Güncel Haberler:

Yöresel Bakkal

09.02.2016


Tereci Gıda, konseptiyle ve çeşit zenginliğiyle ziyaretçilerine yöresel ve keyifli bir kahvaltı imkanı sunuyor...


Güleryüzlü hizmet, kalite ve sağlıklı ürüne önem veren Tereci gıda “Müşterimiz burada kahvaltı etsin yediği ürünü beğeniyorsa satın alabilsin” fikriyle yola çıkmış. Ürün çeşitliliği ile dikkat çeken Tereci Gıda’nın sahibi Mehmet Tereci gıda sektörünü ve Tereci Gıda’yı anlattı.



Mehmet Tereci Kimdir?
Diyarbakırlıyım, ticaretle uğraşıyorum ve Tereci Gıda Mavişehir mağazasından sorumluyum. 1979’da İzmir’e geldik. Dedemiz de Diyarbakır’da toptan gıda işi yapıyordu. 1979’dan 2007 yılına kadar toptan gıda işini yaptık. 2004 yılında ilk Alaybey mağazamızı açtık. Bizim küçük işletmecilerin güzel ve yöresel ürünlerini bir yerde toplama gibi bir hayalimiz vardı. Bunun içinde peynir, zeytin, bakliyat, çerez gibi ürünler vardı. Biz bunları bir mağazada toplayıp satmayı düşünüyorduk. Alaybey şubesi açıldıktan sonra baktık biz bu işi başarıyoruz. 2005 yılında ikinci mağazamızı, iki sene sonra Bostanlı’da üçüncü mağazamızı kurduk ve toptancılığı bırakma kararı aldık. Daha sonraki süreçte 2010 yılında Mavişehir, 2011 yılında da Yeni Girne mağazamızı kurduk. Beş mağazayla yolumuza devam ediyoruz. Beş mağazamızın içerisinde Mavişehir mağazamız aynı zamanda yöresel kahvaltı imkanı sunuyor. Farklı bir kahvaltı tarzımız var. Müşteri dolabın önüne geliyor hangi peyniri hangi reçeli beğeniyorsa onu seçiyor. Kahvaltıcılıkta bir farklılık yaratmak istedik. Zaten 2004 yılında satışla ilgili ilk mağazamızı da farklı bir dizayn ile farklı ürünlerle açmıştık. Şu anda da mağazamızda toplamda bir iki tane markalı ürün vardır, geriye kalan 1500 çeşit ürünün hepsi yöresel ürünler. Kendimiz gidip beğendiğimiz ürünleri topluyoruz ve beş mağazamızda bunları satıyoruz. İşin alması, getirmesi, tezgaha koyması zor. Çünkü karşınızda büyük bir firma yok, o yüzden Mardin bulgurunu gidip Mardin’den, örgü peynirini gidip Diyarbakır’dan almak zorundasınız. Beşinci ve sekizinci aylarda üç ay boyunca geziyoruz. 7-8 senedir bu işi yaptığımız için malı nereden alacağımız belli. Bazı zamanlar bu sene bir yerin malı iyi değilse başka bir yerden malı tedarik ediyoruz. Ürünlerimizin hepsi yöreseldir.


Yöresel Bakkal sıfatı nereden geliyor?
Biz bir AVM değiliz. İnsanların AVM’lerde biraz daha robotlaşmış dönemdeyken biz tam tersini Bakkal ismini vurgulamak istedik. Bizim mağazaya müşterimiz geldiği zaman elemanımız hoşgeldiniz der, çay ısmarlar, ürünlerin tadına baktırır. Eskiden mahalledeki bakkallar beyaz önlüklerini giyip mahallenin muhtarı gibi olurdu. Biz de biraz daha bunu vurgulayalım, eski bakkallık zihniyetini bulunduğumuz yerde yaşatalım. Bu mahallenin muhtarı gibi, gelip gidenin bir şeyler emanet ettiği, bir şeyler paylaştığı bir yer olmak istedik o yüzden bakkal ismini koyduk.


