Güncel Haberler:

Vega Sanat – İzmir'de Yeni Nesil Bir Sanat Merkezi

09.05.2017



Vega Sanat Atölyesi, İzmir'de sanatın birçok dalında eğitimler veren bir sanat merkezi... Sanata gönül vermiş, eğitimin önemini çok iyi bilen bir ekipten oluşuyor... Kısaca resim, müzik eğitimi, geleneksel sanatlar, sahne sanatları, kişisel gelişim, çocuk atölyeleri, drama eğitimi ve çok daha fazlasını bizlere sunuyor Vega Sanat. Güzel Sanatlara Hazırlık Kursları, Çocuk Sanat Eğitimleri ve Film Okulu ile üç ana dalda profesyonel manada eğitimler ve atölyeler düzenliyorlar...


Özellikle çocukların eğitimi konusunda oldukça kapsamlı ve profesyoneller. Eğitim süreçleri ve atölye çalışmalarıyla beraber sektöre ve profesyonel hayata iş gücü kazandırma adına oluşturulmuş olan Film Okulu'nda ise önemli akademisyenlerle, profesyonel eğitmenlerle ve atölye çalışmalarıyla ciddi bir donanıma sahipler.


Sizin için, Vega Sanat'ın üç ayağını oluşturan üç farklı eğitmenle minik söyleşiler gerçekleştirdik. Umuyoruz ki size de yararlı olacaktır Vega Sanat...


Özge CAN

Eğitim Koordinatörü


Vega Çocuk içerik olarak ne barındırıyor?


Vega Sanat Atölyesi, yetişkin ve çocuk atölyeleri düzenleyerek sanatsal anlamda var olmaya çalışan bir yapı. Vega Çocuk başlığı altında ise Karikatür, Resim, Piyano, Keman, Ritim, Gitar ve Yaratıcı Drama atölyeleri mevcut. Bu atölyeler kısa, orta ve uzun vaadeli olup çocuklarımızın zihinsel, sosyolojik ve kimlik gelişimlerini içeren kreatif atölyelerdir. İçerik olarak çocukların üzerlerindeki okul, ders, sınav gibi negatif dolumları ve baskıları yok etmesini öngördüğümüz bir oyun ortamı sunuyoruz.


Peki ne zamandan beri bu işi yapıyorsunuz?


Esasında biz bu işe uzun seneler önce başladık. Bostanlı’da böyle bir atölye açma fikri geçtiğimiz yaz aylarında ortaya çıktı. Sonrasında Karşıyaka’nın, bence en güzel yerlerinden biri olan Suat Taşer Açıkhava Tiyatrosu'nun karşısındaki bu atölyeyi hayata geçirdik.


Özellikle çocuk atölyeleri üzerine mi yoğunlaşıyorsunuz?


Atölyenin çocuk kısmı ağırlıklı gözükse de, yetişkin ve çocuk olarak ikiye ayrılıyor dediğim gibi. Biz burada sanatın hemen hemen her dalında her yaşa hitap eden atölyeler organize ediyoruz. Bu sayede bir aile ortamı oluşturmayı hedefliyoruz. Mesela çocuklar yaratıcı drama atölyesine katılırken yetişkinler de burada yazarlık, kaligrafi, resim veya piyano gibi, insanları biraz olsun stresten alıkoyan uğraşlarla meşgul olabiliyorlar.


Vega Çocuk için, Yaratıcı Drama biraz daha önde mi?


Vega Çocuk atölyesinin uzmanlık alanıdır desem yeridir. Bu atölyeyi biraz daha önde tutmamızın bir amacı da; aslında çoğu faaliyet ve atölyenin temelini oluşturan hatta ve hatta okullardaki eğitim anlayışının da temelini oluşturması gerektiğini düşündüğümüz bir disiplindir drama. Neden derseniz; bir kere kesinlikle şu kanaat herkeste mevcut: çocuklarımız oyun oynamıyor! Oyun oynamayan çocuklar mutsuz ve kendi içine kapanık olurlar. Böyle bir çocuğu ise başka hiçbir olay alakadar etmez. O sebeple oyun etmenini kullanarak çocukların motive olmasını ve buna ek olarak kendilerini çok rahat ifade ederek özgürleşebilmelerini hedefliyoruz.

