Güncel Haberler:

Türkiye İş Güvenliğinde Geride Mi?

08.02.2017

Haber: Yağmur DERLİ



İş hayatı ve çalışanlar için en önemli konulardan biri olan işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili alınması gereken önlemleri ve ülke olarak iş güvenliğindeki konumumuzu İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Hakan SEVİM anlattı.



İş güvenliği, iş yerlerinde çalışanları çalışma ortamından kaynaklanan tehlikelerden korumak için alınan önlemlerdir. İş kazaları, meslek hastalıkları ve dolayısıyla çalışma ve iş güvenliği, gerek insani ve toplumsal açıdan, gerekse ekonomik yönden çok önemli bir problemdir. Bu sebeple birtakım önlemleri önceden alarak iş yerlerini güvenli hale getirmek için iş güvenliği oldukça önem kazanmıştır.


“İş güvenliğinde en önemli şey risk analizi oluşturmaktır” diyen İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Hakan Sevim, iş güvenliğinde yapılan çalışmaları şöyle anlattı: “İş güvenliğinin amacı çalışılan ortamda önceden çalışma koşullarının belirlenmesi işçi sağlığı ve güvenliğiyle ilgili çıkabilecek tehlikeleri önceden belirleyip bir risk analizi oluşturmaktır. Risk analizi çalışılan merkezin çalışma koşullarından kaynaklanan makine, çalışanlar, ortam açısından risklerin tespit edilmesi ve önlemlerinin alınmasıyla ilgili bir plandır. İlk aşamada çalışan bir işe girdiği zaman ona işçi sağlığıyla ilgili eğitim vermek. Çalışana 1 saatlik ön eğitimi veriyoruz. İkinci aşamada ise iş yeri hekimimiz çalışanı bir periyodik muayeneye almaktadır. Şu an iş güvenliği proaktiftir. Yani önceden önlem alıyoruz. Eskiden kazalar gerçekleştikten sonra önlem alınıyordu ancak artık en güzel tarafı önlemleri önceden almamız”.



“İŞ KAZALARININ EN BÜYÜK SEBEBİ EĞİTİMSİZLİK”



Gelişmekte olan ülkelerde iş güvenliği konusuna biraz daha az önem verildiğini ifade eden Uzman Hakan Sevim “Hem iş verene hem de çalışana iş güvenliğinin önemini anlatmak kolay değil. Eğitim seviyemiz Avrupa’ya göre biraz düşük, özellikle inşaatlar ve benzeri yerlerde bunu görmekteyiz. Bu yüzden çalışanlara yapması gerekenleri anlatmamız ve uygulatmamız zor oluyor. İş kazalarının da en büyük sebebi eğitimsizlik. Çünkü çoğu yerde eğitimlerimiz sırasında okuma yazma bilmeyenlerin oranı neredeyse yüzde doksan. Bu durumda çalışanlara verdiğimiz broşürleri, duvarlara astığımız ikaz levhalarını okuyamayanlar da bulunmakta.


İş kazalarının bir diğer sebebi ise Türkiye’de var olan “bize bir şey olmaz” mantığı. Tuğla fabrikasında çalışan bir işçiye baret takın dediğimizde “Tuğla fabrikasında bana ne olabilir ki?” diyor. Bazen bunu bile algılayamıyorlar. Sadece çalışanlar değil maalesef çoğu iş veren de bu konuyu üstelemiyor. Avrupa’ya göre iş güvenliğinde çok gerideyiz. Mesela bizim ülkemize yurt dışından tanınmış, marka bir firma geldiğinde, iş yaparken onların aldığı önlemleri görmemiz bile çok geride olduğumuzu anlamamız yetiyor. Onlar bir sistem oluşturmuş ancak iş güvenliği konusu Türkiye’de iş verene bir külfet gibi geliyor. Bizim de bu konuyu içselleştirmemiz lazım. Türkiye’de büyük firmalar bu konuda çok dikkatli davranıyor. Ancak bunu tabana yaydığımız zaman biraz zamana ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.



“TÜRKİYE’DE İŞ GÜVENLİĞİ KONUSUNDA YETERLİ TEDBİRLER ALINMIYOR”



Uzman Hakan Sevim düşüncelerini anlatırken, “İş güvenliği konusunda yaşanan son olayların ardından insanlar bilinçlendi, iş güvenliği duyuldu ama yeterince biliniyor mu orası tartışılır” diyor ve devam ediyor: “Türkiye’de iş güvenliği konusunda yeterli tedbirler alınmıyor çünkü denetim çok az. Denetleme yalnızca OSGB tarafından firmayı denetlemekle kalıyor. Ancak fabrikaları denetleme ve yapılan işleri denetleme konusunda yetersiz kalıyoruz çünkü yeterli denetim elemanımız yok. Bu yüzden iş veren de rahat davranıyor. Bir iş güvenliği uzmanı olarak direkt devlete bağlı olarak çalışsa daha büyük bir yaptırım gücüne sahip olabilir. Denetimsizlik, bazen de gelen denetimcilerin işini layıkıyla yapmamasından dolayı kazalar ve ölümler artıyor. Bunu Soma faciasında da gördük. Gelen denetimciler yukarıda hiç madene inmeden yetkili kişilerle konuşup muhabbet ettikten sonra burada bir sıkıntı yok diyerek geri döndüler. İşte bunun olmaması gerekirdi. Denetim konusunda henüz tabana inemedik, yalnızca büyük risk taşıyan işletmeler denetleniyor. Denetim çok önemli çünkü bizi biri denetlemezse, cezayla korkutmazsa bir işi yapmayız. Madenler, inşaatlar gibi yerlerin özellikle denetlenmesi gerekir. Çünkü en fazla kazaları orada yaşıyoruz. Burada önemli olan, devletin yeterince kaynak ayırması lazım, denetimi sıklaştırması lazım. İşte o zaman bu iş tabana yayılır. Küçük esnaf bu işi öğrendikten sonra diğerleri zaten öğrenir. Kolay değil ama zamanla oturacak bir şey bu.”



“YASALARIMIZ YETERLİ ANCAK EKSİKLERİMİZ VAR”



 

Devletin iş güvenliği konusunda biraz daha sıkı davranması gerektiğini belirten Uzman Hakan Sevim, “İş güvenliği ile ilgili 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği kanunumuz var. Aslında kanunlarımız ve yönetmeliklerimiz bu konuda yeterli. Her iş kolu ile ilgili yönetmeliğimiz var. Biz bu konuda iyiyiz. Biz çok güzel yasa yapıyoruz, yönetmelik koyuyoruz ama bunları uygulamak önemli. Yasalarımız yeterli ancak tabii ki eksiklerimiz var. Soma'da yaşanan maden kazasında  yaşam odası denilen Avrupa’da zorunlu olan bir sistemi biz uygulamamışız. Bu çok büyük bir eksiklik. Devlet yasalarla genel hatları çizmiş ancak bunları uygulatmak, denetlemek konusunda eksiklikler var.” dedi.