tozu, yapıma da yöneldi. İzmir'de film, dizi, sinema gibi yapım şirketi yok. Bunu da kurma çabası içine girdi. Kısa filmlerinin haricinde uzun metrajlı bir film çekti. Mesele İzmir'e ait olup, İzmir'in bünyesinde bulunan bir bakış açısıyla, İzmirli insanlarla beraber bir şey ortaya koymaksa, İzmir'de bu iş yapılabilir demekse sahne tozu bunu da yapmak adına yapım tarafını kurdu ve beraber bir film çekti. Bu filmi vizyona sokmak gerçekten zormuş. Sahne Tozu'nun gerçek alanı Tiyatro olmasına rağmen bir deneme yaptı. Yüklü ve ağır bir deneme yapmış olduğumuzu gördüm. Bu da senaryosunu yazdığım, yönetmenliğini üstlendiğim ve başrolünde oynadığım Efe filmi bize büyük bir tecrübe oldu.


"Varlığımızı Haldun Dormen'e Borçluyuz"


İkinci filmi düşünüyor musunuz?
İkinci filmi de düşünüyoruz çünkü bu kazandığımız tecrübeyi kullanmak istiyorum. Çünkü çok geniş bir alan bu İzmir'de de bu alanda yatkın başarıyı elde edecek çok insan var.  ST yapımın başarılı bir şekilde ürünler elde edeceğini, bunu televizyona ve sinemaya aktarabileceğini biliyorum. Efe filmini 2016 yılında vizyona soktuktan sonra, ilk işim bir televizyon filmi projem var. Senaryolarımız hazır ama televizyon filmi mi olsun sinema filmi mi olsun gidip geliyoruz. Elimizde oyuncu kadromuz da var. Bununla beraber bir yapım daha ortaya koymayı hedefliyoruz. 10 yıl içinde hem tiyatroda sahneye çıkan bir mekanizma yaratılmış, aynı zaman da kaliteli eğitim verme durumu söz konusu oluyor, üçüncüsü de yapım olmuş oluyor. 3 kulvarda sahne tozu tiyatrosu hareket ediyor. Ayrıca Sahne Tozu Tiyatro'sunun Türkiye'de yaptığı ilkler de var. Sahne Tozu Türkiye'nin tek tiyatro forumuna sahiptir. Türkiye'de ilk defa aynı anda 300 kişinin sahneye çıktığı tiyatro oyununu sahneledi. Ayrıca ilk defa aktörlerin yer alacağı bir alan olan Aktör Kulübünü kurdu. Aktörlerden oluşan sadece aktörlerin üye olabileceği bir kulup. Ben bu kulübün alt yapı çalışmalarını tamamladım , manifestosunu yazdım, kurucusu benim, yönetim kurulu hazırlandı ve kulüp bir buçuk yıldır faaliyette. Bu yapıyı önce İzmir'e eş zamanlı Türkiye'ye daha sonra dünyaya açacağız. Her önüne gelen olmamakla beraber aktörler bu kulübe üye olacaklar. Bu kulüp yapısı içerisinde hiyerarşik bir yapı söz konusu olacak. Ancak çok ciddi ve etraflıca anlatılması gereken bir yapı olduğunu söyleyebilirim. Belki de Türkiye'nin yeni Yeşil Çam'ı olarak adledebilirim. Aynı zamanda Türkiye'nin en fazla repertuarını sahip tiyatrosu konumundayız. Yerleşik bir tiyatro olduğu ve belli bir kadroyla çalıştığı için  bir sezon oynadığı oyunu diğer sezonda oynayabiliyor ve repertuarına yeni bir oyun ekleyebiliyorlar. Mesela bu sene 13 farklı oyunla sezona gireceğiz. Biz her hafta cuma, cumartesi, pazar günleri oyun oynarız. Normal oyunlarımız saat akşam 8'de oynanırken pazar günleri saat 2'de  matine oynarız. Her hafta farklıbir oyun olacak.


ılışAralık ayıgibi olacak...
Açılışımız, Göksel Kortay'ın yönettiği "İkinin Biri" adlı oyunla yapılacak. Prömiyer'e İzmir halkını davet edeceğiz. Güzel planlarımız var. Müjdelemek isterdim ancak gerçekleşmeme ihtimaline karşı söylemek istemiyorum. Prömiyere çağırdığımız dünyaca ünlü isimler var. Türkiye'nin sinema salonlarını, tiyatro salonu haline getiren ilk tiyatrosu yine Sahne Tozu Tiyatrosu olmuştur. Ülkemizde genelde sinema salonları AVM haline getirilirken biz tiyatro salonu haline getirerek AVM olmaktan kurtarıyoruz. Dormen ekolunu devam ettiriren tek tiyatroyuz. O ekola bağlı olarak hareket ediyoruz çünkü varlığımızı Haldun Dormen'e borçluyuz. Tiyatro ilk defa film yapım olarak bir projeye giriyor. Film senaryosuyla, yönetmeniyle, yapımcısıyla ve 500 kişilik oyuncu kadrosuyla tamamen bu yapı içerisinde buluşan ve yetişen profesyonel ve amatör insanlarla birlikte gerçekleşiyor ve çekiliyor. Sadece iki tanıdık sima dışında herkes İzmirli, Sahne Tozu'ndan ders alan mezun olmuş kişilerdir. İzmir'den Türk tiyatrosuna ve televizyonuna yeni aktörler kazandırıyoruz.