Aslında diğer tüm atölyelerimiz de yine bu tavır üzere uygulanmaktadır. Ayrıca yeri gelmişken söyleyeyim; nihai hedefimiz ise tüm sanat disiplinlerinin yaratıcı drama ile birleşmesini sağlamak. Bu sayede herhangi bir sanat dalına yeteneği ve ilgisi olan çocukları daha genç yaşta ve daha randımanlı bir şekilde adapte olmalarını sağlayabilmek…


GÖZDE ÖZKURT

Yaratıcı Drama


Son yıllarda eğitimde kullanılan yöntemlerden biri de Yaratıcı Drama öyle değil mi? Çocuklar oyun oynayarak daha iyi öğreniyorlar ister istemez.


Evet... Çocukların oynayarak daha iyi öğrendiği muhakkak... Eğitimde yeni yöntemler kullanılıyor. Tabii aslında yaratıcı dramadan yeni bir eğitim yöntemi olarak söz etmek de pek doğru olmaz... Bir yöntem ve aynı zamanda başlı başına bir disiplin olarak yüz yılı aşkın bir geçmişi var. Öte yandan sadece çocuklarla yapıldığına dair genel yargıyı da kırmak gerekli diye düşünüyorum.


Yaratıcı Drama'dan okuyucularımız için kısaca bahsetmek ister misiniz?


Öncelikle bir grup çalışmasıdır. Çocuklarla yapıldığında gelişim özelliklerine göre benzer yaş gruplarıyla çalışmak tercih edilir; çünkü ilk yaşlarda ay farkı dahi önemli olabiliyor. Yetişkinlerde ise yapılacak çalışmanın konu ve kazanımlarına göre farklı yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik durum veya mesleğe göre gruplar oluşrurulabileceği gibi tamamen karma bir grupla çalışmak da mümkün. Bunun dışında bu alanda eğitim almış bir ya da birden fazla eğitmen/liderin yönlendirmesiyle yürütülen bir çalışmadır. Çalışma hem katılımcıların hem de eğitmenin eşit bir düzlemde bulunacakları güvenli görülen açık veya kapalı her türlü alanda yürütülebilir. Bir sınıfta yapıldığı gibi bir müzede veya bir parkta da yaratıcı drama çalışması yapılabilir.


Oyun ne zaman devreye giriyor?


Aslına bakarsanız oyun her zaman işin içinde. İlk olarak İngiltere’de bir yönteme dönüşüyor çünkü bildiğiniz gibi drama ve tiyatro Britanya kültürünün merkezinde. Öncelikle edebiyat derslerinde öğrencilerin Shakespeare metinlerini ezberlemekte ve canlandırmakta zorlanmaları üzerine metin odaklı bir çalışmadan doğaçlama odaklı bir çalışmaya geçiliyor. Doğaçlama zaten öğrencilerin kendi yaşam deneyimlerini kullanmaya başlamaları anlamına geliyor. Burası çok önemli çünkü biz sadece kendi yaşadıklarımızdan değil diğerlerinin yaşam deneyimlerinden de bir şeyler öğreniriz. Her şeyi illa tek başımıza deneyimlemek zorunda değiliz. Tabii İngiliz resmi okullarındaki sert eğitimin de yeni bir eğitim yöntemi arayışına büyük etkisi var. Roald Dahl’ın "Küçük Adam Büyürken" kitabında İngiliz okullarının ceza üzerine kurulu sistemini açıkça görüyoruz. Böylece "çocuk merkezli eğitim" kavramı yavaş yavaş dillendiriliyor ve öğretmenlerin ilk yaptıkları şey de çocuk oyunlarından yola çıkarak bir yapı oluşturmak oluyor.


Türkiye’de bu süreç nasıl gelişiyor peki? Bildiğimiz kadarıyla işe ilk el atanlar tiyatrocular...