Kendi yarattığınız ürünlerden bahsedebilir misiniz?
Bes sucuğumuz var kendimize ait. Biz onu Tokat’ta bir işletmeye yaptırıyoruz. Hayvanı kendimiz kestirip, baharatını kendimiz verip, soğuk havada işleme geçmeden doğal kurutuyoruz. Onun haricinde sarmamız, mezelerimiz, içli köftemiz var. Genelde dışarıdan aldığımız doğal ve yöresel ürünler var. Sarmayı kendimiz yapıyoruz ve iddialıyız. Günde 150 kilo gibi bir satışımız var. İçine zeytinyağı koyuyoruz çiçek yağı kullanmıyoruz. Yaprağını Tokat’tan getiriyoruz, salçasını özel koyuyoruz, kırık pirinç koymuyoruz. Bunlarda müşterinin beğenisini çekiyor.


Ege Bölgesi’nde çok rastlayamadığımız yöresel ürünleriniz var. Buraya gelen müşterilerinizi en çok ne şaşırtıyor?
Bütün tezgahlarımızda müşterinin ilgisini çekecek ürünlerimiz var. Tereci Gıda bir şarküterici değil ama altmış üç çeşit peynirimiz var. Ama bir şarkütericiden çok çok üstünde bir peynir tezgahımız var. Erzurum’un civil peynirinden Antakya’nın süt peynirine kadar tam altmış üç çeşit peynirimiz var. Aynı şekilde bir bakliyatçı değiliz ama en iyi bakliyatçıdan daha iyi ürün daha çok çeşit var. Çoğu bakliyatçıda siyah mercimek, siyah nohut, Malatya’nın tarhanası bunlar çeşit olarak bulunmuyor. Bizde bugün sadece on dört çeşit bulgur, dokuz çeşit fasulye var. Biz bir zeytinci değiliz ama tezgahımızda yirmi yedi çeşit zeytin var. Kırk beş elli çeşit reçelimiz var. Ceviz reçeli, antep fıstığı reçeli, patlıcan reçeli, Tire’nin ayrı Antalya’nın ayrı karadut reçeli gibi çeşit çeşit reçelimiz var. Bu yüzden müşteri bizi şarküteri, bakliyatçı gibi değil daha çok yöresel ürünlerin olduğu mağaza olarak görüyor.


Bu ürün çeşitliliğini arttırmak için çabalarınız var mı?
Maalesef bu ürün çeşitliliğinin üzerinde çok ürün bulamıyoruz. Artık küçük işletme kalmadı. Eğer bulursak bu ürünleri de numune olarak alıyoruz. Önce müşterinin beğenisine sunuyoruz. Müşterilerimiz bize geri dönüş yapıyor. Ürün müşterinin ilgisini çekmiyorsa, tadı uymuyorsa getirmeye devam etmiyoruz. Şu anki altmış üç çeşit peynir müşteri tarafından beğenilen ürünler. Belki elli çeşit daha peynir vardır ama müşterinin ilgisini çekmiyor. Mağazalarımızın metrekaresi belli bunun üzerinde zaten ürün getiremiyoruz. Birkaç tane ilginç ürün olursa getirebiliriz tabi.


Şube sayınızı arttırmayı düşünüyor musunuz?
Yeni şube açmayı düşünmüyoruz. Bizim işimiz Mardin’in telkari işi gibi çok hassastır. Bu işi şubeleştirelim dersek iğne oyasını kaybetmiş oluruz. Çünkü ürünü her zaman bulamıyoruz. Ancak beş mağazamıza yetecek kadar ürün tedarik edebiliyoruz. Eğer şubeleşirsek ürünün kalitesinden çalmış oluruz. Yılın on iki ayı tereyağı var ama yılın üçüncü ve beşinci ayında çıkan tereyağı daha kaliteli. Bu sefer mağazalara farklı farklı ürünler koymak zorunda kalacağız. Bu da işimizi geriye götürür. Hatta franchising isteyenler de var. Ama ürünü beş mağazaya göre tedarik edebildiğimiz için beş mağazada kalmayı düşünüyoruz.