İzmir halkından yeterince destek alabiliyor musunuz?
E
ğer İstanbul'da olmuş olsaydık şu anda bizi tüm Türkiye tanıyor olurdu. İzmir'de olduğumuz için tabii ki medyanın, televizyonların merkezinin İstanbul'da olduğu için biz sadece İzmir tarafından tanınıyoruz. Ben bu durumdan şikayetçi değilim çünkü İzmir halkıyla muhteşem bir bağımız var.  Sezon içerisinde ciddi bir seyirci kitlesiyle karşılaşıyorum. Bu da beni çok mutlu ediyor. İzmir halkını çok seviyor, minnet duyuyorum. Bunun haricinde, Sahne Tozu Tiyatrosu olarak değil de genel olarak bir şey söylemek isterim. Türkiye olarak anlatacak olursam, sanat Türkiye'de çok alt sıralara kendi haline bırakılmış bir durumda bulunuyor. Sanata destek oluyorum diyen zengin iş adamları, markalar ya da tanınan kişiler sadece laf olsun diye destek oluyorlar. Türkiye'ye baktığımız zaman ciddi bir sanat desteği görmüş değilim. Ben İzmir'den memnunum. Markalar bir çok şeyi İstanbul'da gördüğü için burada bir yere destek olmaktan çekiniyorlar. İş dünyasında sanata destek olma kültürü yok. Ben Sahne Tozu Tiyatrosu olarak, sanata destek oluyorum deyip gidip Sahne Tozu Tiyatrosu müzesi açarsam sanata destek olmuş olmuyorum. Hayalleriyle yaşayan bilimum insanlara destek olduğumda farklı bakış açılarının gün yüzüne çıkmasına vesile oluyorsam o zaman ben sanata destek olmuş olurum. Tabiki nereden nereye geldik diyorsak bize de birileri bir yerden destek olmuştur. Onun da hakkını vermek lazım. Ben genel bir eleştri yapmak istiyorum. Türkiye'de maalesef sanat çok alt sıralarda. Halbuki daha fazla destek olsa sadece Kültür Bakanlığı'na bırakılmamalı. Yaptığı bir çok şeyi yeterli bulmasam da  Kültür Bakanlığı tek bir kurumdur.  İnsanlarında birbirine destek olarak sanatı en alt sıralardan orta sıralara taşıması ülkemizin perdelerinin açılarak güneşin içeriye girmesini sağlar. Ben sadece tiyatro sanatından bahsetmiyorum. Bir ressamın, bir müzisyenin sıkıntısından bahsediyorum. Kaldı ki Fazıl Say'a yapılanlar ortada. Türkiye'nin sanat perdesi açılacak ki Türkiye aydınlanmış olacak. Karanlıkta siz önünüzü göremiyorsanız, karanlıkta önünü gören kişi sizi idare etmeye çalışır. Başkalarının işine çomak sokmalarına izin vermedikleri için aydınlanmaya izin vermiyorlar. Türkiye'nin sanata destek konusunda sponsorluk kültürü yok. Spora var sanata yok.


Bunun için sizce ne yapmak gerekiyor?
Bunun yap
ılması için insanların çocuklarını sevmesi gerekiyor. Eğer gerçekten insanlar çocuklarını seviyor aydınlık bir geleceği çocuklarına bırakıp bu dünyadan göçmek istiyorlarsa elleri mahkum sanata destek olmak zorundalar.


Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Tiyatro sanatıyla ilgili değil de ben genel olarak bir şey söylemek istiyorum. Öncelikle İzmir'e ve seyircilerime teşekkür ediyorum. Bir İzmirli olarak İzmir ile gurur duyuyorum. İzmir'e güç diliyorum ve tüm Türkiye'ye Mustafa Kemal Atatürk'ün "Sanatsız kalan toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir" hatırlatıyor ve yaşam damarlarından birini sağlam tutmasını öneriyorum. Aydınlığın kimseye bir zararı olmaz. Hiç kimse hayallerini sahipsiz bırakmasın. İnsanlar hayallerinin peşinden koşsun ve sanattan kimse korkmasın. Korkulacak hiç bir şey yok. Sanatı alt sıralardan üst sıralara getirmek gelecek için boynumuzun borcudur. Artık anneler, babalar ve öğretmenler insanlara sanatı sadece hobi olarak tanıtmasın. Hobi olarak  yapılsın ama sanat sadece hobi olarak yapılabilecek kadar küçük bir felsefe ya da olgu değildir. Çünkü dünyada yaşayan tüm insanlığın ve canlıların üzerinden kasveti kaldıracak tek olgudur sanat.


Ege Life okurlarına bir mesajınız var mı?
Ege Life okurlarına tekrar hoş geldin Ege Life diyorum. O güzel dergiye ve imtiyaz sahibi Hasan Asker Bey'e teşekkürlerimi sunuyorum. Ege Life okurları çok şanslı çünkü kaliteli bir dergi okuyorlar ve takip ediyorlar. Ege Life, benim de geçmişimden bugüne çok aşina olduğum bir dergidir. Okuduğum dergide röportaj yapma şansını bana sunanlara teşekkür ediyorum. İzmir'de yeni projeler gerçekleştirip bunları tekrar Ege Life Dergisi'nde okurlarla paylaşmayı diliyorum.