Aynen öyle. Bir disiplin ve yöntem olarak ele alınması için 1980’lere gelmemiz gerekiyor. Ancak öncesinde, daha Osmanlı Devleti’nin son yıllarında tiyatronun eğitsel gücü farkediliyor ve tarih, edebiyat ve diğer sosyal bilimlerin öğrenilmesinde de etkili olacağı biliniyor. Yine de yapılan uygulamaların "okul temsilleri"nin pek de ötesine geçemediğini görüyoruz. 1980’lere gelindiğinde ise iki isim ön plana çıkıyor: İnci San ve Tamer Levent. İnci San o dönem Ankara Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı başkanı ve hem güzel sanatlar eğitiminde hem de sanat yoluyla eğitimde yaratıcılığı geliştiren yöntemler üzerine kafa yoruyor. Aynı dönemde Tamer Levent’le yolları kesişiyor. Levent o sıralar Devlet Tiyatrosu sanatçısı ve bugün de hala süre geldiği gibi konservatuvar yıllarında oyunculuk eğitmenlerinin kendi doğrularını dayattığı türden bir eğitimden geçmiş olmaktan müzdarip. Bu ikili hem yaratıcılığı geliştiren bir yöntem hem de -özellikle vurgulamak gerek- "sanat eğitiminin" bir parçası olarak dramatizasyon kavramına eğiliyorlar ve zaman kaybetmeden çalışmalara başlıyorlar.

Çalışmaların uygulayıcısı Tamer Levent. İnci San da düzenli olarak çalışmalara katılıyor. Ankara Üniversitesinde, Deneme Sahnesi’nde ve diğer başka eğitim kurumlarında eğitmenler ve tiyaroculardan oluşan katılımcılarla çalışmalara başlıyorlar. Bu da aslında bize çok açık bir şekilde Yaratıcı Drama'nın hem eğitim hem de tiyatro bilimlerinden beslenen bir alan olduğunu gösteriyor.


Sonuçta tiyatrodan farklı bir şey yaratıcı drama...


Evet bu çok sık karıştırılan bir şey. Yaratıcı Drama bir oyunculuk eğitimi değildir. Evet bir oyunculuk eğitimi sırasında kullanılan neredeyse tüm tekniklerden faydalanır. Ne olabilir bunlar, oyun ve oyunsu süreçler (örneğin ayna çalışmaları veya güven temrinleri gibi), rol alma, doğaçlama, canlandırma gibi. Burada amaçlanan katılımcıların –mış gibi yapma ve kendiliğindenlik (spontanite) ilkesine dayanan canlandırmalarla hedeflenen düşünceyi geliştirebilmelerini ve bir sonuca bağlamalarını sağlamaktır. Bir seyircisi yoktur. Daha doğrusu bir iç seyircisi vardır. Bu da kendi kendini gözlemleyebilme, farkındalık, öz eleştiri gibi mekanizmaların çalışmaya başlamasını sağlar. Zaten yapı olarak yaratıcı drama çalışmaları demokratik bir ortama sahiptir. Katılımcılar çember formunda buluşurlar. Eğitimci-lider de denebilir- katılımcılarla aynı çemberdedir ve onları bilgisiyle ezen bir tavıra sahip değildir. Onun varlığındaki amaç bir bilgiyi ya da davranışı öğretmek değildir. O bahsi geçen tekniklerle bu yapıyı kurar ve bu yapı içinde katılımcıların yollarını bulmalarına rehberlik eder. Hepsi bu. Öğrenme katılımcıların kendi yaşam deneyimleri sayesinde oluşturdukları kurgusal dünyada, kendiliğinden gerçekleşecektir.


Kimler Yaratıcı Drama eğitimi verebilir veya kimler bu eğitimi alabilir?