Ürün bulma süreciniz nasıl işliyor?
Örneğin peynir ilgili koyun sütünün belirli bir dönemi var. Dördüncü beşinci ay gibi başlıyor yedinci aya kadar devam ediyor. Bu dönemde koyunun iyi süt verdiği dönemi yakalayıp o partiden alırsak o iyi bir maldır. Yedinci aydan sonra koyun sütü bitiyor keçi sütü başlıyor. Yedinci aydan dokuzuncu aya kadar keçi peyniri almak zorundasınız. Bir de peynirin sertliği, miktarını, içerisine ne gireceğini mandıralarla konuşup alıyoruz. Bu peynirleri yaptırıyoruz ama biz de tezgah değişmiyor. Yılda bir sefer tezgah değişiyor. Yedinci ayda koyun peyniri alırız bir yıl bekletildikten sonra tezgaha girer. Bu peynirin de daha önceki aldığımız peynirle süt oranı ve sertliği aynı olur. Yedi sekiz senedir kimin ürünü iyi yaptığını biliyoruz. Bir reçel yaptırırken çilek reçelini %65 tane oranıyla yapılmasını ve içinde glikoz olmamasını istiyoruz. Yılda yirmi ton çilek reçeli istiyoruz oranı bu olması lazım diye belirtiyoruz. Bakliyat konusunda ise o sene topraktan ne çıktıysa onu alıyoruz. Bazen bir ürün iyi çıkmayabiliyor. O zaman almıyoruz.


Sloganınız “Kendi çocuğumuza yedirmediğimiz ürünü satmıyoruz” bu sloganı biraz açar mısınız?
Zararlı hiçbir madde satmıyoruz. Mağazamızda sigara, kola, margarin, çiçek yağı yok. Mağazalarımız tamamen sağlıklı ürünlerle dolu. Bizim baklavamızın içinde mısır şurubu, glikoz koymuyoruz. Bakliyatlarımız da ilaç kullanılmıyor. Peynirlerimiz şırdan mayasıyla yapılıyor. Mağazalarımızda bunları yaparken satacağımız ürünler de sağlıklı olması gerektiğini düşünüyoruz. Bizimde sloganımız “Kendi çocuğumuza yedirmediğimiz hiçbir ürünü satmıyoruz.” Gerçekten mağazamızda zararlı hiçbir şey yok. Örneğin maraş tarhanası var cips gibi yenebilir. Çocuklara cips dediğimiz zaman yiyorlar tarhana dersek yemiyorlar. İstiyoruz ki cips yiyeceğine tarhana yesin.


Kahvaltı salonuyla yöresel ürünleri birleştirme fikri nasıl doğdu?
Hayalimizde sattığımız ürünlerle müşterimizin kahvaltı edebilmesi fikri vardı. Müşterimiz burada kahvaltı etsin yediği ürünü beğeniyorsa satın alabilsin istediğimiz için bu fikir oluştu.


Bütün mağazaların başında siz mi duruyorsunuz?
Biz bütün mağazalarımızda açılışından kapanışına kadar, ürünün tezgahta duruşuna kadar her şeyiyle kendimiz ilgileniyoruz. Sabah geldiğimizde ürünün açılışından müşteriye gidesiye kadar biz işin başındayız. Malı koyduk müşteri geldi aldı gibi bir düşünce bizde yok. Bu iş bizim tutkumuz. İşimiz hayat bizim. Bu iş zor bir iş. Biz daha çok kazanabilmek için kalitemizi bozmadık. Açtığımız zaman ne ürün verdiysek şu an aynı ürünü veriyoruz. Ayrıca müşterilerimizle iyi ilişkiler kurduk. Müşterimiz geldiği zaman “Hoş geldin, nasılsın, sana bir kahve ısmarlıyalım, sarmamızın bir tadına bak, beğenirsen al beğenmezsen alma” dedik. Bunun da artısını gördük.


Ürünlerde depolama, bekletme nasıl oluyor?
Kuru gıda için bizim kendi depomuz var. Stok yapmıyoruz ayda ne kadar ürün satacaksak o kadar alıyoruz. Devamlı araçlarla getiriyoruz. Peyniri soğuk hava depolarında bekletiyoruz. Kendi soğuk hava depolarımız yetmediği zaman kiralama işine gidiyoruz. Zeytini ise üretici de bekletiyoruz. Sipariş verdikçe gönderttiriyoruz. Reçeli on beş günde bir sevkiyat yaptırıyoruz.