Aslında herkes hem eğitimci hem de katılımcı olabilir. Katılımcı olmak için zaten bir ön koşula sahip olmanız gerekmiyor. Başvurduğunuz atölyenin konusu, üst başlığı ve katılımcı kitlesi size yönelikse katılabilirsiniz. Bir tiyatro eğitiminden geçmiş olmanız veya daha önce yaratıcı drama çalışmalarına katılmış olmanız gerekmiyor. Eğitmen olmak içinse elbette uzun soluklu bir süreç sizi bekliyor. Ben eğitimimi Çağdaş Drama Derneği’nde aldım ve oradaki eğitimen eğitiminin nasıl gerçekleştiğinden söz edebilirim ancak. Bu dernek 1990 yılında İnci San, Tamer Levent ve bu alanda öncü başka birçok isim tarafından kuruldu. Şu an Türkiye'de uluslararası seminerler ve konferanslar düzenleyen ve süreli bir yayın çıkartan önemli bir kuruluş. Eğitmen olmak için beş aşamalı bir eğitimden geçmeniz ve bir proje teslim etmeniz gerekiyor. Ama tabii bu süreci tamamlamış olmak yine de yeterli değil. Eğitmenlerin sürekli olarak bir tiyatrocu disipliniyle kendilerini geliştirmeleri ve pedagojik alanda kendilerini yetiştirmeleri gerekiyor.


Peki Vega Sanat’ta Yaratıcı Drama alanında ne gibi eğitimler var?


Biz şu an iki gruba eğitim veriyoruz. Biri 5-6 yaş, diğeri de 7-9 yaş grubu. Haftanın bir günü, birer saat çocuklarla çalışıyoruz. Bu çalışmalar ile katılımcıların başkalarına ve kendine saygı, birlikte üretme, birlikte çözüm bulma gibi kimi demokratik ve ahlaki değerlerle ilgili farkındalık kazanmaları niyetindeyiz. Bunun dışında önümüzdeki aylarda yetişkinlere yönelik hem yaratıcı dramanın ne olduğunu kavramak hem de bir araya geldiğimiz yeni mecralar yaratabilmek adına konulu atölyeler üretmeyi hedefliyoruz. Bu konuda önerebileceğim kaynaklardan biri, Eğitimde Yaratıcı Drama, Ömer Adıgüzel, Pegem Akademi.


Bize vakit ayırdığınız için teşekkürler...

Biz teşekkür ederiz.



Geçtiğimiz ay Bahçeşehir Üniversitesi tarafından düzenlenen KısaKes Film Festivalinin Lisevizyon ayağı önemli workshoplar ve ödül töreninin ardından sona erdi. Bu yıl 7. kez organize edilen yarışmanın, yapılmaya başlandığı günden bu yana ana mottosu ise “gençlerin işaretledikleri şıklar yerine hayal güçlerini yarıştırması” fikriydi. Bu sebeple; yarışmada herhangi bir para ödülü bulunmamakta ve kazananlar eğitim burslarıyla ödüllendirilmektedir.


Yarışmaya bu sene katılım yoğundu. Ön elemenin ardından 11 film finale kalmayı başararak Bahçeşehir Üniversitesi'ndeki çeşitli eğitim bursları için jüri karşısında ter döktü. Jüride ise; Ali Taner Baltacı, Aslı Öymen, Yrd. Doç. Dr. Tolga Hepdinçler, Birce Akalay ve Furkan Andıç vardı.


Festivale damgasını vuran ekip ise İzmir’de çalışmalarına devam eden Vega Film Akademisi oldu. Finalde; Bana Bak Kahraman (Yön: Zeynep Serra Güneş), Suret (Yön: İhsan Özalp), Sonrası (Yön: Mehmet Fatih Ergin) filmleriyle yarışan ekip bir de ödülle döndü. “Bana Bak Kahraman” filmindeki rölüyle Arif Soykan’ın En İyi Oyuncu Ödülünü almasını ve bu üç filmin yapılışına dair kısa izlenimleri Vega Film Akademisi Kurucusu ve aynı zamanda direktörü olan Rıdvan A. Can’la konuştuk.


Rıdvan A. CAN

Vega Film Akademi



Öncelikle tebrikler... Oldukça güzel bir ekip kurmuşsunuz. Bu ekip ne zamandan beri birlikte?


Çok sağolun. Ben yaklaşık beş yıldır sanatsal eğitim alanında çeşitli branşlarda atölyeler düzenliyorum. Bunlardan benim için, en önemlisi ise film atölyesidir. Film atölyesi, üç yıl önce başka bir atölye çatısı altında bir araya gelen ve genelde lise çağından gençlerin talep ederek açtırdığı sürekliliği en uzun atölyemdir.

Geçtiğimiz Ağustos ayında, Vega Film Akademi çatısı altında toplanan ekip çok uzun zamandır bir arada olan samimi ve sıcak bir ekip. Yalnız bu, sadece lise çağından gençlerin katıldığı bir atölye değil elbette. Yaş aralığımız epey bir geniş.


Film Akademinin içeriğini neler oluşturuyor?


Bu akademide; oyunculuk, senaryo, görüntü ve kurgu atölyeleriyle birlikte en çok önemsediğimiz uygulamalı yönetmenlik atölyesi mevcut. Bu disiplinlere dair önemli eğitmenlerimiz ve alanında başarılı yönlendiricilerimiz olduğu gibi profesyonel meslek hayatından kimseler de var. Mesela hayatının büyük kısmını tiyatro sahnelerinde geçirmiş, birçok filmde rol almış ve ciddi bir sinema geçmişi olan Sencar Sağdıç bizlerle. Bu durum daha genç yaştaki sanatçı adaylarını ister istemez ateşliyor. Çünkü birlikte yapılan projeler; profesyonel bakışla, heyecanlı ama amatör olan bakışı bir araya getirip harmanlıyor. Ayrıca burada eğitim alan tüm arkadaşlar profesyonel sinema hayatına geçişlerini kolaylaştırabilecek derecede bir süreçten geçiyorlar. Hem eğitmenler, hem de akademinin kendi olanakları; sinemaya tutkusu olan herkesi yönlendiriyor. Ve onları, hayatını sinemayla kazanmaya teşvik ediyor.


Ekipte dışarıdan birileri var mı?


Hayır. Ekip, akademide eğitimine devam eden sanatçı adaylarından oluşmaktadır. En yenisi; dört aylık… Mesela finalist olan ekip; yönetmeni, oyuncusu ve kamera arkasıyla, tamamı atölyede yer alan öğrencilerimizdi. Bir de şöyle bir durum da oluyor tabi; bir kişi birden fazla filmde görev alabiliyor. Hem farklı hikayelerin nasıl işlenildiğini öğreniyorlar hem de dayanışma fikrini direkt olarak sahada uyguluyorlar.


Kısakes Lisevizyon'dan bahsedebilir miyiz biraz?


Tabii... Aslında çok uzun şeyler söylemek geçiyor içimden. Bizim için güzel bir başarı… Üç filmle girebildik. Girebildik diyorum çünkü bir öğrencimiz de maalesef YGS yüzünden filmini çekemedi. Biraz çalışması gerekiyordu.

Orada öyle bir organizasyonun olması açıkçası bizi çok mutlu etti. Hele de benim gibi sınavla üniversiteye girerek sinema okuyan biri için bu heyecan apayrı bir noktaya ulaşmıştı. Zira Bahçeşehir Üniversitesi, kazananlara muhtelif oranlarda burs sağlıyordu. Bu ödüllerin en önemlilerinden biri olan “En İyi Oyuncu Ödülü”nü almak da ayrıca gurur verici oldu.


Ekibin şu anda ne gibi projeleri var?


Şu an çekilen bu filmlerin diğer liselerarası festivallere de ulaşmasını sağlayacağız. Onun dışında akademinin en önemli projelerinden biri için hazırlıklar devam ediyor. Temmuz ayında akademi öğrencilerinin bazılarının da stajyer olarak görev alacağı bir kısa film çekiyoruz. Geçen sene katıldığımız Uluslararası bir film festivalinden sağlanan fonla oluşturacağız filmimizi. Göç temalı filmlerin desteklendiği Pitching Platformu'nda yapımına uygun bulunarak, prodüksiyon ve post-prodüksiyon aşamalarında desteklenen film için çalışmalar son sürat devam ediyor.

Bir de oyunculuk atölyesinin projeleri var. önümüzdeki seneye ciddi ve disiplinli bir ekiple oyun sahnelemeye başlıyoruz. Tabii daha bir sürü projemiz var aslında. Ancak bunlar şu an için en önemlileri...


Vega Film Akademisine teşekkür ediyor, başarılarınızın devamını diliyoruz.


Bizler de Ege Life ailesine teşekkür ediyoruz.